PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Unutulmayan Türkülerimizin Hikayeleri ----AR$IV-----



suzim
14-12-2009, 23:29
Unutulmayan Türkülerimizin Hikayeleri ----AR$IV-----




Sepetçioğlu


Sepetçioğlu bir ananın kuzusu
Hiç gitmiyor kollarımın sızısı
Böyleyimiş alnımızın yazısı
Yassıl dağlar yassıl aman
Osman Efem geliyor vay vay!
Osman Efe de Osman Efe ha!.. Halkın gönlünde umut yüreğinde sevgi. Zalimler halk düşmanları derseniz köşe bucak peşinde Osman Efe’nin. Yüreklerinde bir korku ki uykuları bölünüyor geceleri. Derebeyi’nin dilinde Osman Efe’nin adı “Şu Sepetçioğlu denen eşkiyayı yakalayanı altınlara boğarım. Ölüsünühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ya da dirisini getirene bağlar bahçeler vereceğim” diyor. Neden ki derseniz diyelim. Sepetçioğlu Osman Efe mert. Bileğine güçlü yüreğine sağlam.
Kastamonu’nun Araç ilçesinin Yukarı Avşar köyünden. Babasının bir karış toprağı yok. Köylük yerde topraksızlık kötü. El eline muhtaç eder topraksızlık. Muhtaç eder ki gündelik işler karın doyurmaz. Eli görür cebi görmez insanın. Osman’ın babası da öyle. N’apsın? Ek bir gelir gerek. Sepet yapıp satıyor. Hani çok bir şey kazanmıyor ama geçinip gidiyorlar. Babasının ölümünden sonra Osman güç durumlara düşüyor. Geçim sıkıntısı çekiyor. Köyü terketmek zorunda kalıyor sonunda. Varıp Kastamonu’ya yerleşiyor. Baba mesleği sepetçiliği de iş ediniyor kendisine. Zaten bir anasıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir kendi. Geçinip gidiyorlar. Kollu sepethttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ekmek selesi küfe çeşit çeşit. Küçüklü büyüklü. Günde birkaç tane yapıp satıyor. Bir de şu var ki devir çok eski. Anadolu beylerin elinde. Her beylik kendi bölgesinde yaşayanlardan sorumlu. Yani kihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif onların kazancını beylikler vergiliyor. Beyin emrinde sipahiler. Köy köy; kent kent dolaşıp kazançlarının bir kısmını topluyor. Ama öyle bir toplayış kihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif düşman başına. Sipahilerin dediği dedikhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çaldığı düdük. Varıyorlar harmanın başına “Bu harmandan elli gülek buğday ayırın aşar olarak” diyorlar. O kadar. çiftçinin eli kolu bağlı. Harmandan elli gülek buğday çıkar mıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çıkmaz mı. Belli değil. Çıkarsa geriye ne kalır. Kışın çoluk çocuk ne yer. Soran yok. Ya gelecek yılın tohumluğu? Sipahiler zalim! Gaddar! Şundan kihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sırtları kalın sipahilerin. İlk güvenceleri “Bey” sipahilerin. Sonra “Beylerbeyi”. Sonra da “Padişah”. Padişah açıyor ağzını “Şunca buğdayhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif şunca arpa. Şunca deve gerekli bana” diyor. O kadar! Emri beylerbeyi alıyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bey’e iletiyor. Bey de sipahilere. Hahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir de “mültezim” denilen gelir toplayıcılar var. Filan köyün tüm gelirini kabala alıyor. Yanihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bey istediği öşrü bildiriyor. Diyelim ki bey köyden yüz çuval pirinç istiyor. Bunu mültezim köylüden topluyor. Ayrıca kendisi için de ek yapıyor buna. Artık insafına kalmış. Ne kadar pay isterse onu da ekleyip varıp köylüye bildiriyor. “Ürününüzden şuncasını öşür olarak istiyorum. Filan yere getirip teslim edeceksiniz.” O kadar! Kim ki istenileni vermedihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ferman padişahtan. İnsaf sipahiden.

suzim
14-12-2009, 23:30
İşte Sepetçioğlu’nun yaşadığı devirhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bu devir. Sepetçioğlu’nun yaşadığı beylik de İsfendiyaroğulları Beyliği. İsfendiyaroğlu Hamza Bey’de din-iman kıt! İnsaf vicdan hak getire! Öşrü artırdıkça artırıyor. Köylü bir deri bir kemik. Umurunda değil beyin. Durmadan daha çok vergi alınması için emir yağdırıyor. Sepetçioğlu o zamanlar daha “efe” değil. Osman diyor herkes! “Sepetçioğlu Osman”.
Günlerden bir günhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dükkanında sepet örüyor Osman. Kapı tekmeyle açılıyor. “Hamza Bey’in emridir. Hafta sonuna kadar yüz tane sepet vereceksin öşür olarak. Ellisi selehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ellisi kulplu olsun”. Tak kapı sipahiler dışarda. Sepetçioğlu almış başını ellerinin arasına. Başlamış hesaplamaya. Günde iki sepet örsehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hafta sonuna kadar oniki sepet yapar. Eldekileri de eklesehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif elli sepeti geçmez. Bunların tümünü verirse neyle geçinecek. Üstelik düğün hazırlığı var. Üçbeş kuruş bir kenara atmak gerek. Varıp anasına açmış durumu. Anası tasalı. “Oğlum sana kötülük yaparlar. Ne yapıp yaphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif istediklerini yerine getir. Baban rahmetli de çok çektiydi. Sepetleri yetiremeyince yollarda çalıştırdılar. Ev yapımında iş verdiler. Sen sen olhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çekin Osmanlı’dan. İstediklerini yetir. Yoksa iyi olmaz”. Olmazı belli. Ya çaresi? Ne yapsın Osman. Varıp komşu sepetçilerden ödünç sepet istese kim verir. Hepsi aynı durumda. Çaresiz Osman. Gözlerinde uykular kaçık. Hafta sonunu iple çekiyor. “Gelsinler. Durumu anlatırım. Nişanlıyım. Yakında düğünüm olacak. Biraz anlayış gösterin bana derim. Bunlar da insan. Canımı alacak değiller ya! Olanı alır giderler” diyor. İyi. Hoş! Ama evdeki Pazar çarşıya uymuyor. Hafta sonu gelip de sipahiler kapıya dayanınca işler karışıyor. “Vay efendim vay! Nişanlıymış da para gerekliymiş. Öküzün yamacına koşul da aklın başına gelsin. Gör bakalımhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yol yapmak mı kolay yoksa sepet mi?” Osman’ın cevap vermesine kalmadan iki kişi yakalamış kollarından. Sürüye sürüye atın terkisine bağlamışlar. Sürmüşler atları doğru Bey’in huzuruna. Daha bir dolu adam bekliyor kapıda. Kiminin üstü başı lime limehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kiminin gözü yaşlı. Osman da girmiş aralarına. Girmiş yahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif alıp veriyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif alıp veriyor. Çok geçmeden Bey görünmüş. Elinde nar çubuğu. Sıradan girmiş. “Demek emirlere karşı durursunuz. Canınız ucuz sizin. Keyfiniz bilir. Alın bunları yol yapımına koşun.” O kadar! Bey buyururhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif beycik vurur. Adamlar sıra sıra dizilir yollara. Osman’ın içi içine sığmıyor. Osman tetikte. Osman yolun kuytusunu kolluyor. Sonra süzülüveriyor karanlıklara. Ver elini Kastamonu. İlkin anasına varıyor. Durumu sergiliyor. “Böyleyken böyle. Canımı zor kurtardım. Bu işin oluru yok. Sizi size bırakıyorum. Ben bu işi Bey’in yanına koymayacağım. Onca zavallı adamın ahını alacağım Bey’den”. Anası ürkekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif “Oğul beyle yarışa çıkılmaz. Kolu uzundur Bey’in. Sağ komaz seni. Kapısında kulu çok. Baş edemezsin” diyorsa da Osman kararlı. “Görsünler el mi yaman Bey mi! Dinsizin hakkından imansız gelir. Yanına koymam bunu. Sen benim baba yadigarı tüfeğimi ver. Nişanlıma da gözkulak ol” deyip atlamış atına. Doğruca nişanlısının evine. Nişanlısı da yürekli kız. Üstelemiyor hiç.

suzim
14-12-2009, 23:31
Osman düşüyor yollara. Varıp Bey’in konağına ulaşıyor. Pusu kuruyor. İsfendiyaroğlu Hamza Bey de at sırtında gezintiye çıkıyor çok geçmeden. Sözün kısası Sepetçioğlu Osman hakkından geliyor Bey’in. Sonda da atını mahmuzlayıp Gülpü Dağına sığınıyor. Gaddar Bey’in ölümünü duyan halk sevinç içinde. Dilden dile anlatıyorlar Sepetçioğlu’nu. Bundan böyle de adınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif “Sepetçioğlu Osman Efe”yapıyorlar. çokluk da Sepetçioğlu deyip kısadan kesiyor.
Bey öldü diye beylik dağılmıyor elbet. Hamza Bey’in oğlu Rüstem Bey alıyor beylik sırasını. Babasından daha gaddar Rüstem Bey. Halkı daha çok eziyor. Bir tek Sepetçioğlu karşı duruyor Rüstem Bey’in buyruklarına. Buyruğa buyrukla karşı koyuyor üstelik. Rüstem Beyhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif öşrün oranını artırınca o da buyrukluyor : “Filan günhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif filan saattehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif falan yere şu kadar baş koyun getirin.” O kadar! Koyunlar gelirse gelir; yoksa Bey’in adamlarından bir kaçı gider. Gidecek adamları da iyi seçiyor Sepetçioğlu. En gaddarlarınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif halka en çok eziyet edenini seçiyor sipahilerin.
Bey’de bir telaş. Atlılar çıkarıyor Gülpü Dağına. Boş. Halk seviniyor. Sepetçioğlu’nun adı dillerde. Herkes elinden gelen yardımı geri komuyor. Aç-susuz bırakmıyor Sepetçioğlu’nu. Bey bakıyor bu işin oluru yok. İşi kurnazlığa döküyor. Sepetçioğlu’nun anasıyla nişanlısını yakalatıp getirtiyor konağına. Sonra da haber salıyor Sepetçioğlu’na : “Ya gelir teslim olurhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ya da anasıyla nişanlısını boğdururum.” Sepetçioğlu durumu öğrenince bir gece baskın yapıyor Rüstem Bey’in konağına. Anasıyla nişanlısını alıp kaçıyor. Kimihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif “Beyin adamlarının arasında Sepetçioğlu’nu tutanlar vardıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif onlar yardım etti” diyor; kimihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif “Sepetçioğlu çatal yürekli. Bir nara atmış ki yerler yerinden oynamış. Kimsenin kılı kıpırdamamış” diyor.
Sözün özühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Sepetçioğluhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif anasıyla nişanlısını da alıp Gülpü Dağına çıkmış yeniden. Adı daha da büyümüş. Halk daha tutar olmuş. Beyin yüreği korkulu. Öşürühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif eziyeti bırakıp bir tek Sepetçioğlu’nun peşine takmış adamlarını. Sepetçioğlu derseniz üç can. Anasıyla nişanlısı da yardımdan çok yük oluyarlar ona. Sipahilerin yaklaşma haberini duyunca yer değiştiriyorlar. Gün oluyor aç-susuzhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif saatlerce yürüyorlar. Anası derseniz yaşlı. Yola dayanamıyor. Teslim olmayı da istemiyor. Biliyor ki Rüstem Bey sağ komaz bu kez. Derken sipahilerin tuzağına düşüyorlar birgün. Sepetçioğluhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif aslanlar gibi döğüşüyor. Nişanlısı da öyle. Ama anası; anası yürüyemiyor gayrı. Vuruşa vuruşa geri çekiliyorlar. Amahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif uzun sürmüyor bu. Sipahiler dağın tepesini dolanıp arkadan sarıyorlar. Daha çok dayanamıyor Sepetçioğlu.
Üçünün ölüsünü şenlikle şehire getiriyor sipahiler. Günlerce yiyip içip keyfediyorlar. Halk geriden geriden izliyor bu şenlikleri. Bir de türkü yakıyorlar Sepetçioğlu için. Alıp Sepetçioğlu’nun tüm yiğitliğini koyuyorlar bu türküye…

suzim
14-12-2009, 23:31
Yaslan Sepetçioğlu yaslanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Laleli çimenli dağlara yaslanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Analar doğurmaz sen gibi aslanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Yassıl dağlar yassılhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Osman Efem geliyor aman!
Yassılsın dağlar ya! Yassılsın ki Osman Efe geçsin. Osman Efe’yi asırlar ötesinden bugüne getirmek olanaksız elbette. Ama türküsü var ya!




SEPETÇİOĞLU
Sepetçioğlu bin ananın kuzusuhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Hiç gitmiyor kollarımın sızısıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Böyle imiş alnımızın yazısıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Yassıl dağlar Osman Efem geliyor.
Yaslan Sepetçioğlu yaslanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Laleli çimenli dağlara yaslanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Analar doğurmaz sen gibi aslanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Yassıl dağlarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Osman Efem geliyor aman!
Kalk gidelim kışla önü aşağıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Salıvermiş ince belden kuşağıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Yaman olur Kastamonu uşağıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Yassıl dağlarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Osman Efem geliyor aman!

suzim
14-12-2009, 23:32
Sazalcadan Çıktım (Halime)

Sazalca yıllar önce Türklerle Rumların birlikte yaşadığı bir köydü. Denegide’ de (Yeşilburç) Hakkı adında değirmencilikle uğraşan yiğit bir Türk oturuyordu. Hakkı her gün değirmene gidip gelirken gördüğü Despina adlı bir Rum kızına aşık olur ve birbirlerini çok severler. Fakat din ayrılığı iki aşık için büyük bir sorun olur ve Hakkı ile Despina kaçmaya karar verirler. Bu durumu duyan Rum gençleri Hakkı’ yı dövmek için plan yaparlar. Hakkı’nın yanında çalışan Rum genci bu planı duyar ve Hakkı’yı haberdar etmek ister ama geç kalmıştır. Tam bu sırada 5http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif6 Rum genci değirmenden içeri girer ve Hakkı’ yı dövmeye başlarlar. Hakkı bir yolunu bulur ve değirmenden kaçarak Despina’ nın yanına gider. Hakkı Despina’yı da alarak Bor’da ki halasının evinde saklanırlar.
O devirlerde Rumlar çok şımarıkhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifsarayda ve Niğde meclisinde sözleri geçen bir topluluktur. Rumlar Hakkı’ ya çok kızmışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifonun yakalanması ve cezalandırılması için var güçlerini ortaya koymuşlardı. Sonuçta iki aşık saklandıkları yerde yakalanır ve Hakkı hapse atılır. Zamanın güçlü ağaları Hakkı’yı hapisten kurtarır ve aşıklar tekrar gizli gizli buluşmaya başlarlar. Hakkı’nın arkadaşları bu işe çare bulmak için Adana’ya giderek hükümet adamları ve zamanın Kadısı ile görüşüp onları ikna ederler. Hakkı bu görüşmelerden cesaret alarak Despina’ yı bu defa Adana’ya kaçırır ve orada nikahları kıyılır. Rumlar bu olaya çok kızarlar ama artık yapacakları bir şey kalmamıştır.

suzim
14-12-2009, 23:33
Dün Gece Yar Hanesinde

Erzurum'da yaşanmış bir aşk hikayesidir bu türkünün hikayesi. Genç delikanlı sevdalanır bir güzel kıza. Önünde ardında dolanır durur. Fakat kız yüz vermez delikanlıya. O yanıp tutuştukça uzaklaşır ondan. Günlerden bir gün kızın evinde düğün mü vardır davet mi orası karanlık bütün yöre halkı davetlidir. Sevdalı delikanlı da koşar gider davet evine. FFakat eş dost hısım akraba öyle doldurmuşlardır ki kızın evini delikanlı yabancıdır ya hepten dışlanmış hisseder kendini. Ama evden çıkamazhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ayrılamazhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sevdiği kızın bir görünüp bir kaybolmasını izlemek bile yeter ona.O gece yemekler yenir delikanlının eli varmaz kaşığahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif döşekler serilir delikanlı yanaşamaz bir döşeğe .. Avluda çıplak ağacın altına serer hasırı.. O gece bir yağmur bastırır ama aşık genç aldırmaz yağmura.. Bütün gece gözleri sevdiceğinin penceresinde..Ertesi sabah konuklar dağılır..Aşık gencin ağzında bu türkü vardır kapıdan çıkıp yollara düşerken..

Amman amman
Dün gece yar hanesinde
Yastığım bir taş idi
Altım çamur üstüm yağmur
Yine gönlüm hoş idi

Amman amman amman
Amman amman amman
Ben yandım seni bilmem

Amman amman amman
Amman amman amman

Bir dağ ne kadar yüce olsa
Dağ kenarı yol olur
Buna bayram gün derler
Dostla düşman bir olur

Amman amman amman
Amman amman amman
Ben yandım seni bilmem

suzim
14-12-2009, 23:34
Kara Camısları Vurdum Bayıra


Derler ki iki camış öylesine vurur ki birbirine aralarına bir tonluk kaya parçası koysanızhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kül ufak olur dağılır.


Camışlar her zaman sahiplerinin isteğiyle dövüşmezler. Gün olur bir ağızlık yiyecek; gün olur bir yatımlık su birikintisi ya da dişi bir camış boynuz boynuza getirir iki erkek camışı. Türkümüze öykü olan olay da böyle olmuş.



Siz deyin Ahmet biz diyelim Mehmet. Adı önemli değil. İşi çobanlık. Sabahın erinde köy meydanına getirilen sığırları toparlar katar önüne. İnek öküz camış. Ne sürerse köylü alana alır götürür meraya. Dağ bayır ova çayır dolaştırır durur.


Öğle olup kızgın güneş tepeden vuruncahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif katar önüne suya indirir sığırları. En son kara camışlar girer suya. Ağır hayvanlardır camışlar. Olur olmaz koşmazlar. Bir de koşarlarsahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ardından at salsa insan kavuşamaz. Neysehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dememiz o değil; en son suya girerler camışlar yahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif suyun en derin yerini seçip yatarlar içine. Çobanın su kenarına gelip de "deh" lemesini duyana kadar uzanırlar suda Ne zaman ki çoban su kıyısıa gelip ıslığını çalmaya başlar ağır ağır yekinirler yattıkları sudan. Yekinirler ki camış demeye bin tanık gerek. Birer kuzu gibidirler ; çobanın önünde. Çobanın isteği onlar için buyruktur. "De ha! Yürüyün!" Yürürler. "Yaylıma geçin!" geçerler. İri kalın dudaklarını sürüyüp geçerler çayırları. Sözün özühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çobanla camışlar arasında hiç bozulmayan bir anlaşma vardır sanki.




Çoban dersenizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dal gibi. Yakışıklı bir genç. Kimi kimsesi de yok çobanın. Biriktirdiği üçbeş kuruşlahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir göz ev yapmış köyün dışında. Ha! Bir de nişanlısıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif var çobanın. Köylü bir olup dengince birine nişanlamış. Boyu boyuncahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif huyu huyunca nişanlısının. Bir de düğünü yapıphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif muratlarına erseler; çok bir dileği yok çobanın. Üç günlük ömürde daha ne gerek. Gerisi kendiliğinden olur. Çoluk çocuğa karışırlar zamanla. Kimbilir belki bir çift camışları olur zamanla. Sütünü peynirini satarlar. Daha bir rahat olurlar. Camışlar birken iki olur; iki iken üç. Neden olmasınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif herkesin nasıl oluyor.



Sürüyü önüne katıphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dağhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bayır dolaşırken bunları düşler çoban. Düğün de gelip dayanmıştır zaten. Bir elbise kestirmek gerek. Ele güne karşı ayıp olur yoksa. Hiç yeni elbisesi olmamıştır zaten. Şöyle lacivert bir takım! Kumaş olması şart değil. Siyah da olsa olur. Yeter ki yeni olsun. "Güveyinin elbisesi eski" demesinler. Postalları da yenilese iyi olur. Hoş postallar göze batmaz pek. İlla ki lacivert elbise! Postalları boyatsa da olur.

suzim
14-12-2009, 23:35
Ve gelir düğün günü. Bir yanda davul zurnahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir yanda saz söz. Herkes seviphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yardım ediyor çobana. Kimisi davul tutmuşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kimisi düğün aşını yapıyor. Kimi dehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir tokluyu boynuzundan çekip bağlamış çobanın evinin önüne. Köylü bir can gibi olmuş çobanın düğününde. Herkes düğünün sahibi; herkes düğünün çağrılısı. Kimi halay çekiyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kimi su dağıtıyor. Kimi de yer sofralarına çeki düzen veriyor. Güveyi derseniz çok mutlu. İçi içine sığmıyor. Nişanlısına kavuşacak bir yandan; köylünün dayanışmasıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yardımı kıvandırıyor bir yandan. Ha! Sığırları sabahın erinde vurmuş bayıra. Yayılıp duruyorlar. Başlarında da bir çocuk var. Bugünlük bakıyor. Yarından sonra geçecek yeniden sürünün başına. Bir yandan lacivert elbisesine bakıyor sık sık; öte yandan sığırları düşünüyor. "Allah vere bir aksilik olmasa. Elin ekinine giriphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ziyan vermese hayvanlar. Vuruşup birbirini yaralamasa camışlar" diye geçiriyor içinden. Davullar da hızlı hızlı vuruyor bir yandan. Akşam yakın. Gelinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif neredeyse getirilecek. Kız evindenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kızı almaya gitmiş kalabalık. Güveyin yanında yalnızca iki sağdıcı var. Uzaktan sürüyü teslim ettiği çocuk görünür. Nefes nefesedir. "Seyfettin emmilerin camışıylahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Sabri eminin camışı birbirine girdi. Kıran kırana düvüşüyorlar" der. Güvey ne yapacağını şaşırır. Ohttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sağdıçlara bakar; sağdıçlar ona. Gelin geldi gelecek. Davulun sesi yaklaşıyor. sabri eminin camış gelir gözünün önüne. Elinde büyümüştür. Malaklığını bilir. Ya ötekihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kıyamazsın bakmaya. Birinden biri yıkılacak alana. Davulu dahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gelini de unutur bir anda. Bir koşu tutar yolu. Dövüş alanına ulaşır. Sağdıçlar da peşinde. Girer kavga eden camışların arasına. Camışlar dövüşe dövüşe bayırdan aşağı inmişlerdir. Çayıra ulaşıphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ikisi iki yana çekilmiştir. Yani dövüşün tam ölüm kalım anıdır. İki camış birbirinden yüz metre kadar uzaklıktahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ayaklarıyla otları kazıyor. Burunlarından alev fışkırıyor sanki.

suzim
14-12-2009, 23:35
Çoban iki camışın ortasına geçer. Her zaman yaptığı gibi kollarını açar iki yana. Açar yahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bu çoban eski çoban değil ki! Partal giysilerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yerini lacivert elbiseye bırakmıştır. Hergünkü giysiler nerdehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif lacivert elbise nerde? Bu giysilerle değil camışlarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kırk yıllık arkadaşı görse tanıyamaz çobanı.



Camışlar iyice eşinip kızdıktan sonrahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hızla koşmaya başlarlar. Öyle bir hızlanırlar ki he hey! Çoban ortalarında. Kenardan durumu seyreden sağdıçlar heyecanlı. Camışlar vardı varacak. Hiçbir durma belirtisi yok. Hızları artıyor üstelik. Çoban kendinden emin. Hareketsiz duruyor. Her zamanki gibihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gelip bir metre yakınında duracaktır camışlar. Sonra biri bir tarafa; öteki öbür tarafa. Ama öyle olmuyor bu kez. Çobanın yeni elbisesini tanıyamıyor camışlar. Kokusunu alamıyorlar. Öyle bir vuruşuyorlar kihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif aradaki çobanın kemik sesleri geliyor. Sonra kıpkızıl kana boyanıyor damat elbise.


Haber köye ulaştığındahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gelin indirme havasını çalan davullar susuyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif zurnalar çalmaz oluyor. Ve olay halkımızın yaratıcı diliylehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif "Kara camışları vurdum bayıra" türküsüne dil oluyor.

suzim
14-12-2009, 23:38
Çalın Davulları Çaydan Aşağı



Davullarım çalar çaydan aşağyı
Mezarımı kazın dostlar belden aşağıya
Suyumu da dökün boydan aşağıyıa
Aman ölüm zalim ölüm üç gün are ver
Al başımdan bu sevdayı götür yare ver
Selanik içinde selam okunur
Selanın sedası dostlar cana dokunur
Gümüş kazma ile mezar kazılır
Aman ölüm zalim ölüm üç gün are ver
Al başımdan bu sevdayı götür yare ver
Selanik Selanik ıssız kalasın
Taşına toprağına bre dostlar diken dolasın
Sen de benim gibi yarsız kalasın
Aman ölüm zalim ölüm üç gün are ver
Al başımdan bu sevdayı götür yare ver



ÖYKÜSÜ:
Bir yanda davullar çalar öte yanda mezar kazılır mı hiç? Hangi kentin hangi yörenin töresinde var bu? Böyle bir yöreye böyle bir kente halkımız o güzel türküleri yaratan halkımız ilenmez mi? “Viran olasın ıssız kalasın” demez mi? Der elbette.


Tarihini düşemediğimiz ama 1893-94 yıllarında Rumeli’deki kolera salgını nedeniyle 1800’lü yılların sonu diye varsaydığımız dönemde geçer olay. Halkımızın ilendiği kent de Rumeli’nin incisi Selanik kentidir. O dönemin Selanik’i dillere destan. Şundan ki; Osmanlının hoşgörülü yönetimi altındaki Selanik’te yetmiş iki millet bir arada yaşıyor. İlkin Bizans ve kısa bir dönem de Venedik yönetiminde kalan Selanik daha sonra İkinci Murat döneminde Osmanlı topraklarına katılmış.1912 yılına kadar 500 yıla yakın Osmanlı yönetiminde kalmış. Kolkide ve Olimpos Dağları arasındaki Vardar Vadisi’nin ağzında kurulmuş olan Selanik; deniziyle dağıyla çiçek bahçeleriyle tablo gibi bir kentti o zamanlar. Bu kenti güzelleştiren bir tek doğası değildi elbette. Çarşısında pazarında dükkânındahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif mağazasında kentin toplumsal yapısına uygun bin bir dil konuşulur halk birbirini anlardı. Sevgi saygı Selanik’in simgesi olmuştu. Rum’u Ermeni’si Pomak’ı Arnavut’u Türk’ü kardeş gibi geçinip giderlerdi. Museviler Müslümanlar Hristiyanlar kentin çeşitli yörelerinde özgürce kendi ibadetlerini yapacakları cami kilise havralarını kullanır; kimse kimseyi rahatsız etmezdi. 15’ci yüzyılda Kraliçe İsabella ile Kral Ferdinand döneminde Musevilere “Ya Hristiyan olacaksınız ya da on ay içinde İspanyayı terk edeceksiniz” deniyor. Sultan İkinci Beyazıt İspanyol Musevilerine sahip çıkıyor. Kaptan-ı Derya Hasan Paşayı donanması ile birlikte İspanya’ya gönderiyor. Bir grup Musevi’nin kurtulmasını sağlıyor. Ve onları İstanbul’a getiriyor. Bu gelen gruptan 2000 kadarını da daha sonra Selanik’e gönderiyor. Böylelikle Selanik’in yaşamına yeni bir grup giriyor. Ve ticaret birden bire canlanıyor. Yeni mağazalar bankalar oteller açılıyor. Yollar caddeler limanlar yapılıyor. Musevilerin kent yaşamına kattığı ticari canlılıktan; diğer etnik gruplar da nasibini alıyor. Hamdi Bey Kapancılar gibi Müslüman iş adamları da çeşitli iş kollarında yatırımlar yapıyorlar. Sözün özü Selanik Osmanlının Avrupa’daki merkezi haline geliyor. Bu gelişmeler insanlar arasındaki geleneksel dostluğu hiç bozmuyor. Herkes birbirine saygısını sürdürüyor. Sabahın erinde siga siga kürek çekip balığa çıkan Rum kayıkçılara hep birlikte “Kalipsarya” diyerek bol balık dileniyor; akşam dönüşlerinde meraklı gözlerle kayıkların yüklerini boşaltmaları gözleniyor. Akşamüstü çingene kadınların sattığı renk renk çiçekler kokinolar caddelere apayrı bir güzellik veriyor.
Gelişen ticari yaşama ayak uyduruphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tekstil iş kolunda mağaza açan Müslümanlardan biri de Renda’lı Rüstem Ağa’ydı. Kentin eski merkezinde Şadırvan Mahallesi’nde Hortacı Süleyman Efendi Camii civarında büyük bir kumaş mağazası vardı Rüstem Ağa’nın. Mağazasında dallı güllü basmalar ağır kadifeler Şam işi ipekliler Selanik dokumaları top top dururdu raflarda. Selanik’in o günkü sosyetesi Rüstem Ağa’nın mağazasından giyinirdi. Rumeli kızlarının sırtındaki zarif elbiselerin renk renk feracelerin üç eteklerin kumaşları Rüstem Ağa’nın mağazasından çıkardı. Belindeki Trablus kuşağından sarkan gümüş saat kordonuyla; bir yana eğik fesiyle kara pala bıyıklarıyla yörük esmeri babacan bir adamdı Rüstem Aga. Boş zamanlarını Hortacı Camii’nin önündeki Asmalı Sokak Kahvesi’nde nargilesini fokurdatarak köpüklü kahvesini yudumlayarak geçirirdi. Rüstem Ağa gözü gönlü tok çayı içilir yemeği yenir bir kişiydi. Anlı şanlı konağındahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kumaş mağazasında onlarca insan çalışır ekmek yerdi. Ne kihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Rüstem Ağa’nın da kendince derdi vardı. Şundan kihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dört kız babası olan Rüstem Ağa’ya Allah bir oğlan evlat vermemişhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kendinden sonra mala mülke sahip çıkacakhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif soyunu sürdürecek bir oğlu olmamıştı. Kahvedeki konuşmalar döner dolaşır bu konuya gelir; Rüstem Aga’nın içi burkulurhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif malı mülkü http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif varlığı konağı bir anda sıfıra inerdi gözünde. Olsa ne olmasa nehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ölüp gittikten sonra el eline kalacaktı tümü.
Kızları bir bir evermiş yuvadan uçurmuştu. Bir tek Fitnat kalmıştı evde. Daha on altısındaydı Fitnat. Gözü gibi seviyordu Fitnat’ı Rüstem Ağa. Akşam olup eve geldiğinde babasını kapıda karşılıyan Fitnathttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yüzünde gülücüklerle sarılıyordu boynuna. Elindekileri alıphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sırtındakileri çıkarmasına yardım ediyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif elini ayağını yıkaması için ibrikle su döküyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif havlusunu uzatıyordu babasına. Güzelliği de dilden dile dolaşıphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dünürleri çoğalıyordu Fitnat’ın. Ama babası verimkar değildi kimseye:”Daha çocuk sayılır Fitnat’ım. Feracesini atalı kaç yıl oldu ki” deyip savıyordu gelenleri.

suzim
14-12-2009, 23:40
Günlerden bir gün Selanik yakınlarındaki Mazganlı Köyü’nden Mehmet adlı bir genç alış veriş için Rüstem Ağa’nın mağazasına geldi. Eline aldığı kumaşları yumaklayıpdenetliyor fiyatlarını soruyordu kumaşların. Sonunda elbiselik gömleklik kumaşlardan seçip kuşağından çıkardığı kesesinden ödedi parasını. Rüstem Ağa ilk kez mağazasında gördüğü bu gencin nereli olduğunu ne iş yaptığını sordu. “Mazganlı’danım. Celeplik yapıyorum. Selanik pazarına bir kaç mal getirdik arkadaşlarla . Sattık. Üç beş parça ihtiyacı alıp köye döneceğim. Niyetim burada kalıp bir iş tutmaktı ama zor “ dedi. Gencin bu içten saf anlatımı hoşuna gitti Rüstem Ağa’nın. Kendisinin de hesap kitaptan anlayan alış veriş bilen birine ihtiyacı vardı. “Delikanlı adın ne? Kimin kimsen var mı köyde. Ne tür iş ararsın?” deyince delikanlı:”Adım Memet. Dört erkek kardeşiz. Anam babam da köyde yaşıyor.Hesabahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kitaba aklım erer. Alış-verişten anlarım” deyince içinde kımıl kımıl bir şeyler kaynadı Rüstem Ağa’nın “Benim de böyle bir oğlum olsaydı” diye geçirdi içinden. Sonra da;”Gel çalış bu dükkanda. Ekmeğin aşın yatacak yerin benden. Giysini içeceğin kadar tütünü verir emeğinin de hakkını öderim”. Delikanlı hiç beklemediği bu öneri karşısında alnında biriken terleri mendiliyle silip;”Daha ne isteyim ağam; sen münasip gördüysen biz de layık olmaya çalışırız” diyerek ellerine sarıldı Rüstem Ağa’nın.
Gün o gün; saat o saat işe başladı Memet. Her geçen gün daha da ısındı işine. Rüstem Ağa’nın da günden güne gözüne daha çok girdi. Lep demeden leblebiyi anlıyor; işe kendi işi gibi sarılıyordu Memet. İlkin kumaş toplarını indirip kaldırmakla başladı işe;sonra mağazanın tüm işlerine el attı. Rüstem Ağa ona baktıkça “Ah şu Memet gibi benim de bir oğlum olsa soyumu sopumu sürdürse” diye iç geçiriyordu. Akşam olunca tütün denklerinin arasına serdiği şiltelerin üstünde uyuyan Memet bir tek mağaza işleriyle değilhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gerektiğinde konağın işlerine de koşturuyordu. Mağazaya gelen müşterilere ve çevre esnafa da kendini sevdiren Memet’i Rüstem Ağa zamanlı zamansız eve de yolluyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ya aldığı yemeklikleri gönderiyor; ya da unuttuğu bir şeyi alıp getirmesini istiyordu. İşte bu gidiş gelişlerin birinde olan oldu… Memet’le Fitnat göz göze geldi. Elleri ellerine deydi. Çok geçmeden de kimsenin görmediği bir köşede buluşup fısıldaşır oldular. Memet bir türlü durumu Rüstem Ağa’ya açamıyor içine kapandıkça kapanıyordu. Sonra Fitnat’ın davranışlarındaki değişikliği sezen anası sorguladı kızını. Durumu öğrenince de babasına açtı meseleyi. Rüstem Ağa’nın da zaman zaman aklından geçen Fitnat’ı Memet’le everme işi kendiliğinden gelişince hoşuna gitti. Gülümsemeye başladı. “Öteki kızları nasıl yuvadan uçurduysak Fitnat da bir gün gidecekti. Memet’ten iyisi mi olacak. Efendi çocuk. Eli işe yatkın. Namuslu çocuk. Mal mülk dediğin ne ki. Hepsi geçici. Biz dünyadan el çekecek olsak gözümüz arkada kalmaz” deyince anası haberi Fitnat’a uçurdu.

suzim
14-12-2009, 23:43
Çok geçmeden de Memet işinden izin alarak köyüne gidip ana-babasına açtı durumu. Onların da rızasını alarak üç beş armağan yetirip kentin yolunu tuttular. Rüstem Ağa’nın Hortacı’daki evinin kapısını çaldıklarında Fitnat’ın yüreği duracak gibiydi. Al yanakları biraz daha kızarmış olarak elleri titreyerek açtı konağın kapısını. Konukları anası babası da kapıda karşıladı. Konağın büyük salonuna aldılar. Şuradan buradan konuşup kahvelerini içerken “Allahın emriyle “ diye başladı Memet’in babası. Sonra da “Kısmetse olur. Hele bir de kızımıza danışalmı. Lakin Fitnat bizim evimizin şenliği. Onsuz bu konağın tadı kalmaz. Biz isteriz ki oğlunuz bizimle olsun. Evimizde kalsın. Bize evlat olsun. Kızımız da bizden kopmamış olur” deyince Memet’in babası; niyetimiz sizinle akraba olmak. Memet zaten kent yaşamına alıştı. Kızınızı köye getirip de ne iş tutacak. Bizim zaten üç tane gelinimiz var köyde. Sizin dediğiniz gibi olsun. Yeter ki mutlu olsunlar” deyip söz kestiler. Fitnat kız kapı aralığından konuşulanları dinlerken sevinçten uçuyordu.
Usulen kızlarıyla konuşuphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sonucu bildireceklerini söylediler. Konukları yolcu ettiler. İlkin Fitnat’la konuştu babası. Ne desin Fitnat’cık.”Siz bilirsiniz baba. Siz uygun görürseniz ben de evet derim” diye görüşünü bildirdi. İç güveyi alacakları için fazla beklemeyip düğünü bir an önce yapmaya karar verdiler. Nasıriç’teki çiftlik evlerinde davulları çaldırıp anlı şanlı bir düğün yapacaklardı. Gençler heyecanla o günü beklerkenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Selanik’i kabus gibi bir hastalık kasıp kavurmaya başladı. Kolera dedikleri illethttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir çok canı alıp götürmeye başlamıştı. Kenti karabulutlar gibi sarmıştı kolera. Yalnızca Selanik’i değil; tüm Rumeli’yi sarmıştı. Kimine göre Selanik limanlarındaki yabancı gemilerden bulaşmıştı; kimine göre de Balkanlar’daki savaştan kaçıp Selanik’e sığınan göçmenler taşımıştı kolerayı. Şu…Bu…Tevatür çeşit çeşit. Ama yaşam sürüyor bir yandan.
Çok geçmeden iki aile yeniden bir araya gelip düğün gününü kararlaştırdılar. Üç hafta içinde hazırlıklar tamamlanıp düğün yapılacak gençler baş göz olacaktı. Konu komşudan bazıları varsıl saygın Rüstem Aga’nın kızını yoksul bir gence iç güveysi olarak vermesini hoş karşılamıyordu. Ama Memet’in dürüst ve çalışkan olduğunu bir evlat gibi aileye gireceğini söyleyenler çoğunluktaydı. Artık günleri sayıyorlardı. On beş… On dört… On üç. Ama koleranın sarstığı Selanikte camilerde durmadan sela okunuyor cenazeler ard arda kaldırılıyordu. Kolera olmadık yerlerde olmadık kişilerde uç gösteriyor. İlkin ateş kusma ishal; çok geçmeden de bir yatak bir yorgan çaput gibi halsiz bırakıphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif suyunu emdikten sonra da alıp götürüyordu hastayı. On iki on bir. Ama Fitnat’ın hali hal değil. Hastanede doktor fısıldadı kulağına babasının. “KOLERA”. Dokuzhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sekizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yedihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif üç. Düğüne üç gün kala sizlere ömür! İlkin ateşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kusmahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sonra da kesiksiz ishal ve halsizlik. Amanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yaman doktorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ilaç… Boş! Bir kuş yavrusu gibihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif babasının kollarında can verdi Fitnat. Hortacı Camiinde selası okunurkenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif üç gün sonraki düğüne izin vermeyen ölüme ilenen Memethttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif caminin bir kenarına çekilmişhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir yandan hüngür hüngür ağlıyor; öte yandan kınası yakılmamış geline bu illeti bulaştıran Selanik’e ileniyordu.

suzim
14-12-2009, 23:44
Melik Şerif Düzü Türküsü



Doksan üç muhacirlerinden bir kafile Refahiye’nin (yurtbaşı) köyü yöresine geçiçi bir süre için yer değiştirmiş. Bu kafilenin Şahin isminde zengin iki evli bir ağası varmış. Melikşerif Köyü’nün ağası ise İsak Bey adında biriymiş. İsak Bey’in Ak Hanım ve Zeynep adında iki kızı Şevket Bey adında bir de oğlu varmış. Şamil İsak Bey’in küçük kızı Zeynep’e dünür olur. Üçüncü Hanım olarak Zeynep’le evlenmek ister . Zeynep’i oldukça fazla sevmektedir. Fakat İsak Bey bu işe rıza göstermez. Zeynep de iki evli bir kişinin üçüncü hanımı olmak istemediğini belirtir. İsak Bey’in iki kızı ve hizmetkarlarının hanımları her gün Bulgarı Çayırları Semtinehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif koyunları sağmaya giderler . Bunu bilen Şamil Zeynep’in yolunu bekler kırık atlısı ile Zeynep’i alıp zorla kaçırır. Bu kaçırma esnasında Otuziki örük olan Zeynep’in saçının sekiz örüğü kopar. İsak Bey’e haber gelir elli atlıyla Şamil’in peşine düşer fakat yetişemez . O civarda barınamayacağını anlayan Şamilhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Zeynep’i alarak Bayburt’un Pavnik Köyüne yerleşir.
İsak Bey kızının kendi isteği ile kaçtığını zannettiğinden 7 sene Zeynep ile konuşmaz . 7 sene sonra Zeynep Hanım bir kızı ile beraber babasının elini öpmeye gelir . İsak Bey 6 ay kızı Zeynep Hanım’ı misafir eder . 6 ay sonra http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif 7 katır yükü eşya ve birçok ziynet ile kızını yolcu eder . Zeynep Hanım http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Bayburt’a vardıktan 1 ay sonra kolera hastalığına yakalanır . Babasına haber gelir . Kolera bulaşıcı olduğu için http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif İsak Bey http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif oğlu Şevket’i Bayburt’a göndermek istemez . Fakat http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Şevket
dayanamayarak ablasını görmeye gider . Bayburt’un Pavnik Köyüne vardığında http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Zeynep Hanım defnedilip http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif cenaze alayının geri geldiğini görür . Zeynep Hanım’ın vasiyeti üzerine http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kaçırılırken kopan 8 örük saçı ve kanlı yazması http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kzı ile beraber İsak Bey’e gönderilir . Ancak o zaman İsak Bey kızının zorla kaçırıldığını anlar. Bunun üzerine yöre halkı Zeynep Hanım’a aşağıdaki türküyü yakar :
Melik şerif düzünü
Çiçek almış yüzünü
Gidek gelin getirek
İsak Beyin kızını
Oy yandım yandım gelin
Aç koynun dondum gelin
Küleği alamadım
Koyunu sağamadım
Deli Şamil gelende
Çemberi çalamadım
O niye niye niye
Öldüm yar diye diye
Şamil karakuş oldu
Aldı dereye daldı
Ağlama Zeynep bacı
Çeyizin bana kaldı
…………..
Şamil’in http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ardahan’a yerleştiği rivayet edilmekte ise dehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ardahan işgal altında olabileceğindenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Bayburt’a yerleşmiş olması daha kuvvetli bir ihtimaldir.
Oy yandım yandım gelin
Aç koynun dondum gelin
Görücüler düzüldü
Zeynep hanım süzüldü
Süzülme Zeynep hanım
Atlıların düzüldü
O niye niye niye
Öldüm yar diye diye

suzim
14-12-2009, 23:45
Menteşeli


Halk müziği açısından büyük bir olgunluk örneği olan Menteşeli Türküsü: Kocasını oğlunu ve damadını seferberlik yıllarında Yemen’e gönderen;Fatma ananın yakmış olduğu içli bir ağıttır.
Mengene yöresinde mutlu bir hayatları vardır Menteşeli ailesinin. Bir gün gelir erler seferberlik dolayısıyla askere çağrılır. Fatma ana kocasını oğlunu ve damadını büyük bir yüreklilikle uğurlar. Kendisi kızı ve gelini ve beş altı torunuyla kalakalır.
Bunlara kendisi bakar kendisi yedirir kendisi içirir. O yıl Konya’da büyük bir kış olur ki yıllardır görülmemiş bir kış. Kurtlar şehre üşüşür. Bu zorlu kış pek çok ana baba ve çocuğu kara toprağa çekmiş. Bu dar günlerde Fatma ana büyük bir fedakarlık yapmış. Yememiş yedirmiş. Giymemiş giydirmiş. Günlerden bir günde gidenlerin dönüşünü bile göremeden de bu dünyadan ayrılıp kara toprağın bağrına gitmiş.
MENTEŞELİ
Menteşeli menteşeli
Del oldum derde düşeli
Üç gün oldu yar gideli
Tükenmez derdim yalınızhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifyalınız
Lorostan bir bulut ağdı
Sulu sepken karlarda yağdı
Yolcularım hanlarda kaldı
Kaldım evlerde yalınızhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yalınız.
Derviş olsam giysem hırka
Kimsem yok’ki verse arka
Götürdüler şamdar şarka
Kaldım çöllerde yalınız yalınız.

suzim
14-12-2009, 23:45
Bİr Destan Kahramani: Mİhralİ Bey (1844-1906)



Birkaç Söz
Mihrali Bey’in köyünden (Acıyurt-Sıvas) olmam dolayısıyla çocukluğumhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hep bu yüce kişinin kahramanlıklarını dinlemekle geçti. Halkımızınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif “İkinci Köroğlu” “İkinci Battal Gazi” olarak vasıflandırdığı Mihrali Bey’i inceleyip yazmak fikri de bundan kaynaklanmıştır.
1971 yılından itibaren bu konuda bilgiler toplamaya başladım. Malzemeleri toplarken gördüm ki; Gazi Ahmet Muhtar Paşa’nın Hatırat ve Mehmet Arif Bey’in Başımıza Gelenler’i haricindeki yazılar (Bkz. Bibliyografya 2http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif 5http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif 10http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif 11http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif 13) hep bu eserleri tekrardan ibaret. Duyduklarımın ve bildiklerimin pek çoğu yazılmamıştı. Araştırmalarımı derinleştirdim. Halen sağ olan torunları ve bu sahada derlemeleri bulunan amcam Beşir Sönmez ile irtibata geçtim. Eksik bir kısım kalmaması için on üç yıl bekledim. Saygıdeğer dostum Ali Birinci’nin de teşvikiyle nihayet yazmaya karar verdim.
Mihrali Bey’in hayatı okunduğunda bazı bölümlerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif okuyucularımıza mantıksız gelebilir. Şunu söyleyelim ki; bunların hepsi de hakikattir. Bu yüzdendir kihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif halkımız onu yüceltmiş; bir destan kahramanı olarak görmüş; hakkında sayısız destanlar söylemiştir. Maalesef bunlardan pek azı elimizde mevcuttur. Yayımlanan ve bilinen destanların haricindehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ben de Tokatlı Âşık Püryâni’den üç destan derleyerek manzum parçalar bölümüne ilave ettim.
Mihrali’ye “Mühür Ali” de denmektedir. Buhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif halkımızın yakıştırmasıdır.
Mihrali’nin hayatıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif başlı başına bir film konusudur. Yazımızıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif konu bulmakta güçlük çekenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hatta basit konularla Türk sinemaseverleri rahatsız eden film şirketlerinin de dikkatlerine arz ediyoruz. Dilerizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bu yazıdan haberdar olurlar….
(Sivashttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif 10. 4. 1984)
Yrd. Doç. Dr Doğan KAYA

suzim
14-12-2009, 23:47
MİHRALİ BEY’İN HAYAT HİKÂYESİ
Karapapak-Terekeme Türklerinden olan Mihrali Tiflis vilâyetinin Borçalı sancağına bağlı Darvas Köyü’nde büyümüştür. Babası Memili dedesi ise Allahverdi’dir. Asil bir aileden olan Memili Acem kızı ile evlenir. Ondan Mehmet Ali ikinci hanımından da Mihrali Bey İsa Bey Memmedalı ve Ali Bey doğmuştur. İki de kızı vardır: Huri ve Kezban.
Daha küçük yaşlarda ata binmeye silah kullanmaya başlayan Mihrali kısa boylu etine dolgun kara yağız ve sevimli biridir. Genç yaşlardaki gözü pekliği cesareti mertliği ve çevikliği dillerde söylenir olmuştur.
Mihrali on yedi yaşındayken babasını kaybeder. Ruslar Mihrali ve kardeşlerinin uğraşmaların rağmenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Abdullah Ağa’nın Müslüman mezarlığına gömülmesine izin vermez ve Karapapakların inançlarına adetlerine ters düşen bir usulle kendi mezarlıklarına gömerler.
Civar köylerde bulunan Karapapaklarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Çerkezler Çeçenler Lezgiler Darvas Köyü’ne gelip başsağlığı dilerler.
Mihrali o gece rüyasında babasını görür. Babası hiddetlidir. “Utanmıyor musun? Beni o mezarlığa nasıl gömdürdün? Yazıklar olsun sana! Eğer benim na’şımı bu kafirlerin içinde korsan hakkım haram olsun.” der.
Rüyanın etkisiyle aniden uyanan Mihrali yatağından fırlar. Babasının hayali gözünün önünden hiç gitmez. Kılıcını beline bağlar hançerlerini kuşağının arasına sokar yanına kazma kürek alırhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dışarı çıkar. Vakit gece yarası olduğu için köy halkı derin uykudadır. Mihralihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif doğruca mezarlığa gider.
Kısa boylu olmakla beraberhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çevikliği sayesinde bir hamlede yüksek duvardan atlar. Nöbetçilere görünmeden babasının mezarına gelir. Mezarı kazar ve babasını çıkarır. Bir an önce oradan uzaklaşmak düşüncesiyle babasını omuzlarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif koşar adımlarla mezarlıktan ayrılır. “Dur! Eller yukarı!” sözüyle hareketsiz kalır. Nöbetçilerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif na’şı yere bırakmasını söyler. Mihrali bırakır amahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bırakmasıyla beraberhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif onların üzerine sıçrar. Dövüşmedeki mahareti sayesindehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif nöbetçileri öldürür.
Mihralihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif babasını tekrar omuzlayıp Müslüman mezarlığına getirirhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif defneder. Sabaha doğru evine gelir. Olup biteni ağabeyi İsa’ya ve annesine anlatır. Kaçıp dağa çıkmaya karar verir.
Mihralihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Keçeli Köyü’ne gider. Orada baba dostu Ahmet Ağa’nın evine misafir olur. Yaptıklarını Ahmet Ağa’ya ve karısına anlatır. Bu arada gönül verdiği Bahar’ı da orada görür.

suzim
14-12-2009, 23:49
Mihrali’nin yaptığı işi ertesi gün herkes duyar. Tiflis Valisi’nin emri üzerine köyü ararlar. O’nun Keçeli’ye gittiğini öğrenirler. Keçeli’de Ahmet Ağa’nın evini kuşatırlar. Mihrali içeride atına biner; mahmuz vurmasıyla şaha kaldırır. İkinci mahmuzla yel gibi ahırdan çıkar. Kapı önündeki iki askeri tepeleyip ve kendini atın karnına saklayıp süratle oradan uzaklaşır. (Mihrali atıcılıkta olduğu kadar binicilikte de çok ustadır. At son sürat koşarken karnından dolaştığı atın sırtında ayakta durduğu yahut amuda kalktığı bu haldeyken istediği hedefi vurduğu söylenir.)
Mihrali gece yarısından sonra evlerine gelir. Annesiyle gizlice konuşup ona veda eder; Darvas’tan uzaklaşır. O geceyi dağda geçirir. Ertesi gün bir çobana rastlar; yanında karnını doyurur. Emin yer olarak düşündüğü İran’a geçer.
Tiflis valisi Mihrali’yi ellerinden kaçırdıklarını öğrenince ileri gelenleri toplar onlara hakaret eder. kumandanlar askerleriyle etrafa yayılır uğradıkları köylerde Türklere zulmeder. Bu sırada Tavşankuloğlu Hüseyin’le Dalaverli Mansur da dağlarda eşkıyalık yapmaktadırlar. Bütün bunlar Çar II. Aleksandr (1855-1881)’ın kulağına gitmiştir. Türk eşkıyalarının yakalanması için emir verir. Bunun üzerine aramalara hız verilir.
İzini kaybettirmiş bulunan Mihrali’nin nerede olduğunu Keçeli Köyü’nden Hacı Velihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ruslara ihbar eder. Vali de bunu bir mektupla Çar’a bildirir. Mihrali’nin İran’da olduğunu haber alan Çarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Şah’a bir nâme yazarak Mihrali’nin yakalanıp gönderilmesini ister.
İran zaptiyelerihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Mihrali’nin bir handa kaldığını öğrenir ve oraya gider. Durmadan şüphelenen Mihralihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif üst kattan askerlerden birinin atına atlayarak oradan uzaklaşır. Tekrarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Rusya topraklarına geçer. Evlerine giderhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif annesi ve kardeşleriyle görüşür. Ağabeyi İsahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Mihrali’yehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kendilerine baskı yaptıklarınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yalnız başına bir şey yapamayacağınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Dalaverli Mansur ve Tavşankuloğlu Hüseyin’le birlikte olmasının lâzım geldiğini söyler. (Dalaverli Mansurhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çobanına kızıp onu bıçağı ile öldürmesi üzerine; Tavşankuloğlu Hüseyin de zengin bir Türk’ü yaralayıp Ruslara teslim olmamasından dolayı dağa çıkmıştır. Fakir olan Hüseyinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gençliğinde aç kaldığı vakitlerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif mal yayan çocukların ekmeklerini alıp; “Siz tavşan kulağı yapayım.” diyerekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sağından solundan yiyip karnını doyururmuş. Hüseyin’e bu yüzden Tavşankuloğlu lakabı verilmiştir.)

suzim
14-12-2009, 23:51
Mihrali

ertesi gün bir çobanla Mansur’a ve Hüseyin’e haber gönderir. Bilahare onlarla buluşur. Birlikte gezmeye başlarlar. Bir Rus öldüren Keleninoğlu Hüseyin de bunlara katılır. Rusların Türklere yaptıkları zulüm karşısındahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Mihrali ve arkadaşları da Rus köylerine dehşet saçarlar. Dördünün şöhreti de günden güne yayılır.
Her gün valiye şikâyetler yağmaya başlar. Durumdan haberdar olan Çar II. Aleksandr devlet erkânı ile toplantı yapar. Sonuçta suçları az olan Mansur ve Tavşankuloğlu Hüseyin’in suçlarını bağışlarlar. Mihrali’yi yakalayanı rütbe ve para ile taltif edeceklerini halka bildirirler.
Haberi alan Mansur ile Tavşankuloğlu Hüseyin gizlice anlaşır; Vali’ye giderek teslim olurlar. Teslim olmakla kalmaz Darvas’a gidip Mihrali’nin ailesine eza-cefa yaparlar. Hatta Mansur Mihrali’nin ağabeyi Mehmet Ali’yi öldürür. (Bir söylentiye göre de karısını dağa kaldırır.) Bu duyan Mihrali de Mansur’un karısını dağa kaldırıp kurduğu çadıra hapseder. Kardeşi Ali’yi de nöbetçi koyar.
Durumu öğrenen Mansur Mihrali ile teke tek karşılaşmaya cesaret edemez. Tiflis Valisi’nin yanına çıkıp ondan yardım ister. Vali Mansur’un emrine beş yüz atlı verir. Aynı zamanda T. Hüseyin de Mansur’un kuvvetine yakın bir kuvvet tedarik eder.
Dalaverli Mansurhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif etraftaki Türk köylerini Mihrali’nin aleyhine kışkırtır. Ailesinin dağa kaldırıldığını da hatırlatarak başına gelenlerin ileride kendilerine de yapılabileceğini söyler. Bütün bu gayret sonunda işe yarar. Mihrali’nin baba dostu Garip Ağa Maraşlı Köyü’nden yedi kardeşin en büyüğü Musa Çavuş da Çerkezlerden çok sayıda gönüllü toplayarak her koldan Mihrali’yi aramaya başlarlar.
Mihralihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif aradan bir ay geçtikten sonra Mansur’un karısını evine bırakır. Bu müddet içinde ona hiç dokunmamıştır. Arkadaşlarını toplar bir müddet dağılmalarını söyler. Kendisinin de Osmanlı topraklarına geçeceğini belirtir. Keleninoğlu Hüseyin’in ısrarları karşısında kendisiyle beraber gelmesini kabul eder.
Keleninoğlu Hüseyin’in babasıyla vedalaşmak için köyüne gider. Hüseyin’in köye geldiğini gören bir Türk Ruslara yaranmak gayesiylehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif köydeki Rus askerlerine O’nu ihbar eder. askerler babasını çağırıp Hüseyin’in teslim olması için O’nu ikna etmesini isterler. Aksi takdirde evi ateşe vereceklerini söylerler. Hüseyinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif teslim olmaz. Evin üstündeki otluğu ateşe verirler. Hüseyin boğulacak hale gelir. Babası; “Teslim ol!” diye üstüne üstüne gelirkenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif onu bacağından hafifçe yaralar. Aksi takdirdehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif onlar babasını öldüreceklerdir. Derhal dışarı çıkar ve iki Rus askerini öldürür. Fakathttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif başına yediği kurşunla cansız yere düşer.
Keleninoğlu Hüseyin gibi bir yiğitin ölümühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Mihrali’ye çok dokunur. Hayatı boyuncahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Onun mertliğinden sitayişle bahsetmiştir. “Hüseyinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif üç-beş yüz atlıma bedeldi.” demiştir. Daha fazla Rusya’da kalamayacağını anlayan Mihralihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Osmanlı topraklarına girerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Çıldır’a gelir.
Mihrali’nin Osmanlı toprağında olduğunu öğrenen Çarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yakalanıp iade edilmesi için Osmanlı padişahı Sultan Abdülaziz (1861-1876)’e nâme yazar. O sırada sadarette Mahmut Nedim Paşa vardır. padişah durumu sadrazamla görüşür; Mihrali’nin yakalanması için Erzurum valisine haber gönderir.

suzim
14-12-2009, 23:54
Birkaç defa sıkıştırılan Mihrali hepsinden kurtulmayı başarır. Bu arada iki Türk askerini öldürür. Her yerde arandığından tekrar Rusya topraklarına geçer.
Mihrali’nin Rusya’da olduğunu öğrenen Mansurhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Tavşankuloğlu Hüseyin Garip Ağa ve Musa Çavuş dört bir taraftan takibe koyulurlar. Her birinin emrinde 400-500 kişilik atlı vardır.
Bu gruplardan Mihrali’ye ilk rastlayan Musa Çavuş olur. Mihrali atı otlamaktahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kendisi de dinlenmekte iken gayrı ihtiyari geriye bakar. Musa Çavuş’un kendisine doğru geldiğini görünce atına atlar ve kaçar. Fakat Musa Çavuş yetişir. Mihrali peşini bırakması için O’na yalvarır; aksi halde öldürmek mecburiyetinde kalacağını söyler. Musa Çavuş ısrarla üstüne üstüne gider. Bunun üzerine aniden dönen Mihrali Musa Çavuş’u kılıcıyla yaralar oradan uzaklaşır. Atlıların bir kısmı Musa Çavuş’un yanında kalır diğerleri Mihrali’yi kovalar. Mihralihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif atına son hızı vererek uçuruma doğru sürer. Bir hamlede karşıya geçer. Arkasından gelenlerin bazıları hızını alamayıp uçuruma yuvarlanır. Bunu gören diğer atlılar durur. Mihrali: “Benim sizlerle işim yok. Peşimi bırakın. Dilerim Musa Çavuş’a bir şey olmamıştır.” der ve oradan uzaklaşır.
Atlılar Musa Çavuş’u Maraşlı Köyü’ne babasının yanına getirirler. Fakat yolda çok kan kaybettiği için bütün müdahalelere rağmen kurtarılamaz ve ölür.
Mihrali arada sırada köyüne uğrar yakınlarıyla görüşür. Aynı zamanda Musa Çavuş’un ölümü üzerine aramalara daha da hız verilir. Garip Ağa Mihrali’yi bir yerde kıstırır. Düzlükte bir kovalamaca başlar. Bir an gelir ki ikisinin de atları yan yana koşmaya başlar. Garip Ağa Mihrali’nin teslim olmasını isterse de ikna edemez. Kılıcıyla hamle eder. Mihrali hepsini savuşturur. Ekmeğini yediği bu baba dostuna el kaldırmak istemez. Fakat onun kendisini öldürmek istemesi üzerine kılıcını çeker kuvvetli bir hamle ile öyle bir savurur ki Garip Ağa’nın sol bacağını dizinden koparır. Atlılartakip etmek isterlerse de Garip Ağa müsaade etmez. Atlılar onu alıp köyüne getirirler. (Bir söylentiye göre de Mihrali bu sırada Garip Ağa’yı öldürmüştür.)
Mihrali gizlice annesiyle görüşür. Ona Bahar’ı kaçıracağını söyler. Annesi vazgeçirmeye çalışırsa da başaramaz. Keçeli Köyü’ne gider ve Bahar’ı kaçırır. Artık yanında bir de kadın olduğu için işleri de zorlaşır. Bu yüzdenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Bahar’ı bazı kereler güvendiği kimselerin yanına bırakır.
Bir arahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif takipçilerden Tavşankuloğlu Hüseyinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Mihrali’nin yerini öğrenirhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif derhal oraya gider. Mihrali yanında Bahar olduğu için pek kaçamaz. Tavşankuloğlu Hüseyinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif arkalarından yetişir. Kılıcını vuracağı sırada bunu gören Baharhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif korunmak için sağ kolunu kaldırır. Tavşankuloğlu Hüseyinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kılıcını indirirhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Bahar’ın sağ elinden üç parmağını keserhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Mihrali’yi de başından yaralar. Mihrali can acısıyla geri döner. Tüfeğini ateşlemek isterse dehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tüfek ateş almaz. Atını mahmuzlarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Hüseyin’e yetişir. Kılıcını sallarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ama vuramaz. Kılıç atın kuyruğunu keser. Hüseyin’in kaçtığını gören adamları da irkilir ve geri döner.

suzim
14-12-2009, 23:56
Mihrali bir dere kenarına gider. Baharhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Mihrali’nin kanlarını temizler. Tülbendini çıkarıp başını sarar. Yara derin olduğu haldehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Mihrali aldırış etmez. Atına binerBahar’ı emin bir yere bırakır; oradan ayrılır.
Mihralihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Osmanlı topraklarına geçer. Bir ihbar üzerine yaralı olduğu halde yakalanır. Gözlerini açtığında kendini elleri ve kolları zincire bağlanmış olarak Kars hapishanesinde bulur. Burada başkaları da vardır; fakathttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifsadece kendisi bağlıdır.
Mihrali’nin kendine geldiğini görence Âşık Ahmet adındaki bir Türk Yanına yaklaşır Mihrali’yi konuşturur. onun meşhur Mihrali olduğunu öğrenince şaşırır. Mihrali Aşık Ahmet’ten hapishane hakkında bilgiler alır. Birlikte kaçmaya karar verirler.
Aşık Ahmet ziyarete gelen karısına her gelişinde bir şey getirmesini söyler. O da ekmeğin içine eyehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif vücuduna çekiç ve benzeri eşyalar saklayıp peyderpey kocasına getirip verir.
Yarası cerahat bağlamış ve çok bitkin bir durumda olan Mihrali hapishane arkadaşlarının en zayıf bir yerden tünel açmalarını ister. Mahkumlar geceleri sesiz ve gizlice söylendiği şekilde çalışırlar. Tünelin ağzı maalesef nöbetçilerin bulunduğu yere denk gelir. Mihrali son taşı çıkarmamalarını belki bir gün lâzım olacağını söyler.
Bu arada Mihrali’yi -yaralı olduğundan- sırtta mahkemeye götürürler. Mahkemede idamına karar verirler. Kararla ilgili evrak önce Erzurum’daki Temyiz Divanı’na sonra İstanbul Temyiz Mahkemesi’ne tasdike gönderilir; padişahın imzasına sunulur.
Mihrali ise zindana döndüğünde durumdan arkadaşlarını haberdar eder. kaçacağını isteyenin de kendisi ile birlikte gelebileceğini söyler. Bir gece yarısı Âşık Ahmet’le birlikte mahkumları ayaklandırır. Kan gövdeyi götürürken Mihralihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bu arada kendisini duvara bağlayan zincirleri keser. Âşık Ahmet’le önceden kazılmış tünele girer. Son taşı kaldırırlar. Mihralihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif daracık delikten güçlükle çıkarkenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif nöbetçi görür. Mihrali’nin kaçmasına fırsat vermedenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif süngüsünü bacağına saplar. Mihralihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif süngüyü kavrar. Nöbetçi tüfeği çektiğindehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif süngü Mihrali’nin bacağında kalır. Mihralihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ani bir hareketle süngüyü çıkarır ve gayet ustalıkla fırlatır. Süngühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif nöbetçinin gırtlağından girer; nöbetçi yere cansız düşer. Âşık Ahmethttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif korkusundan tünelden çıkamaz ve zindana döner.
Mihrali sürüne sürüne zindanın karşısındaki tavlaya girer. Tavladahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif atlar için hazırlanmış otluğun içine kendini bırakır. Orada iki gece üç gündüz kalır.

suzim
14-12-2009, 23:58
Zindandaki ayaklanma önlendikten sonra mahkumlar sayılır; Mihrali’nin olmadığı görülür. Hemen dört bir yana atlılar çıkarılır. Bütün aramalara rağmen atlılar elleri boş dönerler.
Mihralihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif üçüncü gece biraz kendine gelir. Ayakları hala zincirle bağlı olduğu için onları eye ile kesmek ister; zincirin kalınlığıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif eyenin küçüklüğü dolayısıyla kesemez. Bu halde ata binemeyeceği için başka çareler arar. Sonunda topuğunu kesip demir bilezikleri çıkarmaya karar verir. Topuğunu kesmesiyle müthiş bir acı duyar fakat buna katlanır. Gömleğinden bir parça yırtar topuğuna sarar. Başından dizinden ve topuğundan yaralı olan Mihrali bu yönüyle azim sabır ve cesaret timsali gibidir. Ellerindeki bilezikleri ise kesmez. Zira kafi miktarda yarası vardır. biraz otla sarındıktan sonrahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir delikten kendisini aşağıya bırakır. Otların üzerine düştüğünden ses çıkmaz ve canı fazla acımaz. İçeride sıra sıra atların olduğunu görür. Gözüne iyi bir at kestirir. Sonra başka bir atın sırtından ter keçesini çıkarır bineceği atın ayaklarına bağlar. Zirahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif zemin taş olduğu için ses çıkarabileceğini düşünür. Havanın sıcaklığı dolayısıyla çift kapının açık olmasından da istifade ederekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif atına atlar ve son sürat oradan uzaklaşır. Gece yarısı Maraşlı’ya gelir.
Mihralihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Maraşlı’da ilk rastladığı evin kapısını vurur. Bu evhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif daha önce öldürdüğü Musa Çavuş’un babasının evidir. Mihrali’yi içeri alıp yatırırlar. Mihrali olup bitenleri anlatır. Adam Mihrali’ye ses çıkarmaz. Üstelik su ısıttırır ve bir tekne içinde onu yıkarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yaralarını temizlerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif merhem çalar. Süt içirttikten sonrahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif istirahatını temin eder. çocuklarını başına toplar. Evlerinde Mihrali’nin olduğunuhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif böyle mert birisine ölen kardeşlerinden dolayı kalleşlik etmemelerini söyleyerek onları ikna eder. bu arada Mihrali’nin tavladan çaldığı at damgalı olduğu için çocuklarına bu atı çok uzaklara bırakıp dönmelerini söyler. Sabahleyin altı oğlu ile beraber Mihrali’nin yanına gider; kendilerini tanıtır. Mihrali irkilir. Adam; “Biz seni Musa Çavuş’un yerine koyduk. Sen de bundan böyle bizim oğlumuz sayılırsın.” der. Mihrali’ye bir ay bakarlar. Gideceği zamanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif iyi bir at ile Musa Çavuş’un kılıcını verirler. Adamhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif altı oğlunu Mihrali’nin yanına katar ve uğurlar.
Bu sırada 93 Harbi (1877-1878) patlak verir. Osmanlılar hem kuzeybatıda hem de doğuda Ruslarla savaşır. Doğuda Rus ordusunun başında Loris Melikofhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Osmanlı ordusunun başında da Ahmet Muhtar Paşa vardır.

suzim
15-12-2009, 00:00
Mihrali atlılarını yanına alırhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif 120 kişilik çetesiyle Ruslara yapmadıklarını bırakmaz. Ruslarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bu belâlı Karapapak ile baş edemeyeceklerini anlayınca “Orduya hizmet” şartıyla bağışlar. Mihrali ise Kars kumandanı Hüseyin Hami Paşa’ya gizlice haber göndererek affedilirse Osmanlılar safında mücadele vereceğini bildirir. Mihrali’nun bu teklifi kabul edilir.
Beri taraftan Dalaverli Mansur (muhtemelen albay) ve Tavşankuloğlu Hüseyin (muhtemelen binbaşı) üst rütbelerdedirler. Maalesef Karapapak olmalarına rağmen Osmanlılara karşı savaşırlar*.
Mihrali kuvvetleriyle Çıldır’a gelir. Yanına kardeşi Ali Bey’i de almıştır. Kendisine binbaşılık Ali’ye de mülazımlık rütbesi verilir.
Bir gün T. Hüseyin’den bir mektup alır. Hüseyin Mansur’la arasının açıldığını isterse emrine girebileceğini yazmaktadır. Mihrali kabul eder. böylece T. Hüseyin de Osmanlı’ya iltica eder. O’na da binbaşılık rütbesi verilir.
93 Harbi’nin temmuz-ağustos aylarında muharebe iyice kızışır. Mihralihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Kars’ın Göle cihetinde kendinden en az on misli fazla bir kuvvetle karşılaşır. Mihrali tüfek ve kılıçla taarruz emrini verir. Saldırı anında Mihrali’nin atı göğsünden bir kurşun alır yere kapaklanır. Mihraliüç-dört metre ileriye düşerken perende atıp iki ayağı üstüne kalkar. Aynı anda tüfeğini ateşleyerek atını vuran askeri alnından vurur. Kendisine yaklaşan bir askeri de kılıcıyla bertaraf ettikten sonra onun atına atlar düşman saflarına dalar. Askerler bir müddet sonra kaçmaya başlar. Çemberi yaran Mihrali önüne çıkan düşmanı tepeleyip on dört bakkaliye arabasını alır ve Kars Kalesi’ne döner. Kaleyi dıştan kuşatan askerlerin de çemberini yararak kaleye girer. Haftalardır aç susuz kalan askerler gelen malzemeleri görünce bayram eder.
Haberi alan Anadolu Harp Ordusu Başkumandanı Ahmet Muhtar Paşa; Mihrali’yi tebrik ve taltif eder. Fakat bu kuru erzak askere kafi gelmez. Aylardır ete hasret olduklarından hepsi de bitkin düşmüştür. Hatta bu yüzden Ahmet Muhtar Paşa geri çekilme kararındadır. Bunu duyan Mihrali Ahmet Muhtar Paşa’nın yanına gider kararından vazgeçmesini söyler.
Güvendiği adamları yanına alarakhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif düşman sınırından içeri dalar. Haradan yüz elli kadar kadana at ile ahırlardan binin üstünde koyun çıkarıp çemberi yararak Ahmet Muhtar Paşa’ya getirir. Paşa’nın sevinçten gözleri yaşarır. Sonuçtahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Kars muhasaradan kurtulur.
Ahmet Muhtar Paşahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bunun üzerine Mihrali’yi çekilen Rus ordusunun üstüne gönderir. Mihralihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Göle Nahiyesi’nin Demirkapı Köyü’nde bir alay düşman süvarisini kaçırır. Karşısına başka bir alay çıkar. Zekası sayesinde bunları da alt eder: Kendisi güya kaçıyormuş gibi yapar. On misli düşman da kovalamaya başlar. Pusudaki ¤¤¤¤en askerihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bunlara ateş ederek iki bölüğü dağıtır. Mihrali de aniden dönerek bunlara destek olur. Planın ustalığı sayesinde iki şehithttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dört yaralıya karşı yüzden fazla cesedi ile düşmanı bozguna uğratır.
Paşa’nın sonsuz güvenini kazanan Mihralihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bu sefer Gümrü-Tiflis yolu üzerinde Ağbulak ve Parmaksızköprü’deki askeri mevkilere ait telgraf tellerini kesmeye memur edilir. Mihralihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif 130 kadar süvarisiyle sekiz gün boyunca erzak kollarını vururhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif telgraf tellerini keserhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif müfrezeleri tepelerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif düşmanı çaresiz ve kımıldamaz bir hale getirir. Düşmanın yetmişe yakın can kaybının yanındahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kendisi dört şehit ve sekiz yaralı ile döner.

suzim
15-12-2009, 00:02
Ahmet Muhtar Paşa’nın Mihrali’nin bu kahramanlıklarını payitahta bildirmesi sonucu Mihrali’ye II. Abdülhamit (1876-1909) tarafından ilk Mecidiye Nişanı verilir.
Mihrali daha sonra Paşa’dan izin alarak Rus sınırından içeri girer. Köyü Darvas’a gelir. Akrabasını ve diğer Karapapakları toplayarak Osmanlı’ya göç eder. Kafilede kardeşi İsa Bey karısı Bahar kardeşi Mehmet Ali’nin oğlu Rüstem kundaktaki oğlu Rüştü de vardır. Mihrali; “Belki ses çıkarır.” diye oğlu Rüştü’yü bir çalının dibine bırakır. Bahar Hanım ağlar. Görümcesi Huri Hanım kara ve soğuğa aldırış etmeyerek hemen atını geri çevirir çalının dibinden Rüştü’yü alır kafile sınırı geçmekte iken onlara yetişir.
Mihrali daha sonra Erzurum Müdafaası’nda yer alır. Aziziye baskınından sonra düşman dört alayla Erzurum’u batıdan çevirmek ister. Muhtar Paşa bunların üstüne üç-dört yüz süvari gönderir. Mihrali bu cenkte ağır yara alır. 12 Kanunuevvel 1877′de (12 Aralık 1877) A. Muhtar Paşa İstanbul’a çağırılır. O’nun gitmesi üzerine Mihrali de artık orada kalamaz. A. Muhtar Paşahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Mihrali’ye bir kızak hazırlattırır. Kendisi İstanbul yolunu tutarken Mihrali de kafilesiyle Sivas’a doğru yol alır.
Mihralihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Sıvas’ta Ulaş Bucağı’na bağlı bugünkü Acıyurt Köyü toprağına gelir. Karapapaklar da çevrede kendilerine yer bulurlar. Mihrali Bey bugünkü Konak (Acıyurt’un mezrası)’ta mesken tutar. Acıyurt halk ağzında; “Büyük Köyhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Papaklı Köyü Mihrali Bey’in Köyü” gibi adlarla anılır. Tavşankuloğlu Hüseyin Kuşkayası Köyü’ne yerleşir. Bugün Kangal Uzunyayla civarında 30-40 pare Karapapak köyü vardır. Buralara yerleşmektehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif devlet onlara herhangi bir güçlük çıkartmamıştır. Zirahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif II. Abdülhamit Mihrali ve ahfadının dilediği yerde yerleşmesini serbest bırakmıştır. Mihrali Sıvas’ta 40. Hamidiye Süvari Alayı’nı kurar.
Göçten on iki yıl sonra (1899) Kurt İsmail Paşa*http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Mihrali Bey’in yanına geldi. Bağdat’ta amansız bir eşkıyanın olduğunuhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Arapları Osmanlılar aleyhine kışkırttığını söyler. Mihrali Beyhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bunun üzerine atlılarını toplarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Kurt İsmail Paşa ile Bağdat’a gider. Bağdat Valisi Mehmet Fazıl Paşa (?)http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bunlara izzet ikramda bulunur. Mihralihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif eşkıyaya teslim olması için haber gönderir. O da bir şey yapmayacaklarına dair şeref sözü alarak teslim olur. Mihrali Sultan Abdülhamit’e eşkıyanın teslim olduğunu ve bağışlanmasını bildirir ve bağışlanır. Bağdat’ta vali ve eşkıyahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Mihrali’ye iyi cins Arap atları hediye ederler. Mihralihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Kurt İsmail Paşa ile geri döner.
Bu olaydan sonra Mihrali’nin ünü daha da yayılır.

suzim
15-12-2009, 00:04
Bir gün beyler ve ağalar Kangal’da sohbet ederken Kangal Kaymakamı içeri girer. Herkes ayağa kalkar Mihrali kalkmaz. Kaymakamhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hiddetlenir. Mihrali de gazaba geliphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kaymakamı döver. “Sen kim oluyorsun da bana ayağa kalk diyorsun? Seni kalaycı çırağı seni!…” der . Kaymakam bu olayı vali Reşit Paşa’ya anlatır. “Seni kalaycıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif beni de çırağın yaptı.” der. Buna fazlasıyla içerleyen vali durumu Sultan Abdülhamit’e bildirir. Sultan da; “Bir adamı bana çok mu gördünüz? O benim yularsız aslanımdır.” diye haber gönderir.
Mihrali ile Vali’nin arasının açılmasına başka bir olay daha sebep olmuştur: Bir at yarışında Mihrali’nin Karakütük adlı atı da vardır.* Yalnız bu atın bir özelliği vardır; silah atılmadan silah sesi duymadan iyi koşamaz. Vali bunu bildiği için silah atılmasını istemez. İki taraf da anlaşır. Yarış başlar. Karakütük hep geride kalır. Kuşkayası Köyü’nden Karapapak Çopur Alihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif buna tahammül edemez. “Mihrali’nin atı olsun da geride kalsın bu ne demektir?” diyerek silahını ateşler. Sonuçta Karakütük birinci olur. Vali bunu Mihrali’nin planı olarak telakki eder.
Bu sıralarda Yemen İsyanı baş gösterir. Bilhassa İngilizlerin teşvikiyle Osmanlılara sık sık isyan bayrağı açan Araplar gün geçtikçe işi azıtırlar. Mihrali’yi çekemeyen Vali Reşit Paşa; “Bu isyanı bastırsa bastırsahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Mihrali bastırır.” diye Abdülhamit’e haber gönderir. Niyeti Mihrali belasından (!) kurtulmaktır. Padişahtan gelen haber; “Dilerse giderhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dilerse gitmez. Ben O’nu her şeyde serbest bıraktım.” şeklindedir. Durum Mihrali’ye bildirildiğinde; “Gitmem.” demeyi yiğitliğine yediremeyip atlısını toplayarak yola çıkar. Adana’da büyük bir kalabalık Mihrali’yi karşılar. “Oralar sıcaktır sıcağına dayanamazsınız.” diye vazgeçirmeye çalışırlar. Mihrali geri dönmeyi gururuna yediremez. Yola çıkar ve bir zaman sonra Yemen’e varır. Yanındaki kardeşi bu sırada yüzbaşıdır.
Kimsenin baş edemediği ve bir zamanlar eşkıya iken sonradan büyük bir vatansever olup vatanına hizmetler yapan bu destan kahramanı Mihralihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Yemen’in sıcağına dayanamazhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hastalanır ve orada ölür (1906). Atlılarından çoğu da telef olur. Ancakhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif üç-beş kişi geriye döner. Bunlardan bazıları Acıyurt Köyü’nden Yüzbaşı Ahmethttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Yetim İsmailhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Mahmut Çavuş; Kurdoğlu Köyü’nden Gökçe Çavuşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Kuşkayası Köyü’nden T. Hüseyin’dir. Mihrali’nin kardeşi Ali Bey ise Yemen dönüşü gemide öldürülmüştür. Bir söylentiye görehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Sıvas’taki Karapapakların lideri olmak için Ali Bey’ihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Tavşankuloğlu Hüseyin öldürmüştür. Mihrali Bey’in oğlu Rüştü Bey ise 1932′de vefat etmiştir.

suzim
15-12-2009, 00:04
II - MİHRALİ BEY HAKKINDA MANZUM PARÇALAR
-1-
Âşık Sadık’ın Mihrali Bey Destanı
Ey ağalar beyler bizim ellerde
Koçaklıktan yana birdi Mihrali
Cahallık eyleyip dağlarda gezdi
Epey zaman kaçak durdu Mihrali
İbtidâ gözünden düştü devletin
Sonra göze girip buldu rağbetin
Cihana tanıttı şânın şevketin
Bir eşsiz nâmıdâr erdi Mihrali
Kan kavga kopanda Kars’ın başına
Doksan üç’te baktı yurdun işine
Dört-beş yüz atlıyı yığdı peşine
Moskof’un cengine girdi Mihrali
Muhtar Paşa kıydı ona nişânı
Başladı dökmeğe hûn-ı düşmanı
Şânı tuttu bütün Kafkasistan’ı
Koçaklarda dizdi ordu Mihrali
Ordu-yı İslam’a rehnümûn oldu
Tanrı aslanı çok şâd memnun oldu
Düşman güzergâhı her pür nun oldu
Leşlerini yere serdi Mihrali
Kemender Kazağı hep bizâr etti
Rahat yatırmadı can bizar etti
Loris de elinden el-hazer etti
Gece karargâhlar yardı Mihrali
Moskof ordusuna çok dehşet saldı
Hareketlerini keşfedip bildi
Osmanlı askeri tedarik aldı
Düşmana tuzağı kurdu Mihrali
Adını duyanda Rus’un Saldad’ı
Koparırdı “Mama” deyip feryadı
Moskof’a havf saldı merdâne adı
Gözlerin kurdunu kırdı Mihrali
Rus’u Şüregel’de pişman eyledi
Yollarını kesip hüsran eyledi
Taburların hâkle yeksan eyledi
En dilâverlerin yordu Mihrali
Mel’un Hacı Veli gör ne iş tuttu
Beş kapige dinin nâmusun sattı
Kars’ın teslimine çok gayret etti
O’nu sağ Paşa’ya verdi Mihrali
Huda’nın mukadder günü gelende
Bu hâl ile mahşer günü gelende
Düşmanların zafer günü gelende
Ciğerine dağlar vurdu Mihrali
Ağlaya ağlaya yurdu terketti
Atlıların çekip Sivas’a gitti
Nice ehl-i maraz şifâya yetti
Onlara bir tâ’un çordu Mihrali
Alnına yazılmış kara yazılar
Murada yetmedi ağlar sızılar
Haberi getirdi bazı bazılar
Kars’ı her gidenden sordu Mihrali
Akıbet O’na da bu fâni cihan
Yâr olmadı göçtü kalmadı mihman
Cennet-i Al’â’da tuttu bir mekan
Gaziler yanına vardı Mihrali
Gani Rahmân rahmet eyleye ana
Azim hizmeti var dine vatana
Ahvadımız dâim adını ana
Severdi gönülden yurdu Mihrali
SADIK’ın feleğe meydanı kaldı
Kıydı o yiğide nâm şânı kaldı
İkinci Köroğlu destanı kaldı
Söylenir dillerde merdi Mihrali

suzim
15-12-2009, 00:05
Âşık SADIK
-2-
Mihrali Bey Destanı*
Osmanlı da ona yağılık etti
Yaralı aslanı kal’aya attı
Kıymetin bilmedi kötülük etti
Kars’ın kal’asını yardı Mihrali
Muhtar Paşa divanına sesledi
Nişan verdi şân şerefin süsledi
Ganimetle orduları besledi
Şikârın yanına kaldı Mihrali
Berat aldı Padişah’ın elinden
Gece aştı Kabaktepe belinden
Gümrü Tiflis kan ağladı elinden
Gürcistan’a talan saldı Mihrali
Tülü Musa çok hıyanet eyledi
Kâmil gizli sırlarımız söyledi
Mansur Latif Karapapak beyleri
Osmanlı’ya arka daldı Mihrali
Sürü sürü koyunları geçirdi
Yılkı çekip atlarını aşırdı
Kafkasya’dan beri sürdü getirdi
Urusya’dan çok bac aldı Mihrali

suzim
15-12-2009, 00:05
-3-
Mihrali Bey Atlıları Türküsü**
Ehli İslam olan eşissin bilsin
Can sağ iken yurt vermeniyh tüşmana
İsterse Uruset ne var ki gelsin
Can sağ iken yurt vermeniyh tüşmana
Kurşanıng kılıncı geyhiniñ donu
Kavga bulutdarı sardı her yanı
Doğdu koç iğiding şan almakh günü
Can sağ iken yurt vermeniyh tüşmana
Esger olan bölüyh bölüner
Kars Kalası sandız mı ki alınar
Boz atdar üstünde kılınç çalınar
Can sağ iken yurt vermeniyh tüşmana
Kavga günü namert sapa yer arar
Er olan göğsünü tüşmana gerer
Cem-i ervah biznen meydana girer
Can sağ iken yurt vermeniyh tüşmana
Hele Al-Osman’ın görmüyüf zorun
Din gıyratı olan tederiyh görüñ
At tepiñ baş kesiñ Kazağ’ın kırıñ
Can sağ iken yurt vermeniyh tüşmana
Men-Esfer’di(r) biling Urusuñ esli
Orman yabanısı balıhçı nesli
Hınzır sürüsüne dalıf kurt misli
Can sağ iken yurt vermeniyh tüşmana
ŞENNİYH ne durursun atdarı miniñ
Sıyra kılınç tüşman üstüne dönüñ
Artajakhdı(r) şanı bu Al-Osman’ıñ
Can sağ iken yurt vermeniyh tüşmana

suzim
15-12-2009, 00:05
Âşık ŞENLİK
-4-
93 Kars Kavgaları Türküsü*
Gümrü’den yörüdü şapkalı Kazak
Kars içinde eser bir acı sazak
Kaptan Paşa diyer: Devranı bozak
Gel beri gel beri bizim Osmanlı
Kavga koptu Kars’ın başı dumanlı
Yaktı gülşen yurdu zâlim saldadı
Loris de zulmedip verdi berbadı
Ardahan kan ağlar gözler imdadı
Gel beri gel beri bizim Osmanlı
Kavga koptu Kars’ın başı dumanlı
Mirali Paşa da çok mertlik etti
Mansur’un evini yıktı dağıttı
Hacı Veli’nin de toyunu tuttu
Gel beri gel beri bizim Osmanlı
Kavga koptu Kars’ın başı dumanlı
Muhtar Paşa aldı Gazi şanını
Çevirdi Moskoflar çevre yanını
Yahnılar koparttı Nuh tufanını
Gel beri gel beri bizim Osmanlı
Kavga koptu Kars’ın başı dumanlı

suzim
15-12-2009, 00:06
-5-
Mihrali Bey**
-Uzunhava-
Ben gidiyom Rüştü Bey’im ağlama
Köz koyup da ciğerimi dağlama
Alay gitti beni burda eğleme
Yemen’e de benim ağam Yemen’e
Erdi m’ola Mihrali Bey Yemen’e
Kurdu m’ola çadırları çimene
Oğul köz düştüğü yeri yakar kime ne
Oğul dert benim değil mi vallah kime ne
Ben gidiyom Rüştü Bey’im sana bir nişan
Susuzluktan alayları perişan
Hiç iflah olur mu Yemen’e düşen
Bağlantı
Mihrali’yi sorarsan ezelden yaslı
Çifte al kılıcın uçları paslı
Ta ezel ezelden yaslıyım yaslı
Bağlantı
Mihrali’yi sokaklarda tuttular
Ağamı da bir kurşuna sattılar
Mihrali’yi Yemen’e de attılar
Bağlantı
Mihrali Bey Hamidiye alayı
Düşmanlar çıkardı türlü belayı
Nedir Ali Bey’im bunun kolayı
Bağlantı
Devlete bağlıdır şu senin başın
Cihanda aransa bulunmaz eşin
Elliyle altmışa yakındır yaşın
Bağlantı
Kum tepesi oldu görünmez otlar
Açlıktan ölüyor küheylan atlar
Kardaş şehit düştü nice yiğitler
Bağlantı
Arap atlar geldi bağlanmak ister
Kömüşlerin geldi yağlanmak ister
Rüştü Bey büyüdü evlenmek ister
Bağlantı
(Rüştü Bey : Mihrali Bey’in oğluhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ali Bey : Mihrali Bey’in kardeşi)

suzim
15-12-2009, 00:07
-6-
Mihrali Bey’e Ağıt
Bell’oldu gittiğin benim efendim
İndelhan olanlar seni arıyor
Yıkıldı bir yanı koca Sivas’ın
Dervişan olanlar seni arıyor
Bozuldu elvanı yüce binanın
Gamı arttı içindeki çobanın
Kesildi kısmeti hane viranın
Cennette gılmanlar seni arıyor
Yükledi göçünü can Mehmet Ali
Bir zaman dillerde söylensin hâli
Mahir Bey kızının kırıldı kolu
Akıttı al kanlar seni arıyor
Gayri şahin uçtu dalda yar kaldı
Vefasız dünyanın ömrü az kaldı
Bağlar çiçek açmış güllü yar geldi
Bahçıvan olanlar seni arıyor
Ne muhalif değdi feleğin taşı
Yaktı nâsı ayrılığın ateşi
Yine eşkiyalar kaldırdı başı
Bezirgân olanlar seni arıyor
Hani senin gibi ellerde rehber
Senden ziya umar günler geceler
Çarşılarda esnaf köylerde rençber
Dağlarda çobanlar seni arıyor
Olanca muradın mahşere kaldı
Felek bu belâyı bizlere saldı
Âşık RUHSATÎ de meddahın oldu
Nice pehlivanlar seni arıyor

suzim
15-12-2009, 00:07
-7-
Mihrali Bey’in Sivas’a Geliş Destanı
Nasıl methetmeyem Mihrali Bey’i
Sivas ülkesinin beyi geliyor
O zâlim düşmanın elinde kalmaz
Sivas ülkesinin beyi geliyor
Herkes kaderine boynunu eğe
Ünü dağılmıştı şehire köye
Zarar ziyan gelmez Mihrali Bey’e
Sivas ülkesinin beyi geliyor
Acem yiğididir yahşıdır yahşı
Gösterir kendini kemâli şahsı
Ahbabı yaranı giderler karşı
Sivas ülkesinin beyi geliyor
Köyü Acıyurt’tur yeri Konak’tır
Böyle bir yiğidi görmeli çoktur
Yiğitliği veren ol Gâni Hak’tır
Sivas ülkesinin beyi geliyor
Püryânî bu anda söyler bitirir
Hakk’ın birliğine şükür yetirir
Yurdun şerefini beyler artırır
Sivas ülkesinin beyi geliyor
Tokatlı Âşık PÜRYÂNÎ*

suzim
15-12-2009, 00:08
-8-
Mihrali Bey Ağıtı
Nasıl methedelim Mihrali Bey’i
EyvaH Mihrali Bey gitti gelmedi
Düşman mı oldular kahraman sana
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
Malın mülkün mirasçılar paylaşır
Rüştü Bey’in Konağ’ında eğleşir
Bacıların “Gardaş” deyi ağlaşır
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
Sürmeler çekilir kirpiğe kaşa
Mihrali Bey o Yemen’e ulaşa
Günler sıcak olur çıkamaz başa
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
Vasfedelim Mihrali Bey halını
Yiğitliğin şerefini şanını
Çifter hanım bekliyorlar yolunu
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
Acıyurt iklimi Konak Köyü’nü
Ne bayramı belli ne de düğünü
Gözlerim gelmedi Ali Bey’imi
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
İsa Bey’in O’nun büyük gardaşı
Yemen’e yapmağa gitti savaşı
Ağlar Sivas halkı döker göz yaşı
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
Aştı çayır çimen güller nergizler
Bütün yasta kaldı gelinler kızlar
Sivas ahalisi yolunu gözler
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
Yemen dedikleri gayet sıcaktır
Konak Mihrali Bey yalan ocaktır
Ahbabın yarenin dostların çoktur
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
Mihrali Bey ünün duyanlar ağlar
Gam çeker dostların kara yas bağlar
Ulaş Nahyası’nda köyler kan ağlar
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
Ummazdım ki ol Yemen’de kalasın
Sıcağından böyle bir hoş olasın
Kars’ın kumandanı Acem balası
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
Kahraman Mihrali yiğit bir kişi
Ne yazı bellidir ne soğuk kışı
Topladı orduyu otuz bin kişi
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
Ne diyelim senin yiğitliğine
Âlem and içiyor hürmetliğine
Hak’tan bir inayet kuvvetliğine
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
Biter mi hiç Mihrali Bey davası
Aslanın boş kalmaz yurdu yuvası
Bir beş değil atmış köyün ağası
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
Öyle bir kumandan öyle paşaydı
Biner ata yüce dağlar aşardı
Mayetinde nice yiğit yaşardı
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
Bu Mihrali Bey’in bu halı böyle
Konuşurdu ağa paşa bey ile
Dinlen gel Püryânî yeniden söyle
Eyvah Mihrali Bey gitti gelmedi
17.3.1984
Tokatlı Âşık PÜRYÂNÎ

suzim
15-12-2009, 00:08
-9-
Mihrali Bey Destanı
Nasıl methetmeyem Mihrali Bey’i
Her yerde şerefi ünü söylenir
Yaptığı yiğitlik aklıma düştü
Üzerinden geçen günü söylenir
Bey’in çoktur anlatırsak davası
Titretti elinde koca Sivas’ı
Sürüyü sakladı Kangal Ağası
Her yerde şerefi şanı söylenir
Mihrali Bey ata biner yürürdü
Düşman görse korkusundan erirdi
Doksan üç’te gelenleri korurdu
Asâleti cinsi dini söylenir
Mihrali Bey sözlerini açmalı
Bunu yazıp tarihlere geçmeli
Kılıcıyla korkuturdu düşmanı
Kılıcı kalkanı kını söylenir
Mihrali Bey konu açanlar açsın
Senin ünün her tarafa dolaşsın
Dinlensin Mihrali tarihe geçsin
Verilir bu vasfı dili söylenir
Mihrali Bey’imi bilenler bilir
Güçlü idi bir orduya baş gelir
Ol her yerde kahramanlık söylenir
Böyle kahramanın hali söylenir
Mihrali Bey çıktı gine meydana
Ne kadar hanımdır doğuran ana
Kılıcı bölendi al kızıl kana
Gülşen bahçesinde gülü söylenir
Mihrali Bey senin nasıl duyuram
Yiğitlerden seni seçem ayıram
Yaradandır seni böyle kayıran
Püryânî bugünkü gün bunu söylenir
17.3.1984
Tokatlı Âşık PÜRYÂNÎ

suzim
15-12-2009, 00:09
-10-
Mihrali Bey
Aslan yatağını görmeye geldim
Kaldığı yerlerdir Merali Bey’in
Konağ’ı görünce düşlere daldım
Olduğu yerlerdir Merali Bey’in
Kahpeleri almaz imiş araya
Ak dememiş hatır için karaya
¤¤¤¤en bir’de göçüp işte buraya
Geldiği yerlerdir Merali Bey’in
Her ana doğurmaz böylesi eri
Hayatında adım atmamış geri
Arayıp gönlünce kalacak yeri
Bulduğu yerlerdir Merali Bey’in
Dağların çökmüştür duman üstüne
Şiirler yazmışım zaman üstüne
Beş yüz atlısını yemen üstüne
Saldığı yerlerdir Merali Bey’in
İSMETÎ der cihat etti yılmadı
“Hürriyet demişti hayatın tadı
Tarihte şanına yakışan adı
Aldığı yerlerdir Merali Bey’in
III - MİHRALİ BEY’İN SOYKÜTÜĞÜ
Mehemmedeli (Memili)
(XVIII. yüzyıl ortaları)

suzim
15-12-2009, 00:12
Kiraz Aldım Dikmeden

60-65 kadar sene önce Hüseyin Çavuşoğlu köyündeyiz… Hüseyin Çavuşoğlu’nun yarbaşında… Devrin ünlü Müderrislerinden Hüseyin Molla’nın oğlu Deli Mehmed ormana doğru şöyle bir geziye doğru çıkmış. Neden gezmesin ele güven olur mu hiç? Bakarsın kendilerine ait ormanda ağaç keserler.Nitekim ki öyle olmuş bir karı koca ağaç kesmişler.evlerine doğru dürüklerlerken Deli Mehmed çıkagelmiş karşılarına. Birden neye uğradıklarını anlayamamanın şaşkınlığı içinde donakalmış korkularından… Korkarlar tabiihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif koskoca Deli Mehmed kolay mı? Koskoca bir müderris oğlu http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Müderris ki Hüseyin Çavuşoğlu ve civarı himayesinde. Deli Mehmed’in deliliklerine öylesine. Astığı astık. Kestiği kestik. Bıçağı da önünde keser arkasında… Hele omuzun da tüfeği oluncahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gel de çık karşısına. İşte durum böyle iken adamcağız Deli Mehmed’in ayaklarına kapanarak af dilemiş.Deli bu delirmiş de delirmiş; doğrultmuş namluyu adama vurur mu vurur… Karısı “Ben nasıl olsa kadınım bana bir şey yapmaz” düşüncesiyle onu vurma beni vur çocuklarımıza acı diyerek merhamete getirmeye çalışmış.Ne gezer merhamet çifteyi boşaltmış kadının bağrına. Kocası daha durur mu kaçıp gitmiş. Ne yapsın şimdi Deli Mehmed? Devrin kanunları sıkı.. Kaçmak düşmüş aklına ama babasına bir yol danışmaya ihmal etmemiş tutmuş evin yolunu. Babası önce fena halde kızmış oğluna ama ne kadar kötü olsa da oğul gene… Kaçmanın kanundan kurtulmanın yollarını sıralayıvermiş oğluna. Sevdiği ve aşık olduğu kızdan “Tombul Halime” ayrılmak bir yandan da her an zaptiyelere yakalanmak düşüncesi ve sıkıntıları sarıvermiş içine. İstemiş ki Halimesi de gelsin onunla beraber. Hizmetçilerin kapıyı her açtığın da Halime’yi geldi zannederhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir yol hoplarmış yerinden. Zavallı anacığı yolluğunu hazırlayıp vermiş eline. Deli Mehmedimiz yola revan olmuş.
Yarbaşından geçenken karşısında duran Halime ‘nin evine doğru bakmış derlenmişhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif duygulanmış.
Bir yandan da kar heryanı ağartmaya devam ediyormuş.

suzim
15-12-2009, 00:13
Bakalım Halimesine neler demiş?
“Kiraz aldım dikmeden
Halimem dallarını bükmeden
Bir armağan ver bana
Halimem ben gurbete gitmeden
Tombalacık Halimem
Yarbaşına gel
Ben gidiyorum Bolu’ya
Düş peşime gel”
Öyle ya Halimesinden bir yadigar almadan gidebilir mi buralardan hiçhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Beklememiş öylece biraz Halimeyi yar başında… belki duyar düşer peşime diye… ne gelen var ne giden.
Devam etmiş söylemeye:
Tütün aldım hendekten
Halimem hekim gelsin Devrek’ten
Hekim buna neylesin
Halimem yanıyorum yürekten
Alçaklara kar yağdı
Üşümedin mi
Sen bu işin sonunu
Düşünmedin mi
Bu sıkıntılı bekleyiş esnasında hendek’ten getirdiği tütünü dumanlayan Deli Mehmedimizin iç yaralarını Devrek’in nam salmış hekimin iyi edebileceğine inanmış bir yol…
İnanmış yahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hekim neylesin buna?…
Yine devam etmiş:
Ocak başında kaldım
Halimem ince fikire daldım
Kapılar açılırken
Halimem seni geliyor sandım…
Aygın mısın halimem
Baygın mısın gel
Hiç haberin gelmiyor
Dargınmısın gel
Deyip gitmiş Deli Mehmed Bolu’ya

suzim
15-12-2009, 00:14
Üğrunu Üğrunu Gelir Dereden (Bedir)


Şarkışla’da çiftçilik yapan bir ailenin Bedriye isminde çok güzel kızları vardır. Bedir derler kısaca.Birde Ömer vardır yanlarında çalışan. Ömer güçlü kuvvetli yakışıklı bir delikanlıdır. Ömer’le Bedir aynı yaştadırlar. Ömer küçük yaşta başlamıştır bu ailenin yanında çalışmaya. Çocuklukları beraber geçer. Ömer’le Bedir büyüdükçe o çocuksu sevgileri aşka dönüşür. İçten içe gizli duygularla severler birbirlerini. İkisi de duygularını açığa vurmazlar. Ömer zaman zaman diyecek olur sevgisini. Bedir’in yayına varınca cesareti kırılır. Söyleyemez bir şey yutkunur kalır. Ömer bir şey dese karşılık verecektir ama çaresiz oda bir şey söyleyemez. Günler ayları yıllar yılları kovalar. Şarkışla’da hayvanları sürüleri olanlarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif her yıl yaz aylarında yaylaya çıkarlar. Sürülerini daha geniş otlaklarda yaylarkenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.giftertemiz havayı teneffüs edip buz gibi suyunu içerekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tabiat’ın bütün güzelliklerinden doya doya faydalanırlar.
Bedir’in ailesi de yaz aylarını Kızanandı denilen yaylada geçirmektedirler. Kızanandıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tertemiz havasıyla buz gibi sularıyla tipik bir Anadolu yaylasıdır. Fazla kalabalık olmadığı içindehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifinsanlar çok iyi ilişki içerisindedirler. Akşamları bir yerde toplanırlar masal anlatırlarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif türkü söylerlerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif halay çekerler. Yaz mevsiminin nasıl geçtiği anlaşılmaz bu topraklarda. Bir sonraki yaz mevsimi iple çekilir. İşte bu yaylada kaldıkları zamanların birinde! Daha fazla yalnız kalma imkanı bulurlar. Ve bir günhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ömer Bedir’e duygularını açar. Ne söyleyeceğini tam anlatamaz ama; Bedir’de heyecandan anlayacak durumda değildir zaten. Sözlerden çok bakışlar konuşur sade. Karşılıklı olarak aşklarını ilan ederler. Sonrahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gizli gizli buluşmaya başlarlar. Sözde gizlice buluşurlar amahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gören görür bilen bilir onların aşklarını. Ve kısa zamanda herkes tarafından konuşulur olur Ömer ile Bedir’in aşkları. Ama kimse yadırgamaz bunu. Herkes yakıştırıverir birbirlerine ve evlenmelerini isterler. Ömer Allah’ın emriyle istetecektir Bedir’i. Dünürcüler belirlenir. Bedir ailesinden geleneklere uygun bir şekilde istenir. Kızın ailesinin kararı olumsuzdur. Özellikle Bedirin annesi Gürcü hatunhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ömer’in fakirliğini bahane ederek bu evliliğe karşı çıkar.Araya girenler ne kadar ısrar etselerde kara dediğine ak demez gürcü hatun.Aşıkların evlenmesine mani olur.
Bir süre sonrada Bedir’i Şevki adında yaşlı ve zengin birine verirler.Düğün günü Ömer’le çok yakın bir arkadaşı yaylaya çıkarlar. Ve gelin alayını çok üzgün bir şekilde orada seyrederler.Ömer çok içlenir ve ağlayarak türkü söylemeye başlar. Bedir’in yaşlı kocası evlendikten bir süre sonra ölür.
Ömer henüz evlenmediği için ahali tekrar araya giriphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifbunları evlendirmek isterler amahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Bedriye Ömer’i çok sevdiğini fakathttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif evlenirse dedikoduların çıkabileceğini söyleyerekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif aşkını kalbine gömer ve teklifi kabul etmez. İki kere kaybettiği aşkı için Ömer’in yaktığı türkü dilden dile söylenir oldu.

suzim
15-12-2009, 00:14
BEDİR
Uğrunu uğrunu gelir dereden
Benlerini sayamadım kareden
Sevdiğimi bana yazsın yaradan
Şen ol yaylam şen ol Bedir geliyor.
Şu dereden cıvıl cıvıl kuş gelir
Armağanlar dolu gider boş gelir
Sevda bilmeyene hayal düş gelir
Şen ol yaylam şen ol Bedir geliyor.
Boğazımda lira Alnımda altın
Bedir’i vermiyor şu Gürcü hatun
Param çok değil alayım satın
Şen ol yaylam şen ol Bedir geliyor.
Kırık boğazında ardından yettim
Kız yandığın yere kadar bende gittim
Bedir’i yaylaya emanet ettim
Şen ol yaylam şen ol Bedir geliyor
Not: kaynak belli değil

suzim
15-12-2009, 00:15
Ayşegül Göktepe (Radyo Program Yapımcısı)
Yandım Hudey Türküsü (Türkmen Gelini)
Seferberlik yıllarında askere alınanlarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ya çok uzun yılar sonra döner yada hiç dönmezlermiş. Hele bu gidilen yer Yemen isehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif geri dönme ihtimali hemen hemen hiç olmazmış.Çünkü gidenlerin çok azı sağ olarak geri dönüyormuş. Erzincan’dan bir delikanlıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif uzun yıllar sevdiği kızla nihayet evlenir.Gelinle bir hafta bile birlikte kalmadanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifaskere alınarak yemene
gönderilir. Bunun üzerine hem gelinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hem de kendisi çok üzülürhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ama; Çare yokturhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif vatan hizmetine gidilecektir.
Askere giden delikanlıdan uzun bir zaman haber alınamaz. Bunun üzerine kendisinin öldüğüne kanaat getirilir. Bir süre sonrada bu delikanlının babasıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifoğlunun hanımınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yani gelinini kendisiyle evlenmeye ikna eder ve geliniyle evlenir.
Aradan birkaç sene geçer. Delikanlı bin bir türlü meşakkat!ten sonra askerliğini bitirerek Erzincan’a dönerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif köyüne gider. Evine varır kihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hanımı ev damında hamur yoğuruyor. Hanımı kendisini görünce şaşkınlık geçirir ve ağlamaya başlar. Delikanlı hanımınahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sevineceği yerde neden ağladığını sorar. Hanımı iki gözü iki çeşmehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifdurumu olduğu gibi delikanlıya anlatır. Delikanlı bu durum karşısındahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif beyninden vurulmuşa döner. Delikanlının başına gelenlere köy halkı da çok üzülür. Bu acıklı durumu;Delikanlının ağzındanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif aşağıdaki türkü ile dile getirirler.

suzim
15-12-2009, 00:16
Ev damına girdim aneyhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifyandım hudey diley diley
Elleri hamur.
Gözünden akıyor bir sulu yağmur oy
Baba nerden aldın aney yandım hudey diley diley
Sen bu gelini
Odasına girdim kahve büşürür oy
Kınalı parmaklar aney yandım hudey diley diley
Fincan düşürür
Seni gören aşık aklın şaşurur oy
Baba nerden aldın aneyhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yandım hudey diley diley
Sen bu gelini
Odasına girdim namaz’a durmuş oy
Kaşları gözleri aneyhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yandım hudey diley diley
Kendine uymuş
Seni gören aşık aklın şaşurmuş oy
Baba nerden aldın aneyhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yandım hudey diley diley
Sen bu gelini
Keten köynek giymiş yakası nazük oy
Koluna yapturdum aneyhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yandım hudey diley diley
Altun bilezük
Öpmeye kıyamam sevmeye yazuk oy
Baba nerden aldın aneyhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yandım hudey diley diley
Sen bu gelini
Bacasından çıkmış ayvanın dal’ı oy
Yüzüne de vurmuş aneyhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifyandım hudey diley diley
Yazmanın alı
İşte görünüyor dünyanın halı oy
Baba nerden aldın aneyhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yandım hudey diley diley
Sen bu gelini
Elleri kınalı aneyhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Yandım hudey dily diley
Taze gelini

suzim
15-12-2009, 00:16
Şen Olasın Ürgüp (Cemal’ım)

Türkühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif öldürülen Cemal’ehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif karısı Şerife tarafından yakılmıştır. Şerifehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif 90 yıldan fazla yaşamışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif 30 Kasım 1993 günü vefat etmiştir. 14-15 yaşlarında Cemal’le evlenmişhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif mutlu geçen birkaç yılı Cemal’in öldürülmesiyle sona ermişhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bu hadiseden sonra bir oğlu ile ortada kalmıştır. Bu hadisenin oluş şekli ve ona yakılan ağıtı/türküyü banahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Şerife’nin daha sonra evlendiği Hayrullah’tan olan oğlu İsmet Aksoy göndermiştir.* Cemal’in öldürülme hadisesi ve türkünün tam metni şöyledir:
Ürgüp’ün Karlık köyünün eşrafından ve varlıklı bir ailesinden olan Cemalhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kalleşlikle öldürülür. Herkesçe sevip sayılan Cemal’in ölümüne yanmayan kalmaz. Eşi Şerife acılarını yaktığı ağıtla hafifletmeye çalışır. Yetim kalan oğlu Mustafa dahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif birkaç yıl sonra hasat zamanı bir atın tepmesi sonucu ölmüştür.
Ağıthttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Şerife’nin ikinci kocası Hayrullah’ın sonraki yıllar Refik Başaran’a “Herkese bir türkü okudun amahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bana okumadın.” diye sitem etmesi üzerine Cemal türküsünü plağa okur. Cemal Hayrullah’ın aynı zamanda amcasıdır. Onun öldürülüşü Şerife kadar Hayrullah’ı da etkiler. Şerife’nin türkünün her çalınışında gözünden iplik iplik yaşlar akıtmasınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Cemal’i bir türlü unutamamasını daima anlayışla karşılamıştır.
Türkünün asıl metni şöyledir:

suzim
15-12-2009, 00:17
Türkünün asıl metni şöyledir:
Şen olasın Ürgüp dumanın gitmez
Kıratın acemi konağı tutmaz
Oğlun da çok küçük yerini tumaz
Cemal’ım Cemal’ım algın Cemal’ım
Al kanlar içinde kaldın Cemal’ım
Ürgüp’ten de çıktığını görmüşlür
Kıratının sekisinden bilmişler
Seni öldürmeye karar vermişler
Cemal’ım Cemal’ım algın Cemal’ım
Al kanlar içinde kaldın Cemal’ım
Cemal’ın giydiği ketenden yilek
Al kana boyanmış don ile göynek
Sana nasip oldu ecelsiz ölmek
Cemal’ım Cemal’ım algın Cemal’ım
Al kanlar içinde kaldın Cemal’ım
Ürgüp’ten de çıktın kırat kişnedi
Üzengiler ayağını boşladı
Yağlı kurşun iliğine işledi
Cemal’ım Cemal’ım algın Cemal’ım
Al kanlar içinde kaldın Cemal’ım
Karlık ile başkadın pınar arası
Çok mu imiş Cemal’ımın yarası
Ağlayıp geliyor garip anası
Cemal’ım Cemal’ım algın Cemal’ım
Al kanlar içinde kaldın Cemal’ım
Cemal’ın giydiği kadife şalvar
Dükkânın kilidi cebinde parlar
Oğlun da çok küçük beşikte ağlar
Cemal’ım Cemal’ım algın Cemal’ım
Al kanlar içinde kaldın Cemal’ım
Kıratın üstünde bir uzun yayla
Ne desem ağlasam kaderim böyle
Gidersen Ürgüp’e sen selâm söyle
Cemal’ım Cemal’ım algın Cemal’ım
Al kanlar içinde kaldın Cemal’ım
Kıratım başımda oturmuş ağlar
Cemal’a dayanmaz şu karlı dağlar
Üzüm vermez oldu Karlık’ta bağlar
Cemal’ım Cemal’ım algın Cemal’ım
Al kanlar içinde kaldın Cemal’ım
Giden Cemal gelir mi de yerine
İçerimde yaram indi derine
Cemal düşta kahpelerin şerine
Cemal’ım Cemal’ım algın Cemal’ım
Al kanlar içinde kaldın Cemal’ım
(seki : atın tırnaklarının üst kısmında bulunan beyaz kıllar)
* Bana Cemal’ım türküsünü ve türkünün hikâyesini göndermek lutfunda bulunan İsmet Aksoy’a şükranlarımı sunarım.

suzim
15-12-2009, 00:17
Pos Pos Köprüsü

Salt bölgemize özgü bir Bati Trakya türküsü. Gümülcine şehrinin hemen yakınında yer alan Rodop dağları eteklerindehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifhalk arasında “Yaka”diye adlandırılan köyler dizisinin ilk koyu Sendelli’dir.Pos-Pos çayı kenarındaki Sendelli’de kırk kırk beş yıl önce yaşanmış bir namus olayının öyküsüdür bu türkü.
Tahminen 1946-1947 yıllarında Sendelli güzellerinden Fethiye Hanim hakkında koy içinde dedikodu yayılır. Aslen Büyükmüselim köyünden olan Fethiye Hanımla Sendelli’li Halilhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif evlilik hayatlarında iyi geçinmekte ve bir çocukları bulunmaktadır. Fakat kadın hakkında dedikodunun yayılması üzerinehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifFethiye’yi kıskanan kocasıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kadına anasının evine gitmeyi yasak eder. Bir günhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif aile reisinin dağda odun kesmekte olduğu sırada esinin evde bulunmadığını haber almasıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kocayı hiddet içerisinde köye dönmeye mecbur eder. Gerçekten kadın evde bulunmadığını ve dışardan gelmekte olduğunu görünce dut ağaçlarının bulunduğu bir yerdehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif karisini elindeki baltayla oldurur. Dağa çıkarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifdaha sonra Bulgaristan a geçer. Aradan birkaç yıl geçince tekrar geri dönerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif fakat köyünde barınamaz. Gidip Edirne’ye yerleştiği ve orada yasadığı söylenir. Fethiye Hanımla evliliklerinden olan çocuk da daha sonraları olduğu için bu ailenin tamamen dağıldığı görülür.
Tutucu bir toplum özelliği taşıyan Bati Trakya Azınlık halkının namus kavramına verdiği önem bakımından ilginç bir türküdür Pos-Pos köprüsü …
Pos-Pos köprüsünü seller mi aldı
Fethiye’nin yavrusunu eller mi aldı
Gelme annem kum içindeyim
Sen beni bilemezsin kan içindeyim
Ben ne ettim ne ettim teyzeme gittim
Teyzemden gelir iken can telef ettim
Gelme annem gelme kum içindeyim
Sen beni bilemezsin kan içindeyim
Uyu Halil uyu ağacın altında
Fethiye’yi de vurdun dutun altında
Gelme annem gelme kum içindeyim
Sen beni bilemezsin kan içindeyim.

suzim
15-12-2009, 00:18
Penceremin Altında Zerdali Dalımısın



Bu türkünün hikayesi Çankırı’nın Çerkeş kazasının Hacı Bey köyünde yaşanmıştır. Altı çocuğuyla beraber yoksul bir hayat sürenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bütün umutları toprağa bağlı bir aile vardır. Bu ailenin Gülbahar isimli bir de güzel kızları vardır. Henüz on beş yaşında olan Gülbahar’ın gönlünde köyün zenginlerinden bir ağanın oğlu Murat yatmaktadır. Murat bu sevgiden habersizdi.
Gülbahar her gün testisini alır çeşmeye gider.Gider ama düşüncesiyle Murat’ı da beraberinde götürür. Testisini doldurur. Penceresinin önündeki zerdali ağacını sularhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifama bu işleri yaparken hep Murat’ı düşünmektedir. Bir gün çeşme başında Murat’ı gördü. Heyecanını gizleyemedi Gülbahar. Elleri titriyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yüzü durmadan renk değiştiriyordu. Murat dayanamadı sordu.
Beni sevdiğini söylüyorlar köyde doğrumu bu?
Gülbahar bu sefer daha da heyecanlandıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir şey diyemeden kaçamak bir bakışla Murat’ın yüzüne baktıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hızla oradan uzaklaştı. Bakış o bakış Murat’ında içine bir ateş düşmüştür. Her gün çeşme başında buluşmaya başlarlar. Murat’ın babası bunu duyar. Oğlunun bir fakir kızıyla ilgilenmesini istemiyordur. Komşu köyden bir kızla Murat’ın nikahını kıydırır. Bütün umudunu yitiren Gülbahar ekmekten aştan kesilir. Günlerce ağzına bir şey koymaz. Artık her şeyin bittiğine kanaat getirir ve kendisinihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif büyük bir umutla beslediği zerdali ağacına asar. Çünkü davul zurna sesleri köyün sessizliğini yıkmıştıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gelin geliyordu. Her şeyden habersiz Murat pek düşünceliydi. Haberi duyunca beyninden vurulmuşa döndü. Kendisine ve insanlara dünyaya lanet ediyordu. Çok geçmeden aklini kaybetti. Bir daha da eski haline gelemedi.

PENCEREMİN ALTINDA ZERDALİ DALIMISIN
Penceremin altında da a beyim
Zerdali dalı mısın?
Düşkün düşkün duruyonda a beyim
Benden sevdalımısın?
Hep kara leylide bakışır aman
Kaşları gözlere yakışır aman.
Penceremin altında da a beyim
Kitap açmış okuyor.
Perçemine yağ sürmüşte a beyim
Yel estikce kokuyor.
Hep kara leylide bakışır aman
Kaşları gözlere yakışır aman.
Pencereden bakıyor da a beyim
Şeker olmuş akıyor.
Bu sevda nasıl sevda a beyim
Beni candan yakıyor.
Hep kara leylide bakışır aman
Kaşları gözlere yakışır aman.

suzim
15-12-2009, 00:19
Molla Ahmed’in Türküsü

Aslen Babadağ’lıdır. Gençhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yiğithttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yakışıklı bir delikanlıdır. Serde erkeklik var ya!ailesine küser tutar gurbetin yolunu. Gelir Şuhut ilçesine. Güçlülüğü ve cesaretinden ötürü delikanlılar arasında kendini hemen sevdirir. Efeler alayının başı olur.Sesinin güzelliğinden dolayıda müezzinlik yapar ara sıra.Bu yüzdende kendisine Molla lakap’ını takarlar. Molla Ahmet aynı zamanda kasabada kahvecidir. Kasabanın zenginlerinden birinin kızı bu özellikleri bulunan Molla Ahmed’e tutulur. Molla Ahmed’de bu kızı sever.
Anadolu’da böyle zengin ve güzel kızların gönlüne girmek için delikanlılar arasında rekabet bir görenektir. “Macar” lakaplı namert de kıza tutkundur. Arkadaşlarıyla birlikte Molla Ahmet’i bir kır alemine davet ederler. Mola Ahmet iyi yüreklidirhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif arkadaş’larının namert çıkacaklarına hiç ihtimal vermez. Kısa bir eğlenceden sonra ansızın Ahmet’i kıskıvrak bağlarlar. Hiç acımasız elinihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kolunu http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bacağını parça parça edip sazlığın oraya bırakır uzaklaşırlar.
Yakın köylerin köpekleri ağızlarında et parçalarıyla dolaştıklarında köylüler Molla Ahmet’i çoraplarından tanırlar. Suçlular yakalanır adalete teslim edilirler. Olay halk içinde nefretle anılır. Olayhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif türküde bütün inceliğiyle dile getirilmiştir.
MOLLA AHMED
Anne beni kırk pınarda kestilerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Cepken’imi saz dalına astılar.
Anam babam benden umut kestiler.
Dalgın uykulardan uyan Ahmed’im
Yağlı kamalara dayan Ahmed’im
Yakuboğlu kamaları yağlıyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Neslihan kız siyim siyim ağlıyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Katil Macar kollarımı bağlıyor.
Kuş gibi meydanlarda dönen Ahmed’im
Neslihan yoluma ölen Ahmed’im.
Bir incecik yol gidiyor Bazlar’ahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Ilgıt ılgıt kanım aktı sazlarahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Selam söylen anam ile kızlara.
Dalgın uykulardan uyanamadımhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Yağlı kamalara dayanamadım.
Biçildi mi Seydi köy’ün çayırıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Kadir MEVLA’m canı candan ayırıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Hiç kalmamış Neslihan’ın hayırı
Koç gibi meydanlarda dönen Ahmed’im
Dostlar düşman imiş ben bilemedim.

suzim
15-12-2009, 00:20
Pencereden Bir Taş Geldi (Mamoş)



Elazığ’ın koca Mustafa Paşa mahallesinde oturan Bekir hoca’nın genç ve güzel bir karısı vardır. Bekir hoca Harput’ta namusuyla ve iyiliğiyle tanınan yumuşak başlı temiz bir insandır. Karısı ise gençliğin verdiği tecrübesizlikle evli olduğu halde komşularındanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif soylu bir aileden olan genç yakışıklı Mamoş (Mehmet) ile ilişki kuracak kadar toydur daha. Mamoş’la Bekir hoca’nın karısı arasındaki sevgi gittikçe alevlenir. Etrafta bunu sezmeye başlamıştır. Fakat sevdalılar buna rağmen her şeyden habersizdirler. Fırsat buldukça buluşur konuşur sevişirler. Bekir hoca bunun neye varacağını hesaplamaktadır.
Bir gün karısına Harput’a gideceğini ve akşam dönmeyeceğini söyler. Bu fırsattan yararlanan genç kadın Mamoş’u eve davet eder yerler içerler eğlenirler. Bekir hoca ise Harput’a gitmemiştir. Karanlık basınca eve gelir ve sessizce kapıyı kendi anahtarıyla açarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sevdalıların bulundukları odaya gelir. İçerden onların eğlenceli çığlıklarını duyar tabancasını çekerek odaya girer. Girer girmez tabancasını ateşler Mamoş’u kalbinden karısını da ağzından vurarak öldürür. Bu olaydan sonra Bekir hoca zaptiyeye teslim olur. Adli bir heyetin eve gelip olayı yerinde incelemelerinden sonra duruşma
sonunda Bekir hoca beraat eder.
İçli olan türkünün hikayesinde de böylece bir ders yatmaktadır.


MAMOŞ TÜRKÜSÜ
Pencere’den bir taş geldi
Ben sandım ki Mamoş geldi.
Uyan Mamoş uyan uyan
Başımıza ne iş geldi.
Eyvah Mamoş eyvah eyvah
Tabip getir yarama bak.
Penceresi yeşil yaprakhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Mamoş giyer kara kapak.
Kör olasın Bekir hocahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Yatağımız kara toprak.
Eyvah Mamoşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif eyvah eyvah
Tabip getir yarama bak.
Pencere’nin önü çardakhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Rakı içtik bardak bardak.
Körolasın Bekir hoca
Koymadın ki murat alak.
Eyvah Mamoşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif eyvah eyvah
Tabip getir yarama bak.
Evlerinin ardı kavakhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Yağmur yağar ufak ufak.
Kör olasın Bekir hocahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Ağzımdaki kurşuna bak.
Di kalk Mamoş di kalkhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif di kalk
Başımıza yığıldı halk.
Dışkapıyı araladınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Ah bahtımı karaladın.
Kör olasın Bekir hocahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Mamoş’uda yaraladın.
Di kalk Mamoş di kalkhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif di kalk
Başımıza yığıldı halk.
Mamoş paltonu tutayımmı?
Hayrın için satayımmı?
Mezarında boş yer varmı?
Ben’de gidip yatayımmı?
Eyvah Mamoşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif eyvah Mamoş
Tabib getir imdada koş.


Yığınkili Muhammet

suzim
15-12-2009, 00:21
Kütahya’nın Pınarları

Bundan 100-120 yıl önce Kütahya’da bir ailenin genç yakışıklıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sözü dinlenirhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif temiz kalpli bir oğulları varmış. Orta halli bir ailenin de güzelhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif boylu poslu uzun saçlı bir kızları varmış. Kız biraz hoppa olduğuhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif elehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif avuca sığmadığı için arkadaşları ona “deli düve” ismini vermişlerdi (düve: buzağı doğurma zamanı gelmiş yeni ineklere bazı yerlerde düve denirmiş). İşte genç yakışıklı delikanlı deli düveye aşık olmuş. O zamanlar deli düve adı dillere destandır. Gençhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif deli düveyi ailesinden isterhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif fakat kızı vermezler. Kızla genç gizli gizli buluşurlar. Bunu duyan kızın ailesi razı olur ve kızla genci evlendirirler. Fakat gençlerin saadetleri uzun sürmezhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bu kızın güzelliğini duyan gören zamanın delikanlıları kendilerini reddeden kızın kocasını hem kıskanır hem de ona kin bağlarlar.
Aradan hayli zaman geçer bu genç ve güzel gelin bazı delikanlılar tarafından tehdit edilmeye başlanmıştır. Delikanlılar “kocandan ayrılacaksın yoksa seni dağa kaldırırızhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kocanın da gözlerini kör ederiz” diye kıza haber salmışlar. Genç kadın önceleri aldırmaz ve kocasından saklarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif onu sevdiği için bir türlü kötülük etmelerine razı olamaz ve delikanlılara şöyle haber yollar ” Ne olurhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kocamı rahat bırakın. Ona dokunmayın ne isterseniz yapayım” der. Bunu haber alan gençler kadını kaçırmaya karar verirler. Aracı kadına “biz istediğimizi çeşme başında söyleyeceğiz. Oraya kadar gelsin” derler. Bunu duyan gelin meraktan çatlayacak bir duruma geldiğinden çeşme başına gider. Çeşme başına giden delikanlılar tuzak kurarak kadını kaçırırlar. Kadın bu sırada çığlık atar o sırada kadının kocası olan Asalıoğlu sesi duyarak koşarak gelir. Kadının kocası ile diğer gençler arasında kanlı bir kavga olur ve Asalıoğlu ölür. Gençler kızı dağa kaldırmıştı öte yandan oğullarını kanlar içinde yattığını gören gencin ana ve babası saçlarını başını yolarlar.

suzim
15-12-2009, 00:22
Kozanoğlu Avdan Gelir


Türkülere kahraman olan Kozanoğluhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Afşar’ların Kozanlı oymağının reisi olan bir ailedendir. Bu oymak önceleri Karamanoğulları’nın sonradan da Osmanlı Devleti’nin maiyetinde bulunup Kozan havalisinin idaresini yürütüyordu. Kozan dağlarındaki Varşak’lar (Varşak aşiretinden olanlar) bunların piyadesi Çukurova’daki Avşar’ lar ise süvarileri idiler. Kozanoğulları bu havalide uzun müddet hüküm sürdülerhalkın hak ve hukukunu iç ve dıştaki saldırganlara karşı korudular. Orta Anadolu derebeylerinden Çapanoğlu Süleyman Bey’ in Kozan bölgesini istila için gönderdiği askerler Yusuf Ağa tarafından perişan edildiği gibi bir müddet sonra Mısırlı İbrahim Paşa’ nın Kozan’ı almak için gönderdiği askerler de dağlarda Kozanoğlu Mehmet Bey’ in kuvvetleri tarafından yenilgiye uğratıldı. Yusuf Ağa’ dan sonra Ali Bey’ in oğlu Mehmet Bey Kozan Beyliğine geçtiler. Kozan Beyliği gittikçe kuvvetleniyordu.
1882 senesinde Sultan Aziz zamanında Sadrazam Ali Paşa’nın Kozan Beyliği’ni ortadan kaldırmaya karar vermesi üzerine Derviş Paşa kumandasında “İslâhiye Fırkası” adı altında bir kuvvet teşkil edip Kozan’a gönderildi. Ahmet Bey ile Yusuf Bey ve Kozan hanedanına mensup diğer beyler Halil Beyhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ali Bey ve Hüseyin Bey’ler devlete bağlılıklarını hemen bildirdiler. Ahmet Bey’ e Kütahya Valiliği diğer beylere de birer memurluk veya maaş verilerek dağıtıldı. Kozan bir sancak haline getirildi. Kozanoğlu Yusuf Ağa Sivas’ta oturmaya memur edildiğinden muhafız askerleri himayesinde yola çıktı. Fakat aşiretlerinden bir kaçı yolunu kesip onu muhafız askerleri elinden aldılar. Yusuf Ağa durumu değerlendirmek istedi. Kozan’a gelerek bütün aşiretleri isyana kaldırdı. Bunun üzerine Müşir Derviş Paşahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif İsmail Paşa kumandasındaki bir müfrezeyi Yusuf Ağa üzerine gönderdi. Kısa bir çatışmadan sonra Yusuf Ağa esir düştü ve astırıldıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif taraftarları da dağıtıldı.
Küçükten Görmedim Ana Kucağı
Ali Ercanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Kara Kaş Gözlerin Elmas ve Niğde Türküleri adlı kitabında “Mustafa Songur” isminde bir kişiden dinlediği bu türkünün hikayesini aynen şöyle anlatmaktadır:
“Bir buçuk asır evvelden beri Niğde’nin Dikilitaşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ferhenkhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Kavlaktepehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Badamderesi ve Çamardı köyleri arasından Ulu yol diye bir yol geçer. O tarihlerde Erzurum’dan hareket eden kervancı bu yolu takiben Suriye’ye kadar giderhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifSuriye’den kalkan bir kervancı http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifİstanbul’a kadar yine bu yoldan geçermiş. Kervancıların dinlenme yeri ise Adanahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifPozantı’yı geçtikten sonra Ferhenk köyündehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifşimdiki içmecenin bulunduğu muhitte öz dedemin yaptırmış olduğu handa konaklarlarmışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif veyahutta aynı muhite bir saat mesafede bulunan eski ismi Enehilhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif şimdiki ismi Dikilitaş olan köyde konaklarlarmış. O zamanda Kanlı Bulduruç diye anılan semtte her iki yönden gelen kervancı kış mevsiminde birkaç ölü verirlermiş. Şiddetli bir kış mevsiminde zengin iki kervancı kardeşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifSuriye’den hareket ederek Bulduruc’a gelir ve orada şiddetli bir tipiye tutulurlar. Kardeşlerden biri tipide boğulur ve ölür. Kardeşini kaybeden diğer kervancı ölen kardeşinin üzerine kapanır ve bu türküyü yakar.”

suzim
15-12-2009, 00:41
Kırmızı Gül Demet Demet

Kırmızı gül demet demethttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Sevda değil bir alamethttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Balam nennihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yavrum nenni
Gitti gelmez ol muhannet
Şol revanda balam kaldıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Yavrum kaldıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif balam nenni…
Nenni ya! Nenni ki nenni!. Yavrum nenni! Bir demet kırmızı gülle
gelen nenni!. Nasıl oluyor dersenizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif türkünün dilini açmak gerek…
Varıp sormak gerek türküye : ”Ey türkü nedir bu demet demet kırmızı gül ve de nenni!. Yavrum nenni… Balamhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif nenni”. Bu demet demet gül hem de kırmızısındanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sevgiliye duygu mu taşıyor? Neden kırmızı gül de kır papatyaları değil? Şöyle sarılı beyazlıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif düz sarılıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif öküz gözü gibihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kırdan toplanmış papatyalar değil dehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif demet demet kırmızı gül? Onların sevgi dili yok mu?. Onlar duygu simgesi gül kat… Ama bir tek!. Benim tek gülümsünhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gönlümdeki yerin kır çiçekleri kadar enginhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kır çiçekleri kadar zengin ve doğalhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif demiş olmazmısın? Ama senden iyisini bilecek değiliz ya!. Kırmızı gülü
seçmişsin sen. Hem de demet demet…

suzim
15-12-2009, 00:42
Ha bir de ‘balam’ meselesi var! Yavrum diyorsun… ‘Nenni’ diyorsun ‘Gitti gelmez’ diyorsun. Yoksa bir ananın balasına yavrusuna çağrısı mı bu? Şol Revan’da kalan balası üstüne mi söylenmiş?. REVAN bugünkü adıyla ERİVANhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yani günümüzde Ermenistan’ın başkenti… Türkümüze konu olan olayın geçtiği zaman ise büyük olasılıkla 17. yüzyıl sonrası… Neden dersenizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif REVAN Osmanlının önemli bir ticaret merkezi o zamanlar. Ama bir ara elden çıkmış Safeviler işgal etmiş. Yıl 1635. Dördüncü Murat ikiyüzellibin kişilik bir orduyla REVAN seferini düzenlemiş. Sekiz ay yirmi dokuz günlük kuşatma sonundahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif REVAN yeniden Osmanlı topraklarına katılmış. Eskisi gibi kervanlar gider gelir olmuş. Mal götürüphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif mal getirmişler… Memet de gidip gelen kervancılardan birisi… Anasının da tek ‘balası’… Tek oğlu!. Erzurum yöresinde üç beş dönümlük tarlalarını ekip dikiyorlar… Yetiştirdikleri ürünü de kervana katıphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif REVAN’da satıyor Memet… Memet de Memet hani… Karayağız bir delikanlı… Taşı tutsahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif suyunu çıkaracak kadar güçlü. Bir de alışkanlığı var Memet’in. Her akşam tarla dönüşühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bahçelerden derlediği demet demet gülleri getiriyor anasına.. Anayla oğul arasında bir simge gibi kırmızı gül demeti… Sevgi saygı simgesi. Gülleri evinin duvarına asıp kurutuyor ana… Onlara baktıkça oğlunu görür gibi oluyor… Hele Memet kervandaysa. Gözü gönlü kırmızı gülün kurumuşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gazelleşmiş demetinde ananın. Rüyaları hep Memet üstüne… REVAN yollarını düşlüyor hep. Kimi zaman kara saplanmış görüyor kervanı. Kanter içinde uyanıyor. hayra yormaya çalışıyor. Kimi geceler de toza dumana katılmış kervanınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif atının eşeğinin devesinin bir toz bulutu içinde kayboluşunu düşlüyor. Bir hortumhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yutuyor kervanı. Koca kervan döne döne göğe çekiliyor. Geride ne bir athttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ne de bir devehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ne de insan kalıyor. Memet’i arıyor gözleri. Kara yağızhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kaytan bıyık Memethttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ellerini uzatıyor anasına. ‘Tut ellerimi’ diyor. Ama ne gezer. Anasının elleri boşlukta kalıyor. Sözün kısası günü gelip de kervan REVAN’dan dönene kadar bu böyle sürüp gidiyor. Kervanın dönüşünü dört gözle bekliyor.

suzim
15-12-2009, 00:43
Bazen kışın yola saldığı oğlu yazın dönüyor .Bazen de tersi oluyor . Kervanın dönüşühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bayram gibi! Kimi kocasınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kimi yavuklusunu karşılıyor. Kimi analar da oğlunu. Sarılıphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ağlayanlarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sevinç gözyaşı dökenler. Yemen seferinden döner gibi. Gerçi savaş dönüşü değil ama; hastalığı sağlığı var… Karı varhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ayazı var!. Bir de salgın hastalık söylentisi yayılmış. Veba hastalığı kırıp geçiriyor ortalığı. İlkin bir ateş sarıyor bünyeyi. Kusmahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif iltihaphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif baş dönmesi. En sonunda da sayıklama. Artık kurtuluşu yok. Sayıklaya sayıklaya götürüyor insanı. En erken üç gün. En geç yedi gün içinde başlıyor sayıklama… Kurduğu tüm dünya yok oluyor bir anda insanın. Sevgiliye özlemhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif alınan armağanlar. Söylenecek güzel sözler. ”Sensiz olamam. Sen benim her şeyimsin. Güne seninle başlıyorum. Seninle bitiyor gecem. Zaman yitirmemek gerek demiştin. Oysa günler su gibi geçti. Ne bir ses; ne bir nefes. Düşlerdeki yerin hariç. Oysa seninle her şeye yeniden başlayacaktık. Öyle demiştik. ”Yaşam o kadar kısa ki; hiç zaman yitirmek istemiyorum seninle olmak için”. Bunları sen söylemiştin. Sıcaklığın avuçlarımdaydı. Kuytu bir sokak arası mıydı?. Yoksa aşıklar yoluna girişte miydi? Bir tek gözlerin kalmış belleğimde. Bir de kuşların bitmeyen şakımaları. Ne de güzel batmıştı güneş. Alaca ışığınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif alaca karanlığa dönüştüğü an. Akşam güneşininhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yavaş yavaş yok oluşu muydu güzel olan?. Yoksa alaca ışığınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif alaca mutluluğa dönüştüğü an mıydı en güzeli. Bahar mı kokuyordu saçların. Yoksa gerçekten bahar günleri miydi? İşte böyle sevgili. Ben şimdi senden uzak. Seni sayıklıyorum. Ellerini tutabilsem yeniden. Yüzüme dokunsa saç tellerin. Ama ne gezer!. Kuytulardan kaybolmayı severim demiştin. Aniden yok oluyorsun düşlerimden. Ellerim boşta kalıyor. Hem anamın hıçkırığı niye. Uzattığım ellerimi tutsa ya! Ateşler içindeyim. Bildiğim türküleri mırıldanıyorum; yokluğunuzda.

suzim
15-12-2009, 00:44
Gurbet elde baş yastığa gelende
Gayet yaman olur işi garibin
Gelen olmaz giden olmaz yanına
Bir çalıdır mezar taşı garibin.
Bir çalının dibine gömüyorlar Memet’i. Söylenecek sözleri sevgiliyehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif anasına özlemiyle birlikte örtüyorlar üstünü. Kara toprak alıyor bağrına. Gençmiş… Sevenleri varmış… Anası yavuklusu yol gözlüyormuş. Ecel bu! Kimini sele kimini yele verir. Memet’i de Revan’da vebayla yakalıyor. Sayıklaya sayıklaya gidiyor Memet. Kucak dolusu kırmızı güller elinde kalıyor. Sevgiliye özlemi de dilinde!. Artık bir çalıdır mezar taşı Memet’in!. Bir tek Memet değil vebaya teslim olan. Kervanın çoğu kırılıyor. Sahipsiz mezar oluyor Revan ‘ da. Kalanlar perişan. Utangaç. Yaşıyor olmaktan utanıyorlar sanki… Sanki ölenlerin sorumlusu ölmeyenlermiş gibi… Ağır ağır Erzurum’a giriyor kervan. Analar bacılarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sevgililerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif oğullarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif eşler… Meraklı gözlerle karşılıyor kervanı. Aradığını bulan sarmaş dolaş. Gözyaşları hıçkırıklara karışıyor. Aradığını bulamayanlar ilk rastladığına soruyor. ”Oğlum Memet’im nerede. Birlikte çıktınız kervana. Nerede kaldı”. Sen sen ol da gel yanıtla. “İlkin kusma başladı. Sonra da bir ateş. En son sayıklama başladı. Tüm sevdiklerini bir bir sıraladı. Titreye titreye sayıkladı. Yedi gün dayandı Memet. Sonra… Sonra bir çalının dibine gömdük onu”. Gel de söyle bunu. Söyleyebil!. Hem de anasına… O ana deli olup dağlara düşmez mi?. Avuçlarını göğe açıp ol tabipten medet dilemez mi?. Kırmızı gülden merhemlik istemez mi?. Karayağızın güzeli oğlunuhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif canından parçayı alıp götüren ölümehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ilenmez mi? Ölümün hepsi kötü. Anahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif babahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif anneannehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dede. Hepsi kötü. Dün var olan… Soluyanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif nefes alan; nefes veren. Bir anda yok artık. Yerinde yeller esiyor. Şekli şemalihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif son sözlerihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yavaş yavaş yok oluyor. Belleklerden siliniyor. Yaşlı ölümü neyse ne! ”Öldü de kurtuldu” diyor insan. Ya gencecik ölümler. Muradı gözünde gidenler. Anadırhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif alıyor veriyor. veriyor alıyor. Oluru yok. Diline kırmızı gülleri doluyor. Ol tabipten medet diliyor. Olmuyor. Ver elini dağ yolları. Dilinde türküsü. Gönlünde oğlunun hayali. Deli olup dağlara düşüyor. O’nu son görenler elinde bir demet kırmızı gülhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dilinde ”Kırmızı gül demet demet. Sevda değil bir alamet Şol Revan’da balam kaldı. Yavrum kaldı”… diye diye haykırdığını söylediler.

suzim
15-12-2009, 00:45
Kırmızı gül demet demet
Sevda değilhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir alamet
Balam nenni yavrum nennihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Gitti gelmez ol muhannethttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Şol Revan’da balam kaldıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Yavrum kaldıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Balam nennihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Kırmızı gül her dem olmazhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Yaralara merhem olmaz
Balam nennihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Yavrum nennihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Ol tabipten derman gelmez
Şol Revan ‘ da balam kaldıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Yavrum kaldıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Balam nenni.
Kırmızı gülün hazanıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Ağaçlar döker gazalıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Karayağızın güzeli
Şol Revan ‘ da balam kaldıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Yavrum kaldıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif

suzim
15-12-2009, 00:47
Kesik Çayır Biçilir Mi?

Meram bağları Meram çayırları tanıktır böylesi yiğit her anaya kısmet olmaz. İnadına mertti inadına yiğit inadına yağızdı.
Konya’nın valisi o yıl Meram’da otururdu hep. Meram o zamanlar da en saygıdeğer yeriydi şehrin Mevlevi dedeleri Meram’daydı çelebiler hepten Meram’daydı. Ve Vali paşanın yâveri genç yâveri Meram’dan çok az inerdi Konya’ya. Bütün oralar bu genç adamı o da bütün oraları tanırdıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif iyi tanırdı.
Yâver fesini sola doğru devirdi. Güz demiydi. Serindi ama o yanıyordu. Korkmuyordu. Oysa Kocamış bir gece yollara düşmüştü “Dutlu”dan Meram’a doğru akşam namazından sonra. Korkmuyordu.
”Sırtıma sepken yağıyor.”
”Yanuben yorgun gelirim.”
demiş elin oğlu zamanında. Yâver işte bu hâl idi. Konya severdi bu delikanlıyı; O da Konya’yı. Ama Konya’dan daha çok sevdiği bir şey bir kişi bir hatun kişi vardı. Meram’a ilk zamanlar sık gelirdi. Aslı Konaya’lı değildi.
Sevdiceği bir Mevlevî çelebisinin kızıydı. Düşünün Allah etmesin dile düşerlerse ötesi yoktu bu işin. Allah etmesin dile düşerlersehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Musalla mezarlığında selviler hüzzam makamından bir şarkıyla başlayıverirlerdi. Allah etmesin gençti. Konya’nın delikanlısı zaten pek hayır okumuyordu adının üstüne. Allah etmesin. Ama yine de kotkmuyordu işte.
Sevdiceği bir Mevlevî çelebisinin kızıydı. Gelirken- giderken bir şeyler olmuştu. Bir şeyler olmuştu çünkü. Loraslarından kalkan ebabil kuşları kanatlarında “Günaydınlar” getirdilerdi bir gün. Ebabil kuşlarının gözleri kahverengiydi sol ellerinin üstünde bir “Ben” vardı ebabil kuşlarının.
Bu gece onunla buluşacaktı. İlk buluşmaları değildi bu şüphesiz. Ama Meram’ın o ördekbaşı ve şili çayırları o “incecik” çayırları tanık olsun ki en mutlusuna gidiyordu buluşmalarının.
Yâver fesini sol yana devirdi ve bıyıklarını burdu. Eli-ayağı yanıyor gibiydi. Ker*** duvarı aşmıya çalıştı. Ceketi tozlandı aldırmadı hemen şöyle silkiverdi eliyle ince çayırlar ayağına dolaştılar aldırmadı.
Çelebi kızı Zerdalinin altına vardı. Gözleri apaydınlıktı kahverengiydi.
Yâver yanına gelince oturuverirdi çayırların üstüne. Yâver o cesaretsiz elleriyle çelebi kızın elini tutacak oldu edemedi. Oturdu.
Konya pul pul dirildi gözbebeklerine. Yalnız Konya değil dünyalar onundu. Anasını hatırladı bir zaman sonra memleketini hatırladı sonra kalkıp gitmek istedi niye istedi bilmem gidemedi.Oturdu.
Derken efendim sekiz iklimden ipil ipil bir batı rüzgarının seranadı başladı. Kız konuşuyordu. Çelebi kızı. Derken efendimhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Dere tarafından bir bülbülü vurdularhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ne hacettihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kız konuşuyordu yâver öldü öldü dirildi.
Konuştular. Kızın elleri yâverin ellerinde serindi. Uzun uzun konuştular. Aşktı bu dost. Sevgiydi. Ne Konya vardı önlerinde ne zerdali ağaçları Ne Meram ne paşahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ne çayırlar ve ne de sekiz taraflarından sekiz kara binayla onları gözetleyen sekiz Konya uşağı.
Derken efendim yâver “Haydi hoşçakalasız” diyecekti diyemedi. Derken efendim sekiz karabina sekiz kurşun kuştu yâverin suratına. Derken efendimhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yâver “gidem” dedihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gidemedi. Önce sallandı sağ ayağının üzerinde üç kez. Sonra sa yanına devrildi. Kıpırdayamadı bile. Sekiz Konya delikanlısı için sanki bir şey olmamıştı. Dere yöresine doğru “Konyalı” yı çağıraraktan yürüdüler.
Sabah yakındı. Çelebi kızı ölü sevgilinin üstüne eğildi. Öylece kaldı.
Gün ışığında ölü yâveri ve çelebi kızını “incecik” çayırların üstünde buldular.
Paşahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif vali paşahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yâverin anasına yanık künyesini gönderdi yarıntesi günü.
“İnce çayır biçilir mi
Sular ayaz içilir mi
Bana yardan vaz geç derler
Yâr tat’lolur geçilir mi”
Sonra arkasındanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif mezar taşı olsun garibin diye bu türküyü yakıverdiler. “İnce çayır biçilir mi?” Biçtiler bile.
“Aman ben yandımhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif paşam ben yandımhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Ellerin köyünde vuruldum kaldım.”

suzim
15-12-2009, 00:50
Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar

Bu öykü Malkara köylerinden alınmış olup belli bir kişinin dilinden yazıya geçirilmiş değildir. Çevrede herkes tarafından bilinen bir öyküdür. Söylentiye görehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çok eskiden köyün birinde Zeynep isimli çok güzel bir kız vardır. Onaltıya yeni bastığında Zeynep’i köylerindeki bir düğünde aşırı (yabancı) köylerden gelen Ali isimli bir genç görür. Ali Zeynep’i çok beğenir ve köyüne döndüğünde kızın babasına hemen görücü gönderir. Zeynep’i Ali’ye verirler. Kısa bir zaman sonra düğünleri olur. Alihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Zeynep’i alıp aşırı köyüne götürür.
Zeynep’in gelin gittiği köy ile kendi köyü arası üç gün üç gece çeker. Bu kadar uzak olduğundan dolayı Zeynephttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif anasını babasını ve kardeşlerini tam yedi yıl göremez. Bu özlem Zeynep’in yüreğinde her gün biraz daha büyüyerek dayanılmaz bir hal alır. Köyün büyük bir tepesinde bulunan evinin bahçesine çıkarak kendi köyüne doğru dönüp için için kendi yaktığı türküyü mırıldanır ve gözleri uzaklarda sıla özlemini gidermeye çalışırmış.
Oysa kocasıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Zeynep’in bu özlemine pek aldırış etmez. Kaldı ki eski sevgisi de pek kalmadığından kendini fazlaca horlamayahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif eziyet etmeye başlar. Sonunda bu özlem ve kocasının horlaması Zeynep’i yataklara düşürür.
Gün geçtikçe hastalığı artan Zeynep’in düzelmesi içinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif köyden gelip gidenler de anasının babasının çağrılmasını salık verirler. Başka çare kalmadığını anlayan Zeynep’in kocası da anasına babasına haber vermeye gider. Altı gün altı gecelik bir yolculuktan sonra bir akşam üstü Zeynep’in anası babası köye gelirlerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Zeynep’i yatakta bulurlar. Perişan bir halde Zeynep hala türküsünü mırıldanmaktadır. Aynı türküyü anasına babasına da söylemeye başlar. Çevresindeki bütün köy kadınları duygulanıp göz yaşı dökerler. Annesi fenalıklar geçirir ve bayılır.
Zeynep hasretini giderirhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif giderir ama artık çok geç kalınmıştır. Bir daha onmazhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sonu ölümle biter. Herkes Zeynep için göz yaşı döker. İşte o gün bu gündür bu türkü ayrılığın türküsü olarak söylenip durur.
Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar
Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler
Annesinin bir tanesini hor görmesinler
Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim
Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim
Babamın bir atı olsa binse de gelse
Annemin yelkeni olsa uçsa da gelse
Kardeşlerim yolları bilse de gelse
Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim
Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim

suzim
15-12-2009, 00:52
Yarim İstanbul’u Mesken Mi Tuttun?


Güz güneşi sarı sarı devriliyordu o ikindi üzeri de uzaklardaki mor dağların ardına. Elinde su testisi köyün çeşme başındahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sıraya girmişti. Yedi yıl önce beş altı yaşındaki kızlar şimdi varmışlardı on iki on üçlerine. Düğün davulları aynı gün birlikte döğülen Hatça’yla Zalha’nın üçüncü çocukları koşup oynuyorlardı.
Derin bir iç geçirdi.
Bir çocuğu olsaydı bâri. Oğlan değilhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kızı. O zaman olsaydı şimdiye yedi yaşında. Çeşmeden su getirmese bile evde aşa muşa el atar ortalığı toplar anasına can yoldaşı olurdu. Ama İstanbul gurbetinde yedi yıldır eylenen eri istemezdi kız evlât. Erkek olmalıydı çocuğu. Erkek olmalı babası gibi bilekli kocaman kocaman elli ayaklıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kaşı gözü kudretten sürmeli. On yaşına varmadanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çifte çubuğa el atmalıydı. Yedi yıldır İstanbul gurbetinde eyleşen böyle isterdi oğlunu. Babasının soyunu sürdürmeli köy çocuklarıyla dere kıyısında güleş tutup kendi akranlarını yere kabak gibi vurmalıydı:
Gene derin bir iç geçirdi.
Yedi yıl yedi koca yıldır İstanbul dedikleri güzeli bol seyranı renkli İstanbul’da ne bekliyor da gelmek bilmiyordu? Sakın orda gül yüzlü bal dudaklıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kara kaş kara gözlü bir güvercin göğsü topukluya… Ağlıyası geldi birden. Düşünmek istemiyordu bunu. O pençeli o tuttuğunu koparan o boylu poslu erkeğinin bir İstanbul kızına tutulup ondan dolayı sılasını unuttuğunu öğrense öldürürdü kendini. “Vallaha öldürürüm!” dedi içinden sert sert. “Günahıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif vebali varsa ona. Kaba sakal hoca tevatür günah dediydi vaazda. Hele böyle bir şey olsun….”
Yanında bir karaltı. Kendine gelerek gözlerinin yaşardığına dikkat etti sildi elinin tersiyle gözlerini.
Resullarin Emine anaydı gelen:
- Ne o kınalı kekliğim benim? dedi. Öksüzümhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yavrum. Ne ağlıyon? Telâşlandı:
- Yoook ağlamıyorum nene…
Gün görmüş umur sürmüş kırış kırış nene inanmadı:
- Ağlıyon kınalı kekliğimhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sürmelim ağlıyon. Ben bilmem mi ne diye ağladığını? Vefasızın diktiği fidanlar meyveye geldi. Onunla gurbete gidenler yedinci sefer dönüyorlar sılaya. O nerde? Hani?
“Kınalı keklik” gene derinden bir çekti. Güneşin yarı yarıya derildiği mor dağlara baktı. Gözlerinden yuvarlananlara dur diyemiyordu gayri. Varsın aksınlardı Nene’nin dediği gibihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif öksüze bu dünyada gülmek yoktu. Keten yeleklihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif burma bıyıklısı İstanbul gurbetinde belki de bembeyaz bir istanbul kızıyla unutmuştu sılasını. Dili de varmıyordu amahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif unutmasa ne diye yedi yıldır dönüp gelmesin? Dönüp gelmedi diyelimhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif insan iki satır bir şeyler de mi yazamazdı? İlk gittiği aylar nasıl yazıyordu? Demek unutmuştu? Unutmuştu demek ha? Hıçkırdı. Gençhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yaşlı kadınlarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ellerinin kınasıyla çiçeği burnunda kızlar toplandılar başına. Sormadılar hiçbir şey. Biliyorlardı. Sorup da ne diye yüreğini büstübün kaldırsınlar?

suzim
15-12-2009, 00:53
Biri:
- Sus bacım dedi. Sus! Bir başkası:
- Gözlerinden döktüğüne yazık!
Sağdan soldan herkes bir şey söylüyordu:
- El oğlu değil mi? En iyisinin köküne kibrit!
-Vallaha Amasyanın bardağı biri olmazsa biri daha bence..
- En doğrusu bu ama….
- Dinlemiyor ki!
- Bu gençlik bu tâzelik…
- Yedi yıl yedi yıl anam. Dile kolay. İnsan eksik eteğini yedi yıl sılasında unutur mu?
Sıkıldı bunaldı. Ağlamıyordu artık. Zaman zaman bu: Mâdem erkeği İstanbul gurbetinde yedi yıldır unutmuştu onu o da varsın istidayı boşansın bir güzel varsındı bir başkasına. Elini sallasa ellisi başını sallasa…
Duramadı karıların arasında. Onüçünde bulup yitirdiği yirmisine vardığı halde bir türlü geri dönemiyeni içinden bir sızı bir geçti. Testisini koydu çeşmenin iplik gibi akan suyunun altına. Testi dola dursun gittiyse keyfinden mi gitmişti. İstanbul’a? Gözü kör olasıca yokluk. Düşmanına avuç açtıran yokluk yüzünden birkaç para kazanıp öküzü ikileştirmekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif birkaç dönüm tarla daha alıp babadan kalan bir kaç dönümüne eklemek için. O gecehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif o gece işte nasıl yatırmıştı koluna! Nasıl okşamıştı saçlarınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif neler demişti? İstanbul gurbetine gidecekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çok değil yazı orda geçiriphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif güzehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif olmazsa kışa koynunda desteyle parahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dönecek. O zamana kadar bir de oğlu olmuş olursahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif eh gayrihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif keyfine son olmıyacaktı!.
Başındaki beyat örtüyü çenesinin altında çözüp yeniden bağladı.
Yedi yılhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yedi koca yıl!
Kocasının isteğince bir oğlu olaydı bâri..
Testisinin dolup taşmakta olduğunun farkına bile varmadı: Bir oğlu olsa o zamandan bu zamanahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif altı yaşında mı olurdu? Bösböyükhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif palazlanmış delikanlı. Akranlarıyla dere kenarında güleş mi tutardı? Babası gibi pençeli olur da akranlarını yere kapak gibi mi vururdu? Ekimde tarlaya birlikte mi giderlerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hasat vakti düveni birlikte mi sürerlerdi? Babasının kokusunu mu taşırdı?
- Kınalı keklik kaldın gene. Bak testin dolduhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif taşıyor!
Kendine geldi. İnsanoğlunun aklına şaştı. Gözleri testisindeydi güya. Testisinde olduğu haldehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif görememişti dolduğunu.
Çekti lülenin altından. Güldü acı acı.

suzim
15-12-2009, 00:55
Tuttu evinin yolunu. Tuttu ya şimdi de aklından köyün yaşlıları gençleri kaynaşmağa başlamıştı. Her kafadan bir ses:
- Deli anam deli bu!
- Doğru bacım deli..
- Beni yedi yıldır sılamda unutacak da..
- Ben de hâlâ yolunu bekliyeceğim onu ha?
Sonra kafa kafaya fısıl fısıl bir konuşma. Ah bu konuşma ah bu konuşmalar… Evden içeri girerken Dursunların Hacı’yı hâtırladı elinde olmıyarak. İnce kapkara kaşları yıkıldı sinirli sinirli. Testiyi bıraktı kapının yanına geçti pencerenin önünde dayandı duvara sağ omzuyla. Odada kimse yoktu tek başınaydı ya deminki karılar kızlar orta yaşlıların hayalleri doldurmuştu odayı. Alev saçan bakışlarıyla sanki topuna haykırdı:
- Dursunların Hacı Kara Hacı başınızda parçalansın. Atın yerine eşeği bağlamıyacağım iştehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bağlamıyacağım!
Kara Hacı da neydi ki sırma bıyıklı Ali’sinin yanında? Değil yedi yılhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif on yıl dönmese sılasınahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif onu gene unutamazdı işte!
Güz güneşi çoktaan devrilip gitmişti mor dağların ardına. Gece iniyordu köye ağır ağır. Loş oda farkına varılmaksızın kararıyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif derinleşiyordu. Derken bu yandaki kapkara dağların ardından bakır kızılı kocaman bir ayın tekeri gözüktü. Sonra ağır ağır yükseldi göklerehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ufaldıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bakır kızılını yitirdihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif pırıl pırıl yanmağahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif saz örtülü dumanlarıyla ker*** evleri süslemeğe başladı.
Canı ne yemek istiyorduhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ne de su.
Gel desen gelmez miydim? Şu güzellerin doldurduğu elmastan kadehleri ben dolduramaz mıydım?
Ali bakıyorduhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sadece bakıyordu.
Oysa hem ağlıyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hem söylüyordu:
- Ketenden yeleğini bile ben dikmedim miydi? Benim gibi bir öksüze dünyayı haram etmeğe nasıl kıydın? Yiğitliğine yakışır mıydı gurbette beklemek dayanacak özümün tükendiğini anlamadm mı?
Ali susuyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif boyuna susuyordu. Taştan ses çıkıyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ali’den çıkınıyordu. Sözlerinin ardını getirdi ağlıya ağlıya:
- İnsafsız yedi yıl oldu sen gidelihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif diktiğin fidanlar meyvaya geldi tekmil. Birlikte gittiklerinizin tümü yedişer sefer geldiler sılalarına. Buraların güzelleri çoktur ama sana yaramaz. Durmadın sözünde Ali’m. Sözünde durmayana erkek demezler biliyor musun? Kavlimizde gidip de dönmemek varmıydı vefasız?

suzim
15-12-2009, 00:56
Fakat Ali hiç ses vermeden bakmış bakmış sonra çekip giderken duman olmuştu âdeta. Bağırmıştı ardından bağırmış bağırmış… Fakat Ali…
Uyandı. Güneş bir mızrak boyu yükselmişti Kalktı yaslandığı yerden:
- Hayırdır inşallahhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dedi.
Kalktı usulcakhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gitti kapıya örttü kalın tahta sürgüsünü itti. Ne olur ne olmazdı. Kara kuru Hacı kötü dadanmıştı çünkü. Köy bakkalında kafayı çekip elinde sazhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif düşüyordu tek gözden ibaret evininin yakınlarına. Daha bir günden bir güne ne kapısına dayanıp böyle böyle demişhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ne de çeşmeye giderkenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yahut da tarlanın yolunu tek başına tuttuğunda yolunu kesmişti. Kesmemişhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif lâf da atmamıştı amahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif köyün cadı karıları pek yakıştırmışlar onu Kara Hacı’ya! Yedi yıldır İstanbul’u mesken tutan vefasızını düşüne düşüne uykuya varıverdi. Dünya çoktan silinmişhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ay devrini tamamlayıp elini eteğini çekmişti dünyanın göklerinden.
Devrile kaldığı yerde mışıl mışıl uyuyordu.
Uykusunda düş.
Düşünde İstanbul gurbeti. Taşı toprağı altındandı İstanbul gurbetinin. Ali’sini aramağa gitmişti düşünde. Bulmuştu da. Güzellerin arasındaydı. Bir kıyıdan bakıyordu. Güzellerden biri dizine başını koyup uzanmıştı boylu boyunca. Bir başkası gümüş bir kupayla şarap veriyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif daha bir başkası da dudağından öpmeğe uzatıyordu dudaklarını.
O zamanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif o zaman iştehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gizlendiği kıyıdan çıkıvermişti. Ali şaşırmışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bırakıp güzellerinihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif koşmuştu yanına. Açmıştı ağzını Ali’sinehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yummuştu gözünü:
- İstanbul’u mesken mi tuttun? Bu güzelleri gördün beni unuttun mu? Sılasına gelmeğe yemin mi ettin yoksa?
Yarim İstanbul’u mesken mi tuttun aman
Gördün güzelleri ben unuttun aman
Beni evinize köle mi tuttun aman
Gayri dayanacak özüm kalmadı aman
Mektuba yazacak sözüm kalmadı aman
Yarim sen gideli yedi yil oldu aman
Diktigin fidanlar meyveye döndü aman
Seninle gidenler silaci oldu aman
Gayri dayanacak özüm kalmadı aman
Mektuba yazacak sözüm kalmadı aman

suzim
15-12-2009, 00:56
Yozgat Sürmelisi


Yozgat şehri 1760 yılı başlarında Bozok Yaylasının yeşillik etrafı ormanlarla çevrili içinde binbir çeşit kuşun ötüştüğü bir sahada kurulurken; Yozgat halkı o zaman yarı göçebe ve sürülerini besleyerek hayvancılıkla uğraşır hayatlarını bu yoldan sağlarlardı.
Bozok yaylasında otlayan bu sürülerin birini de Sürmeli Bey adında bir Türkmen Yörüğü otlatırdı. Halk tarafından sevilen bu yanık sesli halk ozanı elinde kavalıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sırtında sazı Yozgat’tan Akdağmadeni’ne uzanan ormanların içinde sürüsünün içinde dolaşırdı. Bazen bir çamın dibine rastlanır. Sazının tellerini konuşturur bazen bir derenin kenarında kavalını çalarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif aşık olduğu gönlünün sevgilisini düşünürdü.
O sevgili ki güzelliği Bozok yayla’sına yayılmışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ahu gözlühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sürmeli kaşlıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ayyüzlü bir dilberdi. Babası bir Türkmen beyi idi ve çok sert bir adamdı. Sürmeli Beyhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ailesini salarakhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif babasından sevdiğini istetirhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif mağrur adamhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kızını bir çobana vermeye yanaşmaz. Araya beylerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ağalar girer ama boşunahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir türlü gönlü olmaz kızın babasının ve iki sevgili birleşemezler.
Üzüntüsünden sürüsünü bırakan Sürmeli Bey alır sazını eline beş çamlar mevkiinde kendine bir dergah kurar. Aşkınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yanık türküleriyle dağlara ağaçlara anlatır. Küser otağınahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif obasına ve Akdağlar’a kadar uzanan çamların arkasında onu bir daha gören olmaz. Dertli kavalına üflediğhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif işli sazına söylettiği nameler kalır geriye. O gün bu gündür dillerde yankılanır Sürmeli Bey’in türküleri.

suzim
15-12-2009, 00:57
SÜRMELİ KIZIN ÖYKÜSÜ
Sürmeli Yozgat’ta yaşanmış Türk Halk Edebiyatının en güzel örneklerinden birisidir. Yozgat Sürmelilerinin ortaya çıkışı 19. yy. sonlarında İkinci Cihan Harbinin sona erdiği dönemdir. Hepsi 96 beyittir.
Sürmeli güzel gözlü sevgiliye bir hitaptır. Eskiden genç kızlar dışarıya çıkarken gözlerine sürme çekerlerdi ve gözleri daha alımlı olurdu. Bol feracelerinin içinde sadece gözleri görünürdü kızların.
Yozgat Sürmelileri yaşanmış öykülerin getirdiği birer sevdahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hatta karasevda türküleridir. Bu bir anlık sürmeli gözlere bakışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yüreklerde büyük aşklara kara sevdalara başlanmış olur kor düşen yürekler sessiz sessiz yanarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ateşini genişletir ve ağızlardan sürmelinin sözleri olarak dökülür. Söylenen sözlerde acı vardırhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hasret vardırhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gurbet vardır. Sürmelileri dinlerken bu kadar duygulanmamızın sebebi bu sürmeli öykülerinde yakaladığımız duyguların kendimizde de bir yerihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir acısının olmasındandır. Kısaca kendi aşklarımızıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hasretimizi buluruz Yozgat Sürmelilerinde.
Sürmeli Beyin en tanınmış türküsü ;
Of ooof !
Yozgat seni delik delik anam delerim
Kalbur olur toprağını anam elerim
Vay vay anam sürmelim
Eğer sürmelini yitirirsen anam
Koyun olur peşin sıra melerim
Vay vay anam sürmelim
Of oof ! Çamlığın ardında bir yuva yaptım
Yuvamın içinde sürü otlattım
Ben sürmelimi gurbete attım
Vay vay anam sürmelim
Yozgat türkülerinde hasrethttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sevda ve hepsinden daha çok yayla ve yayla ile ilgili konular işlenmiştir. Yozgat’ı en iyi anlatan “Türkü Yozgat Sürmelisi”dir. Sürmeli Türküsünden bir dörtlük şöyledir.
Dersini almış da ediyor ezber
Sürmeli gözlerin sürmeyi neyler
Bu dert beni iflah etmez del eyler
Benim dert çekmeye dermanım mı var

suzim
15-12-2009, 01:12
Yaz Gelende Çıkam Yayla Başına


Yaz gelende çıkam yayla başına
Kurban olam kalem gibi kaşına
Beni kınayanın gelsin başına
Ağam nerden gider yolu yaylanın Bingöl’ün hey!
Yayla yolları dumanlı olur. Boranlı olur. Karışık olur! Hele yolu bilmeyenler için. Garipler için zor olur. Gözgözü görmez dumanlı yayla yollarında. Gurbetliğin burukluğuhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir yandan; sıla özlemi bir yandan. Bir de karanlıkyayla yolları. Kahrolur insan.
Düşler düşleri kovalar. Varıp sılaya götürür. Güllü kızın eline bir testi verip çeşmeye indirir. çeşmenin suyu yaylanın suyuna karışır. Kardan soğuk su Buz gibi. Güllü kız allı kız. Yedi düvelde şanlı kız. “Dumlu’dan filan ağanın kızı Güllü” dedin mi bilmeyen yok. Şundan ki varsıl bir ailenin kızı Güllü. Güllü de tek çocuğu ailenin. O da yıllardan sonra dünyaya gelmiş. Daha anasının karnında iken adaklar adayıp kurbanlar kesmiş babası. “Eğer oğlum olursahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yedi yıl saçına makas vurmam. Her yıl kurbanlar kesip sadakalar dağıtırım. Yook kızım olursa adını Güllü koyup güller gibi büyütürüm. Vakti zamanı gelince de yaşı kadar altın getirene veririm kızımı” deyip kavil etmiş.
Güllü kızın doğumu üç gün üç gece davul zurnayla kutlanmış. Güreşler tutulmuşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ciritler atılmış. Dadaşlar sıra sıra dizilip bar oynamışlar. Bir yandan da danalar koyunlar boğazlanmış. Kazanlar vurulmuş ateşe. Yenmişhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif içilmiş.
Doğumuyla ünlenen Güllü kız günden güne büyüyüp serpilmişhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif uzun saçlı uzun boyluhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ahu gözlü bir kız olmuş ki güzelliği dillere destan. Duyan duymayanahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifgören görmeyene anlatıyor. Ondört yaşın tüm güzelliği gelip çehresine yerleşince sık sık kapısı çalınır olmuş evlerinin “Allah’ın emri Peygamber’in kavli” diyen varıyor istemeye. Babası kısadan kesiyor. “Benim kızım adaklıdır. Yaşınca altın getirene gelin edecem Güllü’yü” diyor. O kadar! Güllü derseniz daha çocuk. İpi babasının elinde. Evliliği düşündüğü yok. Ama gelen gidenden de tedirgin. Babası kime verirse hayır diyemıyecek. Gelip gidenleri de anasından duyuyor Güllü. çoğunu da tanımıyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif biyor. Komşusu Ömer kapısını çalana dek kimseye de ilgi duymuyor.
Ömer’in anasının kendini istemeye geldiğini duyunca içinde bir şeyler kıpır kıpır kıpırdamış Güllü’nün. Ömer’in bilmeyen kız var mı Dumlu’da! Ömer yakışıklı uzun boyhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kara kaşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kara göz çam dalı gibi. Bir de yiğit ki Ömer dillere destan. Babasını küçükten yitirmiş; bir anası bir kendisi. Üç beş dönümlük tarlalarını ekip dikip geçinip gidiyorlar. Herkesin dilinde Ömer’’n efendiliğihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çalışkanlığı. Bir tek kişi çıkıp da “Ömer yaramaz. Ömer tembel. Yalancı. Korkak” diyemez. Ömer’in adını anan “Neme lazım. İyi çocuktur. Babasız büyüdü ya; el eline muhtaç etmedi anasını. Kimin de işi düşse bitirir. Yaşından büyük davranır Ömer. Olgun çocuktur” deyip övdüler Ömer’i.
Ömer şu. Ömer bu. Neyse ne! Amahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Güllü Ömer’in adını duyunca bir sevinmiş bir sevinmiş ki eh! “Allah vere babam terslemese. Verimkar olsa Ömer’e. Ömer yiğit çocuk” diye geçiriyor içinden. Derken anası getiriyor haberi yine. “Baban yaşın kadar altın istedi. Yoksa vermem diyor. Ömer’in anası da ‘ne isterse yetirecem’ diyesiymiş. Nasıl bulur bunca altını bilmem. Tarla takımı satıp savsa neyle geçinirler. İşi zor Ömer’in”.

suzim
15-12-2009, 01:14
Ömer derseniz kafaya koymuş Güllü’yi. Yaşı kadar altın vız geliyor Ömer’e. Anasına güveniyor Ömer. Bir de bileğine. Anası kenarda köşede biraz para biriktirmiş. “Ömer’im evlenirse ellerden geri kalmasın babasız büyüdüğünü anlamasın” diye sandığının köşesine birkaç altın atmış. Ömer biliyor bunu. Bir de Bingöl yaylalarına güvenir. Bingöl yaylalarında iş çok. “Yeter ki Güllü’nün babası ‘he’ desin. Para kolay. çalışır çabalar yetiririm parayı” diyor. Güllü’nün babasının şartı ortada. “Kim ki kızımın yaşı kadar altın getirirse kızımı ona veririm.” O kadar! Bunu bilip; bunu söylüyor. Güllü’nün yaşı ondört. Ondört altın gerekli yani. Ondört altın dile kolay. Yolda serpili değil ki toplasın insan. Bir ömür gerek. Sözün kısasıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ömer Güllü’nün babasının isteğine “evet” diyor. Anlaşıyorlar. Söz kesiliyor. Yüzüklerini takıyorlar. Güllü de sevinçli. Ömer de Güllü seviniyor çünkü parası çok; aklı kıtın bir de isteyebilirdi. Babası da ona verebilirdi. Hiç değilse Ömer gönlünce biri. Ömer de sevinçli. “Nasıl olsa yetiririm altınları” diyor. Gün olahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif harman ola. Allah’ın günü çok. Yeter ki Güllü beklesin.
İşlere öyle bir sarılıyor ki kara saban dilleniyor elinde. Toprak lime lime oluyor. Vakti saati gelip ürün derleneceği zaman da kolları sıvayıp giriyor tarlaya. Anası bir yandan; kendi bir yandan. Güllü’yü de ancak kaçamak görüyor. Göz ucuyla bakışıp geçiyorlar. Güllü’nün gözleri yalvarılı. “Tez derle altınları” diyor sanki. Ömer daha çok çalışıyor. Daha çok terliyor. Ürünleri kaldırıphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif altına çeviriyor. Topu topu beş altın oluyor elinde. Üçü üründen ikisi de anasından. Geride kalıyor dokuz altın. Dile kolay. N’etsek ki! Beklemekle de olacak iş değil. Anasına açıyor konuyu: “Ana bu iş böyle yürümez. Bir çare düşünmek gerek. Tarlayı toptan icarlayıp gurbete gideceğim ben. Bingöl yaylalarında iş çok. çalışır çabalar yetiririm altınları. Tamamlamadan dönmem”.
Anası derseniz düşünceli: “Sen gidersen ben küçük n’aparım yalnız. Dayınlar hayırsız. Ölsem kulakları duymaz. Güllü dersen babası inat. Komaz ki yanıma gelsin. Sensiz n’aparım ben.” Ömer kararlı. İşin oluru yok! Bingöl yaylalarına varıp çalışması gerek. Altınları ondört’e tamamlamak şart. Güllü’nün babası inat. Yoksa vermez Güllü’yü. Ömer’in kafası karışık. Umudu Bingöl yaylalarında. “Gider Hasan’ı bulurum” diyor. “Hasan iyi çocuktur. Hemşehri canlısıdır Hasan. Nede olsa çocukluk arkadaşımdır. Bana da iş bulur. İyi para getirsin yeterki. Ne olsa yaparım. Ağaç keserim. çobanlık yaparım. Salcılık yaparım. Ne olsa yaparım. Yeter ki parası bol olsun”. Ömer bunları düşlüyor ya Güllü habersiz. Anası haberi iletince iki gözü iki çeşme Güllü’nün. “Dağlar adamı yutar. Dağlara güven olmaz. Karı varhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tipisi var. Yaylası boranı var. Eşkiyasıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yabanisi çok olur dağların. Bingöl dağlarında az adam mı kaldı? Vazgeçsin Ömer. Ben bir ömür beklerim. Yetek ki gitmesin” diyor.

suzim
15-12-2009, 01:16
Ömer kararlı. Bir akşam üstü varıp Güllü’nün babasını görüyor. “Böyle iken böyle ben gurbete gidiyorum. Altınları tamamilayıp geleceğim. Güllü’nün emaneti size. Anama da göz kulak olun” diyor. Sabahına da yola düşüyor. Şura senin bura benim. Varıp Bingöl’e ulaşıyor. Sora sora Hasan’ı buluyor. Hasan kucak açıyor Ömer’e. çalıştığı yerde iş de buluyor.
İş de iş! Dağların tepesinden ağaç kesiphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sal yapıyorlar. Murat Suyu’na kadar suyuna kadar indiriyorlar. Murat Suyu’nda geceli gündüzlü yol alıp da aşağılara indiriyorlar ağaçları. Dile kolay. Sal üstünde gecelemek zor. Gün oluyor sal bir kıyıya saplanıyor. Gün oluyor param parça dağılıyor. Tulumlarla ağaçları toplayıp yeniden kuruyorlar salı. Bir de suyun nemi var. Küt küt öksürtüyor adamı. Ciğerlerine işliyor sabah soğuğu. Ama olsun. İyi para alıyor Ömer. Güllü’süne kavuşmanın başka yolu yok. Salın bir kenarına çekiliphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tütünü sardı mı hep Güllü’yü kuruyor. Kuşağı altın dolup iniyor yayladan. Varıp Güllü’nün kapısına dayanıyor. Elini kuşağına atıp çıkarıyor altınları. Tek tek sayıyor. Anasındakilerle ondört altın. Günlerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif aylar yıllar hep bu düşünceyle geçiyor. Beşinci yılın sonunda altınları tamamlıyor Ömer tek tek sayıyor. Tam dokuz altın. Beş de anasındakiler. Etti ondört. Bir sevinç bir özlem. Bir yorgunluk. Hepsi karışıyor birbirine. Beş yılhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dile kolay. Arada bir gelen giden oluyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif haber alıphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif haber iletiyor. O kadar!. Anasınınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Güllü’nün sağlığından gayrı merakı yok zaten. Kışın karıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tipisi de vız geliyor. Tek düşüncesi Güllühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir de ondört altın. Dönüşühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gelişinden hızlı oluyor Ömer’in. Atını da daha hızlı sürüyor. Dağ bayırhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ova demiyor. Bir gecenin sabahına varıp ulaşıyor Dumlu’ya. Anasında bir sevinçhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir gözyaşı. Beş yılın özlemiyle sarılıyor oğluna. Oturup dertleşiyorlar. Olanı biteni anlatıyor anasına. Dağların doruğundan odun indirmenin güçlüğünühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif karın tipinin adamı nasıl yuttuğunu bir bir sıralıyor. Sonra da çıkarıp altınları döküyor ortaya. “Sendekilerle tam ondört altın ana. çok rezillik çektim. Amahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif rezilliğe değdi. Gayri babası direnemez Güllü’nün. Ağzını kitledim.”

suzim
15-12-2009, 01:17
Sabahı zor ediyor Ömer. Tezden varıp Güllü’nün babasını arıyor. Kuşağından altınları çıkarıp döküyor ortalığa. Tam ondört altın. çil çil. Güllü’nün babası sayıyor altınları. Sonra da elini sakalına atıyor “Ben kızımın yaşı kadar altın isterim demiştim. O zaman ondört yaşındaydı. Aradan beş yıl geçti. Şimdi ondört yaşında değil. Artık ondokuz yaşında. Beş altın daha getirmen gerek. Yoksa Gülilü’yü alamazsın” deyincehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ömer’in başı dönüyor. Gözü kararıyor. Olduğu yere yığılıyor. Bir Güllü’yü düşünüyor; bir de Bingöl yaylalarını.
Yaylanın da yolları. Karışık olur yayla yolları. Hele karda tipide. Gözüne büyümüş Ömer’in. “Acaba borcum olsahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sonra ödesem” diyecek olmuşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Güllü’nün babası inat “Benim adağım var. Kızımı yaşı kadar altın getirene vereceğim. Ya beş altın daha bulursunhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ya da Güllü’den olursun” deyip kestirmiş. Ömer kanatları kırık dönmüş eve. Başını ellerinin arasına alıp dalmış düşünceye. Anası daha da üzgün. Güllü’nün ağzını bıçak açmıyor. “Alsın kaçırsın beni” diyor. Ama Ömer kararlı. “Altınları tamamlayıp babasının ağzını kapatacağım. Yeter ki Güllü sabırlı olsun. Biraz daha beklesin” diyor.
çok geçmeden de hazırlanıp Bingöl yollarını tutuyor. İyi. Hoş. Ama mevzim kış. Yayla yolları dumanlı. Kar diz boyu. Göz gözü görmüyor. Bu türkünün öyküsünü anlatanlar Ömer’in anasının “illa ki yazı bekle de öyle çık. Yayla yolları kışın geçilmez. Adamı yutar. Gel vazgeç. Yüreğim razı değil” deyişini dinlemediğini söyler.
Ömer “er kalkan yol alır er evlenen döl alır. Güllü’ye kavuşmanın yolu bu. Ben gidiyorum” deyip atlamış atına. Atlamış ya yollar kötü. Karhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tipihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ayaz karışık. Şaşırıp kalmış Ömer. Acep yaylanın yolu nerden aşar ki? Her yer kar. Bir de duman var ki. Duracak gibi değil. Soğuk dondurur adamı. Sözün özühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif düz yol belleyiphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif uçuruma sürmüş atını Ömer. Sürüş o sürüş. Aradan aylar geçiphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif karlar eridikten sonra bulunmuş Ömer’in cesedi. Haber anasına ulaşıncahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kadın dizlerini dövmeye başlamış. Güllü desenizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif deli divane. Halk üzgün. “Yaz gelseydi dehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yola çıksaydı” diyor kimi; kimi “hep Güllü’nün babası sebep. Kızını mal gibi satıyor. Beş altın da eksik olsaydı” diyor. Amahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ömer’in öyküsünühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif türküye dökmekten de geri kalmıyor. “Yaz gelen de çıkam yayla başına” deyip duygularını dillendiriyor halk.

suzim
15-12-2009, 01:18
Kar Mı Yağdı Kütahya'nın Dağına 1

Bundan yıllar önce o yılki kazancı kötü olan bir aile Ilıcaya gidemeyeceklerini anlayınca bir çare ararlar ve sonunda evlerinin çatı kiremitlerini satıp döndüğümüzde çalışır tekrar alırız diyerekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ilıcaya gitmeye karar verirler. Biraz da yazın son dönemi olan güze denk gelir herhalde ki Ilıca’ya giderler. O devirde şimdiki gibi vasıta çok olmadığındanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir atlı araba veya fayton birilerini götürdüğünde dönerken de başkalarını getirdiği gibi http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir başkalarından da “ bizi falan zaman götürüver “ diye sipariş alırlarmış. Bilhassa Ilıca şehir merkezine en uzak kaplıca olduğundan oraya giden bir aile şehire 2 – 3 ay gelmezmiş. Bu olayın kahramanı aile de biraz zamanı uzatırlar ve Kütahya’ya döndüklerinde karşıdan bakıyorlar dağlar karla kaplı “ eyvah yandık “ çığlıklarıyla bir an önce evlerine koşarlar. Kapıyı açtıklarında tüm eşyalarının (Yatak http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yastık http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yorgan http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kilim http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif minder http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif giyecekler v.b) kar sularından perişan hale geldiğini görüp otururlar ve başlarlar ağlaşmaya ;

Kar mı yağdı
Kütahya’nın dağına aman
Ateş düştü
Ciğerimin aman http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bağına hey!

Diyerek ağıtlar yakarlar. Bu ağıt zaman içinde dilden dile dolaşarak türkü haline gelmiş ve Kütahya folklorunde birinci zeybek oyunu olarak yerini almıştır.


Ahmet Akıncan - Kütahya


Kar Mı Yağdı Kütahya'nın Dağına 1

Kar mı yağdı Kütahya'nın dağına
Ateş düştü ciğerimin bağına
Gül donatmış şalvarının ağına

Kayırma sevdiğim gün böyle kalmaz
Yanar yüreğimin ateşi sönmez

Çubuğum yok yol üstüne uzatsam
Dermanım yok yar yolunu gözetsem
Menendin yok seni kime benzetsem

A dağlar ey dağlar laleli dağlar
Elleri koynunda bir gelin ağlar

Melek misin yeşil donlar giyersin
Cellat mısın tatlı cana kıyarsın
Çocuk musun el sözüne uyarsın

Açıldı çiçekler gelmedi yazlar
Elleri koynunda bir gelin ağlar

Ahmet Akıncan - Kütahya

suzim
15-12-2009, 01:19
Misket


Güvercin uçuverdi
Kanadın açıverdi
Elin oğlu değil mi
Sevdi de kaçıverdi

A benim aslan yarim
Duvara yaslan yarim
Duvar cefa götürmez
Sineme yaslan yarim

Güvercinim uyur mu
Çağırsam uyanır mı
Yar orada ben burda
Buna can dayanır mı

A benim hacı yarim
Başımın tacı yarim
Eller bana acımaz
Sen bari acı yarim

Caminin müezzini yok
İçinin düzeni yok
Çok memleketler gezdim
Misget'ten güzeli yok

Daracık daracık sokaklar
Misget şeker topaklar
Pul pul olsun dökülsün
Seni öpen dudaklar

Caminin ezan vakti
İçinin düzen vakti
Ben Misget'i yitirdim
Sonbahar gazel vakti

Gökte yıldız sayılmaz
Çiğ yumurta soyulmaz
Üçer avrat almayan
Hiç erkekten sayılmaz

TÜRKÜNÜN HİKAYESİ

Yıllar yıllar önce zamanın birinde köylerden birinde bir delikanlı ile bir kiz severler birbirlerini. Delicesine bir sevdadir bu ama oraların ağası genç kıza göz koyarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif benim olacaksin derhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif malum ağadirhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif soz söylese sözünün üstüne kelam olmazhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif lakin delikanlı sevmektedir kızı ve dikilir ağanın karşısınahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif benim yavuklumdur ağahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yaretmem onu sana derhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ağaya meydan okur. Kızın gözlerinin önünde ağa ile delikanlı inerler köy meydanınahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kızın içi içini yemektedir. Ağa ile delikanlı karşı karşıya çekerler kınlarından bıçaklarınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dururlar cengehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dönerler bir etraflarındahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir de palazlanırlar karşılıklıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif lakin yufka yurekli ağa delikanlıya döner ve " Sen bu kıza olan sevdan için benim karşıma çıkacak yurekliliği gösterdinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tez gidin yapın düğününüzü sen oğlumsun o da kızımdır bundan sonra" der babacanlik gosterir ve yeniden kızın evinin olduğu yokuştan yukarı doğru çıkmaya başlar arkasından da delikanlı gelmektedir. Fakat kızın gözüne ilk gözüken ağadır.Sevdiği gencin ağa tarafından katledildiğini sanan kız intihar eder dayanamayacağını düşünerek bu acıyahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tüm köy ağıt olur tufan olurhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif delikanlı bitap ağa ise helak olur. Boyle buruk bir hikayedir misketin hikayesi.

Misket oyunu delikanlı ile Ağa'nın karşılıklı dövüş öncesi ortada dönmelerinden öykünmüştür. Misket ise uğruna dövüştükleri güzel kızın ismidir.

suzim
15-12-2009, 01:20
Bir Rumeli Türküsü..."Drama Köprüsü"


DRAMA KÖPRÜSÜ
Drama köprüsü Hasan dardır geçilmez
Soğuktur suları da Hasan bir tas içilmez
Anadan geçilir Hasan yardan geçilmez
At martini de bre Hasan dağlar inlesin
Drama mahpusunda Hasan dostlar dinlesin

Mezar taşlarını Hasan koyun mu sandın
Adam öldürmeyi de Hasan oyun mu sandın
Drama mapusunu Hasan evin mi sandın
At martini de bre Hasan dağlar inlesin
Drama mahpusunda Hasan dostlar dinlesin

Debreli Hasan

Debreli Hasanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Drama'da yetişmiş. Debreli namıyla mübadele öncesi donemde Drama-Serez-Sarisaban bölgelerinde faaliyet göstermiş bir halk kahramanı eşkıyadır. Drama köprüsünühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifo devrin haksızlıkla para kazanan halkı ezen zenginlerinden aldığı haraçla yaptırmıştır. Debreli Hasan'ın yaşadığıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifdonem kesinlikle bilinmemekle beraber Cakircali Efe ile çağdaş olduğu görüşlerihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifhatta atıştıklarına dair hikayeler onun 1870-1920 yılları arasında Makedonya dağlarında egemen olduğunu göstermektedir. Bu konuda halk arasında söylenen menkıbeye göre;Selanikli Yahudi bir tüccar ticaret için İzmir'e gidecektir."Eğer bu civar dağlarda hükümran olan Debreli'den geçsenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ege dağlarında Cakircali'dan geçemezsin. "denirhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kendisine. Nitekim de öyle olur. Debreli'nin çetesinde pek çok kişi yoktur. Bilinen Kara kedi namıyla bir tek kızanı olduğudur. Halka onu sevdiren eşkıya kişiliğinin en ustun tarafı ise fakirlere yardim etmesihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifbilhassa birbirini seven yoksul gençleri evlendirmesidir. Bu konuda şöyle bir menkıbe de vardır. "Evlenmek niyetinde olan dağlı bir gençhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.giftek danasını almışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif İskece pazarına inmektedir. Yoluhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Debreli Hasan tarafından kesilir. Delikanlının evlenmek için parası olmadığını anlayanca Debreli kendisine düğün için yetecek parayı verir ve ayrıca danasını satmamasını salık verip uğurlar." Makedon dağlarının Debreli'si sonunda padişah affına uğrar veya söylentiye göre mübadelede güvenlik güçlerinin elinden kaçmayı başarır ve Türkiye'ye göç eder. Kısacası Rumeli Türklerinin gönlüne yerleşmiştir efsanesiyle Debreli Hasana. Drama köprüsü Hasan dardır geçilmez Soğuktur suları Hasan bir tas içilmez At martinini Debreli Hasan dağlar inlesin Drama mahpusunda Hasan Kara kedi dinlesin Mezar taşlarını Hasan koyun mu sandın Adam öldürmeyi Hasan oyun mu sandın At martinini Debreli Hasan dağlar inlesin Drama mahpusunda Hasan dostlar dinlesin Drama köprüsü Hasan dardır daracık Çok istemem Yanko Corbaci bin beş yüz liracık At martinini Debreli Hasan dağlar inlesin Drama mahpusunda Hasan Kara kedi dinlesin Drama köprüsünü Hasan gece mi geçtin Ecel şerbetini Hasan ölmeden mi içtin At martinini Debreli Hasan dağlar inlesin Drama mahpusunda Hasan dostlar dinlesin

suzim
15-12-2009, 01:21
Suzan Suzi


Suzan Suzi (Diyarbakir Türküsü) -


Diyarbakır'ın güneybatısındahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Dicle Nehri kenarında Kırklardagı vardır. Bu Kırklardagı'nın arkasında Kırklar Ziyareti vardır. Çocugu olmayanlar buraya gelip dilek dilerler.


Bir Süryani zengin ailenin de hic cocukları olmuyormus. Kadınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Kırklar Ziyareti'ne gelip dilek dilemishttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif adak adamıs. Bir kızı dogmus. Adını Suzi (Suzan) koymuşlar. Her yıl dogum günündehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif annesi onu süslerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif giydirir ve Kırklar'a götürerekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir kurban kestirirmiş. Suzan böylesine bin nazlarla büyüyüphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif güzel bir genc kız olmus. Müslüman komsularının oglu Adil'lehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif birbirlerine asık olmuslar. Yine bir dogum yıl dönümündehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif annesi Suzi'yihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hizmetçilerle beraber kurbanını kesmek üzerehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Kırklar Ziyareti'ne göndermis. Arkalarından habersizce Adil de gelmis. Hizmetcilerin kurban kesme telasından yararlanan Suzihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Adil'le beraberhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dagın arkasına dolanmışlar ve orada sevismisler.Kirklar Ziyaretihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifbu beraberligi bagislamamis ve Suzi'yi carpmis.Kiz on gözlü köprünün orada http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Dicelde'de bogularak ölmüs.Suzi'nin ölümünden sonra Adil'de aklini yitirmis...


Kaynak: Celal Sevimli
Yöre: Diyarbakir


-Türkü'nün Sözleri -


Suzan Suzi


Kırklardagi'nin yüzü
Karanlık sardı düzü
Ben öleydim
(Suzan Suzi) Ziyaret carpti bizi


Köprüaltı kapkara
Anne gel beni ara
Saçlarim kumlara batmis
Tarak getir de tara


Köprünün orta gözü
Sular apardı düzü
Ben öleydim
(Suzan Suzi) Dicle ayırdı bizi ....

suzim
15-12-2009, 01:25
Kesik Çayır Biçilir Mi




Meram bağları Meram çayırları tanıktır böylesi yiğit her anaya kısmet olmaz. İnadına mertti inadına yiğit inadına yağızdı.


Konya'nın valisi o yıl Meram'da otururdu hep. Meram o zamanlar da en saygıdeğer yeriydi şehrin Mevlevi dedeleri Meram'daydı çelebiler hepten Meram'daydı. Ve Vali paşanın yâveri genç yâveri Meram'dan çok az inerdi Konya'ya. Bütün oralar bu genç adamı o da bütün oraları tanırdı iyi tanırdı.


Yâver fesini sola doğru devirdi. Güz demiydi. Serindi ama o yanıyordu. Korkmuyordu. Oysa Kocamış bir gece yollara düşmüştü "Dutlu"dan Meram'a doğru akşam namazından sonra. Korkmuyordu.


"Sırtıma sepken yağıyor."
"Yanuben yorgun gelirim."


demiş elin oğlu zamanında. Yâver işte bu hâl idi. Konya severdi bu delikanlıyı; O da Konya'yı. Ama Konya'dan daha çok sevdiği bir şey bir kişi bir hatun kişi vardı. Meram'a ilk zamanlar sık gelirdi. Aslı Konaya'lı değildi.


Sevdiceği bir Mevlevî çelebisinin kızıydı. Düşünün Allah etmesin dile düşerlerse ötesi yoktu bu işin. Allah etmesin dile düşerlerse Musalla mezarlığında selviler hüzzam makamından bir şarkıyla başlayıverirlerdi. Allah etmesin gençti. Konya'nın delikanlısı zaten pek hayır okumuyordu adının üstüne. Allah etmesin. Ama yine de kotkmuyordu işte.


Sevdiceği bir Mevlevî çelebisinin kızıydı. Gelirken- giderken bir şeyler olmuştu. Bir şeyler olmuştu çünkü. Loraslarından kalkan ebabil kuşları kanatlarında "Günaydınlar" getirdilerdi bir gün. Ebabil kuşlarının gözleri kahverengiydi sol ellerinin üstünde bir "Ben" vardı ebabil kuşlarının.


Bu gece onunla buluşacaktı. İlk buluşmaları değildi bu şüphesiz. Ama Meram'ın o ördekbaşı ve şili çayırları o "incecik" çayırları tanık olsun ki en mutlusuna gidiyordu buluşmalarının.


Yâver fesini sol yana devirdi ve bıyıklarını burdu. Eli-ayağı yanıyor gibiydi. Ker*** duvarı aşmıya çalıştı. Ceketi tozlandı aldırmadı hemen şöyle silkiverdi eliyle ince çayırlar ayağına dolaştılar aldırmadı.


Çelebi kızı Zerdalinin altına vardı. Gözleri apaydınlıktı kahverengiydi.
Yâver yanına gelince oturuverirdi çayırların üstüne. Yâver o cesaretsiz elleriyle çelebi kızın elini tutacak oldu edemedi. Oturdu.


Konya pul pul dirildi gözbebeklerine. Yalnız Konya değil dünyalar onundu. Anasını hatırladı bir zaman sonra memleketini hatırladı sonra kalkıp gitmek istedi niye istedi bilmem gidemedi.Oturdu.


Derken efendim sekiz iklimden ipil ipil bir batı rüzgarının seranadı başladı. Kız konuşuyordu. Çelebi kızı. Derken efendim Dere tarafından bir bülbülü vurdular ne hacettihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kız konuşuyordu yâver öldü öldü dirildi.


Konuştular. Kızın elleri yâverin ellerinde serindi. Uzun uzun konuştular. Aşktı bu dost. Sevgiydi. Ne Konya vardı önlerindehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ne zerdali ağaçlarıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ne Meramhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ne paşahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ne çayırlar ve ne de sekiz taraflarından sekiz kara binayla onları gözetleyen sekiz Konya uşağı.


Derken efendimhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yâver "Haydi hoşçakalasız" diyecektihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif diyemedi. Derken efendim sekiz karabina sekiz kurşun kuştu yâverin suratına. Derken efendimhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yâver "gidem" dedihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gidemedi. Önce sallandı sağ ayağının üzerinde üç kez. Sonra sa yanına devrildi. Kıpırdayamadı bile. Sekiz Konya delikanlısı için sanki bir şey olmamıştı. Dere yöresine doğru "Konyalı" yı çağıraraktan yürüdüler.


Sabah yakındı. Çelebi kızı ölü sevgilinin üstüne eğildi. Öylece kaldı.
Gün ışığında ölü yâveri ve çelebi kızını "incecik" çayırların üstünde buldular.
Paşahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif vali paşahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yâverin anasına yanık künyesini gönderdi yarıntesi günü.


"İnce çayır biçilir mi
Sular ayaz içilir mi
Bana yardan vaz geç derler
Yâr tat'lolur geçilir mi"


Sonra arkasındanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif mezar taşı olsun garibin diye bu türküyü yakıverdiler. "İnce çayır biçilir mi?" Biçtiler bile.


"Aman ben yandımhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif paşam ben yandımhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Ellerin köyünde vuruldum kaldım."




Kaynak:
Kamil UĞURLU

suzim
15-12-2009, 01:26
ERİM ERİM ERİYESİN


Köşkün sarayın yıkılsın
Erim erim eriyesin
Umudun suya dökülsün
Erim erim eriyesin
Çölden çöle sürünesin


Musa isen Turi Sinan
Hakktan gelmiş idi İnan
Yesin seni yılan çayan
Erim erim eriyesin
Sürüm sürüm sürünesin

Aslan pençesi vurulsun
Çayın denize kurusun
Gözlerin yansın çürüsün
Erim erim eriyesin
Sürüm sürüm sürünesin

Mahzuni' yi severidin
O'na sevgilim deridin
Candan başka ne yeridin
Erim erim eriyesin
Sürüm sürüm sürünesin


1971 yılında askeri darbe sonucu Süleyman Demirel hükümeti devrilmişhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Nihat Erim başkanlığında bir hükümet kurulmuştu. Bu hükümet sol kesime karşı şiddetli baskı uyguluyordu.

Buna Deniz Gezmiş ve Arkadaşlarının asılması da eklenince Mahzuni'yi çok derinden yaralamış olan bu haksız infazları protesto içinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif "Erim Erim Eriyesin" türküsünü patlatır.

Ne demek o zaman başbakana böyle türkü yakmak. Hemen tutuklanır ve 10.5 ay cezaya çarptırılır.

- Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının asılmasını protesto içinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif "Erim Erim eriyesin" diye bir Türküden yargılanırkenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Mahkeme Baskanıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif "Erim'in plağının çalınmasını" istedi. Olayın ilginç yanına bak!

- Bütün heyethttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gazeteciler ve dinleyiciler herkes orda. Plağı koydular. Hakimhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yargılamayı unutmuşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kalemi almış eline tempo tutuyor! Ben de güldüm tabii bu duruma. Gülünce hakim beni azarladı. Savcı da ona katıldı. "Bakhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif mahkemeyle alay ediyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gülüyor" dedi. Siz olsanız nasıl gülmezsiniz?

- O zaman rahmetli Başbakan Nihat Erim'in ifadesi geldi.

- "Bir halk ozanıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Başbakan'ı sevmek mecburiyetinde değildir." gibi bir ifadede bulunuyordu

suzim
15-12-2009, 01:29
Hem Okudum Hemi de Yazdım



Hem okudum hemi de yazdım


Yalan dünya senden bezdim


Dağlar koyağını gezdim


Yiten yavru bulunur mu




Yavru yitmeye görsün bir kez. Bulunmaz. Değil dağların


koyağıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ırmakların kaynağı yaylaların çimenihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif


ovaların çiçeği hiç bir şey hiç bir kişi geri


getiremez onu. Ehh ana yüreği bu. Dayanması zor.


Dağlara düşüp araması doğal; ne ki giden geri gelmez.


Şundan ki yiten candır. Alıp yerine koyamazsın.


Nefesin sonu çıkmaya görsün boğazdan bir kez. Dönüşü


olmaz.
Ama ağlamak döğünmek türkülere sığınmak da


insanların kendi elinde.




Türkümüze öykü olan olay 1930´larda Çorum´un Osmancık


ilçesinin Hacıhamza kasabasında geçer. Kasabada köklü


bir aile yaşar o yıllarda. Bu ailenin de Mehmet Bey


adlı bir oğlu vardı. Mehmet Beyhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif geniş omuzlu kaytan


bıyıklı iri kıyım bir delikanlıdır. Çevresindekilere


yaptığı iyiliklerden ötürü de herkesin saygısını


sevgisini kazanmıştır. Yeni evlendiği eşiyle de çok


iyi anlaşmaktadır. Hele eşi ona nur topu bir oğlan


çocuğu doğurduktan sonra da daha mutlu olmuştur. Bir


çocuk ki gözleri yumuk yumuk. Uzun upuzun saçlar


tombiş bilekler. Anası bir yanını kendine benzetiyor;


babası bir yanını. Bak Mehmet diyor karısı "çenesi


kafa yapısı ağzı sana benziyor gerisi bana" Mehmet


Bey: "Ya parmakları" diyor. "Bak bak serçe


parmaklarında eğrilik var. Tıpkı seninkiler gibi. Ama


uzunluğu da bana benziyor parmakların". Çocuk daha bir


mutlu ediyor aileyi. Evin havası birden değişiyor.


Gelenler gidenler çoğalıyor. Dosta ahbaba teller


çekiliyor. "Bir oğlumuz oldu" diye. Uzaktan


mektuplarla kutlayanlar. Sözün özü evde bir şenlik


bir şölen. "Aaaa... İzmir´den Nurettin Amcalardan tel


geldi. Kutluyorlar. Bu da Adana´dan Niyaz´lerden


geliyor. Bu tel de Çorum´dan ama tebrik teli değil.


Bak hele Mehmet neymiş? "Şey Hükümet teli bu. Bir iş


için çağırıyorlar. Gitmek gerek. Hükümet işi ihmale


gelmez. Tez zamanda gitmeli´ diyor Mehmet Bey. Vakit


öğleyi geçkindir. Ama olsun Hükümetin çağrısı


gecikmeye gelmez. Tez elden gitmeli. Varıp anlamalı


işin aslını. Adamlarına seslenir. İki at


eyerlemelerini söyler. Karısına da "İşim biter bitmez


dönerim. Hem yavruma da ufak tefek bir şeyler alırım.


Sana da giyecek gerekli. Elbiselerin bol geliyor


üstüne. Gelen gidenimiz olur bu günlerde.




Ele güne karşı ayıp olur. Bir kaç elbiselik alırım.


Anamı da unutmamak gerek. İlk torunu kadının. Nasıl da


yoruldu gebeliğinde senin. Meraklanmana gerek yok.


Çorum ne çeker ki. Akşam Osmancık´a varırız. Sabahın


erinde ordan çıksak karanlık çökmeden tutarız


Çorum´u.




Mehmet Bey bir yandan bunları söylüyor; bir yandan da


kucağına aldığı oğlunu seviyor. Kokluyor öpüyor


bağrına basıyor. Bırakamıyor çocuğu kucağından. Ş aha


kalkıyor demeye kalmadan silahlı iki kişi atlıyor


yola. Saç-sakal birbirine karışmış iki dağ adamı


bunlar. Yolun dar boğazı. Yana yöne kaçacak yer yok.


Ancak geri dönülebilir. Mehmet Bey de ona davranıyor.


Amahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif daha atını dönderir döndermez iki kişi de orada


peydahlanıyor. "Canınızı seviyorsanız davranmayın.


Kurşunu yersiniz yoksa. Boşaltın ceplerinizi


atlarınızı da bırakıp koyulun yola" diye ünlüyorlar.


Mehmet Bey bakıyor kaçış zor. Teslim oluphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif parasını


silahını atları vermek de işine gelmiyor. Gurur


meselesi yapıyor. Bir anda atıyor kendini yere


silahına sarılıyor. Adamı da atıyor attan. Seyip kalan


atlarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kişneyip tepiniyorlar. Aynı anda da kurşunlar


vızılamaya başlıyor. Mehmet Bey bir ağacı siperlemiş


kendinehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif basıyor tetiğe. Adamı da sol yanından


ateşliyor silahını. Vuruşma epey sürüyor. Mehmet


Bey´in de adamının da kurşunları azalıyor. Daha


dikkatli kullanmak zorunda kalıyorlar kurşunlarını.


Çok geçmeden onlarda bitiyor. Eşkıya azgın. Bir iki


kez yine teslim çağrısını yapıphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif basıyorlar kurşunu


ardından. Mehmet Bey´den bir "Ah" sesi yükseliyor.


Yığılıp kalıyor bir kenara. Adamı derseniz ağır yaralı


yıkılıyor yere. Neden sonra ayıkıp bir bakıyor ki sağ


yanında yatıyor Mehmet Bey. Cansız. ústü başı kan


içinde. Kendisi de yaralı. Cepleri boşaltılmış.


Silahları da yok yanlarında.




Haber Hacıhamza kasabasına ulaşıncahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif anasınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif


karısınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hısım-akrabasını bir ağıt tutuyor. Kimi


beşikte yatan üç günlük yavruya üzülüyor; kimi Mehmet


Bey´in yiğitliğini dillendiriyor. Kişiliğini övüyor.


Sonra tüm bu duygularhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir türküye dil oluyor.


Hacıhamza kasabası da Osmancık ilçesi de dar geliyor


Türküye. Yankılanıyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yankılanıyor

suzim
15-12-2009, 01:30
Sabahleyin Çıktım Odun Yoluna - Acıpayam yöresi




1953 yılının bir ilkbahar sabahında Acıpayam'ı Dodurgalar kasabası davul ve zurna sesleriyle şenlenir. Şimdi o gün köyde yapılan bir düğünü anlatmaya çalışalım sizlere.


Günlerden cumartesidir. Düğün evinde erkenden bir kaynaşmahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif telaş ve oradan oraya koşuşmalar görülmektedir. Sanki bir bayram sabahıdır. Düğün sahibinin yakın akrabası olan kadınlar evde toplanmışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yemek hazırlığına başlamışlardır. Yakın komşulardan sini tepsi leğen kazan gibi kap kacaklar ödünç olarak toplanmakta çeşmelerden sular getirilmektedir.Bir yandan ateşler yakılıp yemek kazanları kurulurken diğer yandan da danalar oğlaklar kuzular erkekler tarafından kesilip derileri yüzülmektedir. O gün kazanlar kaynayıp yemekler pişecek ve köy halkı yiyiphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif içip eğlenecektir.
Kazanlar kurulmaya kuzular oğlaklar kesilmeye dururken şimdi sıra düğün odununa gelmiştir düğün sonrası yakılacak olan odunu getirmek üzere sabahın erken saatinde delikanlılar damadın yakın arkadaşları düğün evinde toplanırlar.


Düğün odununa giden genç sayısı ile at araba merkep (eşek) sayısı düğün sahibinin hatırlık derecesine göre değişir. Gençler sevdikleri arkadaşlarının düğün odununa bir eşekle değilhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif komşulardan da aldıkları eşeklerle katılarak çok odunun getirilmesini isterler. Ayrıca yöre geleneklerine görehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif düğün evine getirilecek odunların bir kısmını kız evine göndermek adettir. Gençler hazırlıklarını tamamladıktan sonra odun yolunu tutarlar.


Odun dağında türküler söyleniphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif eğlenilerek odunlar kesilir. Yemekler yenir ve köye hareket edilir. Yolda gelirken damadın arkadaşlarından Ali Dana adındaki gençhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir ara arkadaşlarından ayrılır. Gözüne "Dolaşık taş" denilen sarp kayanın başındaki sarmaşık çiçekler ilişir. Ali o çiçekleri koparıp düğün bayrağına asmayı ve damata vermeyi düşünür. Kimsenin cesaret edip de çıkmadığı o sarp kayanın başına çıkarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sarmaşık çiçeklerini koparmaya çalışır. Ali'in oduncu arkadaşları onun gelmediğini bir an farkederler. Fakat arkadan geleceğini düşünerek yollarına devam ederler.


Ali korka korka çıktığı kayanın başındaki sarmaşıklardan bir tutam koparırhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ineceği sırada bir güzel sarmaşık daha gözüne ilişir onuda koparayım derkenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tutunduğu kayanın kopmasıyla birlikte cansız yere düşerek param parça olur. Arkadaşları odun yüklü eşekleriyle köye varmışlardır. Bir süre sonra Ali'nin gelmediği anlaşılınca geriyehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif odun dağına dönüp onu aramaya koyulurlar. Arkadaşları Ali'yi "dolaşık taşın" dibinde kanlar içinde ölü olarak bulurlar. Bu acıklı haber köye ulaşır ulaşmaz "dolaşık taş deresi"ne gelen halk şaşkına döner. Ali'nin cesedini pazar günü köye getirirler. Düğün yarıda kalmış bütün köy halkı mateme bürünmüştür. Düğün tamamlanır ama davulsuz zurnasızhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif eğlentisiz gelin eve getirilir. Bu ölüm olayından birkaç gün sonrahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif aynı köyden ve düğünde çalgıcılık yapan Aşık Ömer San bir türkü (ağıt) yakar. Bu ağıt kısa sürede tüm çevreye yayılmışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif olayı duymayan ve üzülmeyen kalmamıştır.

suzim
15-12-2009, 01:30
Sebebim Tütündür - Hacılar yöresi

Bu türkünün kahramanı konusunda kesin bilgimiz bulunmuyor. Ancak türkü kahramanın tütün tekelinihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yabancı şirketlerle yerli işbirlikçilerinin tütün üzerindeki egemenliklerini protesto eden bir başkaldırıcı olduğunu tahmin etmek zor olmuyor. Türkü kahramanınınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bu amaçla yoğun bir mücadeleye girdiği ve Düyün-u Umumiye çerçevesinde tütün ürününe el koyan yabancı şirketlerden tütün kaçırırken kolcularca vurulduğu anlaşılıyor.

Hayatını tütünle özdeşleştiren türkü kahramanının kolcular tarafından vurulduktan sonrahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif "Gelin arkadaşlar gelin yanımahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Sebebim tütündür basın kanıma" demesi türküye daha da anlam kazandırıyor.
Bu niteliğiyle türkühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hem bir "başkaldırı türküsü" hem de bir "demokratik halk türküsü" niteliği kazanıyor.

suzim
15-12-2009, 01:32
Sefil Baykuş - Kastamonu yöresi


Hani ya! Bülbül gibi şakıyan; aşkı gözlerden okuyan dillerin hani? Hey gidi onbeş yaşın Suna'sı hey! Toprağa girecek yaş mı bu !

Varıp türküye sorsan "Ey türkü nedir bu Sefil Baykuş öyküsü... Neyin nesi bu Suna kız". Türkü dillenir. Öyküler meseleyi.

Recep derler bir genç vardı Kars'ın Kağızman'ında Recep'in babası Ağa Dede adlı bir rençberdi. Oğlunun okuma-yazma yaşına gelince Hafız Lütfi Efendi'ye yolladı onu. Eskiden nerde şimdiki okullar. Varsa yoksa medreseler. İşte Recep'te gözlerini Hafız Lütfi Efendi'nin medresesinde açtı çevreye.. Sesi güzel olduğu için de hocası onu çok seviyordu. Recep oniki yaşına gelince medresede ders vermeye başladı. İyi hoş amahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Yaşının da ergenliğe geçiş dönemi: Öğrenciler arasında kızlar da var. Hele bunlar arasında emmisinin kızı Suna var ki bir içim su.. Suna da onun yaşlarında çocuk daha. Ama Recep'in ilgisini anlıyor. İçten içten de boş değil Recep'e. Recep derseniz günden güne tutuluyor Suna'ya. Uykuları kaçar oluyor rahathttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif huzur hak getire. Medreseyi terkedip dağlara düşüyor. Elinde sazı çalıp; söylüyor. Yaktığı türküler de hep Suna'nın üstüne. derken mesele Recep'in babasının kulağına gidiyor. Babası olgun adam..Varıp Sunâ nın babasına açıyor konuyu. "Valla kardeş durum böyleyken böyle bizim oğlan deli divana. Dağlara düştü. Suna der de başka birşey demez.... Allah kısmet etmişsehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif baş-göz edelim çocukları. Elin akıllısındanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bizim delimiz iyidir" diyor.

Suna'nın babası dinliyor kardeşini. Sonra da: "İyi ya kardaşım. Anşa evdeykenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Suna'yı nasıl veririm. Elalem ne der. Büyüğü dururken küçüğünü verdi. Törelere karşı geldi demezler mi? Suna olacağına Anşa olsun" der. Recep'in babası ilkin hık-mık eder sonra da: "Gençtir. Çabuk unutur. EI kızı geleceğine Anşa olsun" der. Eee devir eski devir töreler baskırı. Emmioğlu emmikızıyla evlenecek. Onunda ilkin büyüğü gelin olacak. Kim ne der. Haber Recep'in kulağına gelincehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif vurulmuşa döner... Ama ağzını açıp da babasının kararına karşı gelmek ne haddinehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif boynunu büküp oturur. Suna dersenizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif olanlardan habersiz. Ona kalsahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ömür boyu bekleyecek Recep'i. "Anşa evlenir giderse sıra bana gelir. Bende Recep'e varırım" hesap ediyor Suna. Amahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif iş açığa çıkıp durumu öğrenince iki göıühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif iki çeşme Suna'nın. Ağlamak için kenar köşe anyor. Sonra da iki elinin arasına alıyor başını. Haykıra haykıra ağlıyor. Başka da birşey gelmiyor elinden. "Hayır Recep beni istiyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ben de Recep'i" desehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kim dinler. Üstelik elaleme rezil olur. Babasının anasının da yüzüne bakamaz. Boynunu büküp bekliyor.

suzim
15-12-2009, 01:33
Uzun sözün kısası Recep'le Anşa'nın düğünü yapılıyor. Başgöz olup çekiliyorlar evlerine. Amahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif nerde Suna; nerde Anşa. Recep'in gönlü illaki Suna diyor. Kimseye belli etmek istemiyor. İçini türkülerle döküyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dertli dertli çalıp türküler yakıyor Suna'ya. Gece gündüz demeyiphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dağ-bayır; ova yayla dolaşıp duruyor. Medreseyi dehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hafızlığı da bırakıyor... Bir tek "Hıfzı" takma adı kalıyor hafızlığından. Türküleri de dilden dile dolaşmaya başlıyor. Duyan duymayana; bilen bilmeyene söylüyor.~Kağızman'lı Hıfzı'nın türkülerini.


Suna derseniz içine kapanık. Arada bir ablasına gittiğinde görüyor Hıfzı'yı. O kadar!.. Onda da dertlenip dönüyor eve. İçine atıyor hep. Hıfzıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Suna'yı alsa kaçsa; töreler! hlâki babasınınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif emmisinin şerefi. Bakıyor oluru yokhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Sunâ sız yaşamak zor çareyi gurbette anyor. "Alır başımı giderim. Olaki unuturum. Gözden ırak olanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gönülden de olurmuş" diye teselliyi gurbette aramaya çıkıyor. Babasına da geçimi sebep gösteriyor. "Baba bu geçimle iki ay baş edemez. Ben Anşa'yı alıp gurbete gidiyorum. Üç-beş kuruş biriktirir döneriz" diyor. Babası karşı koymak istiyorsa da Hıfzı kararlı. Çok geçmeden de yükünü sırtlayıphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yollara düşüyor. Şura seninhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bura benim. Vara vara Çukurova'ya varıyorlar. Toprağı bereketlidir Çukurova'nın diye duymuştur. Gidip bir çiftliğe yerleşiyorlar. Ufak tefek işlerine bakıyorlar çiftliğin. Kendisi at arabasını süriiyor. Tarlaya gidip geliyor. Ekim dikimle uğraşıyor. Anşa dahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çiftlikte yemek yapıyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ortalığı temizliyor. İnek sağıyor. Geçinip gidiyorlar. İyi. Hoş. Amahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Suna aklından çıkmıyor Hıfzı'nın. Unuturum diye çıktığı gurbethttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif daha çok yakıyor içini. Rüyalarına giriyor Suna. Derdini bir tek kavalına anlatıyor. Anşa hiç bir şey anlamıyor. Ağzını açıp iki çift laf etmiyor zaten Hıfzı'yla. İki yabancı gibiler evde. Bunlar böyleykenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif acaba Suna ne yapar? Suna ne durumdadır? Haberi Suna'dan verek.

suzim
15-12-2009, 01:35
Hıfzı Kağızman'dan çıkıp gurbet yoluna düşünce Suna'nın içini de kurt kemirmeye başladı. Eriyip akmaya başladı Suna. Yanaklarındaki on beş yaşın pembeliğihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yerini limon rengine bıraktı yavaş yavaş. Sararıp soldu Suna. İlaçtı yatırdı boş!. . Kimse çare olamadı Suna'nın derdine. Bir de şu var; yaşlılardan bazısı ancak evlenirse iyileşir bu diyor. İsteyeni de çok Suna'nın. Babası uygun birini kestirip işini bitirdi. Kimse de Sunâ ya bir şey sormadı. Bir yandan sırtı kesiliyor düğün hazırlığı yapılıyor; öteki yandan derdine çare aranıyor Suna'nın. Küt küt öksürüyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif soğuk soğuk terliyor Suna. Kimsenin olmadığı yerlere çekilip için için de ağlıyor. O kadar. Bir tek rüyalarda teselli buluyor. Rüyalarında Hıfzı'yı görüyor hep. Kuş olup uçuyor Hıfzı. Gelip evin bahçesine konuyor. Sonra kocaman kanatlarını vurup iniyor aşağı kaptığı gibi havalara uçuyor Suna'yı. Suna da kollarını kanat gibi çarpıyor. O da Hıfzı'yla uçuyor. Dağları ovaları geçiphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gözden kayboluyorlar. Sonra ılık bir ter basıyor yeniden. Açıyor gözlerini ağlıyor ağlıyor.

Uzun sözün kısası; ince hastalık yakıp kavuruyor Suna'yı.. Gün güne de eriyip akıyor. Bir derihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir kemik kalıyor... Öte yandan düğün günü de gelip çatıyor... Bir yanda saz söz; bir yanda davul zurna. Yeniyor içiliyor. Buz gibi şerbetler dağıtılıyor... Gelinlik elbisesi de çok yakışıyor Suna'ya. Düğünün ikinci gecesinde Suna yataklarda.. Bakıyorlar olacak gibi değil erteliyorlar düğünü. Suna'nın son yatağa düşüşü oluyor bu. Bir daha çıkamıyor yataktan. Hıfzı'nın adını sayıklaya sayıklayahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif son nefesini veriyor. Evin şenliği yasa dönüyor. Gelinlik elbiseleriyle koyuyorlar mezara Suna'yı. Başına da "Murad almamış gelin" diye yazıyorlar.

Suna'nın son nefesini verdiği gecehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Hıfzı sabaha kadar uyuyamıyor. Kan ter içinde dönüp duruyor yatağında. Gözlerinde Suna'nın hayali. "tez gel" diye yalvarıyor. Gözlerini kapasa rüyasında Suna. Sabahı iple çekiyor Hıfzı. Sabahın erkeninde kalkıp Anşa'ya: "Tez hazırlan memlekete döneceğiz. Zaten gurbetin hayrı yok. Elimiz görüyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif cebimiz görmüyor. Hasretlik de cabası". Varıp çiftlik sahibine anlatıyor durumu. Tez elden yola çıkıyorlar. Şura senin; bura benim. Günlerce yol tepip ulaşıyorlar Kağızman'a. Tez varıp Suna'yı soruyor Hıfzı. Ağlayarak durumu anlatıyorlar... Olduğu yere yıkılıyor Hıfzı. Başı ellerinin arasındahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif saatlerce ağlıyor. Sonra sazını alıp Suna'nın mezarına gidiyor. Mezar taşına bir baykuş konmuşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif figan etmektedir. Bir kenara da Hıfzı çekilir.... Vurur sazın tellerine.

suzim
15-12-2009, 01:38
Penceremin Altında - Çankırı yöresi

Bu türkünün hikayesi Çankırı'nın Çerkeş kazasının Hacı Bey köyünde yaşanmıştır. Altı çocuğuyla beraber yoksul bir hayat sürenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bütün umutları toprağa bağlı bir aile vardır. Bu ailenin Gülbahar isimli bir de güzel kızları vardır. Henüz on beş yaşında olan Gülbahar'ın gönlünde köyün zenginlerinden bir ağanın oğlu Murat yatmaktadır. Murat bu sevgiden habersizdi.

Gülbahar her gün testisini alır çeşmeye gider.Gider ama düşüncesiyle Murat'ı da beraberinde götürür. Testisini doldurur. Penceresinin önündeki zerdali ağacını sularhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifama bu işleri yaparken hep Murat'ı düşünmektedir. Bir gün çeşme başında Murat'ı gördü. Heyecanını gizleyemedi Gülbahar. Elleri titriyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yüzü durmadan renk değiştiriyordu. Murat dayanamadı sordu.

Beni sevdiğini söylüyorlar köyde doğrumu bu?

Gülbahar bu sefer daha da heyecanlandıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir şey diyemeden kaçamak bir bakışla Murat'ın yüzüne baktıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hızla oradan uzaklaştı. Bakış o bakış Murat'ında içine bir ateş düşmüştür. Her gün çeşme başında buluşmaya başlarlar. Murat'ın babası bunu duyar. Oğlunun bir fakir kızıyla ilgilenmesini istemiyordur. Komşu köyden bir kızla Murat'ın nikahını kıydırır. Bütün umudunu yitiren Gülbahar ekmekten aştan kesilir. Günlerce ağzına bir şey koymaz. Artık her şeyin bittiğine kanaat getirir ve kendisinihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif büyük bir umutla beslediği zerdali ağacına asar. Çünkü davul zurna sesleri köyün sessizliğini yıkmıştıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gelin geliyordu. Her şeyden habersiz Murat pek düşünceliydi. Haberi duyunca beyninden vurulmuşa döndü. Kendisine ve insanlara dünyaya lanet ediyordu. Çok geçmeden aklini kaybetti. Bir daha da eski haline gelemedi.

suzim
15-12-2009, 01:38
Şu Çavdır'ın Hanları - Burdur yöresi

Burdur’un Tefenni Kasabasından kaynağını alan bu türkü halk tarafından sevilen iki eşkiya üzerine yakılmıştır.

Eşkiyalığın meşhur olduğu ve devlet otoritesinin zayıf olduğu dönemde Tefenni yöresinde Rıza ve Ali adında iki eşkiya bulunmaktadır.Bu iki eşkiya bir anlamda yörede hak dağıtanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif fakirin yanında zalimin de karşısında durmuşlardır. Bu yönleriyle halkın da desteğini almışlardır.Öldürdükleri insanlar kötü insanlar olarak bilinirdi.Ancak devlet otoritesinin olduğu bir yerde eşkiyalığa izin verilemeyeceğinden Zaptiye Çavuşu Feridun Bey de bu eşkiyaları tutuklamak istemektedir.Halk bir zaman bu iki eşkiyaya yardım ederek kolluk kuvvetlerinin eline düşmelerine izin vermemiştir.Ancak bir zaman sonra kıstırılan iki eşkiya Feridun Bey tarafından öldürülür.Halk bu olaya üzülerek bu türküyü yakmış ve dilden dile günümüze kadar gelmesini sağlamıştır

suzim
15-12-2009, 01:40
Yine Dertli Dertli İniliyorsun



Büyük bir halk şairi olan Karacaoğlan'ın hayatı üzerine yapılan araştırmalarda kesin bir bilgi yoktur. Son yıllarda yapılan araştırmalarda ve şiirlerinde yapılan incelemelerden onun 1606 da doğmuş 1670 yılında ölmüş olduğu tahmin edilmektedir. Her nekadar doğduğu yer bilinmiyorsa da öldüğü ve mezarının bulunduğu yer bellidir. Kendisinin Güney Anadolu'da yaşayan Türkmen aşiretinden olduğu daha doğrusu İçel'li olduğu muhakkaktır.Şiirlerinden anlaşıldığı kadarıyla kendisi pek çok yer gezmişhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifaşkı ve tabiat sevgisini yaşadığı hayatı çağının konuşma dili ile öz türkçe olarak işlemiş ve anlatmış bir halk şairidir.
Bugün kesin olarak bilinen bir şey varsa o da mezarının İçel'in Mut İlçesi'ne bağlı Karacaoğlan Köyü'ndeki Karacaoğlan tepesinde Karacakız tepesi ile karşı karşıya olduğudur.
Mezar 1997 yılında anıt mezar haline getirilerek Kültür Bakanı İstemihan Talay tarafından ziyarete açılmıştır. Karacaoğlan aynı zamanda tarihte heykeli dikilenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bilinen ilk ozandır. İçel'in Mut İlçesine Heykeltraş Prof.Hüseyin GEZER tarafından yapılan heykeli 8 haziran 1973 günü dikilmiştir.Yörede onun şiirlerinden pek çoğu halk arasında söylenir bazıları türküleştirilmiştir.


Çeşitli kaynaklara göre Kozana bağlı Feke İlçesi'nin "Gökçe" köyünde "Mamalı" da "Binbuğa"da "Erzurum"da "Zobular"da "Gökçeli"de "Varsak da hatta "Belgrad"da doğduğu öne sürülmüştür. Fakat kanımızca en sağlam ve eski kaynak Akşehirli Ahmet Hamdi Efendi'nin hatıra defteri olup inandırıcı delillere da-yanmaktadır. Hamdi Efendi Varsak köyünde 1876 da hatıra defterine şu satırları kaydetmiştir: "Malum ola ki Karacaoğlan Varsak karyesinde dünyaya gelüp babası Türkmen aşiretinden Kara İlyas fakir-el hal olmağla sayd-ü şikarla taayyuş eder olup 1013 (M .1604) tarihinde Kozan dere-beylerinden Hüsa m Beyin sayıl namıyle tut-kap asker devşirdiği hengamda İlyas dahi tutulup götürülerek orada gaip olduğu için lakapları Sayıloğlu kaldığı ve el- yevm karyei mezbur hanedanı Sayılzade Mehmet Efendi'den anlaşılmıştır. Karacaoğlan'ın ismi Hasan olup öksüz büyümüş. Vechen karayağız ve fakir çocuğu olduğu için buna Karacaoğlan denülüp böylece anıldığı. Karacaoğlan delikanlı iken munis ve zeyrekliği hasebiyle ol vaktin karye ağalarından serdengeçti Osman Ağa Karaca Oğlan'ı evlatlık şekliyle diğer fakir bir aile kızıyle teehhül ettirmiş ise de kız hor ve çirkin olduğundan Kara caoğlan babası gibi Sayıl askerliğine tutulacağını anlayup yirmi dört yaşında Varsak'tan firar-la mekanın gaip ederekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif encam Maraş'ta Zülgaroğlu (Zülkadir olacak) Hüsam Bey' in himayesinde altı sene teehhül ümidiyle kalıphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif teehhül ümidi münkesir olunca ora-dan müfarekatla yine geşt-i diyara başlayıp on dokuz sene sonra vatanına gelmişse de fazla barınamayıp elli beş yaşında Tarsus tarikıyla tekrar geşt-i diyara der-ban oldu-ğu (1)"http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kayıtlıdır. Han Mahmut adli halk hikayesinde ve diğer bazı anlatımlarda Karacaoğlan'ın Tarsus'ta Karaca Kız adındaki bir yörük beyi'nin kızına aşık olduğu vermedikleri için kızın arkasından da Karacaoğlan'ın Kırklar mağarasına bazı kaynaklara göre de Eshab-ı Kehf Mağarasına çekilerek orada öldüğü rivayet olunur. İshak Refet Işıtman ise 1933 yılında yayınladığı Karacaoğlan adlı eserinin 33. sayfasında "Şairin menkıbeleri arasında Karaca Kız adlı birisini sevdiği söylenir ve ölünceye kadar bu sevginin devam ettiğihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif fakat birbirlerine kavuşamadıklarıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif en sonunda Karacaoğlan'ın bir tepeyehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Karaca Kız'ın da onun karşısındaki bir tepeye gömüldükleri anlatılır. Bu tepeler Çukurovada imiş"http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif demektedir. Bizim görüşümüze göre buradaki Çukurova'dan Çukur Köyü'nün anlaşılması gerekir. Zira Çukur köyü (şimdi Karacaoğlan) Karaca Kız ve Karacaoğlan Tepeleri'nin düzlüğündedir. Fuat Köprülü'nün araştırma yaptığı dönemlerdeki ulaşım imkanları dikkate alınırsahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Mut İlçesi dahi belli çevre dışında bilinmezken Çukur köyünün bir araştırmacı için bilinmesi elbette mümkün değildir. Esasen şimdiki Çukur (Karacaoğlan) köyü 1286 yıllarında Sarıkavak beylerinden Hacı Kadir ağa zamanında eski yerinden nakledilmiştir. Karacaoğlan tepesinin birkaç kilometre kuzey batısına düşen eski Çukur içme ve kullanma sularını sarnıçlardan sağlayan bir kıraç yayladır. Sarıkavak beylerinin yaylası olan bu köyün 8 kilometre kadar doğuya nakledilmesinin bir de hikâyesi vardır. Rivayete göre köyün çobanıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sürünün içinden bir tekenin sık sık ayrılarak sakalı ıslanmış şekilde geriye döndüğünü görür ve merakla takip eder. Görür ki şimdiki köyün hemen yakınında bir kaynak vardır ve teke tesadüfen bulduğu bu kaynaktan iç güdüsüyle şaşırmadan gidiphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif suyunu içtikten sonra dönmektedir o Bundan sonra sadece yazları oturulan eski Çukur su kaynağına yakın yerde yeniden iskân sahası haline getirilir. Köy devamlılık kazandıktan sonra halk Karacaoğlan mezarını adeta ziyaretgâh haline getirmişhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ona evliyalık izafe etmişhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tepenin adına zamanla Erenler Tepesi de denmeye başlanmıştır.


Kaynak : Karacaoğlan




Yine dertli dertli iniliyorsun
Sarı turnam sinen yaralandı mı
Yoksa ciğerlerin parelendi mi
Hiç el değmeden ben iniliyorsun


Yoksa sana yâr düzen mi düzdüler
Tellerini sırmadan mı dizdiler
Perdelerin tel tel edip büzdüler
Allı turnam sinen yaralandı mı


Havayı deli gönül havayı
Ay doğmadan şavkı tutmuş ovayı
Türkmen kızı katarlamış mayayı
Çekip gider bir gözleri sürmeli


Kuru kütük yanmayınca tüter mi
Ak gerdanda çifte benler biter mi
Vakti gelmeyince bülbül öter mi
Ötüp gider bir gözleri sürmeli


Dere kenarında evler hurmayı
Kılavuz ederler telli turnayı
Ak göğsün üstünde ilik düğmeyi
Çözüp gider bir gözleri sürmeli


Karac'oglan der ki geçti ne fayda
Bir vefa kalmadı ok ile yayda

suzim
15-12-2009, 01:42
Yürü Bire Yalan Dünya


Büyük bir halk şairi olan Karacaoğlan'ın hayatı üzerine yapılan araştırmalarda kesin bir bilgi yoktur. Son yıllarda yapılan araştırmalarda ve şiirlerinde yapılan incelemelerden onun 1606 da doğmuş 1670 yılında ölmüş olduğu tahmin edilmektedir. Her nekadar doğduğu yer bilinmiyorsa da öldüğü ve mezarının bulunduğu yer bellidir. Kendisinin Güney Anadolu'da yaşayan Türkmen aşiretinden olduğu daha doğrusu İçel'li olduğu muhakkaktır.Şiirlerinden anlaşıldığı kadarıyla kendisi pek çok yer gezmişhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifaşkı ve tabiat sevgisini yaşadığı hayatı çağının konuşma dili ile öz türkçe olarak işlemiş ve anlatmış bir halk şairidir.
Bugün kesin olarak bilinen bir şey varsa o da mezarının İçel'in Mut İlçesi'ne bağlı Karacaoğlan Köyü'ndeki Karacaoğlan tepesinde Karacakız tepesi ile karşı karşıya olduğudur.
Mezar 1997 yılında anıt mezar haline getirilerek Kültür Bakanı İstemihan Talay tarafından ziyarete açılmıştır. Karacaoğlan aynı zamanda tarihte heykeli dikilen bilinen ilk ozandır. İçel'in Mut İlçesine Heykeltraş Prof.Hüseyin GEZER tarafından yapılan heykeli 8 haziran 1973 günü dikilmiştir.Yörede onun şiirlerinden pek çoğu halk arasında söylenir bazıları türküleştirilmiştir.


Çeşitli kaynaklara göre Kozana bağlı Feke İlçesi'nin "Gökçe" köyünde "Mamalı" dahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif"Binbuğa"da "Erzurum"da "Zobular"da "Gökçeli"de "Varsak da hatta "Belgrad"da doğduğu öne sürülmüştür. Fakat kanımızca en sağlam ve eski kaynak Akşehirli Ahmet Hamdi Efendi'nin hatıra defteri oluphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif inandırıcı delillere da-yanmaktadır. Hamdi Efendi Varsak köyünde 1876 da hatıra defterine şu satırları kaydetmiştir: "Malum ola ki Karacaoğlan Varsak karyesinde dünyaya gelüp babası Türkmen aşiretinden Kara İlyas fakir-el hal olmağla sayd-ü şikarla taayyuş eder olup 1013 (M .1604) tarihinde Kozan dere-beylerinden Hüsa m Beyin sayıl namıyle tut-kap asker devşirdiği hengamda İlyas dahi tutulup götürülerek orada gaip olduğu için lakapları Sayıloğlu kaldığı ve el- yevm karyei mezbur hanedanı Sayılzade Mehmet Efendi'den anlaşılmıştır. Karacaoğlan'ın ismi Hasan olup öksüz büyümüş. Vechen karayağız ve fakir çocuğu olduğu için buna Karacaoğlan denülüp böylece anıldığı. Karacaoğlan delikanlı iken munis ve zeyrekliği hasebiyle ol vaktin karye ağalarından serdengeçti Osman Ağa Karaca Oğlan'ı evlatlık şekliyle diğer fakir bir aile kızıyle teehhül ettirmiş ise de kız hor ve çirkin olduğundan Kara caoğlan babası gibi Sayıl askerliğine tutulacağını anlayup yirmi dört yaşında Varsak'tan firar-la mekanın gaip ederek encam Maraş'ta Zülgaroğlu (Zülkadir olacak) Hüsam Bey' in himayesinde altı sene teehhül ümidiyle kalıp teehhül ümidi münkesir olunca ora-dan müfarekatla yine geşt-i diyara başlayıp on dokuz sene sonra vatanına gelmişse de fazla barınamayıp elli beş yaşında Tarsus tarikıyla tekrar geşt-i diyara der-ban oldu-ğu (1)" kayıtlıdır. Han Mahmut adli halk hikayesinde ve diğer bazı anlatımlarda Karacaoğlan'ın Tarsus'ta Karaca Kız adındaki bir yörük beyi'nin kızına aşık olduğu vermedikleri için kızınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif arkasından da Karacaoğlan'ın Kırklar mağarasınahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bazı kaynaklara göre de Eshab-ı Kehf Mağarasına çekilerek orada öldüğü rivayet olunur. İshak Refet Işıtman isehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif 1933 yılında yayınladığı Karacaoğlan adlı eserinin 33. sayfasında "Şairin menkıbeleri arasında Karaca Kız adlı birisini sevdiği söylenir ve ölünceye kadar bu sevginin devam ettiğihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif fakat birbirlerine kavuşamadıklarıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif en sonunda Karacaoğlan'ın bir tepeyehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Karaca Kız'ın da onun karşısındaki bir tepeye gömüldükleri anlatılır. Bu tepeler Çukurovada imiş"http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif demektedir. Bizim görüşümüze göre buradaki Çukurova'dan Çukur Köyü'nün anlaşılması gerekir. Zira Çukur köyü (şimdi Karacaoğlan) Karaca Kız ve Karacaoğlan Tepeleri'nin düzlüğündedir. Fuat Köprülü'nün araştırma yaptığı dönemlerdeki ulaşım imkanları dikkate alınırsahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Mut İlçesi dahi belli çevre dışında bilinmezken Çukur köyünün bir araştırmacı için bilinmesi elbette mümkün değildir. Esasen şimdiki Çukur (Karacaoğlan) köyü 1286 yıllarında Sarıkavak beylerinden Hacı Kadir ağa zamanında eski yerinden nakledilmiştir. Karacaoğlan tepesinin birkaç kilometre kuzey batısına düşen eski Çukur içme ve kullanma sularını sarnıçlardan sağlayan bir kıraç yayladır. Sarıkavak beylerinin yaylası olan bu köyün 8 kilometre kadar doğuya nakledilmesinin bir de hikâyesi vardır. Rivayete göre köyün çobanıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sürünün içinden bir tekenin sık sık ayrılarak sakalı ıslanmış şekilde geriye döndüğünü görür ve merakla takip eder. Görür ki şimdiki köyün hemen yakınında bir kaynak vardır ve teke tesadüfen bulduğu bu kaynaktan iç güdüsüyle şaşırmadan gidiphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif suyunu içtikten sonra dönmektedir o Bundan sonra sadece yazları oturulan eski Çukur su kaynağına yakın yerde yeniden iskân sahası haline getirilir. Köy devamlılık kazandıktan sonra halk Karacaoğlan mezarını adeta ziyaretgâh haline getirmişhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ona evliyalık izafe etmişhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tepenin adına zamanla Erenler Tepesi de denmeye başlanmıştır.


Kaynak : Karacaoğlan

suzim
15-12-2009, 01:44
Sarı Gelin



Sarı Gelin Nereli ?Dağlarda Yaşayan Bir Ermeni mihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Erzurumlu Bir Gelin mi?


Dağlarda yaşayan bir Ermeni mi Erzurumlu bir gelin mi? "Sarı Gelin"in nereli olduğu tam olarak bilinmiyor ama bu türkünün bir Türk-Ermeni aşkını anlattığı söyleniyor. Hrant Dink'in "kendi yöresine yakın olduğundan ve sözleri manidar geldiğinden çok sevdiği" türkü cenaze töreninin de simgesi haline geldi. Agos gazetesinin yanındaki müzik market gün boyunca "Sarı Gelin"i çalarken kortejdekiler bu türküye kâh Türkçe kâh Ermenice eşlik ettiler. "Kime ait?" diyerek üzerinde birçok tartışma yapılan "Sarı Gelin" müzisyenlere göre aslında paylaşılamayan değil aksine paylaşılan bir türkü: "Melodisi aynı olduğu halde her topluluk bu türküyü kendi dilindehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kendi duygusunda söylüyor"


"Türküler kardeştirhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif toplumlar da"


Yavuz Bingöl (Müzisyen)
"Sarı Gelin" türküsü üzerine Ermeni mi Azeri mi Türk mü diye birçok tartışma yapıldı. Ben Karslıyım. Kars'ta da bu türkünün farklı bir okunuşu var. Dolayısıyla türkülerin milliyeti yoktur. Onlar yörenin ortak duygularının tercümanıdır. Onlara bir kimlik vermenin bir anlamı yoktur. Çünkü oralarda hep böyledir. Bir köyde söylenen ezgi 20 kilometre ötedeki başka bir köyde ufak değişikliklerle söylenir. Ama esasında aynıdır.
Dağlı gelin ya da sarı gelin. Farklı farklı öyküleri olabilir. Dağda yaşayan bir Ermeni Erzurumlu bir dadaşa aşık olmuşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dağlı gelin diye ona aşkını haykırmış olabilir. Azerilerin de buna benzer bir öyküsü vardır. Ama burada önemli olan iki farklı öykü arasındaki geçiştir.
Hrant Dink'in cenazesinde bu türkünün çalınması da bu kardeşliğin bir yansımasıdır. "Salkım Hanımın Taneleri" filminde verilen mesaj bu bağlamda en doğrusudur. Sürgüne gönderilen bir Ermeni kökenli vatandaş türküye Ermenice başlıyor. Koğuşunun önünde nöbet tutan onbaşıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yani ben Türkçe devam ediyorum. Bunlar kardeşliğin simgesi. Biz bu kardeşliği yaşam biçimi haline getirmişiz. Bu bizim ezberimiz. Türküler kardeştir toplumlar da.


"Türkçe-Ermenice sözleri farklı ama ikisi de aşkı anlatır"


Sezar Avedikyan (Müzisyen)
"Sarı Gelin"in hikayesini ya da masalını bilmek çok zor. Sadece çok değerli bir ezgi çünkü o bölgenin kokusunu taşıyor. Bölgelerin ezgileri vardır insanlar bunun üzerine sözler yazar. Bu bir halk ezgisi. Türkler farklı sözler yazmışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ermeniler farklı. Sözler açısından Türkçesi ve Ermenicesi aynı değil ama benzerlikler gösterir. İkisi de aşkı anlatır.
Sonuç olarak ortak bir müzik bu. Ama milliyetçi zihniyetle her şeyi yapmak mümkün. Hrant Dink'in çok sevdiği bir ezgi olduğu için cenaze boyunca çalınan bir parça olmuştur. Arkasında başka şey aranmamalı.


"Bu ezgi ilk kez Ermenistan'dan gelen plaklardan duyuldu"


Prof. Dr. Melih Duygulu (Mimar Sinan Üniversitesi Etno-Müzikoloji Bölümü)
"Sarı Gelin"in öyküsünü bilmek imkansızdır. Çünkü her yöre kendince bir "Sarı Gelin" tasarımı yapmış ve buna göre bir hikaye uydurmuştur. Bu türkü kime ait diye birçok tartışma oluyor. Esasında paylaşılamayan değilhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif aksine paylaşılan bir türküdür. Herkes kendinde bir şey bulur. Çünkü etno-müzikolojideki bir teoriye göre birlikte yaşayan topluluklar birbirlerinden etkilenir ve birbirlerini etkilerler. Melodisi aynı olduğu halde her topluluk kendi dilinde kendi duygusunda söyler.


"Anadolu'da bu ezgi çok eskiden beri var"
Bu tür ezgilerde milliyet aramak ya politika ya da popülizm yapmak demektir. Bu türkünün kıymeti bu kadar farklı kültürün içselleştirmesinden gelir.
Kafkaslar Anadoluhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ortadoğu ve Balkanlar gibi çok kültürlü topraklarda "Sarı Gelin"e benzer binlerce ezgi var Türkçesihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Kürtçesihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ermenicesihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Lazcasıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Süryanicesi olan. Dolayısıyla "Sarı Gelin" sadece bir sembol haline gelmiştir. Bu ezgiye Ermeni yakıştırması yapılıyor. Çünkü insanlar ilk kez bu ezgiyi Ermenistan'dan gelen plaklardan duydu. Ama Anadolu'da bu ezginin çok eskiden var olduğu sonradan öğrenildi.
Hrant Dink'in ölümünde "Sarı Gelin" türküsünün çalınmasının nedeni tamamen onun duygusal kimliğindendir. Hrant bu ezgiyi sembol olduğundan değilhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kendi yöresine yakın olduğundanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sözleri çok manidar geldiğinden severdi.


"Tahminen 100 yıllık bir türkü"


Hasan Saltık (Kalan Müzik'in sahibi)
"Sarı Gelin" kardeş bir türkü. Öyküsü üzerine herkes bir şeyler söylüyor. Tahminen 100 yıllık bir geçmişi var. Dolayısıyla ilk yakıldığında kim bilir nasıldı?
O bölgedeki halklar hep iç içe yaşamışlar. Birbirlerine kız alıp vermişler. O yörelerde Türk düğünlerinde Ermeni şarkıcılar gelip şarkı söylermiş. Mesela "Ahşit" diye bir türkü var. O da Ermeni-Türk aşkını işler. Dolayısıyla "Sarı Gelin" bunlardan sadece biri.
"Sarı Gelin"i 1991'de Ermenice olarak piyasaya ilk süren biziz. Bu türkü TRT repertuvarında Erzurum türküsü olarak geçer. Ama bu türkü Kars'ta da Van'da da okunuyor. Yani bir Anadolu türküsü. Etno-müzikoloji açısından Ermeni halk türkülerine benzer.


Bahar Bakır
Milliyet

suzim
15-12-2009, 01:46
Çökertme - Bodrum yöresi


Memleketin keşmekeş içinde olduğuhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif işgal ordularının yurdu parsellediği yıllardı.Ege ‘de Yunan var.Eli silah tutan tüm gençlerin bellerinde pistov ellerinde Rus filintası sırtlarında yatakları dağları taşları ovaları mesken tuttukları yıllar...Küçük Menderes ‘tenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Köyceğiz’e Denizli ‘den Bodrum’a her karış toprakta onların alın teri.


Bir yandan işgalcilerle boğuşuyorlar bir yandan da devletin seçip gönderdiği yöneticilerle.Bir yandan düşmanı kovalarken diğer yandan da işbirlikçilerle boğuşuyorlar.İşte o yıllarda Halil adlı yiğit bir delikanlı vardı.Mertti.İyi silah kullanır üç kuruşluk mevkiye boyun eğmezdi.Çam yarması gibihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kaşı gözü eli yüzü düzgün cesurdu.Yiğitliği de dillerdeydi.Bir de “Bodrum kaymakamı” vardı.Halk düşmanı astığı astık kestiği kestik.İstanbul ‘un da gözde adamı.Adına da “Çerkez Kaymakam “ derlerdi.Halk arasında “Kalleş Kaymakam” Bir eli yağda bir eli balda.Sandal sefaları gece alemleri...Etrafında etek öpenler fedailik yapanlar...Milletin kıtlıktan kırıldığı günlerde yağlı ballı yemeklerle donatılmış sofralar...


Bir de güzelliği tüm yörenin dilinde Çakır Gülsüm vardı.Bitez yalısında otururdu.Sahilde şipşirin bir köy.Köyün yakınlığından adına “Bitez yalısı” demişler.Herkes güzel Gülsüm ‘ü yiğit Halil ‘e yakıştırıyordu.Gülsüm adı Halil ‘le beraber anılırdı.Bunca dillenen güzellik Bodrum Kaymakamının kulağına da ulaşmıştı.Etrafındaki dalkavuk çömezler kaymakamın kulağını doldurmuşlar.”Gülsüm güzel kız.Saraylara layık.Halil gibi baş kaldırmış bir eşkıyanın eline düşerse yazık olur.Sen evet de on Gülsüm getirelim sana.Zaten Halil dağda çetelerle dolaşıyor.” diyerek şişirmişler.Amaçları kaymakama yaranmak hem de çıkarlarına taş koyan Halil ‘e zarar vermek...


Çerkez Kaymakamın ‘ın çok hoşuna gitmiş bu düşünce .Hem güzel Gülsüm’e sahip olacak hem de büyüklerinin kulağına gitmiş bir efenin nişanlısını kaçırıp daha da yaranacak onlar****aymakam Bitez yalısına göndermiş kolcularını.Bir feryat bir figan sarıp sarmalıyıp götürdüler Gülsüm ‘ü.Gülsüm ‘ün apar topar içine atıldığı sandal kıyıdan uzaklaşmak üzereyken çökertme tarafından hızlı hızlı gelen sandal göründü.Sandalın kürekleri kanat gibi açılıp kapanıyordu.Bir yanda kaymakam kolcularının sandalı bir diğer yanda da Bitez yalısına girdi girecek olan Halil’in sandalı.Yanında en güvendiği arkadaşı İbrahim Çavuş.İbrahim Çavuş asılmış küreklere Halil ise ayakta gözünü siperlemiş eliyle kolcuları gözlüyor.Millet sahile dökülmüş yürekleri ağzında seyrediyor onları.


Halil’in sandalı uçuyor gibi.İki sandal burun buruna geldi vuruşma başladı.Patlayan silah sesleri.Ve ardından Gülsüm’ün figanı.İbrahim Çavuş’un figanı. İbrahim Çavuş kapanmış sandala haykırıyordu.”Gitti.Yiğit Halil gitti.Vurdular Halil’i.Kalleş Kaymakamın adamları vurdu Halil‘i.


Kolcuların sandalı Bodrum’a hızla Gülsüm ‘ü götürürkenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Halil’in sandalı da ağır ağır sahile yaklaşıyordu.Sonra sandaldan çıkardılar Halil’i.Oluk oluk kan akıtordu. İbrahim Çavuş’un kollarında verdi son nefesini.Sonra kalabalığı bir uğultu sardı.Bir hıçkırıkhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir gözyaşı seli.Bunların arasından da yanık içli bir ses yükseldi.Ağlayanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifağlatan...





Çökertme'den Çıktım Da Halil'im
Aman Başım Selâmethttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Bitez De Yalısına Varmadan Halil'im
Aman Koptu Kıyamet.


Arkadaşım İbram Çavuş
Allah’ıma Emanethttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif


(Bağlantı)
Burası Da Aspat Değil Halil'im
Aman Bitez Yalısıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Ciğerime Ateş Sardıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Telli Kurşun Yarası.


Güverte De Gezer İken
Aman Kunduram Kaydıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
İpekli Mendilimi Halil'im
Aman Mor Rüzgâr Aldı.


Çakır Da Gözlü Gülsüm'ümü
Aman Kolcular Aldıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif


Bağlantı


Gidelim Gidelim Halil'im
Çökertme'ye Varalımhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Kolcular Gelirse Halil'im
Nerelere Kaçalım.


Teslim Olmayalım Halil'im
Aman Kurşun Sıkalımhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif


Anonim

suzim
15-12-2009, 01:49
Çarşambayı Sel Aldı'nın öyküsü


Ahmethttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Abdal Deresi'nin kıyısındaki yoksul köylülerden birinin oğluydu. Kara sevdası karşılık bulmuş Melek ona kalbini açmıştı. Nişanlandılar ve Ahmet askere gitti. Ağa oğlu Mehmet Ali Melek'e göz koydu. Melekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Mehmet Ali'yi reddedince ağa oğlu ve adamları tarafından dağa kaldırıldı. Kötü haberi alınca firar eden Ahmethttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif silahını alıphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yollara düştü. Gece gündüz Melek'i aradı. Bir gün yağmur yağdıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Yeşilırmak taştı. Çarşamba bir anda göle döndü. Selhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Canik Dağları'ndan aşağı bir çığ gibihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif önüne kattığı herşeyi sürükledi. Selin ardından hayat yeniden normale döndü. Abdal Deresi'nin Yeşilırmak'a döküldüğü yerde ahali toplandı. Derenin nehre bağlandığı yerdeki kayanın üstündehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif selin getirdiği iki kişinin cesedi görüldü. Cesetlerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Melek ve Ahmet'e aitti. Elele tutuşmuş öylece yatıyorlardı. Rivayete göre büyük kaya parçasıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yedi yerinden ayrıldı ve her birinden bir servi boyu su fışkırdı. Ahali dua etti. Dualarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yıllardır can alanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif insanların acısını dile getiren dizelere dönüştü.' Çarşamba'yı sel aldı' türküsü dehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif o acı mırıltılardan doğdu. Kayanın bulunduğu yere daha sonra bir su değirmeni kuruldu ve o yöre 'Değirmenbaşı' olarak anıldı. Ahşap değirmenin yedi taşı vardı. Yedi oluğuna su veren set üzerinden yedi kez yürümekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sağ ve sol omuz üzerinden yedişer kez su atmak uğur sayıldı. Her Hıdırellez'de tekrarlanan gelenekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif 1970'lerde değirmenin yıkılmasına kadar sürdü.






Çarşamba'yı sel aldı
Bir yar sevdim el aldı
Keşke sevmez olaydım
Elim koynunda kaldı


Oy ne imiş ne imiş
Kaderim böyle imiş
Gizli sevda çekmesi
Ateşten gömlek imiş


Çarşamba yollarında
Kelepçe kollarımda
Allah canımı alsın
O yarin kollarında


Oy ne imiş ne imiş
Kaderim böyle imiş
Gizli sevda çekmesi
Ateşten gömlek imiş


Çarşamba yazıları
Körpedir kuzuları
Allah alnıma yazmış
Bu kara yazıları


Oy ne imiş ne imiş
Kaderim böyle imiş
Gizli sevda çekmesi
Ateşten gömlek imiş

suzim
15-12-2009, 01:50
Zülüf dökülmüş yüze - Orta Anadolu yöresi


Bin dokuzyüz otuzsekiz cihana
Kırtıllar köyünde geldin dediler
Babama Muharremhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif anama Döne
Dediysen Atayı bildin dediler


Dizinde sızıydı anamın derdi
Tokacı saz yaptı elime verdi
Yeni bitirmiştim üç ile dördü
Baban gibi sazcı oldun dediler


O zaman babamdan öğrendim sazı
Engin gönül ile Hakka niyazı
O yaşımda yaktı bir ahu gözü
Mecnun gibi çölde kaldın dediler


Zalım kader devranını dönderdi
Tuttu bizi İbikliye gönderdi
Babam saz çalarken bana zil verdi
Oynadım meydanda köçek dediler



Anam Döne İbiklide ölünce
Tam beş tane öksüz yetim kalınca
Beşimiz de Perişan olunca
Babamgile burdan göçek dediler



Yürüdü göçümüz Tefleğe doğru
Bu hali görenin yanıyor bağrı
Üç aylık çoçuğun çekilmez kahrı
Bunlara bir ana bulun dediler


Yozgatın Kırıksoku Köyüne vardık
Bize ana yok mu diyerek sorduk
Adı Arzu dediler bir ana bulduk
İşte bu anadır buldun dediler



En küçük kardaşı kayıp eyledik
Onun için gizli gizli ağladık
Üstelik babamı asker eyledik
Yine öksüz yetim kaldın dediler


Zalım kader tebdilimi şaşırttı
Heybe verdi dalımıza devşirtti
Yardım etti Yerköyüne göçürttü
Biraz da burada kalın dediler


Yerköyden Kırıkkaleye geldik
Babam saz çalarken biz çümbüş aldık
Kırşehire varınca kemanı çaldık
Aferin arkadaş çaldın dediler


Yarin aşkı ile arttı hep derdim
Babamı bir yere dünür gönderdim
Başlık çok istemişler haberin aldım
İstemiyor yarin seni dediler


Kırşehirde yedi sene kalınca
Düğün düzgün hepsi bize gelince
Burada herkese yer daralınca
Ankaraya gider yolun dediler


Ankarada (sünnetçi) Veysel Ustayı buldum
Epeyce eğleştimhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif evinde kaldım
Yüz lirayı verip bir yatak aldım
Etti isen böyle buldun dediler


Bir ev kiraladım münasip yerde
Kaldı kavim kardaş hep Kırşehirde
Bu aşk hançerini vurdu derinde
Çaresini bulamazsan ölün dediler


Yarin aşkı ile döndüm şaşkına
Arada içerdim yarin aşkına
Canan acımaz mı garip dostuna
Buna da içeriye alın dediler

Bu hasretlik duygusu Türkü babanın sanatına olumlu etki yaparakhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif memleketin taşınahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif toprağınahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif insanına hasret ve özlemle dolu pek çok türkünün doğmasına sebep oldu.

Ana vatanımsınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif baba yurdumsun
Ozanlar diyarı şirin Kırşehir
Uzak kaldım gurbet elde derdimsin
Hasretin bağrımda derin Kırşehir.
Feleğin yazdığı kara yazıynan
Çok yürüdüm bağrımdaki sızıynan
Kara kaşlarıynanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kara gözüynen
Aşık etti beni birin Kırşehir


Gerçekten de gönül kelimesinin Ertaşın şahsi lügatinde çok özel bir yeri var. O adetahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tıpkı Yunus gibihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Hacı Bektaş-i veli gibi kendisinigönüller yapmaya adamış biri... gönülün geçmediği türküsü yok dense yeri...

Şu garip halimden bilen işveli nazlım
Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen
Tatlı dillimhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif güler yüzlümhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ey ceylan gözlüm
Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen

Bir başka türküsünde:

Küstürdüm gönlümü güldüremedim
Baharım güz oldu yazım kış oldu
Gönüle yarini bulduramadım
Baharım güz olduhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yazım kış oldu

suzim
15-12-2009, 01:50
TÜRKÜNÜN HİKAYESİ

1960lı yıllardan itibaren ismi bağlama ile birlikte anılanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sadece geniş halk kesimlerinde değilhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ciddi musiki çevrelerinde de taktir ve hayranlıkla dinlenen Neşet Ertaşı farklı bir bağlamda değerlendirmek gerekiyor. Çünkü o da aslında tam bir yöre sanatçısıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yani mahalli bir sanatçı olmasına rağmen yaygın şöhreti ve söylediği türkülerin popülaritesi ile ülke genelinde tanınan biri olarak diğerlerinden ayrılır.

İşte Neşet Ertaş Orta Anadolu bozkırlarının tam göbeğindehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ay dost deyince yeri göğü inleten gönül delisi bir babanın evladı olarak 1938de Kırtıllarda dünyaya gelir. Hiç çocuk sahibi olamadığı ilk karısı Haticeyi genç yaşında kaybeden Muharrem Ertaşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ikinci evliliğini Kırtıllar köyünden Döne ile yapar ve bu evliliktenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Necatihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Neşethttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ayşehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Nadiye ve muhterem adında beş çocuğu olur. Kırtıllar nüfusunun tamamı abdallardan ibaret olan bir aşiret köyüdür. Köyün çevrede abdallar adıyla anılması da bundan olsa gerek. Daha altı yedi yaşlarında ikenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kendisini yöre düğünlerinin aranılan sanatçı babası Muharrem Ertaşın sazı önünde oynarken bulan Neşet Ertaşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hayatınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir nevi hayat destanı diyebilceğimiz 1960lı yıllarda yazdığı uzun bir şiirinde şöyle anlatır.

suzim
15-12-2009, 01:52
Nem Kaldı - Çukurova yöresi

Büyük bir halk şairi olan Karacaoğlan'ın hayatı üzerine yapılan araştırmalarda kesin bir bilgi yoktur. Son yıllarda yapılan araştırmalarda ve şiirlerinde yapılan incelemelerden onun 1606 da doğmuş 1670 yılında ölmüş olduğu tahmin edilmektedir. Her nekadar doğduğu yer bilinmiyorsa da öldüğü ve mezarının bulunduğu yer bellidir. Kendisinin Güney Anadolu'da yaşayan Türkmen aşiretinden olduğu daha doğrusu İçel'li olduğu muhakkaktır.Şiirlerinden anlaşıldığı kadarıyla kendisi pek çok yer gezmiş aşkı ve tabiat sevgisini yaşadığı hayatı çağının konuşma dili ile öz türkçe olarak işlemiş ve anlatmış bir halk şairidir.
Bugün kesin olarak bilinen bir şey varsa o da mezarının İçel'in Mut İlçesi'ne bağlı Karacaoğlan Köyü'ndeki Karacaoğlan tepesinde Karacakız tepesi ile karşı karşıya olduğudur.
Mezar 1997 yılında anıt mezar haline getirilerek Kültür Bakanı İstemihan Talay tarafından ziyarete açılmıştır. Karacaoğlan aynı zamanda tarihte heykeli dikilen bilinen ilk ozandır. İçel'in Mut İlçesine Heykeltraş Prof.Hüseyin GEZER tarafından yapılan heykeli 8 haziran 1973 günü dikilmiştir.Yörede onun şiirlerinden pek çoğu halk arasında söylenir bazıları türküleştirilmiştir.

Çeşitli kaynaklara göre Kozana bağlı Feke İlçesi'nin "Gökçe" köyünde "Mamalı" da "Binbuğa"da "Erzurum"da "Zobular"da "Gökçeli"de "Varsak dahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hatta "Belgrad"da doğduğu öne sürülmüştür. Fakat kanımızca en sağlam ve eski kaynak Akşehirli Ahmet Hamdi Efendi'nin hatıra defteri oluphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif inandırıcı delillere da-yanmaktadır. Hamdi Efendihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Varsak köyünde 1876 da hatıra defterine şu satırları kaydetmiştir: "Malum ola ki Karacaoğlan Varsak karyesinde dünyaya gelüp babası Türkmen aşiretinden Kara İlyashttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif fakir-el hal olmağla sayd-ü şikarla taayyuş eder olup 1013 (M .1604) tarihinde Kozan dere-beylerinden Hüsa m Beyin sayıl namıyle tut-kap asker devşirdiği hengamda İlyas dahi tutulup götürülerek orada gaip olduğu için lakapları Sayıloğlu kaldığı ve el- yevm karyei mezbur hanedanı Sayılzade Mehmet Efendi'den anlaşılmıştır. Karacaoğlan'ın ismi Hasan olup öksüz büyümüş. Vechen karayağız ve fakir çocuğu olduğu için buna Karacaoğlan denülüp böylece anıldığı. Karacaoğlan delikanlı iken munis ve zeyrekliği hasebiyle ol vaktin karye ağalarından serdengeçti Osman Ağa Karaca Oğlan'ı evlatlık şekliyle diğer fakir bir aile kızıyle teehhül ettirmiş ise de kız hor ve çirkin olduğundan Kara caoğlan babası gibi Sayıl askerliğine tutulacağını anlayup yirmi dört yaşında Varsak'tan firar-la mekanın gaip ederekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif encam Maraş'ta Zülgaroğlu (Zülkadir olacak) Hüsam Bey' in himayesinde altı sene teehhül ümidiyle kalıphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif teehhül ümidi münkesir olunca ora-dan müfarekatla yine geşt-i diyara başlayıp on dokuz sene sonra vatanına gelmişse de fazla barınamayıp elli beş yaşında Tarsus tarikıyla tekrar geşt-i diyara der-ban oldu-ğu (1)"http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kayıtlıdır. Han Mahmut adli halk hikayesinde ve diğer bazı anlatımlarda Karacaoğlan'ın Tarsus'ta Karaca Kız adındaki bir yörük beyi'nin kızına aşık olduğuhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif vermedikleri için kızınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif arkasından da Karacaoğlan'ın Kırklar mağarasınahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bazı kaynaklara göre de Eshab-ı Kehf Mağarasına çekilerek orada öldüğü rivayet olunur. İshak Refet Işıtman isehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif 1933 yılında yayınladığı Karacaoğlan adlı eserinin 33. sayfasında "Şairin menkıbeleri arasında Karaca Kız adlı birisini sevdiği söylenir ve ölünceye kadar bu sevginin devam ettiğihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif fakat birbirlerine kavuşamadıklarıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif en sonunda Karacaoğlan'ın bir tepeyehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Karaca Kız'ın da onun karşısındaki bir tepeye gömüldükleri anlatılır.

suzim
15-12-2009, 01:53
Bu tepeler Çukurovada imiş"http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif demektedir. Bizim görüşümüze göre buradaki Çukurova'dan Çukur Köyü'nün anlaşılması gerekir. Zira Çukur köyü (şimdi Karacaoğlan) Karaca Kız ve Karacaoğlan Tepeleri'nin düzlüğündedir. Fuat Köprülü'nün araştırma yaptığı dönemlerdeki ulaşım imkanları dikkate alınırsahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Mut İlçesi dahi belli çevre dışında bilinmezken Çukur köyünün bir araştırmacı için bilinmesi elbette mümkün değildir. Esasen şimdiki Çukur (Karacaoğlan) köyü 1286 yıllarında Sarıkavak beylerinden Hacı Kadir ağa zamanında eski yerinden nakledilmiştir. Karacaoğlan tepesinin birkaç kilometre kuzey batısına düşen eski Çukur içme ve kullanma sularını sarnıçlardan sağlayan bir kıraç yayladır. Sarıkavak beylerinin yaylası olan bu köyün 8 kilometre kadar doğuya nakledilmesinin bir de hikâyesi vardır. Rivayete göre köyün çobanıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sürünün içinden bir tekenin sık sık ayrılarak sakalı ıslanmış şekilde geriye döndüğünü görür ve merakla takip eder. Görür ki şimdiki köyün hemen yakınında bir kaynak vardır ve teke tesadüfen bulduğu bu kaynaktan iç güdüsüyle şaşırmadan gidiphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif suyunu içtikten sonra dönmektedir o Bundan sonra sadece yazları oturulan eski Çukur su kaynağına yakın yerde yeniden iskân sahası haline getirilir. Köy devamlılık kazandıktan sonra halk Karacaoğlan mezarını adeta ziyaretgâh haline getirmişhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ona evliyalık izafe etmişhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tepenin adına zamanla Erenler Tepesi de denmeye başlanmıştır
Terkeyleyim seni hey kaşı keman
Vefası olmayan yârda ne kaldı
Hiç mi yok sevdiğim göğsünde iman
Beni mecnun eden yârda nem kaldı

Felek benden beter etsin hâlini
Ben ölürsem yadlar sarsın belini
Garip bülbül güle versin meylini
Figanım arttıran yârdan nem kaldı

Akar gözüm yaşı bir dem silinmez
Ko başım sağ olsun yâr mı bulunmaz
O yârin yanında kadrim bilinmez
Kadrimi bilmeyen yârda nem kaldı

Karacaoğlan der ki severim candan
Can esirgemezdim cananım senden
İşittim sevdiğim vazgeçmiş benden
Giderim gurbete daha nem kaldı

Karacaoğlan

suzim
15-12-2009, 01:54
Yalan Dünya - Sıvas-Banaz yöresi


Pir Sultan Abdal Alevi toplumunun bagrından cikan en büyük halk ozanlarindan biridir.Yasami boyunca haksizliklara karsi mücadele etmis hatta asilacagini bile bile bu tutumundan vazgecmemistir. Siirleri ve direnisci tutumuyla nice kusaklara örnek olmustur. Pir Sultan’in siirleri ve deyisleri hala dilden dile ve agizdan agiza dolasiyor. Bu büyük insanin hayatina bakmakta yarar var.


Pir Sultan Abdal’in 1510/14 -1589/90 yillar arasinda yasadigi tahmin ediliyor. Öz adi Haydar olmasina karsi siirlerinde Pir Sultan mahlasini kullanir. Kendisi Sivas’in Yildizeli ilcesinin Circir bucagina bagli Banaz köyünde dünyaya gelmistir. Yirmi yasina bastiginda Seyit Ali Sultan Dede’nin dergahina baglanir ve ikrarini verir. Tam bes yil gece-gündüz demeyip o dostluk ve muhabbet kapisina eli erdigince gücü yettigince katkida bulunur. Odun tasir su getirir hasat kaldirir konuklar agirlar ac doyurur harama el sürmez ve dergaha bir tek haram lokma getirmez. Elinehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif diline beline sahip olmak; onun da diger canlar gibi hic aklindan cikarmadigi bir temel ilke olur. Haydarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dergaha ve dolasiyla halka hizmetihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Hakk’a hizmet sayar. Makamlari adim adim alir ve sonunda „Pir" mak***** erisir. Pir Sultan Abdal Seyit Ali Sultan Dede’den dedelik hirkasini ve Pirlik nisanini aldiktan sonra canlari tek tek dolasir ve dertlerini dinler. O günlerdehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Andadolu’da kötülük kol geziyor zalim esen rüzgar ölüm türküleri söylüyordu.


Rüsvetci kadilarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yobaz müftülerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif zalim pasalar ve niceleri halkin alin terine bakmadan insanlarin hayatini ceheneme dönüstürüyorlardi. Özellikle Alevi toplumunu kafirliklehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif imansizlikla ve zindiklikla sucluyorlardi. gerek Selcukluhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gerekse Osmanli döneminde irili ufakli pek cok ayaklanma girisimi olmushttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif fakat hepsi basarisizlikla sonuclanmisti.Pir Sultan Abdalhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif zalimlerehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ezenlere karsi siirlerini bir silah olarak kullandihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ömrünün sonuna dek türkülerini hem de yüksek sesle söylemekten kacinmadi. Anadolu Alevilerinin zulme karsi baskaldirmalarina önderlik eden Pir Sultanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Hizir Pasa tarafindan asilmistir. Yine söylentilere göre Pir Sultan Abdal’in Seyyid Alihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Pir Muhammed ve Er Gayib adli üc oglu ile Sinem adli bir de kizi vardi.
Yürü bire yalan dünya
Yalan dünya değil misin
Hasan ile Hüseyin'i
Alan dünya değil misin


Ali bindi Düldül ata
Can dayanmaz bu firkata
Boz Kurt ile kıyamete
Kalan dünya değil misin


Tanrı'nın Aslan'ın alan
Düldül'ü dağlara salan
Yedi kere işsiz kalan
Kalan dünya değil misin


Bak şu kışahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bak şu güze
Ciğer kebap oldu köze
Muhammed'i bir top beze
Saran dünya değil misin


Pir Sultan'ım ne yatarsın
Kurmuş çarkını dönersin
Ne konarsın. ne göçersin
Kalan dünya değil misin


Anonim

suzim
15-12-2009, 01:55
Karakaş Gözlerin Elmas


Karakaş Gözlerin Elmas
Bu Güzellik Sen De Kalmaz
Pişman Olun Kimseler Almaz
Annene Bak Gör Halini


Gel Güzelim Beni Yakma
Seni Seven Kalbi Yıkma
Allah Dahi Kalbi Yıkmaz
Öldürücü Gözle Bakma


İnsanların Kalbi Belli
Canlıları Yaşatan Odur
Bir Saniye Gönlünü Kır Da
Gel De Benim Kalbime Gir


Gel Güzelim Beni Yakma
Seni Seven Kalbi Yıkma
Allah Dahi Kalbi Yıkmaz
Öldürücü Gözle Bakma


Ne Gecem Ne Gündüzüm Belli
Yaşım Oldu Kırkdokuz Elli
Bağrım Yanık Gözlerim Nemli
Yalan Dünya Yaktın Beni


Gel Güzelim Beni Yakma
Seni Seven Kalbi Yıkma
Allah Dahi Kalbi Yıkmaz
Öldürücü Gözle Bakma


Ercan Söyler Hakiki Sözü
Geçti Bahar Getirdik Yazı
Bir Gün Ölür O Zalımın Kızı
Annene Bak Gör Halini


Gel Güzelim Beni Yakma
Seni Seven Kalbi Yıkma
Allah Dahi Kalbi Yıkmaz
Öldürücü Gözle Bakma

suzim
15-12-2009, 01:55
hikayesi:


Güfte ve bestesi tamamen bana ait bulunan yukarıda başlığı taşıyan bu türküm bazı asılsız dedikodulara da vesile olmuştur. Ben bu durumu hiçbir zaman üzülmedim. Bilhassa sevindim.Çünkühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yurdum Niğde’deki müzik sever insanlar ruhunda çöreklenen bir şüpheyihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif öğrenmekle yetinecekler kanısındayım.


Gerek sözlehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gerekse gazete ve mektuplahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bu türkünün hakiki sahibini öğrenmek isteyen ve yakın alaka gösteren vatandaşlarıma burada ayrı ayrı teşekkür ederim.


1948 yılında İstanbul da çalıştığım bir pavyondahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Emel adımla kara kaşlıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kara gözlühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hafif esmere kaçan tenli bir kıza tutulmuştum. Bu her bekar insanda olagelenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tabiat ananın sevki tabii dedikleri bir kanundu.


Aradan yıllar geçmesine rağmen Emel’i hiçbir zaman unutamıyorum. 1959 yılında Gaziantep öğretmen okulu müzik öğretmeni Nezihi Babacaner’in daveti üzerine Gaziantep’e. Öğretmen Okulunda yapılacak folklor topluluğuna iştirak etmek üzere gitmiştim. Bu sırada bir pavyonla anlaştım ve çalışmaya başladım. Aksam sahneye çıktığımda Emel’i de o pavyonda gördüm. Aradan onbir yıl gibi bir zaman geçmesine rağmen tesadüfler yine birbirimizi bir araya getirmişti.


Yattığım yatakhanenin karşısındaki odada Emel’in de yatak odası vardı. İlk aşkın verdiği hazzın tesirinden kendimi kurtaramamış olmalıyım ki o gece sabaha kadar uyuyamadım.
Şafak sökerken kapım vuruldu ve yaşlı bir hanım yanıma geldi. Evladım niçin uyumuyorsun dedi. Bende kalbimdeki duyguları yaşlı hanıma anlattım. Meğer yaşlı hanım Emel’in annesi imiş. Biraz sonra Emel de yanımıza geldi. Artık dedihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif aramızdaki dağlar burada sona ermeli. Nede olsa kalp ferman dinlemez derler. Fakat Emel’in annesinin yaşlı ve gittikçe çirkinleşen hali bana bir acayip görünmüş olacak kihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif o andahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif mısralarını aşağıda okuyacağınız KARAKAŞ GÖZLERİN ELMAS türküsünün beste ve güfteleri bende bir şimşek hızıyla uyanıverdi. Onlar gittikten sonra kaleme ve kağıda sarılarak türküyü yazdı ve akşama pavyonda okumak üzere de kendi kendime sazımla talimini yaptım. Bu suretle bu türkü o anda ve o saniyede orada bestelendi ve güftelendi.


Niğde’ye konser vermek üzere gelen Aliye Akkılıç’a da aynı türkümün bestelerini verdim. Emin Aldemir ile birlikle Niğde’de 1960 yılında söylediler ve çaldılar.


İşte bu tarihten den sonra türküm yurdun dört bucağına yayık vermekle günümüzün meşhuru oldu
alıntıdır

suzim
15-12-2009, 01:56
Kıskanırım (Mühür Gözlüm) - Şarkışla yöresi


Şarkışla’lı Ali İzzet Özkan adından çokça söz edilen bir halk ozanımızdır. 1902 yılında Şarkışla’nın Üğük köyünde doğdu. Belli bir öğrenim görmedi. Aşık Sabri den saz dersleri aldı. Ve küçük yaşlarda aşık oldu. 22 yaşlarında Adana'ya giderek Çukurovalı aşıklarla karşılaşmalar yaptı. Uzun yıllar yurdun çeşitli yerlerinde gezip dolaştı. Pek çok şiir söyledi. 500'ü aşkın şiiri vardır ve şiirlerini zaman zaman çıkardığı kitaplarda toplamıştır. Bazı türküleri de sanatçılar tarafından plağa okundu. Bunlar arasında “Mecnunum Leylamı Gördümhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Şu Sazıma Düzen Verhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Mühür Gözlüm". Ali İzzet Özkan Konya da yapılan Türkiye aşıklar bayramına katılmıştır. Aşık 1981 yılında bu dünyadan göçüp gider.


Kıskanırım (Mühür Gözlüm) - Şarkışla yöresi


Mühür gözlüm seni elden
Sakınırım kıskanırım
Uçan kuştan esen yelden
Sakınırım kıskanırım


Kavumundan akrabandan
Kardeşinden öz babandan
Seni doğuran anandan
Sakınırım kıskanırım


Beşikte yatan kuzundan
Hem oğlundan hem kuzundan
Ben seni senin gözünden
Sakınırım kıskanırım


Havadaki turnalardan
Su içtiğim kurnalardan
Geyindiğim sırmalardan
Sakınırım kıskanırım


Al'İzzeti ancalardan
Elindeki goncalardan
Yerdeki karıncalardan
Sakınırım kıskanırım


Aşık Ali İzzet Özkan

suzim
15-12-2009, 01:57
Hem okudum hemi de yazdım
Yalan dünya senden bezdim
Dağlar koyağını gezdim
Yiten yavru bulunur mu

Yavru yitmeye görsün bir kez. Bulunmaz. Değil dağların koyağı ırmakların kaynağı yaylaların çimeni ovaların çiçeği hiç bir şey hiç bir kişi geri getiremez onu. Ehh ana yüreği bu. Dayanması zor. Dağlara düşüp araması doğal; ne ki giden geri gelmez. Şundan kihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yiten candır. Alıp yerine koyamazsın. Nefesin sonu çıkmaya görsün boğazdan bir kez. Dönüşü olmaz. Amahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ağlamak döğünmek türkülere sığınmak da insanların kendi elinde.

Türkümüze öykü olan olayhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif 1930'larda Çorum'un Osmancık ilçesinin Hacıhamza kasabasında geçer. Kasabada köklü bir aile yaşar o yıllarda. Bu ailenin de Mehmet Bey adlı bir oğlu vardı. Mehmet Beyhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif geniş omuzluhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kaytan bıyıklıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif iri kıyım bir delikanlıdır. Çevresindekilere yaptığı iyiliklerden ötürü de herkesin saygısınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sevgisini kazanmıştır. Yeni evlendiği eşiyle de çok iyi anlaşmaktadır. Hele eşi ona nur topu bir oğlan çocuğu doğurduktan sonra da daha mutlu olmuştur. Bir çocuk ki gözleri yumuk yumuk. Uzunhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif upuzun saçlarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tombiş bilekler. Anası bir yanını kendine benzetiyor; babası bir yanını. Bak Mehmet diyor karısı "çenesihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kafa yapısıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ağzı sana benziyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gerisi bana" Mehmet Bey: "Ya parmakları" diyor. "Bak bak serçe parmaklarında eğrilik var. Tıpkı seninkiler gibi. Ama uzunluğu da bana benziyor parmakların". Çocuk daha bir mutlu ediyor aileyi. Evin havası birden değişiyor. Gelenlerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gidenler çoğalıyor. Dosta ahbaba teller çekiliyor. "Bir oğlumuz oldu" diye. Uzaktan mektuplarla kutlayanlar. Sözün özü; evde bir şenlikhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir şölen. "Aaaa... İzmir'den Nurettin Amcalardan tel geldi. Kutluyorlar. Bu da Adana'dan Niyaz'lerden geliyor. Bu tel de Çorum'danhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ama tebrik teli değil. Bak hele Mehmet neymiş? "Şey Hükümet teli bu. Bir iş için çağırıyorlar. Gitmek gerek. Hükümet işi ihmale gelmez. Tez zamanda gitmeli' diyor Mehmet Bey. Vakit öğleyi geçkindir. Ama olsun Hükümetin çağrısı gecikmeye gelmez. Tez elden gitmeli. Varıp anlamalı işin aslını. Adamlarına seslenir. İki at eyerlemelerini söyler. Karısına da "İşim biter bitmez dönerim. Hem yavruma da ufak tefek bir şeyler alırım. Sana da giyecek gerekli. Elbiselerin bol geliyor üstüne. Gelen gidenimiz olur bu günlerde.

suzim
15-12-2009, 01:57
Ele güne karşı ayıp olur. Bir kaç elbiselik alırım. Anamı da unutmamak gerek. İlk torunu kadının. Nasıl da yoruldu gebeliğinde senin. Meraklanmana gerek yok. Çorum ne çeker ki. Akşam Osmancık'a varırız. Sabahın erinde ordan çıksak karanlık çökmeden tutarız Çorum'u.


Mehmet Bey bir yandan bunları söylüyor; bir yandan da kucağına aldığı oğlunu seviyor. Kokluyor öpüyor bağrına basıyor. Bırakamıyor çocuğu kucağından. Ş aha kalkıyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif demeye kalmadan silahlı iki kişi atlıyor yola. Saç-sakal birbirine karışmış iki dağ adamı bunlar. Yolun dar boğazı. Yana yöne kaçacak yer yok. Ancak geri dönülebilir. Mehmet Bey de ona davranıyor. Amahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif daha atını dönderir döndermez iki kişi de orada peydahlanıyor. "Canınızı seviyorsanız davranmayın. Kurşunu yersiniz yoksa. Boşaltın ceplerinizihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif atlarınızı da bırakıphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif koyulun yola" diye ünlüyorlar. Mehmet Bey bakıyor kaçış zor. Teslim oluphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif parasını silahınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif atları vermek de işine gelmiyor. Gurur meselesi yapıyor. Bir anda atıyor kendini yerehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif silahına sarılıyor. Adamı da atıyor attan. Seyip kalan atlarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kişneyip tepiniyorlar. Aynı anda da kurşunlar vızılamaya başlıyor. Mehmet Bey bir ağacı siperlemiş kendinehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif basıyor tetiğe. Adamı da sol yanından ateşliyor silahını. Vuruşma epey sürüyor. Mehmet Bey'in de adamının da kurşunları azalıyor. Daha dikkatli kullanmak zorunda kalıyorlar kurşunlarını. Çok geçmeden onlarda bitiyor. Eşkıya azgın. Bir iki kez yine teslim çağrısını yapıphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif basıyorlar kurşunu ardından. Mehmet Bey'den bir "Ah" sesi yükseliyor. Yığılıp kalıyor bir kenara. Adamı derseniz ağır yaralı yıkılıyor yere. Neden sonra ayıkıp bir bakıyor ki sağ yanında yatıyor Mehmet Bey. Cansız. Üstü başı kan içinde. Kendisi de yaralı. Cepleri boşaltılmış. Silahları da yok yanlarında.


Haber Hacıhamza kasabasına ulaşıncahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif anasınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif karısınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hısım-akrabasını bir ağıt tutuyor. Kimi beşikte yatan üç günlük yavruya üzülüyor; kimi Mehmet Bey'in yiğitliğini dillendiriyor. Kişiliğini övüyor. Sonra tüm bu duygularhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir türküye dil oluyor. Hacıhamza kasabası da Osmancık ilçesi de dar geliyor Türküye. Yankılanıyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yankılanıyor.
alıntıdır

suzim
15-12-2009, 01:58
Türkünün Hikayesi

Acem Kızı - Orta Anadolu yöresi

1960’lı yıllardan itibaren ismi bağlama ile birlikte anılanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sadece geniş halk kesimlerinde değilhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ciddi musiki çevrelerinde de taktir ve hayranlıkla dinlenen Neşet Ertaş’ı farklı bir bağlamda değerlendirmek gerekiyor. Çünkü o da aslında tam bir yöre sanatçısıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yani mahalli bir sanatçı olmasına rağmen yaygın şöhreti ve söylediği türkülerin popülaritesi ile ülke genelinde tanınan biri olarak diğerlerinden ayrılır.

İşte Neşet Ertaş Orta Anadolu bozkırlarının tam göbeğindehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif “ay dost deyince yeri göğü inleten” gönül delisi bir babanın evladı olarak 1938’de Kırtıllar’da dünyaya gelir. Hiç çocuk sahibi olamadığı ilk karısı Hatice’yi genç yaşında kaybeden Muharrem Ertaşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ikinci evliliğini Kırtıllar köyünden Döne ile yapar ve bu evliliktenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Necatihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Neşethttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ayşehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Nadiye ve muhterem adında beş çocuğu olur. Kırtıllar nüfusunun tamamı abdallardan ibaret olan bir aşiret köyüdür. Köyün çevrede “abdallar” adıyla anılması da bundan olsa gerek. Daha altı yedi yaşlarında ikenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kendisini yöre düğünlerinin aranılan sanatçı babası Muharrem Ertaş’ın sazı önünde oynarken bulan Neşet Ertaşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hayatınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir nevi hayat destanı diyebilceğimiz 1960’lı yıllarda yazdığı uzun bir şiirinde şöyle anlatır.

TÜRKÜ BABANIN HAYAT DESTANI ŞİİRİ

Bin dokuzyüz otuzsekiz cihana
Kırtıllar köyünde geldin dediler
Babama Muharremhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif anama Döne
Dediysen Ata’yı bildin dediler


Dizinde sızıydı anamın derdi
Tokacı saz yaptı elime verdi
Yeni bitirmiştim üç ile dördü
Baban gibi sazcı oldun dediler


O zaman babamdan öğrendim sazı
Engin gönül ile Hakk’a niyazı
O yaşımda yaktı bir ahu gözü
Mecnun gibi çölde kaldın dediler


Zalım kader devranını dönderdi
Tuttu bizi İbikli’ye gönderdi
Babam saz çalarken bana zil verdi
Oynadım meydanda köçek dediler



Anam Döne İbikli’de ölünce
Tam beş tane öksüz yetim kalınca
Beşimiz de Perişan olunca
Babamgile burdan göçek dediler



Yürüdü göçümüz Tefleğe doğru
Bu hali görenin yanıyor bağrı
Üç aylık çoçuğun çekilmez kahrı
Bunlara bir ana bulun dediler


Yozgat’ın Kırıksoku Köyü’ne vardık
Bize ana yok mu diyerek sorduk
Adı Arzu dediler bir ana bulduk
İşte bu anadır buldun dediler



En küçük kardaşı kayıp eyledik
Onun için gizli gizli ağladık
Üstelik babamı asker eyledik
Yine öksüz yetim kaldın dediler


Zalım kader tebdilimi şaşırttı
Heybe verdi dalımıza devşirtti
Yardım etti Yerköy’üne göçürttü
Biraz da burada kalın dediler


Yerköy’den Kırıkkale’ye geldik
Babam saz çalarken biz çümbüş aldık
Kırşehir’e varınca kemanı çaldık
Aferin arkadaş çaldın dediler


Yarin aşkı ile arttı hep derdim
Babamı bir yere dünür gönderdim
Başlık çok istemişler haberin aldım
İstemiyor yarin seni dediler


Kırşehir’de yedi sene kalınca
Düğün düzgün hepsi bize gelince
Burada herkese yer daralınca
Ankara’ya gider yolun dediler


Ankara’da (sünnetçi) Veysel Usta’yı buldum
Epeyce eğleştimhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif evinde kaldım
Yüz lirayı verip bir yatak aldım
Etti isen böyle buldun dediler


Bir ev kiraladım münasip yerde
Kaldı kavim kardaş hep Kırşehir’de
Bu aşk hançerini vurdu derinde
Çaresini bulamazsan ölün dediler


Yarin aşkı ile döndüm şaşkına
Arada içerdim yarin aşkına
Canan acımaz mı garip dostuna
Buna da içeriye alın dediler

suzim
15-12-2009, 01:58
Bu hasretlik duygusu Türkü babanın sanatına olumlu etki yaparakhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif memleketin taşınahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif toprağınahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif insanına hasret ve özlemle dolu pek çok türkünün doğmasına sebep oldu.

Ana vatanımsınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif baba yurdumsun
Ozanlar diyarı şirin Kırşehir
Uzak kaldım gurbet elde derdimsin
Hasretin bağrımda derin Kırşehir.
Feleğin yazdığı kara yazıynan
Çok yürüdüm bağrımdaki sızıynan
Kara kaşlarıynanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kara gözüynen
Aşık etti beni birin Kırşehir


Gerçekten de “gönül” kelimesinin Ertaş’ın şahsi lügatinde çok özel bir yeri var. O adetahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tıpkı Yunus gibihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Hacı Bektaş-i veli gibi kendisini”gönüller yapmaya” adamış biri... “gönül”ün geçmediği türküsü yok dense yeri...

Şu garip halimden bilen işveli nazlım
Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen
Tatlı dillimhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif güler yüzlümhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ey ceylan gözlüm
Gönlüm hep seni arıyor neredesin sen

Bir başka türküsünde:

Küstürdüm gönlümü güldüremedim
Baharım güz oldu yazım kış oldu
Gönüle yarini bulduramadım
Baharım güz olduhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yazım kış oldu
alıntıdır

suzim
15-12-2009, 01:59
Türkünün Hikayesi
Ah bir Atas Ver

Çanakkale Boğazıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Nağra Burnu açıkları 4 Nisan 1953http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Saat 02:15

Uzun ve yorucu bir seferden dönen Dumlupınar denizaltısıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Nağra Burnu açıklarında İsveç bandıralı Nabuland Şilebi ile Çarpıştı. Sessizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif soğuk ve bulanıktı gece. Başından aldığı şiddetli darbe ile Dumlupınar birkaç saniye içinde sulara gömüldü. Gemideki 81 kişilik mürettebattan sağ kalan 22 kişihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif geminin arka bölümündeki torpido dairesine sığındı. Mahsur kalanların su yüzüne fırlattıkları telefon şamandırasıyla gemi ile irtibat sağlandı. Sağ kalan 22 kişiyi kurtarmak için herkes seferber oldu. Bu arada oksijeni idareli kullanmaları içinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gereksiz yere konuşmamalarıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif şarkı türkü söylememeleri ve sigara içmemeleri konusunda uyarılar yapıldı. Ancak saatler süren kurtarma çalışmalarının sonundahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif umutların tükendiği anda karanlıkta bekleyen 22 kişiyehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif herşey yine aynı sözcüklerle anlatıldı; konuşabilirlerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif türkü söyleyebilirler ve hatta sigara bile içebilirler. Şamandıradaki telefon hattının Öbür ucundanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tüm Türkiyehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif denizaltıda tevekkülle ölüme yapılan hüzünlü ama başı dik türküsünü dinledi.
(Çetin Bozalan)

suzim
15-12-2009, 02:00
Kara Koyun

Sürüden ayrılma karakoyunum
Sulağa sarılma karakoyunum
Gördünse darılma karakoyunum
Kanlım olma karakoyun dön geri!

Karakoyun da karakoyun. Kanlı canlı. Atik. Ama kindar. Çobana kin tutmuş bir kez. Derler ki karakoyun gözünü çobanın kucağında açmış. Kuzuluğu çobanın kollarında geçmiş. Onun sevgisiyle şımarmış onun azarlarıyla üzülmüş. Günlerden bir gün de çobanı ağasının kızı Gülhanım ile öpüşürken görmüş. Kinlenmiş. Kin o kin. Sürüp gelmiş. Gelmiş de çobanın ölüm kalım gününe dayanmış.

Olay çok eski. Yozgat'lılar "Bizde geçti" Çukurovalılar "Bizde geçti" der. Nevşehir'in Akpınar'lıları da kendi yörelerinde geçtiğini söyler olayın. Önemli mi? Önemli olan olayın halkın diline dolanıp ilden ile dilden dile dolaşıp günümüze dek gelmiş olması. Bir de şu var ki; bu türkü ötekilerden farklı olarak yalnızca kavalla çalınıp söyleniyor. Ağzı dili kaval oluyor bu türkünün. Biz diyelim Ahmet siz deyin Mehmet. Adı önemli değil. Çoban kendisi. Günlerden bir günhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir Türkmen obasına gelip iş istemiş. Oba Beyi durumuna bakmışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif temiz yüzlü dürüst bir insan: Yanına alıp sürüyü teslim etmiş. Çoban da yakışıklı. Genç. Boypos yerinde. İşi gücü koyunlar. Sabahın erinde dağ yolunu tutuyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif akşamın geç vaktine kadar şu yamaç seninhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bu yamaç benim dolaşıp duruyor. Koyunlarının sağlığıyla seviniyor onların hastalığıyla üzülüyor. Bir koyunun tırnağına taş batsahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif uykusu haram oluyor. Sabaha dekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kırk kere kalkıp bakıyor kırk türlü ilaç sürüyor yarayahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif iyi olana dek omuzunda getirip götürüyor koyunu. Avucunda ot yediriphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif külahında su içiriyor. Ha! Bir de şu varhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çok iyi kaval çalıyor çoban. Zaman zaman diğer çobanlarla düzenlenen yarışmalarda hep birinci oluyor. Kavalıyla yürütüyor koyunlarıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kavalıyla durduruyor.

suzim
15-12-2009, 02:01
Çoban bu! Kavalı da ortada. Bir de Oba Beyi'nin kızı var. Adına Gülhanım derler. Diğer çobanlar bir övgülüyor bir övgülüyor ki Gülhanım'ı; çobanın içini bir ateş yakıyor. Daha tanımıyor oysa. Görmüşlüğü de yok. Şundan ki kendisi çok erken alıyor koyunları ağıldan çok geç dönüyor. El ayak çekilmiş oluyor o zamana dek. Ama gün gün de büyüyor içinde Gülhanım. Günlerden bir gün akşam karanlığı basmadan dönüyor obaya. Yanında diğer çobanlar da var. Ağır ağır sürüyü indiriyorlar ağıla. Tam çeşmenin yanından geçerken bir fısıltı tutuyor çobanları. İşaretle Gülhanım'ı gösteriyorlar. Çoban başını çevirip bir bakıyor ki ne görsün. Ay parçası gibi bir kız. Kırmızı basma fistan. Uzuna yakın boy. Saçları da dizinde. Parlak ela gözler. Başında bir sıra altın dizili. Çoban ufaktan kavala sarılıyor Gülhanım'ı görünce. Bir başlıyor üflemeye kihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Gülhanım sesin geldiği yana başını çevirmeden geçemiyor. Gün o gün; saat o saat! İçinden bir şeyler kaynayıp akıyor ikisinin de. Diyeceksiniz biri ağanın kızı biri çoban. Ama gönül ferman dinler mi? Göz görüp gönül sevmeye görsün bir kez.

Günler günleri aylar ayları eskitiyor. Oba koşullarında görüşüp gönüllerini hoşediyorlar. En güzeli de çobanın akşam sürüyü ağıla getirmesi. Kavalıyla her demek istediğini iletiyor Gülhanım'a çoban. Artık öylesine tanıyor çobanın kavalını Gülhanımhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çok uzaklardan bile kavalla dediklerini bir bir anlıyor. Diyelimhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çoban sürüyü tepeden bayıra indiriyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kavalına da üflüyor bir yandan. Elin diliyle dediklerinihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif o kavalıyla söylüyor. Aslında söyleyenden çok dinleyende keramet Dinleyen de öylesine alışmış ki kavalın sesine şıp diye anlıyor kavalın dilini.

Günler böyle geçip gidiyor. Hani çıkıp Oba Beyi'nehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif "Böyleyken böyle. Gülhanım'ı Allah'ın emriyle bana ver" dese güler adam. "Ben ki koskoca Karakeçili Aşireti'nin beyiyimhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kızımı çobana verecem. Güler elin adamı be!" demez mi? Der elbette. Devir eski devir. Değer ölçüleri böyle. Zenginin kızı zenginehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çobanın kızı çobana. Yani kihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif "Bu iki genç birbirine yakışıyor. Parasıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif malı mülkü de önemli" değil denmez. Çoban da bunlan bildiği için gidemez kızın babasına. Bir günhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif beş gün derken günler geçip gider. Gizli gizli bakışırlar. O kadar!

suzim
15-12-2009, 02:01
Bir akşam üstü çoban koyunları sağılımdan alıp gece yayılımına çıkarır. Yayılım yeri de çok uzak değildir köye. Bir yandan koyunları yayar bir yandan veryansın eder kavala. Gülhanım da yatağının içinde bir o yana dönerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir bu yana. Çobanın kavalıyla anlattıklarını dinler. Derken ses kesiliverir birden. Gülhanım daha bir kulak kabartır. Daha dikkatli dinler. Iıh. Ses yok Herhalde uykuya daldı der keser umudunu yatar yatağa. Ama kulağı yine kaval sesindedir. Çoban derseniz sürüyü otlağa yayıp yan gelmiştir bir kayanın dibine. Keyfince Gülhanım'a çalıp söylüyordur kavalıyla. Birden karabaş köpeğin havlaması hızlanır. Derken canhıraş sesi duyulur köpeğin. Sonra da hepten susar. Çoban fırlar yerinden. Kavalını bırakıp silaha sarılır. Ama firsat kalmaz. Dokuz kişi birden sarar çevresini. Elini kolunu bağlayıp koyarlar bir kenara. Sürüyü dehleyip götürmek isterler. Ama bir tek koyun yerinden kıpırdamaz. Meleyip bağırmaya başlarlar. Çoban dayanamaz "Benim koyunlar alışıktır. Kavalımla onlara yol vermezsem şurdan şuraya gitmezler. Kollarımı çözerseniz kavalımla yola düşürürüm sürüyü" der. Elini çözerler. Kavalını verirler. Çoban başlar üflemeye. Başlar üflemeye yahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir yandan koyunları kımıl kımıl kımıldatır; öte yandan durumu Gülhanım'a bildirir. Şöyle der kavalıyla çoban:

Dokuz atlı geldi sürüyü bastıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Kıl bağı çok sıktı kolumu kestihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Kara köpeciğim kanları kustuhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Sürünüz gidiyor ulaşın beyler.

suzim
15-12-2009, 02:03
Gülhanım fırlar yatağından birden. Kulak kabartır. Çobanın söylediklerini anlayıp babasına koşar. "Baba baba sürüyü uğrular bastı. Köpeği öldürüp çobanı bağladılar. Sürüyü önlerine katıp götürüyorlar. Acele önlerini çevirirseniz kurtarırsınız. Yoksa elinizi yuyun sürüden" der. Babasıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif oğullarını atlarına bindirip vurur özengiyi. Şura senin bura benim derken kavalın sesini duyarlar. Yolun kuytu yerini seçip pusu kurarlar. Tam uğrular önlerinden geçerken üstlerine atlayıp ver ederler dayağı. Kimi sağa kimi sola kaçıp kaybolur uğruların. Sürüyü önlerine katıp obaya dönerler. "İyi hoş. Ama bu işin içinde bir bit yeniği var" der babası. "Nasıl oldu da uğruların sürüyü bastığınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif köpeği öldürdüğünü bildin." Gülhanım ilkin hık mık eder. Sonunda boynunu büküp "Çoban kavalıyla anlattı bana" der. "Kaval konuşur mu?" diye karşı çıkar babası. Gülhanım "Bizim çobanın kavalını ben anlarım" der. Babası işin içinde iş olduğunu sezinler. Çağırır çobanı yanına "Tez zamanda obayı terket. Sen kim oluyorsun ki benim kızıma göz koyuyorsun" diye küplere biner. Çobanın boynu eğik. Ne desin. Suspus olur. Çevreden olaya tanık olanlarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif durumu obanın yaşlılarına iletir. Yaşlılar bir araya gelip duruma el koyarlar. "Dur" derler Oba Beyi'ne. "Böyle kaldırıp atamızsın bu adamı. Bir fırsat verelim ona. Oba törelerine uygun olarak sorgulayalım". Üç kişilik bir oba meclisi kurarlar. Bu meclis ne derse o olacak. Çağırırlar Oba Beyi'ni de çobanı da. İlkhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çoban anlatır. "Göz gördü gönül sevdi" der. "Gönül ferman dinlemiyor ki" der. Şunu der bunu der. Sonunda "Gülhanım'ı gördüm vuruldum. O da bana vuruldu. Ben onu sevdim o da beni sevdi. Bugüne dek yüreklenip Tanrı buyruğuyla isteyemediysemsuç benim değilhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kötü törelerin. Kusur ettiysem bağışlayın. Meclisiniz ne karar verirse boynum kıldan ince" der saygılar meclisi çekilir. Söz Oba Beyi'ne gelince; "Ben ki bu obanın beyiyim. Ağasıyım ünüm şanım yerinde. Gözüm nuru kızımıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dengimde birine vermek isterim" der. Daha başka şeyler de der ya sonunda "Benim aklımın almadığı bir kaval meselesi var. Bu işin içindeki bit yeniği kafamı bozuyor. Nasıl oluyor da kavalıyla konuşabiliyor. Nasıl oluyor da kızım bunları anlıyor. Aklım almıyor. Bu danışıklı döğüş gibi geliyor bana. Beni rezil etmek için uydurdular bunu. Aslında hırsız da sürünün çalınması da bir oyundu gibi geliyor bana. Ama yüce meclisiniz ne karar verirse razıyım" deyip noktalar sözlerini. Meclistekiler verir kafa kafaya. Doluya koyarlar almaz; boşa koyarlar dolmaz. Sonunda şöyle bir karar verirler. Çobanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif koyunlarına üç gün üç gece tuz yalatacak. Sonra da suyu geçirecek. Suyu geçecek koyunlar amahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir tek damla su içmeden. Eğer üç gün üç gece yaladığı tuza rağmen koyunlar su içmeden çayı geçersehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kızla evlenecek çoban. Yok koyunlardan bir tanesi bile su içersehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çoban davayı kaybedecek. Obayı terkedecek. Çoban da Oba Beyi de karara "evet" demiş. Ve üç günhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif üç gece koyunlara tuz yalatmışlar. Üç gün sonundahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ihtiyar meclisihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Oba Beyi ve çoban gelmişler çayın kenarına. Bir yandan da koyun sürüsü koyverilmiş ağılından. Koyverilmiş ki aman aman. Yazın sıcağında güneş tepeden vurur. Üç gün üç gece de tuz yalamış ki koyunlar; yürekleri yanıyor. Bir damla suya hasret. Bir koşu yönelmişler çaya. Koyunlar çayırı bir yakasından gelir; çoban çayın öbür yakasında. Ve elinde kavalı çobanın. Elinde kavalı kihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tüm umudu kavalında.

suzim
15-12-2009, 02:04
Bir de Karakoyun var sürünün içinde elinde doğmuş çobanın. Karakoyun yaman koyun. Leb demeden leblebiyi anlıyor. Kaval sesine de bir alışkın ki Karakoyun eh! Ne demek istediğini anlar çobanın. Ve de nerde duyarsa duysun tanır kendi çobanlarının kaval sesini. İştehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif suyu içirmemek için bir kavalına bir de Karakoyuna güveniyor çoban.


Ne zaman ki sürü yamaçtan görünmüşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif elindeki kavalı ufaktan ufaktan ağzına götürmüş çoban. Başlamış üflemeye. Çoban üflüyor kavalını ve sürüdeki her bir koyuna ayrı ayrı yalvarıyor. Ne dediğini neler söylediğini koyunlar bir bir anlıyor. Şöyle yalvarıyor çoban koyunlara:


Koyun seni yedi yıldır güderimhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Sizi kor da nerelere giderimhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Gülhanım'ı yedi yıldır severimhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Bildin mi sevdiğimi Alakoyunum.


Ben sürümü yaydım yaydım getirdimhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Keyfi yetti argacına yatırdımhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Bacın sağdı ben südünü götürdümhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Ablanı seveyim Ağcakoyunum.


Ak taşlara tuzunuzu ekerimhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Siz yedikçehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif melül melül bakarımhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Ben aşkımla yüreğimi yakarımhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Gördün mü sevdiğimi Karakoyunum.


Çoban bunları dillendiriyor kavalıyla yahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif koyunlar üç gündür tuz yalamış. Bir tek damla su içmedenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tam üç günhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif üç gece tuz yalamış koyunlar. Yürekleri yanıyor. Bir de güneş var ki tepede; fırın gibi ortalık. Yürek yanığı bir yandan; güneş bir yandan. Çay da bir akıyor ki şırıl şırıl. Çoban yine Karakoyuna dil eder kavalını...

suzim
15-12-2009, 02:05
Karakoyun sana tuzlar yalattım
Yalattım da ciğerciğim doğrattım
İşte seni su başına ilettimhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
İçme koyun içme haydi dön geri

Sözümü tutmanın şimdi tam yeri.
Tanla gelir sarı çanın avazı
Kimi allar giymiş kimi kırmızı
Dönüp kılsam ben bir sabah namazı

İçme kayun içme haydi dön geri
Sözümü tutmanın şimdi tam yeri.
Eğilip içenler onup yetmesin
Yedip güden çoban gayri gütmesin

Yaydığı yerlerde otlar bitmesin
İçme koyun içme haydi dön geri
Sözümü tutmanın şimdi tam yeri.

Koyunlar iniyor tepedenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ama ne iniş! Yürümüyor koşuyorlar; koşmuyor uçuyor koyunlar. Koyunların yüreği yanık. Çoban korkulu. Ver ediyor kavala. Bir bir adlarını sayıphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif döngeri etmek istiyor koyunları.

Hangi çoban size kaval çalacak
Taze çimenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif mor sümbüller solacak
Gülhanımın gönlü öksüz kalacak
Kanlım olma Akkoyunum dön geri.

Ak koyunum koyunların beyidir
Karakoyun yüreğimin yağıdır
Yaylası da Üçkapılı Dağıdır
Kanlım olma Alakoyun dön geri.

Sürü suya yaklaştıça yaklaşıyor. Girdiler girecekler. Karakoyun duruyor birden. Kulak veriyor kaval sesine. Biraz daha yalvarmalıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif biraz daha umutlu çalmaya başlıyor çoban. Kaval kavallıktan çıkmıştır artık. Kavalhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kaval değil doğa yaratığı bir dil olmuştur. Bir dil olmuştur kihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif koyunların anladığı lisandan konuşur. Ağlar. Yalvarır. Umutlanır. Velhasılhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif her bir duyguyu alır çobandanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif götürür Karakoyun'un kulağına koyar.

En çok Karakoyuna güvenmektedir çoban. En çok da Karakoyun'dan korkmaktadır. Neden derseniz. Karakoyun kinci koyun. Yaman koyun Karakoyun. Sürü kendi başına gidiyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Karakoyun kendi başına. Ayrılıyor sürüdenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir koşu varıp suya ulaşıyor. Uzatıyor kafasını suya. Uzatıyor ki içti içecek suyu. Çoban daha içten daha yalvarmalı üflüyor kavalını.

Sürüden ayrılma Karakoyunumhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Sulağa sarılma Karakoyunumhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Gördünse darılma Karakoyunumhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Kanlım olma Karakoyun dön geri.
alıntıdır

suzim
15-12-2009, 02:06
Bolu'nun bir köyünde köyün zenginlerinden birinin Halime isminde güzel bir kızı vardır. Güzelliği dillere destan bir kız. Bütün köy delikanlıları ona tutkundur. Gece gündüz onun hayaliyle yaşarlar. Ama ohttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Mehmet isimli yakışıklı bir genci sevmektedir. İki genç vakit buldukça taş basında buluşurlarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifgelecekteki günlerini hayal ederler.

Taşbaşı denilen yerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif üç başı uçurum bir dağ başı. Onlar öyle her an hayal kuradursunlar bir gün acı bir haber gelir kulaklarına. Babası Halime'yi şehirde oturan zengin birine verecektir.

Genç'lerin ve onların sevdalarını bilen köy halkının yalvarma ve yakarma ve yakarmaları boşa gider. Babası kararlıdır. Gelin gideceği gün Halime gelinliğini giyeceği yerde Mehmet'le buluşup yine Taşbaşına giderler. Ertesi gün Taşbaşında bu iki sevgilinin cesedi bulunur. Babası pişmanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif köy halkı üzgündür. Ama vakit çok geçtir artık.


KİRAZ ALDIM DİKMEDEN
Yörehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/gleam.gifolu/Mengen

Kiraz aldım dikmeden
Halime'm dallarını bükmeden
Bir armağan ver bana
Halime'm ben gurbete gitmeden.

Tombalacık Halimem Taşbaşına gel
Ben gidiyorum Bolu'ya düş peşime gel

Ocak başında kaldım
Halimem ince fikire daldım
Kapılar açılırkenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Halime'm seni geliyor sandım.

Tombalacık Halimem Taşbaşına gel
Ben gidiyorum Bolu'ya düş peşime gel


Kaynak:
Mehmet ÖZBEK
Folklor ve Türkülerimiz

suzim
15-12-2009, 02:10
Hey Onbeşli


Türkünün Hikayesi



Taş döşeli dar yollardan şakırtılı at arabalarının gelip geçtiği demlerde
Tokat bir dağ içindeyken
Gülü bardağ içindeyken
Yüzü kaleye bakan ahşap evlerden
birinin şenliğiydi Hediye
Adı gibi Haktan Hediye üç eteği sırma işlemehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif başı Tokat işi yazmalı yazmasının ucu pembe oyalı. Endamı fidandan narince boyu gül ağacı misali küçücek alımlı edalı bir kızcağız. Tokat eşrafından kendi halinde bir ailenin evdeki tek çocuğu.
Kınalı Kazova üzümlerinin toplanıp pekmez yapıldığı içi sırlı küplere asma yaprağı basıldığı aylarda Tahtoba köyünün saygın ailelerinden birinin oğlu Hüseyin görüverdi onu. Tenhada buluştular iki gencin yüreciği birbirine ısındı. Çok geçmedi aradan Tahtoba'dan dünürcüler geldi Hediye kızın evine. Köy ağası babanın biricik oğlu Hüseyin'e istediler onu. "Yaşı küçücek" dedi anası. "Baba ekmeği yemedi doyuncaya dek." Bekleyeceklerini söyledi oğlan tarafı. "Bizim oğlumuz da yeni yetme... Söz edelimhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif aht verelim bekleyelim. Gül yanaklı Hediye bu yaz gelinimiz olur."
Tez büyür kuzu misali kız kısmı da yuvadan kuş misali kanatlanıp tez uçanı makbuldür. Hele talibi Tahtoba'nın efendilerindensehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bol haneye gelin gidecekse anasının babasının adını saydıracaksa fırsat kaçırılmaz. "Olduhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif" dedi büyükleri. Hediye'nin ak ellerini bu bahar kınalayacaklardı. Madem insan evladıydı isteyenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hayır işte acele etmek en güzeliydi. Verdiler Hediye'yi bıyıkları yeni terlemiş Hüseyin'e. Şerbetini içtiler sözünü kestiler. Tahtoba'nın ağası koçlar kurban ettihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Hüseyin endazesi on yedi kuruşa mor kadifeden fistanlık kumaş aldı Hediye'ye. İpek bürüğe bürüdüler genç kızı. Boynuna gümüş hamaylılar alnına Hamidiye paralar taktılar. Nişan gecesi Tokat'ın kadınları toplandı kız evinde bakır tepsilerin arkasını tıkırdatarak oynadılar.Kış gelmeden yaprak küpleri basıldı erik ezmelerihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tarhanalar sebze kuruları setikler yarmalar hazırlandı. Bahar başında toplanıp yazıda kurutulmuş madımaklar çıkınlandı. Kasım yağmurları Yeşilırmak'ı coşturmadan tahtaları kararmış ahşap evlerin dış kapıları kapandı. Baba evinde artık misafir muamelesi gören Hediye çeyiz telaşına düştü. Kış boyu kafesli pencerenin önündeki sedirde oturup yoldan geçen herkesi "Belki Hüseyin'dir" ümidiyle süzerek küçük ellerinin ak parmaklarındaki iğne ile al yazmaları renk renk çiçek çiçek oya ile çevirdi.
Kiraz ağaçları tomurcuğa dururken ürkütücü korkutucu bir haber yayıldı ortalığa. Ateş düşmedik ocak bırakmayan seferberlik memleketin her köşesinden yine delikanlıları istiyordu. Bu kez sıra yaşı on sekize yeni basmış delikanlılarda... Şehirden şehirehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif köyden köye haber uçuruldu. Sırtını kayalara dayamış Tokat da titredi bu havadisle. Bin üç yüz on beş doğumlular kışlada toplanacaklar. Karayağız Türkmen delikanlıları kalktı geldihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kara zıpkalı Karadeniz uşaklarıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ince yapılı dil bilmez Çerkeş gençleri beşer onar gruplar halinde akın etti çevre köylerden. Kimini Çanakkale'ye yazdılarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kimini Filistin'ehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Yemen'e. İllerinihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif köylerini bırakıp bilinmedik diyarlara doğru sürdüler atlarını. Kara tren vagonlarına doluştular. Gözü yaşlı duacı analarla sabırlı yavuklular kaldı geride. Ardından bir maşrapa su döktükleri delikanlıları için yanaklarından süzülen gözyaşlarını yazmalarının ucundaki gül oyalarına sildiler. Geride kalan kalbi kırık yavuklular içlerindeki yangını türkü yaptıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif on sekizlik yiğitlerin ardından ağlayarak söylediler.

suzim
15-12-2009, 02:12
Hey on beşli on beşli Tokat yolları taşlı On beşliler gidiyor Kızların gözü yaşlı
Tahtoba köyünden bölüğe çağrılan gençlerin arasında Bey oğlu Hüseyin de vardı. Al atını topuklayıp ayrıldı köyünden yaşıtlarıyla birlikte. Tokat'ta Örtmeliönü'ndeki kararmış tahtalarla kaplı evciğin kapısını çaldı önce. Sözlüsünün ana babasının elini öptü. Göz ucuyla baktı utançtan yüzü kızaran Hediye'ye "Vatan borcunu Ödeme zamanı sağlıcakla kalın. Dua edin çocuklarınız için. Döner gelirsem ahdimdeyim çift davullar çaldırıp toy yaparım" dedi onlara. Sonra helallik dileyip ayrıldı Hediye'nin evinden. Başını çevirip tekrar tekrar ardına bakarak sürdü atını.
Gidiyom gidemiyom Seni terk edemiyom Sevdiğim pek küçücek Koyup da gidemiyomBoynunu büküp asker yolu bekleyen bir sürü genç kızdan biriydi artık Hediye. Her gece dua ederek baş koyduğu yastığını sabaha kadar gözyaşlarıyla ıslattı. Günleri saya saya aylar sonra yerine varabilen sarı zarfların içinden bir hayır haber alma ümidiyle bekleyerek geçirdi mevsimleri. Hasretini nakış nakış döktü iğne oyalarına dantel perdelere kilim tezgahlarında dokunan cecimlere. Tokat'ın çıplak dağlarını bembeyaz karlar örttü öncehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sonra karlar çağıl çağıl eridi kuru ağaçlar canlandı tomurcuklandı yapraklandı. Asmalar gözyaşı gibi salkım salkım üzümlendi. Kah Batmantaş Köyü'ne bir ateş koru gibi kara haber düştü kah Yatmış'a kah Hanpınan'na... Salavatlarla uğurladıkları delikanlılarının toprağa düştüğü haberini alan kara bahtlı analar kara çatkılı yavuklular dul kalan tazeler maşrapalarla su döküp ıslattıkları kapı önlerini gözyaşlarıyla ıslattılar.
Memlekette yangın düşmedik ocak kalmadı.
Eli yüreğinde uyandı her sabah Hediye. Komşu kadınlara rüyalarını tabir ettirdi. Mahzun mahzun yollara bakıp bir haber bekledi kara yağız Hüseyin'inden. Uçup giden turnalardan haber umdu. Sabah esen serin rüzgara selam asıp yolladı.
Çok mu uzaktı bu Yemen dedikleri yer?
Şu çıplak dağların ardına gitse bulur muydu yarini?
Buluverse al kanlı yarelerini sarar mıydı pembe çevirmeli ipek mendiliyle?
Gece gündüz binbir kuruntuyla içi içini yedi. Bir o değil koca Anadolu'nun anaları yavukluları vakti belirsiz bir dönüşün ümidiyle dua edip bekliyordu. Bekleyiş derde dönüştü. Gelen her şehadet haberiyle kavuşma ümidi biraz daha kırıldı. Analar askere gitmiş babalarını soran bebelerine "Az kaldı dönecek" derken ciğerleri sızım sızım sızılar oldu.
Seneler geçiverdi yüzlerde çizgi bırakarak. Yiğitsiz kalmış evleri bekleyen köpekler yabancıya ürümez olmuştu artık. Dağlarda eşkıyalar peydahlandı. Asker kaçaklarıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif arsızlar hırsızlar kol gezmeye başladı ortalıkta. Bir gün falanca köyden baskın haberi geldihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir gün filanca köyden. Ansızın uğratmışlar evleri. Para eder her şeyi toplamışlarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif cepheye gitmiş yiğidinin yasını tutan taze gelinleri dağa kaldırmışlarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ıssıza çökertmişler. Hükümet baş edemiyormuş artık onlarla. Şehirlerde kasabalarda kimse kimsenin selamını almaz olmuş. Güven diye bir şey kalmamış.
Hediye'nin anasıyla babası yanlarına çağırdı kızlarını. Utana sıkıla açtılar endişelerini ona."-Kara yazgılı kızımhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bilirim beklediğin var ama işte seneler geçti. Dört kışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dört yaz bitti bir haber yok Tahtobalı Hüseyin'den. Böyle susup beklemekle olmaz. Haberini alıyoruzhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif nice yiğitler de şehit oldukları halele evlerine haber uçurulmazmış. Kim gitti de geri geldi ki bu Yemen denilen ilden? Devletimiz her gün il il geri çekilirmiş. Askerden hayır haber beklemenin manası yok. Biz artık kocadıkhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sana sahip çıkamayızhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif namusundan endişeliyiz. Yazma ustası Emin Efendi sana talip oluyor. Erkeğin yaşlısı olmaz. Emin Efendi zengin bir tüccardır. Oğlu uşağı yokhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif koca evde bir fidai başın olacak. Biz gitmenden yanayız. Git evini ocağını kur. Yuvanı bil sen de. Dönüp dönmeyeceği bilinmeyen bir yavukluyu beklemekle olmaz."
Bahtsız Hediye yaşın yaşın ağlayarak çıkardı parmağındaki söz yüzüğünü. Ana babasının isteğine olmaz diyecek kız yoktu ya o zamanlarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kötü yazgısını kabullenip oturdu Hediye. Birkaç hafta sonra sessiz bir törenle Dimorta Hanı'nda yazmacılık yapan altmışına gelmiş Emin Efendiyle nikahladılar onu. Son güne kadar Hüseyin'in döndü haberini alma ümidiyle bekledi kızcağız. Türküler mırıldanıp pencere kafeslerinin önünde ağladıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ağladı.
Gidiyom işte ben de Bir arzum kaldı sende Ayva oldum sarardım Din iman yok mu sende
Çifte davullu toy hayallerine yandı Hediye. Gelin kınası görmemiş küçücük elleriyle sildi gözyaşlarını. Yüzünü birkaç kez görüp yüreğine nakşettiği Hüseyin'in yasını tutmasına fırsat olmadanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sırma işlemeli al bindallı giymeden gelin olup Emin Efendi'nin evine girdi.

suzim
15-12-2009, 02:13
Rengarenk Tokat bezlerine tahta kalıplarla desen vuran yazma ustalarındandı Emin Efendi. Uzun beyaz sakallı yün papaklıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif vaktinden önce çökmüş bir koca esnaftı. Yamrı yumru elleriyle yazmaları desenledikten sonra Meydan Camisinde namazını eda etmeden evine gelmeyen bir yalnız adam... Önceki evliliğinden olan çocuklarının her birinin şehitlik haberi gelmişti çeşitli cephelerden. Değil Hediye kızın tazeliğini dünyayı armağan etseler içinde Ölen yaşama sevinci dirilesi değildi.
Hediye kız bu kocamış erin evinde vakitsiz ayazlarla çiçekleri dökülmüş bir kiraz ağacı gibi mahzun ve kederli Hediye kadın olup çıkıverdi.
"Hayalde görhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif düşte gör hele bir de düş de gör" demiş ya eskilerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif insanın işi bir kez ters gitmeye görsün nasıl da yağar başına belalar yağmur misali. Yüzünü güzel yaratmıştı Mevla ama talihi kötüydü Hediye kızın. Yaşlı da olsa kadrini kıymetini bilenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif başına kapak olanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif namusuna sahip çıkan erini Azrail alıp götürdü çok geçmeden. Daha evleneli bir yıl olmadan dul kaldı Hediyecik. Aniden uçuverdi Emin Efendi.Bir Öğle üzeri kapıyı çalan kalıpçı çırağı "Yengehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Emin Emmi Öldü!" diye haber getirdiği zaman felaketi bir çığlıkla karşıladı. Tokat'ın örfüydü yahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif cenazeyi hemen hazırlayıp bekletmeden defnettiler.
Vakitsiz açılan güllere döndü Hediye. Tazecik yüzünü zamansız soldurdu kötü kaderi. Şad olup gülmeden yas bağladıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gelinlik giymeden dul kaldı. Çiçek açmadan hazan olmuş dallar misalihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yeşillerden allardan soyunup karalara büründü. Tokat'ın orta yerinde Yeşilırmak çağıl çağıl akarkenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Hediye kadın gözyaşı akıtıp oturdu köşesinde.
Ölüm acısı geçip yasını unutmadan yalnızlıkla başbaşa kaldı bahtsız kız. Emin Efendi'nin malının mülkünün idare edilmesi gerekliydi. Yaşlı adamın bıraktığı çarkı tek başına çevirmeliydi. Yuvasını bırakıp babaevine dönse evini ocağını ne yapacak? İyi kötü benimsemişti yeni hayatını. Hem babaevine sığmadığı için evlendirmemişler miydi onu. Kocasından kalan malın mülkün karıyla geçinip giderdi. İbadet edip ölümü beklemekti bundan sonra ona düşen.
Ne Haktanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ne hükümetten korkusu kalmamış azgın çeteler koymadı Hediye'yi yaşıyla başbaşa. Şehrin kıyısında kocaman bir konakta tek başına yaşayan bu taze dulda çokça para olmalıydı. Hem kimi kimsesi yok. Koruyanıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sahip çıkanı bulunmayan bu kadıncağızın malına mülküne el koymak kolaydı.
Ay karanlık bir gecede koca evin çift kanatlı kapısının önüne vardılar. Bakır kapı tokmağını tıklattılar yavaşça. Masum kadın kapıyı açmaya korkunca omuzladılar hep beraber. İçeri daldılar azgın kurt misali. Sepet sandık dağıttılarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif feryadına kulak vermeyip sırtladılar Hediye'yi. Hoyrat eller dağdan dağa dolaştırdı onu. Zorla sahip oldularhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kirli elleriyle birbirlerine sundularhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kalaylı siniler üzerine çıkartıp el çırparak oynattılar. Nice zaman sonra gönülleri geçti kızdan. Bastıkları başka köylerden başka talihsiz tazeleri görünce bir sabah atın arkasına atıp Tokat'a getirdiler onu. Tan yeri kırmızı bir utanç içindeyken Takyeciler Camii'nde sabah namazından çıkan yaşlılar kaldırıma düşmüş bir kız buldular. Üstü başı yırtılmış ağlayan biçarenin başına toplanıp konuştular da biri el uzatıp "kalk" demedi.
Tokat yolu kaldırım Düştüm beni kaldırın Sevdiğimin uğruna Vurun beni ÖldürünYazmacı Emin Efendi'nin hanımı Hediye'nin adı kötü kadına çıktı gayri.

suzim
15-12-2009, 02:14
Yemen'den Çanakkale'ye nice kez ciğer delici kurşunlara uğrayıp ihaneti zulümeti açlığı hastalığı yaşayıp da geri dönen olur mu?
HakTeala kulun alnına Ölümü yazmayınca olur işte.
Gözü yaşlı Anadolu'nun "Giden gelmiyor" diye türküler yaktığı cephelerde kah vuruşarak kah esir düşerek seneler geçiren Hüseyin dağın taşın çiçeğe büründüğü bir bahar başında çıkıp geliverdi memleketine. Tahtoba'dan savaşa yollanmış bin üç yüz on beş doğumlu yirmi delikanlıdan bir o sağ kalmıştı. Yüzü yaylaya bakan içinden boz bulanık seller akan köyün girişinde madımak toplamaya koyulmuş tazeler tanıyamadı gelen bu hırpani kılıklı adamı. Köpekler seğirtti üzerine. Köyün yamacında durup dağa taşa ünledi sesinin yettiğince. "Benim ben. Memleket aşırı diyarlarda vuruşmaya gönderdiğiniz Hüseyin'im ben. Hak alnıma yaşa yazmış kaderde size kavuşmak varmışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif döndüm... Emmi dayı kızları yad el değil bu gelen. Bey oğlu Hüseyin'im ben." Köyün genci yaşlısı kuşattı çevresini boynuna boğazına sarılıp ağlaştılar. Ardına düşüp eve götürdüler onu. Yolun otu çiçeği sarıldı yorgun ayaklarına. Ağsıvayla sıvanmış bahçe duvarının önünde yabancı bir erkeği görünce yaşmaklanacak oldu Hüseyin'in anası. Sonra sekiz yıldır ağlaya ağlaya ferini tükettiği gözlerinden çok yüreğiyle tanıdı oğlunu. Kollarını açıp "oğlum" diye Öyle bir inledi ki dağ taş yankıya durdu. Tahtoba köyü şenliğe başladı o gün. Savaşa yolladıkları yirmi civanın yerine geriye dönen bu bitkin genç için toy vuruldu düğün kurulduhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kurbanlar kesildi. Anası başındaki kahır kasnağını çıkardı bacıları al güllü elbiseler giydihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif duyup Öğrenen herkes görmeye geldi.
Seferberliğe giden de geri gelirmiş demek.
Bekledi Hüseyin. Susup bekledi birilerinin Hediye'den bahsetmesini. Ne anasıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ne bacısı adını anmadı gelinlerinin. "Yoksa ahdini bozup kocaya mı verdiler sözlümü?" diye bir kuruntu zihnini yakıp geçti. Olamazdı amahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif söz vardı ortada. Hem ailesi verecek olsa da yavuklusu çiğnemezdi yar hatırını. Dayanamadıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif töreyi bozup sordu sonunda.
-Anahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Hediye'm nasıl?
Gözlerini oğlundan kaçırıp başını iki yana salladı anası. Birilerine ilenerek döğündü.
-Hediye'yi sorma oğul. Kız kısmı bunca sene durur mu? Uçurdular yuvadanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif alıcı kuşlar kaptı onu.Anlayamadı Hüseyin. Nişan yapıphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif şerbet içip söz vermişti Hediye'nin ana babasıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif nasıl uçururlardı yuvadan. Anasının ağzından daha fazla laf alamayacağını anladı. Üzerine fazlaca gidemedi ama binbir türlü kuruntuyla geçirdi geceyi. İçi içini yedi sabaha kadar. Memleketini bıraktığı gibi bulmuştu da insanlar ne denli değişmişhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ne denli kocamış ve eksilmişlerdi.
Sabah Tokat'a giden bir at arabasına binip Örtmeliönü'ndeki ahşap eve geldi. Kalbi pıtır pıtır atarak sekiz yıldır kavuşmayı düşlediği yavuklusunun evini seyretti uzaktan. İşte bir çok şey bıraktığı gibi duruyor. Gözeler şarıldıyor yol ortasındaki arktan. Hediye'nin bahçesindeki kirazlar da çiçek açmış. Evin kafesli penceresinden yavuklusu onu seyrediyordur belki de. Siyah perçemleri lal yanağını gölgeliyordun Öyleyse ne demek istemişti anası? Bakır kapı halkasını vurdu elleri titreyerekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif içerde ses soluk yokhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir daha denedihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yine cevap veren olmadı. Geri çekilip pencerelere baktıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kimsecikler görünmüyordu.
Karşı evin önünde kendisini seyreden bir adama sordu.
-Evdekiler nerede?
-O evdekiler buradan ayrılalı çok oluyor.
-Nereye gittiler ki?
-Geyras'ta bir çiftliğe...
-Ya Hediye?

suzim
15-12-2009, 02:14
-Hediye'ye ne olduğunu bilmeyen mi var Tokat'ta. Kötü yola düştüydü yosma. El elinde eğlence olduydu. Laf söz ettiler çevreden. Gözümle görmedim ama birileri alıp götürüyormuş bazan. Ana babası utancından terk etti buraları zaten. Hediye de alıp başını gitti. Dedikoduya dayanamadı dediler. Hatta giderken söylediği mani kızların dilinde.
Gidiyom elinizden Kurtulam dilinizden Yeşil baş ördek olsam Su içmem gölünüzden
Can alıcı kurşunlara uğradığında bu kadar yıkılmamıştı Hüseyin. "Er başına iş gelir'' demiş ya atalar. Böylesi iş de gelirmiş elemek. Eli ayağı kesiliverirmiş insanınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yıldırım çarpmışçasına yanarmış demek.Karşısındaki adamın anlattıklarını duymuyordu artık. Sekiz yıldır yüreğinde muhabbetini sakladığıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif uğrun uğrun hasretini çektiği yavuklusunun sesi kulaklarında çınlıyordu. Savaşa giderken vedalaşmaya geldiğinde pencerede beliren gölgesiyle hatırlıyordu onu. Cephede üzerine top mermisi düşüp parçalanan dostları geldi gözlerinin önüne. O mahşerin içindeyken bile ölümü istemeyen delikanlı böyle bir haberle Ölüden beter hale gelirmiş demek.
-Ah dönmez olaydım sılaya. Başımın üzerinde vızlayan kurşunlardan biri yüreğimi parçalasaydı keşke. Canlı canlı kumlara gömülen dostlarımın içinde ben de olaydım. Geri dönmeye sevinmek ne gafletmiş meğerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif diye inledi.
Ardını döndü konuştuğu adama. Yedi düvel düşmanın yıkamadığı yiğithttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif omuzları düşmüş bir şekilde döndü köyüne.
Aslan yarim kız senin adın Hediye Ben dolandım sen de dolan gel beriye Fistan aldım endazesi on yediye Az mı geldi gönderdiğim hediye
Bundan böyle Hüseyin'e bahtsız yiğit dediler. "Sevdiceği hoyrat ellerde dolaşırmışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yarine haram olmuş'' dediler. Örtmeliönü'nün nazlı güzelihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yüzü hiç gülmeyen bir kadın olmuş. Sekiz yıldır hasretini çeken yavuklusu kan kusar olmuş da yabanın destursuzu safasını sürermiş.
Aldı başını gitti Hüseyin. Hediye gibi onun da nereye gittiğini bilen çıkmadı.
Suyun kayayı yeşerttiği yerde durur Tokat.
Granit dağın üzerine kurulu kalesine çıkıp seyran edenler Yeşilırmak boyunca envai çeşit renk cümbüşünün arasında kurulu bu şehre hayran olur zaten. Abdest alıp kıbleye yönelmiş yeşil elbiseli bir mümine benzer Tokat. Yollarından ığıl ığıl sular geçerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sabahın seherine sessizliği fısıldayan dereler susmaz. Ummadık bir köşeyi dönünce karşılaşıverirsiniz pınarlarlahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çeşmelerle.

suzim
15-12-2009, 02:15
Al başını gez sokak sokak. Bu unutkan şehrin kararmışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif köhne hamamlarınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kırk badalınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif saathane meydanınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kayalara oyulmuş kalesinihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif semercilerinihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bakırcılarınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif saraçlarını dolaş. Su sesine taze ekmek kokusuna bırak kendini. Yüzünde günah izi olmayan ak yazmalı nineleri seyret. Hediye kızın hikayesini sor onlara.
Neden Tokat'tan yar sevenin yüreği yağ içindedir? Yeşil baş ördekler neden su içmez pırıltılı derelerden?Bereketli elleriyle kızgın saç üzerinde çökelekli gözleme yapan reyhan kokulu Türkmen kadınları bir türkü mırıldanır ki nağmesini duyanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif içi gençlik dolu bir kızın mutluluk bestesi sanır onu. Bilinmez ki dünyanın yedi köşesinde gök ekin misali tutam tutam biçilen Anadolu evlatlarının yasıdır bu türküde anlatılan. Çok değil iki nesil önce al fistanlı bir yosmahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çakır gözlerinden akan kanlı yaşı gelin kınası görmemiş elinin tersiyle silip söylerdi bu türküyü. Irmaklar gibi çağıl çağıl ağlardı söylerken. O da kayıplara karıştı Tokat'ın yitirdiği yağız yiğitlerle beraber. Hediyehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Haç Dağı'nda yatan kırk kızlar kadar meçhul artık.
-Üfleme ateşi sönmüş külleri oğul. Kabuk bağlamış yaraları kakşatma. Sushttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bilen olmasın Hediye'nin hikayesini. İçleri kıpır kıpır olarak ünlesin kızlar. Varsın onu bir cilveli yosmanın türküsü sansınlar. Hangi yarayı sarmadı zamanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hangi gözyaşı kurumadı toprağa düşünce? Yitirdiğimiz hangi canın yası bizimle kaldı ki? Kapat bu bahsi balamhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ört kimsenin bilmediği ayıbı. Hediye namuslu bir kadındı.
Cepheden dönen Hüseyin bir daha yavuklusunun yüzünü görebildi mi? Gördü ise nerede karşılaştılar ve savaşın kolsuz kanatsız bıraktığı bu insanların yaşamında bundan sonra ne oldu? Bütün bunları bilmiyoruz yahut bildiklerimizi söylememek belki en iyisi. Türkülerde bilmemiz gereken kadarı söylenir zaten. Şurası kesin ki onların kara bahtını Tokat'ın ipek bürüklere bürünmüş fidanlara benzeyen kızları türkü yapıp söyledi. Tarihler yazmadı savaşa giden gençlerin geride bıraktığı yüreği yaralı kızların acısını. Onların hatırasını yaşatacak anıtlar dikilmedi hiç bir yere. Kara sevdalı gençlerin her biri yaşadıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kocadıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dünyayı terk etti ama halkın hafızası o felaket günlerinde solup gitmiş gülleri canlı tuttu. O gün bu gündür Tokatlı bir güzele vurulana derler ki;
Tokat bir dağ içinde Gülü bardağ içinde Tokat'tan yar sevenin Yüreği yağ içinde


(Hamdi Tüfekçi)

suzim
15-12-2009, 02:17
Ayran Türküsü

hikayesi:

Gurbet ellerinde eğlendim kaldım
Güzel cemalini görünce durdum
Gelin bu ayranı taze mi yaydın
Hüdanın aşkına doldur ayranı
Canım ayranı güzel ayranı

İyi hoş doldursun ayranı yahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sen kimsin? Köylük yerde bir genç kız her isteyene bir tas ayranı uzatırsa ne olur adı nereye çıkar? Demezler mi; falancanın kızını gördüm bir yabancıya tası doldurup ayran verdi. Aralarında bir şey var elin yabancısına yoksa verir mi ayranı? Hem köyün geleneklerine de ters düşmez mi? Hem de genç bir kız! Yok canımhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bu işin içinde bir iş var mutlaka.

Cemile güzelliği dillere destan bir kız Aziz köyün yakışıklı gençlerinden. Eh göz görüp gönül de sevince her şey tamam gerisi büyüklerin bileceği iş. Üç-beş emmi dayı; köyün muhtarı imamıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir de Aziz’in babası varıp istemişler Cemile’yi. Kız evi nazevi derler olacak o kadar naz. Araya bir kaç görüşme daha girer sonunda iş tamam. İş tamam da daha askerliğini yapmamış Aziz. Bugün yarın derken nişanlarının haftası askerlik çağrısı gelmiş. Aman yaman daha yeni nişanlandım hiç olmazsa bir iki ay geçsin dese kimse dinlemez. Günü gelince vurmuş sırtına çantasını dost ahbap helâlleşmiş varmış Cemile’nin yanına. “Üç yıl çabuk geçer bak. Büyük seli hatırla beş yıl oldu dün olmuş gibi. Esat emmi öleli dört yıl oldu. Demem şu ki günler tez geçiyor; bir göz açıp kapayınca burdayım gönlünü ferah tut” demiş. Bekleyeceklerine söz verip ayrılmış Cemile ile Aziz. Kara trenin düdüğü ile ilk kez köyünden ayrılmış Aziz. Sık sık mektup yazmış köyüne içindekileri dökmüş mektuplarına. Anasına babasınahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dolaylı olarak da nişanlısına selamlarını özlemlerini iletmiş.

Aziz askerdeykenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kötü bir haber yayılmış asker ocağına; “Uzakdoğu’da savaş patlamışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bizi de savaşa çağırıyorlarmış”. Kimi “Yok canım yalan söylüyorlar dünyanın bir ucundaki kavgadan bize ne” dese dehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif “Bizim sözümüz varmışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif onlar savaşa girerse biz yardım edeceğizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif biz girersek onlar yardıma gelecekmiş. NATO muhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ne diyorlar işte onun için” diyormuş kimileri. . Derken Aziz’in kura günü gelip çatmış. Adı cepheye gidecekler arasındaymış. Bir yandan üzülür ölürse yaban ellerde ölecekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hem ne için savaştığını da bilmeyecek. “Yurduma düşman saldırmadıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif arımahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif namusuma dil uzatan olmadı peki bu savaştan bize ne” der “Acep oraların havası nasıl olurhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kaç gün de gidilir” diye kendi kendine düşünür durur. Çok geçmeden de cephede bulur kendini. Gecesi gündüzü yok savaşın Aziz gününü ayını şaşırıyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tek amacı ölmemek ve bir an önce Cemile’sine kavuşmak.

suzim
15-12-2009, 02:18
Demokrat Partinin “Altın çağı” denilen bu dönem 1947 de ki yabancı sermayeyi teşvik kanunu 1951 de sermaye bölüşümünü daha da kolaylaştırıcı doğrultuda yapılan değişiklik ve Kore savaşına bir tugay asker göndermesiydi. ABD’nin isteği ve NATO’ya üye olmak için Tuğgeneral Tahsin Yazıcı emrinde 5 bin asker Kore’ye gönderilmişti. Türkiye savaşı standart 5 bin kişiyle sürdüreceğine söz verdiği için eksilmeler oldukça asker göndermeye devam etmiş ve savaşın Türkiye’ye faturası 717 ölü 5247 yaralı 229 esir 167 kayıp olmuştu. Bu da ABD’den sonra en fazla kayıp veren ülkenin Türkiye olduğunun göstergesiydi.

Her taraftan ateş yağmakta tam bir cehennem misâli. Bu arada şarapnel parçalarından biri de gelip Aziz’i buluyor kihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hem de yapayalnız. Düştüğü yerde kalıyor. Aziz eli yüzü paramparça esir kampına götürülür. Canı kurtuluyor kurtulmasına ya Aziz eski Aziz değildir artık. Radyo bültenlerinde kayıp listeleri okunurhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif birliğine gelemeyenler arasında Aziz’in de adı vardır. Cemile vurulmuşa döner. Herkes birbirini avutmaya çalışsa da Aziz’in artık dönmeyeceğine çünkü onun öldüğüne inanırlar. Ama Cemile hiç ümidini kesmemiştirhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif “Aziz ölmedihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ölse künyesi bulunurdu” diye diye aradan yıllar geçer ve tek bir haber çıkmamıştır Aziz’den. Günlerden bir gün Cemile çeşme başında yayığı almış önüne ayran yapıyormuş. Başını kaldırdığında bir atlının yoldan sapıp çeşmeye doğru geldiğini görmüş. Cemile kafasını önüne eğip göz ucuyla da yabancıya bakmış. Yüzü gözü yara bere içinde olan yabancı Cemile’den bir tas ayran istemiş. Cemile de yabancıyı terslemişhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çünkü yabancı ayranı sözle değil türkü çağırarak istemiş. Cemile de ayran vermek istemediğini yine türkü ile yanıtlamış. Karşılıklı türkü düeti başlamış. Türkünün sonunda yabancının Aziz olduğunu anlamış Cemile. Anlıyor da ayran yayığını bir yanahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bakracı bir yana atıp boynuna sarılmış Aziz’in. Yılların özlemini bir türküyle dillendiriphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif iki sevgilinin kavuştuğu bu türkünün sözlerine bakalım...

suzim
15-12-2009, 02:18
Uzak yollardan da kıvrandım geldim
Tatlı dillerine eğlendim kaldım
Gelin bu ayranı tazemi yaydın
Hüda’nın aşkına doldur ayranı
Cemile:
Uzak yolların vefası mısın
Ak alnımın da sen cefası mısın
Yaydığım ayranın kahyası mısın
Anamdan habersiz vermem ayranı
Aziz:
Bunca yıldır gurbet elde dururum
Çeker silahımı seni vururum
Ya ayranı alırım ya da ölürüm
Gel kız kerem eyle doldur ayranı
Cemile:
Ayranı atlarıma yüklerim
Götürür de dağ başına dökerim
Gurbet elde yârim vardır beklerim
Ondan başkasına vermem ayranı
Aziz:
O nedir ki yer altında paslanmaz
O nedir ki suya düşer ıslanmaz
O nedir ki etin kessen seslenmez
Ya bunun cevabın ya da ayranın
Cemile:
O altındır yer altında paslanmaz
O güneştir su altında ıslanmaz
O ölüdür etin kessen seslenmez
Bilirim bunları vermem ayranı
Aziz:
Tepsiye koydum da binliği tozu
Ortadan kaldırdık hele Aziz’i
Bir kaşık ayranı ver hala kızı
Hüda’ nın aşkına doldur ayranı
Cemile:
Tepsiye koydum binliği tozu
Ortadan kaldırdım hele Aziz’i
Sana feda ettim iki ala gözü
Getir kabını da doldur ayranı

alıntıdır

suzim
15-12-2009, 02:19
Denizin Dibinde Hatcam - Çeltikçi yöresi

Burdur’dan Antalya’ya doğru giderken yaklaşık 38 km. uzaklıkta bulunan Arvallıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yeni adı ile Bağsaray köyünde geçer hikaye.

Hikayeye göre Hatçe isminde bir güzel kadın köyün meydanındaki duvarında çift oluklu pınar bulunan bir evde oturur.Türküde sözü geçen pınar bu pınardır.

Hatçe güzel ve alımlı bir köy güzelidir. Köyün çobanı Hatça’ya gönlünü kaptırır. O da çobanı sever. Ne var ki Hatçe evlidir.Kader onları bir türlü bir araya getirmemiştir. Her ne kadar olumsuzluklar çok olsa da aşklarına engel olamazlar ve bir zaman sonra birlikte kaçmaya karar verirler. Çobanla birlikte kaçarak Antalya’ya yerleşirler. Yaklaşık 5 ay sonra yakın bir köyde (Kayış) de buna benzer bir olay gerçekleşir ve İbrahim Can isimli mahalli sanatçı bu türküyü yakar.
Denizin Dibinde Hatçam Demirden Evler
Ak Gerdanın Altında Çiftedir Benler
Al Kınalı Parmaklar Da O Beyaz Eller
Yolcuyu Yolundan Anam Eyleyen Dilber

Dalga Dalga Dalga Dalga Dalgalanıyor
Hatçamı Görenler Anam Sevdalanıyor
Alçaklara Duman Çökmüş Yükseklere Buz
Gel Sarılalım Kaçalım ince Belli Kiz

Yüce Dağ Başında Hatçam Ekin Ekilmez
Yağmur Yağmayınca Anam Kökü Sökülmez
Ellerin Köyünde Hatçam Kahır Çekilmez
Doldur Ağuları içelim Hatçam

Dalga Dalga Dalga Dalga Dalgalanıyor
Hatçamı Görenler Anam Sevdalanıyor
Ovalara Duman inmiş Göremedin Mi
A Kız Kendi Saçını Öremedin Mi

Arvallinin Önünde De Pınarlar Harlar
Hatçam Çıkmış Pencereye Ay Gibi Parlar
Ben Hatçamı Yitirdim Dumanlı Dağlar
Gözlerimin Pınarları Durmadan Çağlar

Onu Onu Onu Onu Onun Onuna
Ben De Yandım Hatçanın Basma Donuna
Alçaklara Karlar Yağmış Üşümedin Mi
Sen Bu İşin Sonunu Düşünmedin Mi

İbrahim Can

suzim
15-12-2009, 02:20
Yandım Hudey

19. yüzyılın güçlü ozanlarından olan Aşık Sülük Hüseyin'in doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birliktehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif 1838 kıtlığına söylediği bir destanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif onun 1815-1820 yıllarında doğmuş olabileceği ihtimalini kuvvetlendirmektedir.

Elli dört senesi bahar ayları
Hep kurudu dereleri çayları
Açlık sardı şehir ile köyleri
Aman Allah ne olacak halimiz.

Aşık Sülük Hüseyin'in doğum tarihi gibi ölüm tarihi de bütün araştırmalarımıza rağmen şimdilik bilinmezliğini korumaktadır.

Etem Paşa orduların başında
Erzel Paşa gezer düşman peşinde
Gündüz hayalimde gece düşümde

Yatın dağlar geçeceğim ardına
Evelallah güveniyom orduma.

Tarihçi Yılmaz Öztuna'nın bildirdiğine görehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Müşir Edhem Paşa komutasındaki orduda görev yapan Kırım ve 93 Harblerine katılan ve Aşığın dizelerinde adı geçen Erzel Paşahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif 18 Nisan 1897 Türk Yunan savaşında şehit düşmüştür. Bu savaşa bir destan söyleyenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dolayısıyla 1897'de hayatta olan Aşık Hüseyin'in 1900'lerin başındahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tahminen 85 yaşlarında vefat ettiğini söyleyebiliriz.

Turnam giderseniz bizim yaylaya
Bir aşık Urumda yasta di n'olur
Engizekte yerişirsen obaya
Sıtmaya tutuldu hasta di n'olur.

suzim
15-12-2009, 02:20
Yukarıdaki dörtlüğünde ve muhtelif şiirlerinde de dile getirdiği gibihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kışın Anadolu'dahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yazın Toroslardaki yaylalarda yaşayanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif doğum yeri ise kesin olarak bilinmeyen ozanın son ikamet ettiği yer; Kırşehirhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Mucurhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Küçük Kavak köyühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Cilt. 37http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Hane 22http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif numarada Bozbıyıkoğlu Hüseyin olarakhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Mucur Nüfus Müdürlüğünde kayıtlıdır. Yine aynı nüfus kayıtlarında hanımının adı Ümüş olan Aşıkhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir şiiriyle de bunu doğrulamaktadır:

Hüseyin'im nettik Kadir Mevlaya
Bizi hasret koydu bağa harmana
Kaderimiz buymuş Ümüş ağlama
Baharımız kara geldi bu sene.

Bozbıyıkoğulları namıyla anıldıklarını bir şiirinin son dörtlüğünde Aşık Sülük Hüseyin şöyle dile getirmektedir:

Devran dönsün poyrazınan eseyim
Ferman padişahın kime küseyim
Yurt tuttu Acıöz'ü Sülük Hüseyin
Dedem Bozbıyık Türkmen değil mi?

Bu dizelerden de belirtildiği gibihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif nüfus kayıtlarında Bozbıyıkoğul1arı namıyla anılan ozanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif o bölge halkı tarafından Aşık Sülükoğulları veya Aşık Sülükler olarak bilinmektedir.

Mezarımı yol üstüne kazsınlar
Baş taşıma Aşık Sülük yazsınlar
Gelen geçen öldüğümü duysunlar
Gelin dostlar helallaşmak günümdür.

diyen Aşık Sülük Hüseyinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bu dörtlüğüyle de o yörede kendilerine Aşık Sülükler denildiğini kanıtlamaktadır.

Zorladılar yesir gittik Uruma
İskan olduk Acı suyun kıyına
Alışmadık ivezine şoruna
Sinekte sıtmada yatılmaz oldu.

suzim
15-12-2009, 02:21
Dörtlüğünde belirttiği üzerehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Aşık Hüseyin ve ailesi de diğer Türkmen aşiretleri gibi devlet tarafından zor kullanılarak Toroslar dan Orta Anadolu'ya iskan edilmişlerdir. Bir Türkmen aileye mensup olan ozanınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ilk önce Mucur'a bağlı Aydoğmuş ile Karacalı köyleri arasında kalan Sülüklü Bel denilen bir yerde oturduğunuhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif fakat Kırıklı köyünden veli adlı bir eşkıyanın zoruylahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yakınlardaki Aflak (Altınyazı) köyüne göç ettiklerini ozanın kendisinden dinleyelim:

Bizim meskenimiz Sülüklü Beli
Eser sam yelleri soldurur gülü
Bize kan kusturdu Kırıklı Veli
Isıtmalı sıracalı maççalı.

Hüseyin'im gene kalktı göçümüz
Gurbet elde kaldı Haçça bacımız
Başa bela haramzede ***iniz
Isıtmalı sıracalı maççalı.

Yukarıda da belirtildiği gibi. Aşık Sülük Hüseyin'in iskan olayından sonrahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir zamanlar Mucur'a bağlı Aflak (Altınyazı) köyünde oturduğuhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yakın zamana kadar evlerinin yerinin dahi belli 61duğu söylenmektedir. Yine o köydeki bir ine (mağara) Aşık Sülük Hüseyin'in ini dendiğinihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif otuz yıl önce o bölgede imamlık yaptığım dönemlerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ahbabım ve büyüğüm Hacı Sadık'tan ve o köyde yaşayan diğer yaşlı insanlardan defalarca dinlemişimdir. Aflaklı Hacı Sadık'tanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Aşık Sülük Hüseyin'in birkaç şiirini dinlemiş olmama rağmenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bu şiirleri bir tarafa not etmediğim için şu anda belleğimde hiçbirisi kalmamıştır . Yine ozanın şu mısraları bu köyde oturduğunun bir ka nıtı olsa gerektir:

Bunca emeğimiz boşuna zayil
Kader böyle imiş Allah'a kayil
Dayırn Necip ile emmim İsmayil
Arzı mekan etti Aflak'ta kaldı.

suzim
15-12-2009, 02:21
Aşık Hüseyin'in Aflak köyünden göç etme nedenlerini şimdilik bilemiyoruz. Bir müddet sonra Aflak'tan göç eden Ozanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Mucurhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Küçük Kavak köyüne bağlı Çömelekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Cavlak (Yeniköy) üçgenindeki Acısu'yun kenarına gelip yerleşmiştir. Ozan'ın şu şiiri bu göç olayını bize şöyle açıklamaktadır:

Acısu'dur obamızın otağı
Eksilmez yoğurdu balı kaymağı
Ulu yoldur şekerkuyu sapağı
Eğlenip orada kalın turnalar.

Aşık Sülük Hüseyin'inhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kapısında birkaç sürüsü yayılan ve geniş arazilere sahiphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif varlıklı hanesi ve sofrası açık cömert bir kimse olduğunu araştırmalarımız sırasında o bölge halkından öğrenmiş bulunuyoruz. Aşağıda bir dörtlüğünü verdiğimiz vasiyet adlı şiiri de halkın anlattığı bu bilgileri doğrulamaktadır.

Taş Konağın kapısını örtmeyin
Uluyol' un ırızgını kesmeyin
Emmiye dayıya kirtip küsmeyin
Gelin dostlar helallaşmak günümdür.

Aşık Hüseyin tarafından söylenen şu dizeler de onun medrese görmüşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif okumuş bilgili bir kimse olduğunu kanıtlamaktadır:

Biz de gittik bir zamanlar hocaya
Aşinayız elif ile heceye
Seni ısmarladım Gani yüceye
Huzuru mahşerde dilin lal olsun.

Diğer yandanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Aşık Hüseyin'in Mehmethttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Süleyman ve Osman adlı üç oğlu ile Hatice adlı bir kızı olduğu Mucur nüfus kayıtlarında yazılıdır.

Halk arasında (kel kız Haçça) olarak bilinen Aşığın kızı Hatice (1859-1931) o yörede cömertliğiyle ve hayırseverliğiyle tanınmaktadır. Acıöz'deki evlerinin önünde geçen Uluyol'un kenarına babası tarafından kazılan su kuyusunun başına yolcuların yemesi içmesi için her gün helkelerle yoğurt ve ayran çıkartan bu kadınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif babasının başlattığı geleneği ölünceye kadar devam ettirmiştir.
alıntıdır

suzim
15-12-2009, 02:22
Yemen

19. yüzyılın güçlü ozanlarından olan Aşık Sülük Hüseyin'in doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte 1838 kıtlığına söylediği bir destanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif onun 1815-1820 yıllarında doğmuş olabileceği ihtimalini kuvvetlendirmektedir.

Elli dört senesi bahar ayları
Hep kurudu dereleri çayları
Açlık sardı şehir ile köyleri
Aman Allah ne olacak halimiz.

Aşık Sülük Hüseyin'in doğum tarihi gibi ölüm tarihi de bütün araştırmalarımıza rağmen şimdilik bilinmezliğini korumaktadır.

Etem Paşa orduların başında
Erzel Paşa gezer düşman peşinde
Gündüz hayalimde gece düşümde

Yatın dağlar geçeceğim ardına
Evelallah güveniyom orduma.

Tarihçi Yılmaz Öztuna'nın bildirdiğine görehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Müşir Edhem Paşa komutasındaki orduda görev yapan Kırım ve 93 Harblerine katılan ve Aşığın dizelerinde adı geçen Erzel Paşahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif 18 Nisan 1897 Türk Yunan savaşında şehit düşmüştür. Bu savaşa bir destan söyleyenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dolayısıyla 1897'de hayatta olan Aşık Hüseyin'in 1900'lerin başındahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tahminen 85 yaşlarında vefat ettiğini söyleyebiliriz.

Turnam giderseniz bizim yaylaya
Bir aşık Urumda yasta di n'olur
Engizekte yerişirsen obaya
Sıtmaya tutuldu hasta di n'olur.

Yukarıdaki dörtlüğünde ve muhtelif şiirlerinde de dile getirdiği gibihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kışın Anadolu'dahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yazın Toroslardaki yaylalarda yaşayanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif doğum yeri ise kesin olarak bilinmeyen ozanın son ikamet ettiği yer; Kırşehirhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Mucurhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Küçük Kavak köyühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Cilt. 37http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Hane 22http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif numarada Bozbıyıkoğlu Hüseyin olarakhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Mucur Nüfus Müdürlüğünde kayıtlıdır. Yine aynı nüfus kayıtlarında hanımının adı Ümüş olan Aşıkhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir şiiriyle de bunu doğrulamaktadır:

Hüseyin'im nettik Kadir Mevlaya
Bizi hasret koydu bağa harmana
Kaderimiz buymuş Ümüş ağlama
Baharımız kara geldi bu sene.

suzim
15-12-2009, 02:23
Bozbıyıkoğulları namıyla anıldıklarını bir şiirinin son dörtlüğünde Aşık Sülük Hüseyin şöyle dile getirmektedir:

Devran dönsün poyrazınan eseyim
Ferman padişahın kime küseyim
Yurt tuttu Acıöz'ü Sülük Hüseyin
Dedem Bozbıyık Türkmen değil mi?

Bu dizelerden de belirtildiği gibihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif nüfus kayıtlarında Bozbıyıkoğul1arı namıyla anılan ozanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif o bölge halkı tarafından Aşık Sülükoğulları veya Aşık Sülükler olarak bilinmektedir.

Mezarımı yol üstüne kazsınlar
Baş taşıma Aşık Sülük yazsınlar
Gelen geçen öldüğümü duysunlar
Gelin dostlar helallaşmak günümdür.

diyen Aşık Sülük Hüseyinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bu dörtlüğüyle de o yörede kendilerine Aşık Sülükler denildiğini kanıtlamaktadır.

Zorladılar yesir gittik Uruma
İskan olduk Acı suyun kıyına
Alışmadık ivezine şoruna
Sinekte sıtmada yatılmaz oldu.

Dörtlüğünde belirttiği üzerehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Aşık Hüseyin ve ailesi de diğer Türkmen aşiretleri gibi devlet tarafından zor kullanılarak Toroslar dan Orta Anadolu'ya iskan edilmişlerdir. Bir Türkmen aileye mensup olan ozanınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ilk önce Mucur'a bağlı Aydoğmuş ile Karacalı köyleri arasında kalan Sülüklü Bel denilen bir yerde oturduğunuhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif fakat Kırıklı köyünden veli adlı bir eşkıyanın zoruylahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yakınlardaki Aflak (Altınyazı) köyüne göç ettiklerini ozanın kendisinden dinleyelim:

suzim
15-12-2009, 02:24
Bizim meskenimiz Sülüklü Beli
Eser sam yelleri soldurur gülü
Bize kan kusturdu Kırıklı Veli
Isıtmalı sıracalı maççalı.

Hüseyin'im gene kalktı göçümüz
Gurbet elde kaldı Haçça bacımız
Başa bela haramzede ***iniz
Isıtmalı sıracalı maççalı.

Yukarıda da belirtildiği gibi. Aşık Sülük Hüseyin'in iskan olayından sonrahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir zamanlar Mucur'a bağlı Aflak (Altınyazı) köyünde oturduğuhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yakın zamana kadar evlerinin yerinin dahi belli 61duğu söylenmektedir. Yine o köydeki bir ine (mağara) Aşık Sülük Hüseyin'in ini dendiğinihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif otuz yıl önce o bölgede imamlık yaptığım dönemlerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ahbabım ve büyüğüm Hacı Sadık'tan ve o köyde yaşayan diğer yaşlı insanlardan defalarca dinlemişimdir. Aflaklı Hacı Sadık'tanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Aşık Sülük Hüseyin'in birkaç şiirini dinlemiş olmama rağmenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bu şiirleri bir tarafa not etmediğim için şu anda belleğimde hiçbirisi kalmamıştır . Yine ozanın şu mısraları bu köyde oturduğunun bir ka nıtı olsa gerektir:

Bunca emeğimiz boşuna zayil
Kader böyle imiş Allah'a kayil
Dayırn Necip ile emmim İsmayil
Arzı mekan etti Aflak'ta kaldı.

Aşık Hüseyin'in Aflak köyünden göç etme nedenlerini şimdilik bilemiyoruz. Bir müddet sonra Aflak'tan göç eden Ozanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Mucurhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Küçük Kavak köyüne bağlı Çömelekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Cavlak (Yeniköy) üçgenindeki Acısu'yun kenarına gelip yerleşmiştir. Ozan'ın şu şiiri bu göç olayını bize şöyle açıklamaktadır:

Acısu'dur obamızın otağı
Eksilmez yoğurdu balı kaymağı
Ulu yoldur şekerkuyu sapağı
Eğlenip orada kalın turnalar.

suzim
15-12-2009, 02:24
Aşık Sülük Hüseyin'inhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kapısında birkaç sürüsü yayılan ve geniş arazilere sahiphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif varlıklı hanesi ve sofrası açık cömert bir kimse olduğunu araştırmalarımız sırasında o bölge halkından öğrenmiş bulunuyoruz. Aşağıda bir dörtlüğünü verdiğimiz vasiyet adlı şiiri de halkın anlattığı bu bilgileri doğrulamaktadır.

Taş Konağın kapısını örtmeyin
Uluyol' un ırızgını kesmeyin
Emmiye dayıya kirtip küsmeyin
Gelin dostlar helallaşmak günümdür.

Aşık Hüseyin tarafından söylenen şu dizeler de onun medrese görmüşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif okumuş bilgili bir kimse olduğunu kanıtlamaktadır:

Biz de gittik bir zamanlar hocaya
Aşinayız elif ile heceye
Seni ısmarladım Gani yüceye
Huzuru mahşerde dilin lal olsun.

Diğer yandanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Aşık Hüseyin'in Mehmethttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Süleyman ve Osman adlı üç oğlu ile Hatice adlı bir kızı olduğu Mucur nüfus kayıtlarında yazılıdır.

Halk arasında (kel kız Haçça) olarak bilinen Aşığın kızı Hatice (1859-1931) o yörede cömertliğiyle ve hayırseverliğiyle tanınmaktadır. Acıöz'deki evlerinin önünde geçen Uluyol'un kenarına babası tarafından kazılan su kuyusunun başına yolcuların yemesi içmesi için her gün helkelerle yoğurt ve ayran çıkartan bu kadınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif babasının başlattığı geleneği ölünceye kadar devam ettirmiştir.

suzim
15-12-2009, 02:25
Şu Dalma'dan Geçtin Mi - Nazilli yöresi

Yörük Ali (1896-1953) İstiklal Savaşımızın başlarında birçok yararlıklarıyla meşhur olmuş efelerdendir. Nazilli köylülerindendir. Ailesi (Saı Tekeli) adlı bir Türk aşireti olup Ayvazoğlulları lakabıyla anılır. Üç sene çetecilik ettikten sonra Hükümete katılmıştır. Yunanlıların İzmir'i ve Aydın'ı işgal etmesi üzerinehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifÇine'nin Yağcılar köyünde tekrar küçük bir çete kurmuştur. 15 Haziran 1920'de Menderes Nehri'ni 50 arkadaşıyla sallarla geçerek Malkoç tren köprüsünü muhafaza eden Yunan kara kolunu imha etmiş ve silahlarını almıştır. Bu harekethttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Aydın ve havalisinde Milli Mücadelenin başlangıcı olmuştur. Yörük Ali Efe'nin kuvvetleri sonradan bir alaya yükselerek Milli Aydın Alayı adını almıştır kihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Aydın ve köşk cephesinde bir buçuk sene kadar vuruşan ve Aydın'ın içindeki savaşta çok faydası görülen bu alayın adı 57.Tümende 37.Yörük Ali Efe Alayı ismi ile hala anılır. Efe'ye istiklal madalyası ve milis albaylığı rütbesi verilmiştir.Milli Mücadele den sonra çiftçilik ve ticaretle meşgul olan Efehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif6'sı erkek olmak üzere 9 evlat yetiştirmiştir.1953'te vefat etmiştir.
alıntıdır

suzim
15-12-2009, 02:26
Bedir Türküsü


Uğrunu uğrunu gelir dereden
Benlerini sayamadım kareden
Sevdiğimi bana yazsın yaradan
Şen ol yaylam şen ol Bedir geliyor.


Şu dereden cıvıl cıvıl kuş gelir
Armağanlar dolu gider boş gelir
Sevda bilmeyene hayal düş gelir
Şen ol yaylam şen ol Bedir geliyor.


Boğazımda lira Alnımda altın
Bedir'i vermiyor şu Gürcü hatun
Param çok değil alayım satın
Şen ol yaylam şen ol Bedir geliyor.


Kırık boğazında ardından yettim
Kız yandığın yere kadar bende gittim
Bedir'i yaylaya emanet ettim
Şen ol yaylam şen ol Bedir geliyor


TÜRKÜNÜN HİKAYESİ


Şarkışla'da çiftçilik yapan bir ailenin Bedriye isminde çok güzel kızları vardır. Bedir derler kısaca.Birde Ömer vardır yanlarında çalışan. Ömer güçlü kuvvetli yakışıklı bir delikanlıdır. Ömer'le Bedir aynı yaştadırlar. Ömer küçük yaşta başlamıştır bu ailenin yanında çalışmaya. Çocuklukları beraber geçer. Ömer'le Bedir büyüdükçe o çocuksu sevgileri aşka dönüşür. İçten içe gizli duygularla severler birbirlerini. İkisi de duygularını açığa vurmazlar. Ömer zaman zaman diyecek olur sevgisini. Bedir'in yayına varınca cesareti kırılır. Söyleyemez bir şey yutkunur kalır. Ömer bir şey dese karşılık verecektir amahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çaresiz oda bir şey söyleyemez. Günler ayları yıllar yılları kovalar. Şarkışla'da hayvanları sürüleri olanlar her yıl yaz aylarında yaylaya çıkarlar. Sürülerini daha geniş otlaklarda yaylarkenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.giftertemiz havayı teneffüs edip buz gibi suyunu içerekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tabiat'ın bütün güzelliklerinden doya doya faydalanırlar.


Bedir'in ailesi de yaz aylarını Kızanandı denilen yaylada geçirmektedirler. Kızanandıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tertemiz havasıyla buz gibi sularıyla tipik bir Anadolu yaylasıdır. Fazla kalabalık olmadığı içindehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifinsanlar çok iyi ilişki içerisindedirler. Akşamları bir yerde toplanırlar masal anlatırlarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif türkü söylerlerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif halay çekerler. Yaz mevsiminin nasıl geçtiği anlaşılmaz bu topraklarda. Bir sonraki yaz mevsimi iple çekilir. İşte bu yaylada kaldıkları zamanların birinde! Daha fazla yalnız kalma imkanı bulurlar. Ve bir günhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ömer Bedir'e duygularını açar. Ne söyleyeceğini tam anlatamaz ama; Bedir'de heyecandan anlayacak durumda değildir zaten. Sözlerden çok bakışlar konuşur sade. Karşılıklı olarak aşklarını ilan ederler. Sonrahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gizli gizli buluşmaya başlarlar. Sözde gizlice buluşurlar amahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gören görür bilen bilir onların aşklarını. Ve kısa zamanda herkes tarafından konuşulur olur Ömer ile Bedir'in aşkları. Ama kimse yadırgamaz bunu. Herkes yakıştırıverir birbirlerine ve evlenmelerini isterler. Ömer Allah'ın emriyle istetecektir Bedir'i. Dünürcüler belirlenir. Bedir ailesinden geleneklere uygun bir şekilde istenir. Kızın ailesinin kararı olumsuzdur. Özellikle Bedirin annesi Gürcü hatunhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ömer'in fakirliğini bahane ederek bu evliliğe karşı çıkar.Araya girenler ne kadar ısrar etselerde kara dediğine ak demez gürcü hatun.Aşıkların evlenmesine mani olur.


Bir süre sonrada Bedir'i Şevki adında yaşlı ve zengin birine verirler.Düğün günü Ömer'le çok yakın bir arkadaşı yaylaya çıkarlar. Ve gelin alayını çok üzgün bir şekilde orada seyrederler.Ömer çok içlenir ve ağlayarak türkü söylemeye başlar. Bedir'in yaşlı kocası evlendikten bir süre sonra ölür.


Ömer henüz evlenmediği için ahali tekrar araya giriphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifbunları evlendirmek isterler amahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Bedriye Ömer'i çok sevdiğini fakathttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif evlenirse dedikoduların çıkabileceğini söyleyerekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif aşkını kalbine gömer ve teklifi kabul etmez. İki kere kaybettiği aşkı için Ömer'in yaktığı türkü dilden dile söylenir oldu.

suzim
15-12-2009, 02:29
Benden Selam Olsun Bolu Bey'ine


Hey hey efeler hey...
Benden selam olsun Bolu Beyine
Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır
At kişnemesinden gargı sesinden
Dağlar seda verip seslenmelidir.

Hey hey gene de hey...
Düşman geldi tabur tabur dizildi
Alnımıza kara yazı yazıldı
Tüfek icat olduhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif mertlik bozuldu
Eğri kılıç kında paslanmalıdır.

Hey hey efeler hey
Köroğlu düşer mi yine şanından
Çıkarır çoğunu er meydanından
Kırat köpüğündenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif düşman kanından
Çevrem dolup şalvar ıslanmalıdır

TÜRKÜNÜN HİKAYESİ

Bolu Beyi at meraklısı bir beydir. Atçılıkta usta olan seyisi Yusuf'u güzel ve cins at aramak üzere başka yerlere gönderir. Yusuf günlerce gezdikten sonrahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif obanın birinde istediği gibi bir tay bulur. Bu tayı doğuran kısrak Fırat kıyısında otlarken ırmaktan çıkan bir aygır kısrağa aşmış tay ondan olmuştur. Irmak ve göllerin dibinde yaşayan aygırlardan olan taylar çok makbüldür iyi cins at olur.
Yusuf tayı sahiplerinden satın alır. Yavrunun şimdilik bir gösterişi yoktur. Hatta çirkindir bile. Ama ileride mükemmel bir küheylan olacaktır. Yusuf bunu biliyor. Sevinerek geri döner. Beyhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bu çirkin ve sevimsiz tayı görünce çok kızarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kendisiyle alay edildiğini sanır. Yusuf'un gözlerine mil çektirir. Tayı da ona verir yanından kovar. Kör Yusuf köyüne döner. Olanı biteni oğluna anlatır. Bolu Beyi'nden öç alacağını söyler.

Baba oğulhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif başlarlar tayı terbiye etmeye. Yıllar geçer tay artık mükemmel bir küheylan olmuştur. Rüzgar gibi koşmakta ceylan gibi sıçramakta türlü savaş oyunu bilmektedir. Bu arada Kör Yusuf'un oğlu Ruşen Ali de büyümüş güçlü kuvvetli bir delikanlı olmuştur. O da her türlü şövalyelik oyunlarını öğrenmiş bir baba yiğittir.

Bir gece Yusuf düşünde Hızır'ı görür. Hızır ona yapacağı işi söyler. Hızır'ın önerisiyle baba oğul yola çıkarlar. Bingöl dağlarından gelecek üç sihirli köpüğü Aras ırmağında beklerler. Bu üç sihirli köpükle Yusuf'un hem gözleri açılacakhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hem intikam almak için gereken kuvvet ve gençliği elde edecektir.
Bunu bilen oğlu Ruşen Alihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif köpükler gelincehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif babasına haber vermedenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kendisi içer. Yusufhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif durumu öğrenince üzülür ama bir yandan da sevinir. Kendi yerine oğlu öcünü alacak bir bahadır olacaktır. Bu sihirli köpüklerden biri körün oğluna sonsuz yaşama gücü biri yiğitlik öteki de şairlik bağışlamıştır. Bir süre sonra Yusufoğluna öç almasını vasiyet ederek ölür.

Körün oğlu Ruşen Ali dağa çıkar. Gelen geçeni soyar. Ünü yayılmaya başlar. Kendisi gibi kanun kaçakları yanında toplanmaya başlarlar. Artık Köroğlu olmuştur. Bolu şehrinin karşısında Çamlıbel'de bir kale yaptırır. Küçük bir ordusu vardır. Çamlıbel'den geçen kervanlardan baç alır. Vermeyen kervanları soyar. Üzerine gönderilen orduları bozguna uğratır.

Bir günhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif güzelliğini duyduğu Üsküdar Kasapbaşı'sının oğlu Ayvaz'ı kaçırır Çamlıbel'e getirir evlat edinir. Başka bir günhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Bolu Beyi'nin bacısı Döne Hanım'ı kaçırır evlenirler. Aradan yıllar geçer. Bolu'yu basar yakar yıkar. Bolu beyi'nden babasının öcünü alır. Bolu beyi de Köroğlu'na karşı düzenler kurar. Bir defasında Köroğlu'nu başka bir seferde Ayvaz'ı yakalatır. Zindana atar. Ama Köroğlu ve adamları her zaman hile ve cenkle kurtulurlar.

Köroğlu ara sıra Gürcistanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Çin gibi uzak ülkelere de seferler açar. Yeni yeni serüvenlere atılır büyük vurgunlar yapar. Bu arada küçük fakat heyecanlı birçok olay da geçer. Sonunda delikli demir (tüfek) ortaya çıkınca eski bahadırlık geleneği bozulurhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dünyanın tadı kalmaz. Ve bir gün Köroğlu beylerine dağılmalarını söyleyerek Kırklara karışır kaybolur. Daha önceden Kır At da sır olmuştur. O Kır At ki nice yıllar olağanüstü bir güçle Köroğlu'na hizmet etmiştir.

Başka bir söylentiye göre bir Yahudi bezirganın getirdiği tüfekle oynayan beyler birbirlerini öldürürler. Köroğlu buna üzülerek kayıplara karışır. Yine bir başka söylentiye göre de Köroğlu dağda rastladığı çobanda tüfeği görür. Sorar ne olduğunu. Aldığı karşılığa inanmaz denemek için kendine çevirir tetiğe dokunur. Ve yaralanarak ölür. Son beyleri de dağılırlar.

Yaşlı bir çınar gibi devrilen Köroğlu'nun hikayesi sona erer.

suzim
15-12-2009, 02:30
Genç Osman - Aydın yöresi

Osmanlı Padişahı Bağdat'a sefer düzenmlemiş. Bütün Anadolu'da her genç savaşa katılıp padişahlarının arkasından gitmek için orduya yazılmış. İçlerinde Kars'tan gelen çok genç Osman adında da bir delikanlı da vardır.
Genç Osman orduya katılır.Bağdat seferinde büyük kahramanlıklar gösterir.Kale kapısından geçerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif burca sancak dikerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kahramanlıklarıyla dillere destan olur.Fakat ne yazık kihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif savaş devam ederken şehid olur.Ordu ve Anadolu halkı yasa boğulur.Anadolu'da ve yeniçeri şairler arasında bu olay üzerine türküler yakılırhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ağıtlar söylenir.

Beline bağlamış ibrişim kuşak of of
Of Of... Askerin içinde biricik uşak
Allah Allah deyip geçer Genç Osman ofhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifof

Aman... Bağdad'ın içine girilmez yastan
Her ana doğurmaz böyle bir aslan of of
Of Of... Kelle koltuğunda geliyor Kars'tan
Allah Allah deyip geçer Genç Osman ofhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifof

Aman... Bağdad'ın kapısın Genç Osman açtı
Düşmanın cümlesi önünden kaçtı of of
Of Of... Kelle koltuğunda üç gün savaştı
Allah Allah deyip geçer Genç Osman ofhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifof

Aman... Askerin bir ucu göründü Van'dan
Kılıcın kabzası görünmez kandan of of
Of Of... Bağdad'ın içinde tozdanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dumandan
Toz duman içinde kaldı Genç Osman ofhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifof

Karacaoğlan

suzim
15-12-2009, 02:30
Karadır Bu Bahtım Kara - Orta Anadolu yöresi


1960’lı yıllardan itibaren ismi bağlama ile birlikte anılanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sadece geniş halk kesimlerinde değilhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ciddi musiki çevrelerinde de taktir ve hayranlıkla dinlenen Neşet Ertaş’ı farklı bir bağlamda değerlendirmek gerekiyor. Çünkü o da aslında tam bir yöre sanatçısıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yani mahalli bir sanatçı olmasına rağmen yaygın şöhreti ve söylediği türkülerin popülaritesi ile ülke genelinde tanınan biri olarak diğerlerinden ayrılır.


İşte Neşet Ertaş Orta Anadolu bozkırlarının tam göbeğindehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif “ay dost deyince yeri göğü inleten” gönül delisi bir babanın evladı olarak 1938’de Kırtıllar’da dünyaya gelir. Hiç çocuk sahibi olamadığı ilk karısı Hatice’yi genç yaşında kaybeden Muharrem Ertaşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ikinci evliliğini Kırtıllar köyünden Döne ile yapar ve bu evliliktenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Necatihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Neşethttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ayşehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Nadiye ve muhterem adında beş çocuğu olur. Kırtıllar nüfusunun tamamı abdallardan ibaret olan bir aşiret köyüdür. Köyün çevrede “abdallar” adıyla anılması da bundan olsa gerek. Daha altı yedi yaşlarında ikenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kendisini yöre düğünlerinin aranılan sanatçı babası Muharrem Ertaş’ın sazı önünde oynarken bulan Neşet Ertaşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hayatınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir nevi hayat destanı diyebilceğimiz 1960’lı yıllarda yazdığı uzun bir şiirinde şöyle anlatır
Karadır bu bahtım kara
Sözüm kar etmiyor yare
Yaktın yüreğimi nara(eyvah ey....)
Kendim ettim kendim buldum
Gül gibi sararıp soldum(Eyvah ey...)


Bilmez yar gönülden bilmez
Akar göz yaşlarım dinmez
Bir kere yüzüme gülmez(eyvah ey...)
Kendim ettim kendim buldum
Gül gibi sararıp soldum(eyvahhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifey...)


Söylerim sözüm almıyor
O yar yüzüme gülmüyor
Garip gönlümü bilmiyor(Eyvah ey...)
Kendim ettim kendim buldum
Gül gibi sararıp soldum (eyvah ey...)


Söz-Müzik: Neş'et Ertaş

suzim
15-12-2009, 02:31
Ela gözlü nazlı yari

Derleyen : Mazlum N. Kılıçkıran

Çıkarttın allan kara bağladın
Yüreğimi aşk oduna dağladın
Bir yar için on beş sene ağladın
Ey Ferrahi gül dedim dehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gülmedin.

Gönlü yaralı bir ozan Ferrahi. Dediği gibi bir yar uğruna yanıp yakılmakla geçmiş ömrü. 1934 yılında Ceyhan'ın Kıvrık köyünde doğmuş. Asıl adı Mehmet Ali Metin. Saz vurmaya küçük yaşlarda başlamış. Çevrenin sevilen bir genci olmuş Söz erliğihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yanında çalıştığı ağanın kızına sevdalanmasıyla başlıyor. Ağa önceleri kızım Ferrahi'ye vermeye razı olu yor ama sonraları çevrenin dedikodularının etkisiyle bundan cayıyor.

Türkülerinden de anlaşıldığı gibi ağa kızının adı Emine'dir. İki gönlün bir olması engellenincehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif alır başım çıkar sıladan. Başlar gurbet ellerde sazıyla çile doldurmaya. Bundan sonra Ferrahi'nin öyküsü daha da yanıktır. Otuz yaşlarındayken bir Aşık için en önemli şeyinihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sesini kaybeder. Sazıyla kalır bir başına. Bir ara evlenir ve bir kızı olur. Adım Emine koyar. Küçük Emine beş yaşından sonra babasının sesihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif soluğu olur. Baba çalarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif küçük Emine söyler. 1960 doğumlu olan Emine'nin söyledikleri yalnızca babasının türküleri değildir. Daha o zamandan dağarında yüz elli türkü vardır. Böylece baba-kız geçim derdini birlikte yüklenirhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif birlikte paylaşırlar. Yurdumuzun çeşitli yörelerinde yapılan Aşıklar Bayramları'na katılırlar. Şimdi 1967 yılında Konya'da yapılan Aşıklar Bayramında Mihri Hatun ödülünü kazandıran türküsünün sözlerini sunuyoruz.

Ela gözlü nazlı yari
Görem dedim göremedim
Boş kalmıştır kavil yeri
Varam dedim varamadım.

Gönlümün gülü nerede
Engeller durmaz arada
Emine'yle ben murada
Erem dedimhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif eremedim.

Şeker kaymak tatlı dili
Kınalamış nazik eli
Koynundaki gonca gülü
Derem dedimhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif deremedim.

Şahinim yok çıkam ava
Ne yaptımsa aldım hava
Kuşlar gibi ben bir yuva
Kuram dedim kuramadım.

Gel derdini bana anlat
Ben kimlere edem minnet
Dediler kihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bağın cennet
Girem dedimhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif giremedim.

Mehmet Ali asıl adım
Ferrahi'yi pirle kodum
Gurbet elden dönem dedim
Duram dedimhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif duramadım...

suzim
15-12-2009, 02:32
Kubbede kalan bir hoş seda diye boşuna dememişler. İşte Ferrahi'yi artık yaşatanlar da radyolarımız Halk Türküleri dağarında bulunan bu türküler oluyor. Çünkü Ferrahi'nin dolmak bilmeyen çilesi 1969 yılının 26 Nisan günü aramızdan ayrılmasıyla tükendi. Usta aşık ardında bir bir çok koşmahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif güzelleme gibi türküler bırakarak göçüp gitti. Son senelerinde iki Aşıklar Bayramı'na katılmıştı. Her ikisinde de kızı Emine'yle birlikte birincilik ödülü aldı. 1967 Yılında Konya'da türkü ödülünühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ertesi yıl da yine Konya'da Köroğlu ödülünü aldılar. Ferrahi'nin öyküsünü çok sevilen bir türküsünün şiiriyle erdiriyoruz.

Ah neyleyim gönül senin elinden
Her zaman ağlarım gülemem gayrı
Ben bıktım usandım elin dilinden
Terk ettim sılayı dönemem gayrı.

Gönül ben sırrına eremedim ki
Goncahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gonca güller deremedim ki
Kaybeyledim (aneyledim) dostu göremedim ki
Aylar yıllar geçse göremem gayrı.

Ey Ferrahihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yandım yar ateşine
Neler gelir gariplerin başına
Ağlayarak geline mezar taşıma
Uyanıp da sana gülemem gayrı

suzim
15-12-2009, 02:33
İki büyük nimetim var - Orta Anadolu yöresi

1960’lı yıllardan itibaren ismi bağlama ile birlikte anılanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sadece geniş halk kesimlerinde değilhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ciddi musiki çevrelerinde de taktir ve hayranlıkla dinlenen Neşet Ertaş’ı farklı bir bağlamda değerlendirmek gerekiyor. Çünkü o da aslında tam bir yöre sanatçısıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yani mahalli bir sanatçı olmasına rağmen yaygın şöhreti ve söylediği türkülerin popülaritesi ile ülke genelinde tanınan biri olarak diğerlerinden ayrılır.

İşte Neşet Ertaş Orta Anadolu bozkırlarının tam göbeğindehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif “ay dost deyince yeri göğü inleten” gönül delisi bir babanın evladı olarak 1938’de Kırtıllar’da dünyaya gelir. Hiç çocuk sahibi olamadığı ilk karısı Hatice’yi genç yaşında kaybeden Muharrem Ertaşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ikinci evliliğini Kırtıllar köyünden Döne ile yapar ve bu evliliktenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Necatihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Neşethttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ayşehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Nadiye ve muhterem adında beş çocuğu olur. Kırtıllar nüfusunun tamamı abdallardan ibaret olan bir aşiret köyüdür. Köyün çevrede “abdallar” adıyla anılması da bundan olsa gerek. Daha altı yedi yaşlarında ikenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kendisini yöre düğünlerinin aranılan sanatçı babası Muharrem Ertaş’ın sazı önünde oynarken bulan Neşet Ertaşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hayatınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir nevi hayat destanı diyebilceğimiz 1960’lı yıllarda yazdığı uzun bir şiirinde şöyle anlatır.
İki büyük nimetim var
Biri anam biri yarim
İkisini de hürmetim var
Biri anam biri yarim

Ana deyip de geçilmez
O yar anadan seçilmez
İkisini de kıymet biçilmez
Biri anam biri yarim

Birisi var etti beni
Birisi yar etti beni
İkisinin de birdir teni
Biri anam biri yarim

söz-müzik Neşet Ertaş

suzim
15-12-2009, 02:33
Hastane önünde Incir Ağaci

Komşu kızı ile beşik kertmesi olan bir genç askerde vereme yakalanır. Hava değişimi olarak Yozgat'a (Akdağmadeni) gelir. Sözlüsünün ailesi gence kızlarını göstermek istemez. Genç tedavi için İstanbul'da hastaneye yatarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif pencereden gördüğü incir ağacından aldığı ilhamla aşağıdaki türküyü söyler.Yakalandığı amansız hastalıktan kurtarılamayarak hastanede ölür. Ailesi cenazesini Yozgat'a getiremez.http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif İstanbul'da kalır.


HASTANE ÖNÜNDE İNCİR AĞACI

Hastane önünde incir ağacı
Doktor bulamadı bana ilacı
Baş tabib geliyo zehirden acı

Garip kaldım yüreğime dert oldu
Ellerin vatanı bana yurt oldu
Mezarımı kazın bayıra düze

Benden selam söyleyin sevdiğim gıza
Başına koysunhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif karalar bağlasın
Gurbet elde kaldım diye ağlasın

suzim
15-12-2009, 02:34
Kütahya'nın pınarları akışır

Kütahya'nın pınarları akışır
Zaptiyeler kol kol olmuş bakışır
Asalı'ya mavi şalvar yakışır

Aman aman Vehbi böyle şöyle olur mu
Haydi ben ölürsem dünya sana kalır mı

Salim geldi musallaya dayandı
Kar beyaz teni al kanlara boyandı
Seni vuran oğlan nasıl dayandı

Aman aman Vehbi böyle şöyle olur mu
Haydi ben ölürsem dünya sana kalır mı

TÜRKÜNÜN HİKAYESİ

Bundan 100-120 yıl önce Kütahya'da bir ailenin genç yakışıklıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sözü dinlenirhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif temiz kalpli bir oğulları varmış. Orta halli bir ailenin de güzelhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif boylu poslu uzun saçlı bir kızları varmış. Kız biraz hoppa olduğuhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif elehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif avuca sığmadığı için arkadaşları ona "deli düve" ismini vermişlerdi (düve: buzağı doğurma zamanı gelmiş yeni ineklere bazı yerlerde düve denirmiş). İşte genç yakışıklı delikanlı deli düveye aşık olmuş. O zamanlar deli düve adı dillere destandır. Gençhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif deli düveyi ailesinden isterhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif fakat kızı vermezler. Kızla genç gizli gizli buluşurlar. Bunu duyan kızın ailesi razı olur ve kızla genci evlendirirler. Fakat gençlerin saadetleri uzun sürmezhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bu kızın güzelliğini duyan gören zamanın delikanlıları kendilerini reddeden kızın kocasını hem kıskanır hem de ona kin bağlarlar.

Aradan hayli zaman geçer bu genç ve güzel gelin bazı delikanlılar tarafından tehdit edilmeye başlanmıştır. Delikanlılar "kocandan ayrılacaksın yoksa seni dağa kaldırırızhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kocanın da gözlerini kör ederiz" diye kıza haber salmışlar. Genç kadın önceleri aldırmaz ve kocasından saklarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif onu sevdiği için bir türlü kötülük etmelerine razı olamaz ve delikanlılara şöyle haber yollar " Ne olurhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kocamı rahat bırakın. Ona dokunmayın ne isterseniz yapayım" der. Bunu haber alan gençler kadını kaçırmaya karar verirler. Aracı kadına "biz istediğimizi çeşme başında söyleyeceğiz. Oraya kadar gelsin" derler. Bunu duyan gelin meraktan çatlayacak bir duruma geldiğinden çeşme başına gider. Çeşme başına giden delikanlılar tuzak kurarak kadını kaçırırlar. Kadın bu sırada çığlık atar o sırada kadının kocası olan Asalıoğlu sesi duyarak koşarak gelir. Kadının kocası ile diğer gençler arasında kanlı bir kavga olur ve Asalıoğlu ölür. Gençler kızı dağa kaldırmıştı öte yandan oğullarını kanlar içinde yattığını gören gencin ana ve babası saçlarını başını yolarlar

suzim
15-12-2009, 02:44
Dönen dönsün.. - Sıvas-Banaz yöresi


Pir Sultan Abdal Alevi toplumunun bagrından cikan en büyük halk ozanlarindan biridir.Yasami boyunca haksizliklara karsi mücadele etmis hatta asilacagini bile bile bu tutumundan vazgecmemistir. Siirleri ve direnisci tutumuyla nice kusaklara örnek olmustur. Pir Sultan’in siirleri ve deyisleri hala dilden dile ve agizdan agiza dolasiyor. Bu büyük insanin hayatina bakmakta yarar var.


Pir Sultan Abdal’in 1510/14 -1589/90 yillar arasinda yasadigi tahmin ediliyor. Öz adi Haydar olmasina karsi siirlerinde Pir Sultan mahlasini kullanir. Kendisi Sivas’in Yildizeli ilcesinin Circir bucagina bagli Banaz köyünde dünyaya gelmistir. Yirmi yasina bastiginda Seyit Ali Sultan Dede’nin dergahina baglanir ve ikrarini verir. Tam bes yil gece-gündüz demeyip o dostluk ve muhabbet kapisina eli erdigince gücü yettigince katkida bulunur. Odun tasir su getirirhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hasat kaldirir konuklar agirlar ac doyururhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif harama el sürmez ve dergaha bir tek haram lokma getirmez. Elinehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif diline beline sahip olmak; onun da diger canlar gibi hic aklindan cikarmadigi bir temel ilke olur. Haydar dergaha ve dolasiyla halka hizmeti Hakk’a hizmet sayar. Makamlari adim adim alir ve sonunda „Pir" mak***** erisir. Pir Sultan Abdal Seyit Ali Sultan Dede’den dedelik hirkasini ve Pirlik nisanini aldiktan sonra canlari tek tek dolasir ve dertlerini dinler. O günlerdehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Andadolu’da kötülük kol geziyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif zalim esen rüzgar ölüm türküleri söylüyordu.


Rüsvetci kadilarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yobaz müftülerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif zalim pasalar ve niceleri halkin alin terine bakmadan insanlarin hayatini ceheneme dönüstürüyorlardi. Özellikle Alevi toplumunu kafirliklehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif imansizlikla ve zindiklikla sucluyorlardi. gerek Selcukluhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gerekse Osmanli döneminde irili ufakli pek cok ayaklanma girisimi olmushttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif fakat hepsi basarisizlikla sonuclanmisti.Pir Sultan Abdalhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif zalimlerehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ezenlere karsi siirlerini bir silah olarak kullandihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ömrünün sonuna dek türkülerini hem de yüksek sesle söylemekten kacinmadi. Anadolu Alevilerinin zulme karsi baskaldirmalarina önderlik eden Pir Sultanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Hizir Pasa tarafindan asilmistir. Yine söylentilere göre Pir Sultan Abdal’in Seyyid Alihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Pir Muhammed ve Er Gayib adli üc oglu ile Sinem adli bir de kizi vardi
Koyun beni hak aşkına yanayım
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan
Yolumdan dönüp de mahrum mu kalayım
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan


Kadılar müftüler fetva yazarsa
İşte kement işte boynum asarsa
İşte hançer işte başım keserse
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan


Bir gün mahşer olur divan kurulur
Suçlu suçsuz varsa orda bulunur
Piri olmayanlar anda bilinir
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan


Pir Sultan'ım arşa çıkar ünümüz
O da bizim ulumuzdur pirimiz
Hakka teslim olsun garip canımız
Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan


Anonim

suzim
15-12-2009, 02:45
Penceremin Altında Zerdali Dalı mısın Türküsü

Bu türkünün hikayesi Çankırı'nın Çerkeş kazasının Hacı Bey köyünde yaşanmıştır. Altı çocuğuyla beraber yoksul bir hayat sürenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bütün umutları toprağa bağlı bir aile vardır. Bu ailenin Gülbahar isimli bir de güzel kızları vardır. Henüz on beş yaşında olan Gülbahar'ın gönlünde köyün zenginlerinden bir ağanın oğlu Murat yatmaktadır. Murat bu sevgiden habersizdi.

Gülbahar her gün testisini alır çeşmeye gider.Gider ama düşüncesiyle Murat'ı da beraberinde götürür. Testisini doldurur. Penceresinin önündeki zerdali ağacını sularhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifama bu işleri yaparken hep Murat'ı düşünmektedir. Bir gün çeşme başında Murat'ı gördü. Heyecanını gizleyemedi Gülbahar. Elleri titriyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yüzü durmadan renk değiştiriyordu. Murat dayanamadı sordu.

Beni sevdiğini söylüyorlar köyde doğrumu bu?

Gülbahar bu sefer daha da heyecanlandıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir şey diyemeden kaçamak bir bakışla Murat'ın yüzüne baktıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hızla oradan uzaklaştı. Bakış o bakış Murat'ında içine bir ateş düşmüştür. Her gün çeşme başında buluşmaya başlarlar. Murat'ın babası bunu duyar. Oğlunun bir fakir kızıyla ilgilenmesini istemiyordur. Komşu köyden bir kızla Murat'ın nikahını kıydırır. Bütün umudunu yitiren Gülbahar ekmekten aştan kesilir. Günlerce ağzına bir şey koymaz. Artık her şeyin bittiğine kanaat getirir ve kendisinihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif büyük bir umutla beslediği zerdali ağacına asar. Çünkü davul zurna sesleri köyün sessizliğini yıkmıştıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gelin geliyordu. Her şeyden habersiz Murat pek düşünceliydi. Haberi duyunca beyninden vurulmuşa döndü. Kendisine ve insanlara dünyaya lanet ediyordu. Çok geçmeden aklini kaybetti. Bir daha da eski haline gelemedi.


PENCEREMİN ALTINDA ZERDALİ DALI MISIN

Penceremin altında da a beyim
Zerdali dalı mısın?
Düşkün düşkün duruyonda a beyim
Benden sevdalımısın?

Hep kara leylide bakışır aman
Kaşları gözlere yakışır aman.

Penceremin altında da a beyim
Kitap açmış okuyor.
Perçemine yağ sürmüşte a beyim
Yel estikce kokuyor.

Hep kara leylide bakışır aman
Kaşları gözlere yakışır aman.

Pencereden bakıyor da a beyim
Şeker olmuş akıyor.
Bu sevda nasıl sevda a beyim
Beni candan yakıyor.

Hep kara leylide bakışır aman
Kaşları gözlere yakışır aman.


Kaynak:
Mehmet ÖZBEK
Folklor ve Türkülerimiz
Ötüken Neşriyat İstanbul 1994


Ayşegül Göktepe (Radyo Program Yapımcısı)

suzim
15-12-2009, 02:49
Ezo Gelin 1 - Gaziantep yöresi


Ezo Gelin'in asıl adı Zöhre Bozgeyik'tir. Nüfus Kaydı Gaziantep'e bağlı Oğuzeli ilçesindedir. Ezo Gelin (Zöhre Bozgeyik) Oğuzeli'nin Uruş (şimdiki adı Dokuzyol) köyünde doğmuştur.
Ezo Gelin çok kişinin evlenme önerisini kabul etmez. kendini isteyen Barak Ağalarının evlenme isteklerini de geri çevirir. Ezo Gelin evlenmeme nedenlerini açıklamaz. Suriye'nin Kozbaş Köyü'nde oturan teyzesinin oğlu Memey (Mehmet) sık sık dünürcü (görücü) göndererek istetir Ezo Gelin'i. Ezo'nun Suriye'ye gelin gitmek istemediğini işiten görücü kadınlar Ezo Gelin'in evlenmesi için inandırıcı konuşurlar: ''Güzel kızım hiç merak etme. Memey'in nüfus kaydı Türkiye'dedir. Evlendikten az bir zaman sonra Türkiye'ye göç edersiniz. Biliyorsun Barak'tahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Suriye'den gelen birçok mülteci vardır. Biz seni gurbet ellerinde hiç yakar mıyız?...Bize güven. Biz akrabalar senin kötülüğünü istemeyiz.'' Üstelemelerden kezlerce konuşmadan sonrahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif evlenmeyi uygun bulan Ezo şöyle der: ''Sözlerinize inanıyorum. Yalnız korktuğum başıma gelirse?... Ya Memey Türkiye'ye mülteci olarak gelmezse benim halim nice olur? ...Zaten birinci kocamdan boşandım. Şimdi de ikinciden mi boşanayım? Boşanma olmazsa Suriye'de ölünceye kadar kalıp Türkiye'ye akrabalara hasret mi kalacağım?... Talihim zaten karadır. Orada ölürsem ölüm bile Türkiye'ye hasret kalır. Ne diyeceğimi bilemiyorum. Siz ne derseniz o olsun. benim çabalarım para etmiyor. Ezohttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif nasıl olsa bir defa yandı. Bin defa yanacak değil ya...'' Ezo'nun güzel gözlerinden birkaç damla gözyaşı gül rengi yanaklarına dökülürken fısıldarcasına ''Evet'' der.Ezo Gelin'i götürenler akşam karanlığından yararlanarak sınırı bekleyen askerlere görünmeden Suriye'ye ayak basarlar. Geldikleri Kozbaş Köyü'nde düğün dernek yapılmaz. Yörenin göreneğine göre dul kadın ve dul erkek için eğlenti yapılmaz... Sessizce imam nikahı kıyılır. Böylece Ezohttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Suriye'nin Carablus İlçesi'nin Kozbaş Köyü'ne gelin gider. Sonra oradanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifLüle Köyü'ne taşınırlar.Ezo Gelin'in ikinci evlenmesi de ''değişik usulü'' olur... Ezo'nun teyzeoğlu Memey bacısı Selvi'yi Zeynel Bozgeyik'e verir kendisi Ezo'yu alır. (''Değişik usulü'' evlenme olgusunu sonra açıklayacağım.) Memey ile Ezo'nun aile kurması ikisinin de ''değişik'' yoluyla yaptıkları ikinci evlenmeleridir.Ezo gurbetlik acısına dayanamaz. Ara sıra köyündeki yakınlarını görmek amacıyla Suriye sınırını gizlice geçerek Uruş (Dokuzyol) köyüne gelir. Türkiye'ye her gelişinde biraz daha yıpranmış daha süzülmüş ve üzgün görünür. Nedenini soranlara: ''Gurbetliğe fazla dayanamıyorum. köydeki hısım akrabaları göresim geliyor. Ne de olsa burası eski vatanım. Nedense Suriye'yi hiç sevemiyorum. Ah Türkiye'nin gözünü seveyim! Vasa öleydimhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tek Türkiye'de kalaydım. İlle vatan ille vatan.'' İlk kocasından çocuğu olmayan Ezo Gelin'in ikinci eşinden altı kız çocuğu olur.Ezo Gelin'in gül yüzü portakal rengine döner... Yıllardan beri ayakta çektiği hastalık onu güçsüzleştirir çok zayıflar yatağa düşer. Ara sıra ağzından kan gelir. Gözleri de pek iyi görmez. Birkaç kez hekimlere görünür ancak yoksulluktan ilaçları düzenli olarak alamaz. Kendine bakamaz. 1952 yılının Mart ayında Lüle Köyü'ndeki tek odalı ker*** evini de yataktan kalkamaz... Ezo Gelin 18 Mart Cuma günü gece yarısı ''ince hastalık'' dedikleri Verem'den ölür. Özlemi acıyı yabancılığı içinde götürür Ezo Gelin... Ozan Kemalettin Kamu'nun dediği gibi: ''Gurbet o kadar acı ki / Ne varsa içimde. / Hepsi bana yabancı / Hepsi başka biçimde.''Ezo Gelinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif arada bir yükseklere çıkar Türkiye'ye doğru ağlayarak bakarmış... Sağlığında kocası Memey'e ölüsünün Bozhöyük Köyü'ndeki höyüğün başına gömülmesini yalvara yalvara söylermiş... ''Hiç olmazsa mezarım Türkiye'den gözüksün. Ben doyana kadar Türkiye'ye bakmadım mezarım baksın. Ben seyretmezsem bile mezarımın taşı toprağı Türkiye'yi seyretsin.''dermiş Ezo Gelin. Ezo'nun vasiyeti yerine getirilerek Lüle Köyü'nden alınan ölüsü Bozhöyük Köyü'ndeki höyüğün üstüne gömülür. Ezo Gelin'in gömütühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Suriye'nin sınır boyundaki topraklarından ve Türkiye'nin sınıra birkaç saat uzaklıktaki köylerinden beyaz bir benek gibi görünmektedir.


Ezo Gelin 1 - Gaziantep yöresi


Ezo gelin benim olsan seni vermem feleğe Güzel yosmam başın için salma beni dileğe Anası huridir dehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kendi benzer de meleğe Nenneyle de ah bahtı karam nenneyle.


Çık Suriye dağlarına bizim ele eleylehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Gel bahtı karam gelhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sıladan ayrı yazılım gel...


Ezo gelinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çık Suriye dağlarının başına
Güneş vursun da kemerinin kaşına kaşına
Bizi kınayanın bu ayrılık gelsin başına başına
Nenneyle de ah bahtı karam nenneyle.


Çık Suriye dağlarına bizim ele eleylehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Gel bahtı karam gelhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sıladan ayrı yazılım gel...

suzim
15-12-2009, 02:50
Hapisanelere Güneş Doğmuyor - Orta Anadolu yöresi

1960’lı yıllardan itibaren ismi bağlama ile birlikte anılanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sadece geniş halk kesimlerinde değilhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ciddi musiki çevrelerinde de taktir ve hayranlıkla dinlenen Neşet Ertaş’ı farklı bir bağlamda değerlendirmek gerekiyor. Çünkü o da aslında tam bir yöre sanatçısıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yani mahalli bir sanatçı olmasına rağmen yaygın şöhreti ve söylediği türkülerin popülaritesi ile ülke genelinde tanınan biri olarak diğerlerinden ayrılır.

İşte Neşet Ertaş Orta Anadolu bozkırlarının tam göbeğindehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif “ay dost deyince yeri göğü inleten” gönül delisi bir babanın evladı olarak 1938’de Kırtıllar’da dünyaya gelir. Hiç çocuk sahibi olamadığı ilk karısı Hatice’yi genç yaşında kaybeden Muharrem Ertaşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ikinci evliliğini Kırtıllar köyünden Döne ile yapar ve bu evliliktenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Necatihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Neşethttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ayşehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Nadiye ve muhterem adında beş çocuğu olur. Kırtıllar nüfusunun tamamı abdallardan ibaret olan bir aşiret köyüdür. Köyün çevrede “abdallar” adıyla anılması da bundan olsa gerek. Daha altı yedi yaşlarında ikenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kendisini yöre düğünlerinin aranılan sanatçı babası Muharrem Ertaş’ın sazı önünde oynarken bulan Neşet Ertaşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hayatınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir nevi hayat destanı diyebilceğimiz 1960’lı yıllarda yazdığı uzun bir şiirinde şöyle anlatır.

Bozlak-

Hapishanelere güneş doğmuyor
Geçiyor bu ömrüm günüm dolmuyor
Eşim dostum hiç yanıma gelmiyor

Yok mu hapishane beni arayan
Bu zindanda öleceğim gardiyan

Akşam olur kapıları kaparlar
Birer birer yoklamayı yaparlar
Bitmiyor geceler olmaz sabahlar

Yok mu hapishane beni arayan
Bu zindanda öleceğim gardiyan

Anamdan doğalı garip kalmışım
Acı hapishane daha genç yaşım
Benim zindanlarda neyidi işim

Yok mu hapishane beni arayan
Bu zindanda öleceğim gardiyan

Söz-Müzik: Neş'et Ertaş

suzim
15-12-2009, 02:50
Kilis yolu Kuva-yı Milliye komutanı olarak Kurtuluş Savaşı sırasında Antep savunmasına katılan Teğmen Şahin Beyhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tek başına üstlerine yürüdüğü Fransız askerleri tarafından süngülenerek öldürüldü.

Yusuf Ziya Bahadınlıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Antep savunmasını da konu alan "Gemileri Yakmak" romanında Şahin Bey'le ilgili önemli bilgiler veriyor. Sözkonusu romandan aktardığımız şu bilgilerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif türkülerdekilerle tamamen çakışıyor.

"Şahin beyhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yıllarca savaşlara katılmışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif esir düşmüşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Antep'e döner dönmez de soluğu Kilis yolunda almıştı. Kısa zamanda köylüyü örgütledi. Köy ağaları aşiret reisleri bile ona saygı duyuyorlardı. Herkese güven veriyordu. Geceleri az uyuyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif nöbet yerlerini dolaşıyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif nöbetçilerle konuşuyordu. Antep'ten en küçük bir yardım gelmiyordu. Gözcüler bir gün bir Fransız konvoyunun Kilis'ten Antep'e yiyecek getirdiğini haber verdiler. Engel olmak gerekiyordu. Şahin bey hemen çeteler arasında görev bölümü yaptı. Yol boyundaki köyler boşaltıldı. Fransızlar 26 Mart sabahı saat beş buçukda Kızılburun'a ve şosenin doğusundaki Kantara köyüne uzanan tepelerdeki siperlerimize saldırıya geçtiler. Daha çok top ve makineli tüfekle ateş ediyorlardı. Bizde otomatik silah yoktu. Osmanlıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Almanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif İngilizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Rus yapımı tüfekler vardı. Onlar eğitim görmüşlerdi. Bizimkilerse ömründe silah görmemiş köylü çetelerdi. Yine de düşmana karşı canla başla savaşıyorlardı. Düşman şosenin solundaki siperleri aldı. Şahin Beyin başında bulunduğu sağ kanat bir süre dayandıysa da sonunda çözüldü ve dağıldı."

Şahin Beyhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif birkaç arkadaşıyla birlikte bir süre daha direniyorsa dahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sonunda süngülenerek öldürülüyor.

Bahadanlıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif romanındahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Şahin Bey'in daha o dönemde sosyalizme ilgi duyduğunu da bir ithaf yazısından dolayı vurguluyor.

suzim
15-12-2009, 02:52
Hekimoğlu


Gerçek hekimoğlu türküsü budur bazı sözlerinden dolayı Ümit Tokcan Ve Kadir İnanır tarafından günümüzde söylenen hekimoğlu türküsü yorumlanmıştır.


Hekimoğlu


Hekimoğlu Derler Benim Aslıma
Aynalı Martin Yaptırdım Da (Narinim) Kendi Neslime.


Hekim Oğlu Derler Bir Ufak Uşakhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Bir Omuzdan Bir Omuza (Narinim) On Arma Fişek.


Bugün Günlerden Pazardır Pazar
Çitlice Muhtarı (Narinim)****luklar Düzer


Ünye Fatsa Arasıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifOrdu Da Kurulduhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Hekimoğlu dediğin de (Narinim) O Da Vuruldu.


Konaklar Yaptırdım Döşetemedimhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Ünye Fatsa Bir Oldu Da(Narinim) Başedemedim.


Konaklar Yaptırdım Mermer Direklihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Hekimoğlu Dediğin De (Narinim) Aslan Yürekli.


Bahçearmut Dibinde Kaymak Yedin Mi
Hekimoğlu'nu Görünce (Narinim) Budur Dedin Mi...



Hekimoğlu - Hikayesi (Yaşnmış bir olay)


Ordu dolaylarında yaşayan Hekimoğlu yoksul bir ailenin çocuğudur. Üstelik yoksul bir anneden başka hiç kimsesi yok. Çevresinde dürüstlüğü akıllılığı ve yiğitliğiyle tanınan bir gençtir.


Yörede egemenlik kurmuş bir Gürcü Beyi vardır. Bu Gürcü Beyi Ayşa adında güzel ve narin bir kızla sözlüdür. Ne ki bu kız Gürcü Beyini sevmemekte Hekimoğlu'na bağlanmıştır. Bu dostluklahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif arkadaşlıkla karışık bir sevgidir. Üstelik Hekimoğlu'yla görüşmeye başlamıştır.


İşte Beyhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif iki gencin ilişkisinin bu noktaya vardığını duyar duymaz Hekimoğlu'na düşman olur ve ona savaş açar. Hekimoğlu'yla teke tek görüşüphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hesaplaşmayı önerir; bir de yer belirtir. Hekimoğluhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gözüpek mert bir gençtir. Aynalı mavzerini kuşanıp tek başına buluşma; yerine gider. Gitmeye gider amahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Bey sözünde durmamış adamlarıyla gelmiştir. Üstelik adamlarından biri buluşma yerine varır varmazhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sabırsızlanıp Hekimoğlu'nu yaylım ateşine tutar. Ötekiler de çevresini sararlar. Hekimoğlu'yla Beyin adamları arasında yaman bir çatışma olur. Hekimoğluhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çatışma sonunda çemberi yararak kurtulur. Olaydan hemen sonrahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Bolu da tek başına yaşayan anasının yanına gider. Anasına durumu anlatır ve artık şehir yerinde duramayacağını bildirir. Anasıyla helallaşıphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yanına Mehmet adlı iki amca oğlunu alarak dağa çıkar. Çıkış bu çıkış ve ölünceye kadar Hekimoğlu artık dağdadır.

suzim
15-12-2009, 02:53
Hekimoğlu'nun dağa çıkış nedenini ve biçimini bilen duyan yöre köylüleri kendisine kucak açarlar. Onun mertliği yiğitliği ve doğru sözlülüğü köylüleri daha da etkiler ve her açıdan kendisine yardım ederler. Özellikle yoksul köylülerle dostluk kurarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif zenginlerden aldıklarıyla onlara yardım eder.


Hekimoğlu artık Gürcü Beyinin korkulu düşü olmuştur. Bu yüzden Beykendisini sürekli jandarmaya şikayet eder ve kesintisiz izletir. Hekimoğlu'nu ihbar etmeleri için çeşitli yörelerde adamlar tutar. Fakat halk koruduğu için Hekimoğlu'nu bir türlü ele geçiremezler.


Hatta bir defasında Beyin adamlarından birinin ihbarı üzerine Hekimoğlu'nun kaldığı evi jandarmalar basıyorlar. Bütün çevre kuşatılmıştır. Evin altında bir fırın vardır. Hekimoğlu fırıncının yardımıyla fırının ekmek pişirilen yerini arkadan delip kaçmayı başarır.


Hekimoğlu kaçmaya kaçıyor amahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Beyinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif iki amca oğlunu öldürttüğünü haber alıyor ve doğru Çiftlice köyüne iniyor. Gittiği ev muhtarın evidir. Bu Muhtar Hekimoğlu'ndan yana görünüyor oysa gerçekte Beyin adamıdır ve onunla


işbirliği içindedir. Nitekim adamlarından biri aracılığıyla ihbarda bulunur ve Hekimoğlu jandarmalarca sarılır. Hekimoğlu Muhtarın ****luğu yüzünden kıstırılmıştır. Büyük bir çatışma çıkar taraflar arasında. Adeta namlular kurşun kusmaktadır. Özetle yaman cenk olur orada.


Olayın sonucuna ilişkin iki söylenti var halk arasında :


1-Hekimoğluhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çatışma sırasında. çemberi yarıyorsa dahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif aldığı yaralar yüzünden fazla uzaklaşamadan ölüyor.


2 -Atına atlıyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif elini karın bölgesinden aldığı yaralara basarak Ordu'ya
kadar geliyor ve burada ölüyor.


Hekimoğluhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tipik bir erdemli başkaldırıcı örneğidir. Haklı bir nedenle dağa çıkıyor. Mertliğihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yiğitliği ve iyilikseverliğiyle halk arasında büyük ün yapıyor. Yoksulların dostuhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif onları ezen varsılların düşmanıdır.


Hekimoğlu denincehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hemen akla gelen bir özelliği de aynalı martinidir. Hekimoğlu Türküsü'nde geçen ve kendisinin adıyla özdeşleşen aynalı martinin özelliği şudur. Hekimoğluhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif özel olarak yaptırdığı mavzerinin üstüne bir ayna taktırıyor. Çatışmaya girdiğindehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bu aynayı: düşmanının gözüne tutarakhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gözünün kamaşmasınahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dolayısıyla hedefini şaşırmasına yol açıyor.


Bu yüzden Hekimoğlu'nun adı aynalı martinle özdeşleşmiştir.

suzim
15-12-2009, 02:54
Çanakkale İçinde 1
Yöre: Çanakkale Kaynak: İHSAN OZANOGLU
Derleyen: Mustan AKTÜRK Okunma: 4233

Anadolu halkının kahramanlığını destanlaştırdığı savaşlardan biri de Çanakkale cephelerinde olur. Büyük imkansızlık içinde verdiği bu çetin mücadeledehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bağımsızlığı için gerektiğinde çok şeyler yaratabileceğini bütün Dünyaya bir kez daha anlatmıştır.

Birinci Dünya Savaşı İtilaf Devletleri dediğimiz İngilterehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Fransa ve Rusya ilehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif İttifak Devletleri dediğimiz Almanyahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Avusturya ve İtalya´nın birbirleriyle savaşmasıyla başlar. Almanya´ya saldırabilmesi için Rusya´nın silah ve cephane ihtiyacı vardı. Bunun için Boğazlar yoluyla Rusya´nın İngiliz ve Fransız kuvvetleriyle birleşmesi gerekiyordu. Oysa ki Osmanlı Devletinin harbe girmesi üzerine Çanakkale boğazını geçmek için Osmanlı Devletine Çanakkale´de cephe açmaları gerekti. İtilaf Devletlerine ait bir donanma 18 Mart 1915´te Çanakkale Boğazı´nı geçmeye kalkıştı. Burada kahramanca çarpışan Türk kuvvetleri karşısında büyük kayıplar vererek geri çekildi. Bu sefer Gelibolu yarımadası´nın çeşitli yerlerine kuvvetler çıkararak karadan İstanbul´a yürümeyi denediler. Ne yazık ki yapılan sayısız hücumlar Türk süngüsü karşısında eriyip gidiyordu. Son olarak büyük bir taarruzla Gelibolu yarımadası üzerinden Marmara´ya ulaşmayı denediler. Ansızın yaptıkları bu taarruz da Anafartalar ve Arıburnuhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bölgelerinde benzeri görülmemiş bir müdafaa ile durduruldu. Türkleri bu cephelerde yenemeyeceklerini anlayan düşman buraları terk ederek çekilmek mecburiyetinde kaldı.

Yüzbinlerce şehit verdiğimiz bu savaşın bütün Anadolu´da heyecan uyandırmasıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bu savaşa doğudanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif batıdanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kuzeydenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif güneyden hasılı yurdun dört bucağından gönüllü asker gitmesindendir.

suzim
15-12-2009, 02:57
Nasıl yar diyeyim - Sıvas-Banaz yöresi


Pir Sultan Abdalhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Alevi toplumunun bagrından cikan en büyük halk ozanlarindan biridir.Yasami boyunca haksizliklara karsi mücadele etmishttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hatta asilacagini bile bile bu tutumundan vazgecmemistir. Siirleri ve direnisci tutumuyla nice kusaklara örnek olmustur. Pir Sultan’in siirleri ve deyisleri hala dilden dile ve agizdan agiza dolasiyor. Bu büyük insanin hayatina bakmakta yarar var.


Pir Sultan Abdal’in 1510/14 -1589/90 yillar arasinda yasadigi tahmin ediliyor. Öz adi Haydar olmasina karsi siirlerinde Pir Sultan mahlasini kullanir. Kendisi Sivas’in Yildizeli ilcesinin Circir bucagina bagli Banaz köyünde dünyaya gelmistir. Yirmi yasina bastiginda Seyit Ali Sultan Dede’nin dergahina baglanir ve ikrarini verir. Tam bes yil gece-gündüz demeyiphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif o dostluk ve muhabbet kapisina eli erdigincehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gücü yettigince katkida bulunur. Odun tasirhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif su getirirhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hasat kaldirirhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif konuklar agirlarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ac doyururhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif harama el sürmez ve dergaha bir tek haram lokma getirmez. Elinehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dilinehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif beline sahip olmak; onun da diger canlar gibi hic aklindan cikarmadigi bir temel ilke olur. Haydarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dergaha ve dolasiyla halka hizmetihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Hakk’a hizmet sayar. Makamlari adim adim alir ve sonunda „Pir" makamina erisir. Pir Sultan Abdal Seyit Ali Sultan Dede’den dedelik hirkasini ve Pirlik nisanini aldiktan sonra canlari tek tek dolasir ve dertlerini dinler. O günlerdehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Andadolu’da kötülük kol geziyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif zalim esen rüzgar ölüm türküleri söylüyordu.

suzim
15-12-2009, 02:57
Rüsvetci kadilarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yobaz müftülerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif zalim pasalar ve niceleri halkin alin terine bakmadan insanlarin hayatini ceheneme dönüstürüyorlardi. Özellikle Alevi toplumunu kafirliklehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif imansizlikla ve zindiklikla sucluyorlardi. gerek Selcukluhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gerekse Osmanli döneminde irili ufakli pek cok ayaklanma girisimi olmushttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif fakat hepsi basarisizlikla sonuclanmisti.Pir Sultan Abdalhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif zalimlerehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ezenlere karsi siirlerini bir silah olarak kullandihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ömrünün sonuna dek türkülerini hem de yüksek sesle söylemekten kacinmadi. Anadolu Alevilerinin zulme karsi baskaldirmalarina önderlik eden Pir Sultanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Hizir Pasa tarafindan asilmistir. Yine söylentilere göre Pir Sultan Abdal’in Seyyid Alihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Pir Muhammed ve Er Gayib adli üc oglu ile Sinem adli bir de kizi vardi.


Nasıl yar diyeyim - Sıvas-Banaz yöresi


Nasıl yar diyeyim ben böyle yare
Mecnun edip çöle saldıktan sonra
Alemin bağında bülbüller öter
Giden benim gülüm solduktan sonra


Coşkun sular gibi çağlamayan yar
Gönlünü gönlüme bağlamayan yar
Benim şu halime ağlamayan yar
Daha ağlamasın öldükten sonra


Pir Sultan Abdal'ım sürem bu yolu
İnsanın kamili olmuşam kulu
İster yağmur yağsın isterse dolu
Gidem ben ummana daldıktan sonra
Pİr Sultan Abdal

suzim
15-12-2009, 02:58
Dersini Almışta Ediyor Ezber


Yozgat şehri 1760 yılı başlarında Bozok Yaylasının yeşillik etrafı ormanlarla çevrili içinde binbir çeşit kuşun ötüştüğü bir sahada kurulurken; Yozgat halkı o zaman yarı göçebe ve sürülerini besleyerek hayvancılıkla uğraşırhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hayatlarını bu yoldan sağlarlardı. Bu ozanların çoğunluğunu Sorgun ilçesindeki ozanlarımız oluşturmaktadır.


Bozok yaylasında otlayan bu sürülerin birini de Sürmeli Bey adında bir Türkmen Yörüğü otlatırdı. Halk tarafından sevilen bu yanık sesli halk ozanı elinde kavalıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sırtında sazı Yozgat´tan Akdağmadeni´ne uzanan ormanların içinde sürüsünün içinde dolaşırdı. Bazen bir çamın dibine rastlanır. Sazının tellerini konuşturur bazen bir derenin kenarında kavalını çalarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif aşık olduğu gönlünün sevgilisini düşünürdü.O sevgili ki güzelliği Bozok yayla´sına yayılmışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ahu gözlühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sürmeli kaşlıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ay yüzlü bir dilberdi. Babası bir Türkmen beyi idi ve çok sert bir adamdı. Sürmeli Beyhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ailesini salarakhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif babasından sevdiğini istetirhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif mağrur adamhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kızını bir çobana vermeye yanaşmaz. Araya beylerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ağalar girer ama boşunahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir türlü gönlü olmaz kızın babasının ve iki sevgili birleşemezler.


Üzüntüsünden sürüsünü bırakan Sürmeli Bey alır sazını eline beşçamlar mevkiinde kendine bir dergah kurar. Aşkınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yanık türküleriyle dağlara ağaçlara anlatır. Küser otağınahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif obasına ve Akdağlar´a kadar uzanan çamların arkasında onu bir daha gören olmaz. Dertli kavalına üflediğihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif işli sazına söylettiği nameler kalır geriye. O gün bu gündür dillerde yankılanır Sürmeli Bey´in türküleri.


Dersini Almış Da Ediyor Ezber
Sürmeli Gözlerin Sürmeyi Neyler
(Aman Ben Yarelendim Aman)
Bu Dert Beni İflah Etmez Deleyler
Benim Dert Çekmeye Dermanım Mi Var
(Aman Aman Sürmelim Aman)


Kaşın Çeğmelenmiş Kirpik Üstüne
Havada Bulutun Ağdığı Gibi
(Aman Ben Yarelendim Aman)
Çiğ Gibi Düşmüş De Gül Sineler Islanmış
Yağmurun Güllere Yağdığı Gibi
(Aman Sürmelim Aman)

suzim
15-12-2009, 02:59
Bi Cigara İç Oğlan

Siverek'in meşhur mevkiilerinden Hacı Pınar düzünde dükkanı olan Bakkal Mahmud'un güzel mi güzel bir kızı vardır.

Olayın yaşandığı dönemde Siverek'te bulunan Süvari alayında askerlik görevini yapan bir genç Hacı Pınarındaki Bakkal Mahmud'un dükkanının önünden geçerkenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif babasına yardım için dükkanda bulunan kızı görünce mıhlanır kalır.
Gözü kızdan başka birşey görmez olur. Kız da bunun farkına varır. Asker bundan sonra sık sık alışveriş bahanesi ile oradan gelir gider. İki genç birbirine vurulmuşlardır. Gençlerin tavırları komşularının da dikkatini çeker. Kizin babası da işin farkına varır. Asker kızı babasından ister. Ancak bu yabancı gence verecek kızı yoktur babanın. Kız derdini türküye döker ve oğlana "Şimdi söyleyeceklerini duyunca üzülmemesi için"http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif "Bir cigara(sigara) iç oğlan" iç ki üzüntün biraz azalsınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif "Gel kapıdan geç oğlan"http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif "Beni sehen(sana) vermezler" boşuna uğraşma beni sana vermezler der. Bu sevdaya dayanamazsın http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.giferimeni ve yıkılmanı istemiyorum. "Bu sevdadan geç oğlan" diye sevdiğinin umudunu kesmesini ister. Oğlan isehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif içindeki sevda ateşini "Hacı Pınar'ın düzühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif felek ayırdı bizi" deyip kızı vermeyen anne babayı feleğe benzeterek sitemini dile getirir. "Bakkal Mahmud'un kızıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yaktı yandırdı bizi" dizeleriyle bu sevda ateşinin yüreğini yakıp kavurduğunu dile getirir. Kız ise oğlanın kendisine de sitem ettiğini sanarak "Oğlan seni seviyemhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kimselere demiyem" diyerek oğlana sevdalı olduğunu belirtir. "Anam babam vermiyor da onlara edemiyem" sözleriylehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif istemeyenin kendisi olmadığınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif anasının babasının vermediğini ve onlara da gücünün yetmediğini anlatmaya çalışmaktadır.

Nihayet babasının kızı vermeyeceğini anlayınca kızla anlaşarak kaçmaya karar verirler. Sözleştiği bir gece kızı atına attığı gibi kaçırır ve kendi memleketine götürür. Araya yıllar girer. Çoluk çocuk derken barışırlar. Daha sonra Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesine yerleşirler. Hayatlarının sonuna kadar burada yaşarlar.


Bir cigara iç oğlan
Gel kapıdan geç oğlan
Beni sehen vermezler de
Bu sevdadan geç oğlan di gel gel

Oğlan seni seviyem
Kimselere demiyem
Anam babam vermiyor da
Onlara edemiyem di gel gel

Hacı Pınar'ın düzü
Felek ayırdı bizi
Bakkal Mahmud'un kızı da
Yaktı yandırdı bizi di gel gel

Kekliğim avla beni
Dağlara salma beni
Gece yanında uyut
Gündüzler bağla beni di gel gel

Türkünün Yöresi: Siverek
Türkünün Kaynağı&Mahlası: Ramazan ÖZGÜLTEKİN

suzim
15-12-2009, 02:59
Erzinca'a Girdim

Erzincan’a girdim ne güzel bağlar
Erzurum’a vardım dumanlı dağlar
Elleri koynunda bir güzel ağlar
Oy anam anam hallarım yaman

Yüce dağ başında çadır açarım
Nazlım seni burdan alıp kaçarım
Kahve bulamazsam kenger içerim
Oy anam anam hallarım ağlar

Anama söyleyin lamba yakmasın
Çuha şalvarıma uçkur takmasın
Oğlum gelir diye yola bakmasın
Oy anam anam hallarım yaman

hikayesi :

“Erzincan’a girdim ne güzel bağlar.”http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Erzincan Halk Türküleri içinde en çok sevilen bir uzun havadır.
Güzel olduğu kadar da acı bir gerçeği dile getirir.

Erzincanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yemyeşil beldelerimizden biridir.
I. Dünya Savaşı yıllarında bu “güzel bağlar” da tıpkı o günkü Erzincanlılar gibi
hüzünlüydü .
Çünkü bu bağlar terk ediliyordu. 1916 yılındahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ruslar Erzurum’u almış Erzincan’a doğru ilerliyorlardı .
Halen yaşlı Erzincanlıların hatıraları arasında kalan genç nesillerin masal havası içinde dinledikleri “Muhacirlik”http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
binlerce Erzincanlının Anadolu içlerine göç etmesini ve
aylar sonra Erzincan’a geri dönmesini hikaye eder.

Bu türkü o acı hatıraların yaşandığı hüzünlü Erzincan'ı dile getirir.

suzim
15-12-2009, 03:00
Sarı Yıldız Mavi Yıldız


Şöyle rivayet ederler kim: Evvel zamanda Sivas ilinden bir kervancı Halep'ten mal getirir. Tam üç yıldır kervancılar yurtlarındanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif baba ocaklarından ayrı düşmüşlerdir. Gurbet ilin kahrı üç yılın hasreti yüreklerinde. Kiminin yolunu anası-babası kimininkini sevgilisi kimininkini de çocukları gözlüyor.


İçlerinden en genci kara yağız uzun boylu bir delikanlı... adı Veyselhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Veysel'in bıyıkları daha yeni terlemiş...


Bunlar Halep'ten aylarca yol ala alahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif en sonundahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif karlı fırtınalı bir kış günü Sivas'la Kayseri arası yıkık bir Selçuk hanına kendilerini zor atarlar... Handa gecelemeğe karar verip yüklerini çözerler.. Bir insan çok uzaktan günlerce aylarca yol alarak yurduna yaklaşır. Yurduna yaklaştığı zamana kadar içinde o kadar rahatsız edici dürten bi duygu olmaz.. Vakta ki memleket kokusu insanın burnuna gelir içindeki hatıralar depreşir işte o zaman içinde kıyamet kopar... Bir şey durmadan seni oraya doğru çeker... "Ya bir kanat versehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ya bir kuş olsam..." dedirtir.


Sivas çok yakındı. Kervancılar yerlerinde duramıyorlardı. Akşam oldu. Yataklarını serip içine girdiler... Ama hiç birini uyku tutmuyordu. Veysel'in nişanlısı.. Nişanlı olduğu gibi Veysel'in gözünün önünde.. "Yatamıyorumhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hayal meyal düşlerden.."


Veysel iki de bir yatağından kalkıphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ışıdı mı diyehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif doğudan yana bakıyor.. Veysel bir türlü yatakta duramıyor... Sabahhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir olsa! Şimdihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif geceden yola çıkılmaz mı? diyor Veysel... Kar kar... Allah'ın belası bir fırtına var.


Gün ışımadan öncehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif doğudahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tam günün doğacağı yerde bir yıldız gözükür. Sabah yıldızıdır o.. Sabah yıldızı gözükünce yola çıkılır.. Sabah yıldızı bir gözükse.. Bu gecehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir gece değil; karanlık bir yıldır.


Veysel sevinçle çoktan beri durup seyrettiği doğuda kocamanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yalp yalp ışıyan bir yıldız görüyor.. Delicesine bağırıyor:

suzim
15-12-2009, 03:01
"Sarı yıldız... Mavi yıldız..."


Telaşla kervanı yüklüyorlar.. Kar savuruyor.. Geceye ve sarı yıldıza kar yağıyor.. Gece ve sarı yıldız üşümüş. Kervan yola düşüyor.. Kervancılarsa sevinç.. Geceye kara sarı yıldıza karşı şarkılar söylüyorlar.. "Bir bulut oynadı Sivas ilinden.. Ucu telli mektup geldi gelinden.." Yarın Sabah Sivas'ta olacaklar.. Veysel'i sorsanızhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Veyselhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kervandan belki beş yüz metre ilerde.. Atıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ağaçlar boyu yüklemiş karı göğüslüyor.. Athttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bazan yorulup bazen yavaşlıyor.. Veysel atı öldürecek gibi.. Veysel atı kırbaçlıyor.. Bir hayli yol alıyorlar.. Karhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif arada açılıphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ortalık süt liman oluyor ve Sarı yıldız oturmuş oraya.. Sarı yıldız.. Sarı yıldız.. Sarı yıldız çoktan kaybolmalıydı.. Gün doğmalıydı çoktan dağların ardından. Tan yıldızı ışımışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ışıdı demekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif biraz sonra gün doğacak demektir... Gün nerelerde?


Kar daha savuruyor... Fırtına döndürüyor.. Bir zaman geliyor ki kervan toptan kara gömülüyor. Zar-zor kervanı kar altından çıkarıyorlar.. İçlerinde kimisi "dönelim!" diye ayak diriyor.. Ötekiler dinlemiyorlar... "İşte sarı yıldız. Biraz sonra nasıl olsa gün doğar..." ve dönmüyorlar. Githttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif git! Sarı yıldızın bir türlü kaybolduğuhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif günün doğduğu yok.


"-Biz uykuluyuz da onun için zaman bize çok uzun geliyor. Nasıl olsa biraz sonra gün doğacak." diyorlar.


İçlerinden hiçbirinin aklına bu yıldızın tan yıldızı olmayacağı gelmedi.. Gözleri yıldızda.. Boyunahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kara bata çıka yol alıyorlar.. Sivas ovasının kar altındaki uçsuz bucaksız düzlüğühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gidiyorlar gidiyorlar bitmiyor... Aklı başında eski kervancılar felaketi sezinliyorlar. Kervancıbaşıyahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Veysel'ehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif daha öteki gençlere: "Dönemlim!" diye yalvarıyorlar.. Kervancıbaşı da genç.. Veysel'in yüreğindeki aşk da gittikçe ateş alıyor.


Veyselhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif arkadaşlarına yıldızı gösterip: "Hepiniz bilirsiniz ki yıldız doğduktan sonra gün ışır..."

suzim
15-12-2009, 03:02
Arkadaşları ne desinler!.. Bu yıldız doğduktan sonra gün ışır. Ama yıldız ne zamandan beri orada öylecene duruyor... Ne gün ışıyor ne bir şey.. Bir kaç kere dönecek oluyorlar dönseler nereye dönecekler.. Çarnaçar gidiyorlar... En sonunda gide gide şimdiki "Kervankıran" dedikleri yere varıyorlar. Ve orada bir tipi başlıyor; görülmedik. Kar tepeden tepeye savuruyor. Sarı yıldız tipinin arkasında.. Ve neden sonra gün usuldan usuldan karşı dağın arkasından gözüküyor. Kervan nerede? Kervanı koydunsa bul!


Bahar geliyor.. Bahar gelip toprak kabarıyor.. Çimenler yeşerip karlar eriyor.. Kervan kırandan geçen ilk yolcu atı eşeği katırı develerihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif insanları ile bir kervanı orada kara toprağa üst üste yığılmış buluyor... Bütün kervan üst üste yığılmış.. Yalnız beş yüz metre ileridehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif toprağa boylu boyunca uzanmışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif atın dizginleri elindehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ileri doğru uçar gibi yatıyor... Üstüne de yeşil sinekler inip kalkıyor... Ve onları yerlerinden bir santim bile ayırmadan oldukları yere atıylahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif katırıylahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif eşeğiyle gömüyorlar.. Kervankıran dedikleri yerden geçersenizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif mezarları görürsünüz.. Veysel'in topluluktan ayrılmış mezarıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif daha ileri doğru uçar gibidir..


Ve bu olay üstüne Anadolu insanlarıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif türlü türlü türküler çıkarmışlardır. Bu türküleri şairlerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif şair olmayanlarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif olayı kim duyup ta yüreği yandıysa ver yansın etmiş Kervankıran üstüne.. Az daha unutuyordum.. O yere Kervankıran dedikleri gibihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif o yıldıza da "Kervankıran yıldızı" demişlerdir.. Hangi Anadolu köylüsünehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif "Bana Kervankıran yıldızını göster" dersenizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hemencecik size gösterir...


Arkasından da bu olayı anlatır.

suzim
15-12-2009, 03:03
Açılın Kapılar


Vaktiyle Hafik ilcesinin Sofular köyünde Hizir adinda bir genc varmis.O zamanlar bu köyün halki Alevi imis.Zamanla yoldan cikmislar.Onlarin bu durumunu begenmeyen Hizir köyden ayrilmaya karar vermis cikmis yola.Ha surasi ha burasi derken Banaz´a kadar gelmis.Pir Sultan´in yanina azap durmus.Sonra da müridi olmus.Aradan seneler gecmis bir gün Hizir:
"Pirim demis; Sen herkese himmet ediyorsun herbiri cesitli makamlara geciyor ne olur bana da himmet et büyük adam olayim ben de bir makama geceyim."


Pir Sultan söyle bir düsündükten sonra gülümsemis. "Ulan Hizir ben dua ederim belki sen de büyük adam olursun; Hatta pasa vezir de olursun ama sonunda gelip beni astirirsin."


Yine de duasini eksik etmemis.Hizir İstanbul´a gidip saraya girmis.Agahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Kapicibasihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Pasa Beylerbeyi derken vezir olup Sivas valiligine atanmis.Pirini unutmamishttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif haber gönderip huzuruna getirtmis.Hürmethttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif izzethttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ikram derken bir hayli de sohbet etmisler.Yemekte mükellef bir sofra donanmis.Pir Sultan yiyeceklere söyle bir bakip hemen geriye cekilmis.Pasa sasirmis.


"Birsey mi oldu pirim?". Pir Sultanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif "Hizirhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif demis; Bu yemeklerde zina kokuyor.İcinde yetim hakki varhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sen bunlari haram para ile yaptirmissin." Hizir Pasa "Yok pirim" dediyse de dinletememis.Ama bir hayli de icerlemis.Pir Sultan biraz daha ileri gidiphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif "Bunlari ben degilhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif köpeklerim bile yemez.İstersen cagirayim da gör" demis.Hemen ünlemishttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif köpekler aninda gelmisler.Bir tepsiye haram yemekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir tepsiye helal yemek konmus.Önce haram yemekler getirilmis.Köpekler söyle bir koklayip geri geri cekilmisler. Arkasindan helal yemeklerle dolu tepsi gelmis.Köpekler onu da kokladiktan sonrahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kuyruklarini sallaya sallaya yemeye baslamislar.Bu hakarete cok kizan Hizir Pasahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hirsini yenemeyip pirini Toprakkale´ye hapsettirmis.

suzim
15-12-2009, 03:04
Eh... Ne de olsa piri.Hirsi gecince bir bahane ile affetmek istemis.Zindandan cikartip demis ki:

"Bana icinde Sah´in adi gecmeyen üc deyis söylersen seni affedecegim.Yokhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif söylemezsen kendin bilirsin" Pir Sultan "Peki öyleyse" deyip tezeneye söyle bir dokunmus vehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif

"Acilin Kapilar Sah´a Gidelim"http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
"Kul Olayim Kalem Tutan Ellere" ve
"Karsida Görünen Ne Güzel Yayla" adli degisleri okumus.
(Tüm degislerde Sah´in adi defalarca geciyor)

Pirini affetmeye hazirlanirkenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif onun hemen her firsatta Sah´i anmasi Hizir Pasa´yi cileden cikarmis.Ne söylediginihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ne yaptigini bilemez hale gelmis.Yanindakilere emretmis:

"Asin bunu".

iste pir sultanin o zalime karsi söyledigi siirinden bir tanesi

- Açilin Kapilar Saha Gidelim -

Hizir pasa bizi berdar etmeden
Açilin kapilar Saha Gidelim
Siyaset günleri gelip yetmeden
Açilin kapilar saha gidelim

Gönül çikmak isterhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sahin kösküne
Can boyanmak isterhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ali müsküne
Pirim Ali on ik'imam askina
Açilin kapilar saha gidelim

Her nereye gitsemhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yolum dumandir
Bizi böyle kilanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ahd-ü amandir
Zincir boynum sikti hayli zamandir
Açilin kapilar saha gidelim

Yaz selleri gibi akar çaglarim
Hançer aldimhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif cigercigim daglarim
Garip kaldimhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif su arada aglarim
Açilin kapilar saha gidelim

Ilgin ilgin eser seher yelleri
Yare selam eylen urum erleri
Bize peyik geldihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sah bülbülleri
Açilin kapilar saha gidelim

PIR SULTAN'im eydür mürvetli sah'im
Yaram bas verdihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sizlar cigergahim
Arsa direk direk olmustur ahim
Açilin kapilar saha gidelim

'' Pir Sultan ABDAL ''

suzim
15-12-2009, 03:06
Ilgıt Ilgıt Esen Seher Yelleri


Aşık Said 1251 (1835) yılında Kırşehir iline bağlı Toklumen Köyünde doğmuştur. Değirmenci Oğulları denen bir aileden gelmektedir.


Said okuyup yazmayı önce köyün hocasından öğrenmiş sonra 18 yaşlarında Kayseri'ye giderek iki buçuk yıl medrese öğrenimi görmüştür.


Üç kez evlenmiş ve bir çok çocukları olmuştur. Bunlardan dördünün erkek birinin kız olduğu kesindir. Ayrıca bir oğlu ile bir kızının olduğu da söylenmektedir. Adil ve İbrahim adlarındaki iki oğlu aynı günde ölmüş. Nuri adındaki oğlu 1290 (1874) deki büyük kıtlıkta keme (domalan) toplamak üzere Kızılırmak'ın karşı kıyısına geçerken sandalın devrilmesi sonucu boğularak ölmüştür. Şairin kendisinden sonra yaşayan tek oğlu O'nun gibi bir halk şairi olan Aşık Seyyah'dır.


Haşim adındaki bir kardeşi Silifke'de mutasarrıflık yapmıştır. Aşık Said Kızılırmak üzerinde kayıkçılık yapardı. Çiftçilikle de binicilik sevdiği uğraşlardı. Emmileri de kayıkçılık yapıyormuş öyleyse bu uğraş onlardan gelmiş olmalı kendisine. O bir taraftan kayıkçılık yaparkenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir taraftan da ülkenin bir çok il ve ilçelerini dolaşmış ve sazına oralardan da teller bağlamıştır. Dörtlüklerinde çok yerleri gezdiğini dolandığını bildiriyorsa da adlarını saymıyor. Görüşmelerimizden ve şiirlerinden çıkarabildiğimiz kadarıyla Ankara İstanbul Bursa Eskişehir Konya Kayseri Maraş Antep Adanahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Mersinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Silifkehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Tarsus İzmir Manisa Haymanahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Şereflikoçhisarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Aksaray Keskin bunlardan bazılarıdır. Ayrıca Yemen'e de gitmiştir. Gezdiği yerlerde etkilenme derecesine göre şiirler yazmışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif türkülerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif düzmüş.


Bölgedeki yaşlı ve konuya yakınlık duyan kişilerden Aşık hakkında edindiğimiz diğer bazı bilgilerin de buraya aktarılması uygun düşer sanırız.


Bir görüşe göre dôrthttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir gôrüşe göre altı yıl askerlik yapmış Yemen'de. <> başlıklı şiirindehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif asker olarak Yemen'e gittiğini belirleyen bir açıklık yoksa dahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bölgede askerlik hizmetinihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Yemen'de yaptığını savunanlar az değildir. Nitekim askerden sevgilisine yolladığı <> adlı şiirindeki:


Leylayı yitirmiş Mecnuna döndüm
Yana yana ıssız çölü beklerim


mısraları askerliğini Yemen'de yaptığı şeklindeki görüşleri oldukça açıklığa kavuşturmaktahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif buna <> şiirindeki :


Yemen'den karalı haber geliyor
Nice yiğitler de hasret ölüyor


sözleri de eklendiğindehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif askeriliği Yemen'de yaptığı büyük oranda doğruluk kazanıyor.

suzim
15-12-2009, 03:07
Türkü söylemeğe genç yaşında başlamış ve sözlerini sazının tellerine ustaca dökmesini becermiş. Bağlama çalmayı kendi kendine öğrendiğini küçük yaşta başladığını söyleyenler çoğunlukta ise de çocukluğunda komşu köylerden birinde ünlü bir saz erinin yaşadığını ve bu usta kişiden öğrenmiş olabileceğini ileri sürenlerde çıkmıştır. Bu kişilerin sözleri tahminden öte geçmediği gibi isim ve yer de bildirmediklerinden ve hayli azınlıkta olduklarından Şair'in bağlamayı kendi kendine öğrendiği daha çok kesinlik kazanıyor.


Kırk beş yaşına kadar sazını ilhamlarının dili haline getiren Aşıkhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bu yaştan sonra çok sevdiği sazını bırakmıştır. Sazını erken bırakması iyi mi olmuşturhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kötü mü bilemeyiz. Gerçek şu kihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Aşık Said bu gün bağlama tellerinden dökülen türküleriyle yaşayan ozanlardan biri. Türkülerinin çoğuhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif memleketi olan Kırşehir ve çevresinde hala yaşamaktadır. Derlenemediği için unutulanlar olsa bile. Ayriyeten incelemeler sırasında Kırşehir folklorundaki yerini ve önemli payını saptamış bulunuyoruz. Üstelik yaşadığı dönemde de türkülerinin yaygın ve tutulur olduğu tartışmasız söyleniyor.


Genel kanı Aşık Said'in yanık ve çok güzel olduğuhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif türkülerini içinden geldiğince okuduğu başladığını tamamlamadan geçmediğihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dinleyenlerin ona uyarak sessizce ve zevkle havasına girdikleri biçimindedir. Görüşmelerimiz sırasındahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bağlamayı ender bir ustalıkla çaldığınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir söylediği parçayı uzun bir süre geçmeden bir daha söylemediğini öğreniyoruz. Bize verilen bilgiye görehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif şu örnekler anlatılanları doğrular niteliktedir:


Bir düğünde davetliler arasındahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif zamanın önde gelen eski bir bağlama erbabı da bulunuyor. İlkin bu sanatçı alıyor tezeneyi ve yumuluyor sazın göğsüne ve tellerine. Çalıyor ve söylüyor. Dinleyenler mest oluyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir hayranlık rüzgarı esiyor oracıkta. Sonra sıra genç Aşık Said'e geliyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hem çalıyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hem söylüyor. Sesi ve sazı o kadar güzelmiş kihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kendisini ilk kez dinleyen ünlü kişi bağlamasını eline alarak ayağa kalkmışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif övgüsünü damgalar gibi ortasından kırıvermiş herkesin önünde.

suzim
15-12-2009, 03:08
Gene bir günhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dört gelin kız su dolduruyor bir pınardan. Oradan geçmekte olan Saidhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir söğüdün gövdesine yaslandıktan sonrahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif <> diye başlıyor çalıp çığırmayahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kızlar bu güzelhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bu yanıkhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bu içten konser karşısında testilerini yere çalarak beğenilerini açığa vuruyorlar.

Bütün bu özelliklerinin normal gereği isehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Said'i zamanın arananhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif beklenen kişisi yapmasıdır. Her taraftan sık sık ziyaretine gelenler olurmuş. Çoğunluk ise avcı arkadaşları. Yaşlı bir köylü hem kendi gördüklerinehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hem de duyduklarına dayanarak şunları açıklıyordu bu konuda: Said'in deden kalma bir odası varmış. Çevre köylerden ve daha uzak yerlerden Said'i ziyarete gelenler eksik olmazmış. Gelenler dedesinin köy odasında ağırlanırhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bazen sabahlara kadar yarenlik edilirhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çalınırhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif söylenirmiş. Gelenler bu odada gecelerlermiş. Bundan da. anlaşılıyor ki Aşık'ın adı biliniyor ye söylüyordu dillerde: <> şiirinde bunu kendisi de açığa vuruyor:
<>

Said'in bir tutkusu da şahan. Ava çıktığında olduğu gibihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çıkmadığı zamanlarda da elindehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif omzunda şahanla dolaşırmış. Aşik'ın şahana olan sevgi ve tutkusunu şiirlerinde de görüyor ve bize verilen bilginin gerçek olduğu sonucuna varıyoruz:

Yavru bazım konmuş kolun üstüne
Dökmüş saçlarını belin üstüne
Şahinimi salmış idim yabana
Mail oldum ben bir kaşı kemana

Ün eyledim yüce dağlar salından
Gözü kara bir balaban kuş ile
Elde bazım kalktım keklik avına
Yol alanda Ağızboz'un dağına

Bir şiirinde de şöyle duyurur kolundaki Şahini:

Davet olsam dost köyüne okunsam
Yavru şahinimi kolda götürsem.

suzim
15-12-2009, 03:09
Bu örnekler dışındahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif şahan şahin balaban baz gibi adlarla bu kuşlara düşkünlüğünü belli eden satırlarına çokça rastlıyoruz.


Aşık Said'in kadınlara olan eğilimi ayrı bir özelliği olarak çıkıyor karşımıza. Ne var ki bu noktadaki görüşler şehre ve köye göre değişiyor. Kırşehir'de kadınlara aşırı düşkünlüğün kanısı yaşarkenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kendi köyündehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif <> şeklinde söyleyenlere rastlıyorduk. Gel gelelim şiirleri ve hayatına ait kısa bilgiler birinci görüşü daha bir haklı çıkarır nitelik taşıyor.


Gene köyünden edindiğimiz bilgiye göre dindarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif namazını kaçırmayanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çok dürüst ve doğru bir karakter adamı imiş. Zaten bu ve benzeri özelliklerinin sosyal yanı olan bütün şiirlerindehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kuşkuya yer kalmayacak şekilde tam bir açıklıkla görebiliyoruz.


Evet ozanın yaşadığı dönemle ilgili bilgiler şimdilik bu kadarla bitiyor. Bitiyor amahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir perde eksiğiyle ancak. Derken bir gün gelmişhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bağlamış Said'i hasta döşeğine. Ne var kihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif elinden ve dilinden alamamış türküsünühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif koşmasınıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif destanını. Söylemişhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yazmış hasta yatağında bile yaşlı Ozan. Hem de geleceğini kestiren bir adamın acı gerçeklerini yaşıyordu artık. Biraz yakınmalıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tersine minnetsiz ve üstelik korkusuz :


Yüklettin bahranı kaçarım diye
Kol kanat bağladın uçarım diye
Şu yalan dünyadanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif göçerim diye
Kırdın kanadımı kolumu felek


Gözümden akıttım demü zarımı
Felek yaman aldın kolay yanımı
Vadem yetti ise gel al canımı
Sana minnet etmem bir canı felek


Şu yalan dünyada yolumuz büke
Çevirdim yönümü yalvardım hakka
Giydirdin gömleğe istemez yaka
Yolumu yolsuza düşürdün felek

suzim
15-12-2009, 03:09
Hasta döşeğinde böyle yazan Aşıkhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ardından minnet etmediği canını da veriyor ve Toklumen'e gömülüyor. Yazıkhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif fırsat buldukça gittiğimiz bölgedehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hele Aşık'ın kendi köyünde yaptığımız soruşturmalarda mezarının yerini bilen kimse çıkmamıştır.

Öldüğünde 75 yaşındadır. Yıl 18 ikinci Kanun 1326 dır. (18 Ocak 1910) Yastığının altından kendi el yazısıyla yazılmış <> de çıkmıştır:

Said bu rüyaya aldanama boşa
Götü azık bir gün gelecek başa
Senin günahların gökleri aşa
Sana baki değil bu Toklueğemen

Evet Toklumen ona da kalmamıştır. Zaten o da herkes gibi bu dünyada konuk olduğunu biliyor ve şöyle açıklıyordu önceden:

Anamın rahminden yere düşmeden
Dokuz ay yaslandım handa misafir
Bu günhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif geldim ise yarın giderim
Ben bir ulu kervan hana misafir

Gayri Aşık'ın da misafirliği de bitiyordu. Misafirliği bitmeyen ise onun sözlerihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sazından kalan seslerdi. Bu gün var olanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yaşayan iki gerçek.

Kaynak : Aşık Said

suzim
15-12-2009, 04:04
devamı gelecek :)

suzim
16-12-2009, 00:36
Aktaş Diye Beledigim


Ak Taş Diye Belediğim - Doğu Anadolu yöresi

Dünyanın her yerinde çocuk bir ailenin devam etmesi için şarttır. Özellikle Türklerde erkek çocuk soyun devamı için çok önemlidir.

Yıllar önce Anadoluda yaşayan yiğit bir beyoğlu severek güzel mi güzel bir kızla evlenmiş. Kırk gün kırk gece düğün yapılmış. Uzun zaman çok mutlu yaşamışlar. Fakat genç gelinin bebeği olmuyormuş. Hekimlere gitmişlerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hocalara danışmışlar fakat kadir mevlam vermeyince vermiyor. Beylik üstünde kara bulutlar gibi söylentiler dolaşmaya başlamış. “ Eğer Beyimizin oğlunun bir erkek evladı olmazsa ocak sönüp gidecekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif biz başsız dağılacağız. Beyoğlu eşinin üstüne bir eş daha almalı ki kendisine döl versin” Bu dayatmalar karşısındahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif halkın isteğine boynu kıldan ince Beyoğlu güzel eşine danışarak ikinci bir eş daha getirmiş ocağına. Bir yıl sonra da topaç gibi bir oğlan çocuğunu almış kucağına.
Ama ilk gelin kumalığa dayanamamışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sevdasını paylaşamamışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif vurmuş kendini dağlara.. Bir aktaş bulmuş http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif onu kucağına alarak mintanıyla sararak türkü çığırıp erenlere karışmış..

Ak Taş Diye Belediğim Türkü Sözleri

Aktaş diye belediğim
Tülbentime doladığım
Hak’tan dilek dilediğim
Mevlam bu taşa can versin

Yoldan geçen yolcu kardeş
Ben kimlere olam sırdaş
Kırşehir’de Hacı Bektaş
Mevlam bu taşa can versin

Bebeksiz oldum divane
Ben ağlarım yane yane
Konya’da Ulu Mevlana
Mevlam bu taşa can versin

Yoldan giden yolcu baba
Sırtında var yeşil aba
Osmancık’ta Koyun Baba
Mevlam bu taşa can versin


Kaynak : Anonim

suzim
16-12-2009, 00:37
Doğu Anadolu yayalarında güzeller güzeli Fatma Kız yaşarmış.Çarşaflıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif örtülü olmasına rağmen yürüyüşü öyle havalıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif endamı öyle güzelhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sesi öyle tatlıymış ki bütün erkekler Fatma'yı görebilmekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sesini duyabilmek için evinin etrafında dolaşır..çeşme başını gözlerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif köy kadınlarının çamaşır yıkadıkları gölde pusuya yatarlarmış.
Fatma'da cin mi cin..herşeyin farkındaymışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifsıcak der yüzünü açarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif aman der çarşaftan dışarı narin beyaz kolunu çıkarıp onu gözetleyenleri aşk ateşiyle kavururmuş.
Köylerde kızlar evlerde toplanıp türkü çığırır oynar yahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Fatma o geceler oyunların en hasını döktürürmüş.Tabii köyün gençleri dışarda toplanırhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif evin içindeki oyunları pencereden izlermiş.
O sıralarda köyde düğün varmış. Fatma yine her işin ucundan tutuyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif iki dünür evi arasında koşturup duruyormuş. Düğüne davetli öteki köyün delikanlılarından biriyle de aynı işvesiyle eğlenmekteymiş. Rivayete göre bir iki kez de gölbaşında buluşmuşlar..
Düğün günü gelmiş çatmışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifoyunlar halaylar..Havaya sıkılan kurşunlar..Ve serseri bir kurşun dam başında oynayan Fatma'yı bulmuş..
Bu türkü de ondan sonra yakılmış..


Kaynak : Yıgınkili Muhammet
Elazığ Türküsü

suzim
16-12-2009, 00:38
Beni Hor Görme Kardeşim - Şarkışla yöresi


Aşık Veysel hayatini anlattığı bir siirinde "Ücyüz-onda gelmisidim cihana" diyor. Yıl 1894 oluyor hesapca. Sivas'a bagli Sarkisla ilcesinin Sivrialan Koyunde dunyaya gelmis. Anasi Gulizar bir yaz gunu koy dolaylarindaki Ayipinar merasina koyun sagmaya gittiginde; oracikta bir yol ustunde dogurmus Veysel'i. Gobegini de kendi eliyle kesmiş. Yaman kadinmis Gulizar ana. Bebesini bir caputa sarip yuruye yuruye koye donnus. Babasl Ahmet; bebenin adini Veysel koymus. Yillar gecmis aradan buyumus konusmus yurumus Veysel cocuk. Boylece yedi yasina varmls. O yll bir cicek hastaligi salginı olmus Sivas'ta. Kucuk Veysel de yakalanmis. Sol gozunde http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifcicegin beyi cikmis kendi deyimiyle... Göz akip gitmis. Sag gozune de perde inmishttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif onceleri. Yalniz ışığı secebiliyormushttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bu gözüyle. Babasina "Çocuğu Akdagmadeni'ne götürhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif orada bu gozunu acacak bir doktor var." demisler. Sevinmis Ahmet emmi. Gel gor ki talihsizlik yine yakasml blrakmamls Veysel'in. Bir gun inek sagarken babasl yanina gelmis. Veysel ansizin donuverince; yakinda bulunan bir degnegin ucu oteki gozune girivermis. O goz de aklp gitmis boylece. Veysel'in Ali adinda bir agabeyisi ve Elif adinda bir kizkardesi varmıs. Hepsi cok uzulmusler Veysel'in kotu kaderine.


Babasi merakli adammis. Halk ozanlarindan siirler okuyup ezberleterek avutmaya calismis oglunu. Sivas'in koyleri saz sairleriyle dolu. Onlar da ara slra gelip Ahmet emminin evine ugrarlarmls. Veysel ilgiyle dinlermis calip soylediklerini. Babasıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif oglunun ilgisini gorunce; bir saz allp vermis ona. Ilk saz derslerinihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif babasinin arkadasi olan Camsih'li Ali Aga'dan almls. Ve gitgidehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kendini iyice saza vermis Veysel. Unlu Halk ozanlarinin siirlerini callp soylemis bir zaman. Yirmibes yasindayken (1919) anasihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif babasi Veysel'i Esma adinda bir kızla evermisler ve kisa sure sonra ikisi de gocup gitmis bu dunyadan (1921). Aci ustune aci gelmishttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ama bitmemis talihin kotu oyunu. Ikinci cocugu on gunlukkenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif anasinin memesi agzina tikanarak olmushttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ardindan da karisi yanasmalariyla evden kacmis. Bu olay cok koymus Veysel'e. Daha dertli olmus ve iyice icine kapanmis. Karisi koyup gittiginde bir kizi varmis Veysel'in. Daha bir yasini bile bitirmemis. Iki yil kucaginda gezdirmis Veyselhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ne care o da yasamamis. Bu siralar Veysel'i yeniden evermisler. Bu karisi cocuk vermis Asiga. Biri olmushttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif iki oglanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dort kizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif altisi sag. Onlar da 18 torun vermis Veysel'e.

suzim
16-12-2009, 00:39
Asik Veysel Cumhuriyetin Onuncu ylldonumune rastlayan 1933 yilina kadar baska ozanlarm siirlerini calip soylemis. Kendi deyislerini soylemekten utanir cekinirmis. O ylllarda sairlerimizden rahmetli Ahmet Kutsi Tecer tanimis Veysel'i. Onun isik tutuculuguyla Veysel'in siirleri aydinliga kavusmus. Veysel; sairliginin gelismesinde Tecer'in buyuk yardimlarini gordugunu soylerdi her zaman. Veysel'in gun isigina clkan ilk siiri Gazi Mustafa Kemal Pasa icin soyledigi: "Turkiye'nin ihyasi Hazreti Gazi" misrasiyla baslayan siirdir. Bundan sonra butun yazdiklarini calip soyler olmustu. 1933 yilina kadar koyunden disari hemen hemen hic cikmadigi halde; bundan sonra butun yurdu dolasmis yurdunun cesitli sehirleriyle kasabalarini koylerini yakindan tanimistir. Halk ozanlarindan en cok Karacaoglan'i Yunus'u Emrah'i Dertli'yi severdi. Cagimizin ozanlarindan Ahmet Kutsi Tecer'in ayri bir yeri vardı Veysel'de. Onun araciligiyla Koy Enstitulerinde bir sure saz ogretmenligi de yapmisti Veysel. Sirasiyla Arifiyehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Hasanoglan Cifteler Kastamonu Yildizelihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Akpinar Koy Enstitulerinde bulunmustu. 1952 yilinda istanbul'da buyuk bir jubilesi yapllan Aslk Veysel'e 1965 yllinda Turkiye Buyuk Millet Meclisihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif "Anadilimize ve Milli Birligimize yaptığı hizmetlerden dolayi" ozel bir kanunla vatani hizmet tertibinden aylik baglamisti.


Veysel'in bir baska ozelligi daha vardi; koyunde ve cevresinde ondan once bir tek meyve agaci olmadigi haldehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Sivrialan'da ilk meyve bahsesini o yetistirmisti. Hem oyle bir bahce kihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif icinde elmadan kaylslyahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kirazdan cevize kadar turlu turlu meyve ve cicek vardl. Veyselhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kardeslerinin yardimiyla bu bahceyi yapmaya basladigi zaman koyluleri "Atalarimiz bunca yil boyle bir is yapmamislarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif su kor adam onlardan iyi mi bilecek ki boyle ise kalkisti?" demisler. Birkac yil sonra agaclar yetismishttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif meyve vermis. Koyluler onceki dediklerini hatirlayip utanmislar ve bu defa "O kor degilmishttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif meger kor olan bizmisiz diyerek Asik Veysel'i kutlamislar. iste boylesine uzage goren bir insandi o... Yetmis yil karanlik bir dunyada yasadi (ölümü 21 Mart 1973). Fakat karanlik gozlerindeydi yalnizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ici apaydinliktihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif siirleri de oyle... Halk siirimizin bu guclu ozani yarim yuzyili askin bir sure yazdiklariylahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif calip soyledikleriyle cevresine isiklar sacti. Sanirim simdi de mezarinda son uykusunu isiklar isinde uyuyordur. Yalniz cagimizda yasayanlar degilhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bizden cok sonra yasayacaklar da "Dostlar Beni Hatirlasin" siirini unutmayacaklar ve her zaman rahmetle anacaklardir.


Kaynak : Aşık Veysel

suzim
16-12-2009, 00:41
Türküler Türkü anlatır.. İşte bir Türk Halk türküsü ve hikâyesi...
"Yıldızlardan uruşansın.
Benim gibi perişansın
Yardan bana bir nişansın"


İSTANBUL


Bu Haberi yazıcı uyumlu göster
Kaynak : Heddam


Editör : Heddam 25 Kasım 2006 Cumartesihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif


Yıldız


Gine bugün yaralandım
İndim etrafı dolandım
Dertli canımdan usandım
Sana derler kervan kıran
Beller büken evler yıkan yıldız


Yıldızlardan uruşansın
Benim gibi perişansın
Yardan bana bir nişansın
Gine doğdu sarı yıldız
Mavi yıldız yıldız


Yine doğdu sarı yıldız
Yine doğdu mavi yıldız
Sana derler kervan kıran
Beller büken evler yıkan yıldız




Şöyle rivâyet ederler...


Yıldız (Erzurum Yıldızı)


Evvel zamanda Sivas ilinden bir kervancı Halep'ten mal getirir. Tam üç yıldır kervancılar yurtlarından baba ocaklarından ayrı düşmüşlerdir. Gurbet ilin kahrı üç yılın hasreti yüreklerinde. Kiminin yolunu anası-babası kimininkini sevgilisihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kimininkini de çocukları gözlüyor.


İçlerinden en genci kara yağızhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif uzun boylu bir delikanlı... adı VeyselVeysel'in bıyıkları daha yeni terlemiş...


Bunlar Halep'ten aylarca yol ala alahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif en sonundahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif karlı fırtınalı bir kış günü Sivas'la Kayseri arası yıkık bir Selçuk hanına kendilerini zor atarlar... Handa gecelemeğe karar veri yüklerini çözerler.. Bir insan çok uzaktan günlerce aylarca yol alarak yurduna yaklaşır. Yurduna yaklaştığı zamana kadar içinde o kadar rahatsız edicihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dürten bi duygu olmaz.. Vakta ki memleket kokusu insanın burnuna gelir içindeki hatıralar depreşir işte o zaman içinde kıyamet kopar... Bir şey durmadan seni oraya doğru çeker... "Ya bir kanat versehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ya bir kuş olsam..." dedirtir.


Sivas çok yakındı. Kervancılar yerlerinde duramıyorlardı. Akşam oldu. Yataklarını serip içine girdiler... Ama hiç birini uyku tutmuyordu. Veysel'in nişanlısı.. Nişanlı olduğu gibi Veysel'in gözünün önünde.. "Yatamıyorumhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hayal meyal düşlerden.."


Veysel iki de bir yatağından kalkıphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ışıdı mı diyehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif doğudan yana bakıyor.. Veysel bir türlü yatakta duramıyor... Sabahhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir olsa! Şimdihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif geceden yola çıkılmaz mı? diyor Veysel... Kar kar... Allah'ın belası bir fırtına var.


Gün ışımadan öncehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif doğudahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif tam günün doğacağı yerde bir yıldız gözükür. Sabah yıldızıdır o.. Sabah yıldızı gözükünce yola çıkılır.. Sabah yıldızı bir gözükse.. Bu gecehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir gece değil; karanlık bir yıldır.

suzim
16-12-2009, 00:42
Veysel sevinçle çoktan beri durup seyrettiği doğuda kocaman yalp yalp ışıyan bir yıldız görüyor.. Delicesine bağırıyor:


"Sarı yıldız... Mavi yıldız..."


Telaşla kervanı yüklüyorlar.. Kar savuruyor.. Geceye ve sarı yıldıza kar yağıyor.. Gece ve sarı yıldız üşümüş. Kervan yola düşüyor.. Kervancılarsa sevinç.. Geceye kara sarı yıldıza karşı şarkılar söylüyorlar.. "Bir bulut oynadı Sivas ilinden.. Ucu telli mektup geldi gelinden.." Yarın Sabah Sivas'ta olacaklar.. Veysel'i sorsanızhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Veyselhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kervandan belki beş yüz metre ilerde.. Atıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ağaçlar boyu yüklemiş karı göğüslüyor.. Athttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bazan yorulup bazen yavaşlıyor.. Veysel atı öldürecek gibi.. Veysel atı kırbaçlıyor.. Bir hayli yol alıyorlar.. Karhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif arada açılıphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ortalık süt liman oluyor ve Sarı yıldız oturmuş oraya.. Sarı yıldız.. Sarı yıldız.. Sarı yıldız çoktan kaybolmalıydı.. Gün doğmalıydı çoktan dağların ardından. Tan yıldızı ışımışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ışıdı demekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif biraz sonra gün doğacak demektir... Gün nerelerde?


Kar daha savuruyor... Fırtına döndürüyor.. Bir zaman geliyor ki kervan toptan kara gömülüyor. Zar-zor kervanı kar altından çıkarıyorlar.. İçlerinde kimisi "dönelim!" diye ayak diriyor.. Ötekiler dinlemiyorlar... "İşte sarı yıldız. Biraz sonra nasıl olsa gün doğar..." ve dönmüyorlar. Githttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif git! Sarı yıldızın bir türlü kaybolduğuhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif günün doğduğu yok.


"-Biz uykuluyuz da onun için zaman bize çok uzun geliyor. Nasıl olsa biraz sonra gün doğacak." diyorlar.


İçlerinden hiçbirinin aklına bu yıldızın tan yıldızı olmayacağı gelmedi.. Gözleri yıldızda.. Boyunahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kara bata çıka yol alıyorlar.. Sivas ovasının kar altındaki uçsuz bucaksız düzlüğühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gidiyorlar gidiyorlar bitmiyor... Aklı başında eski kervancılar felaketi sezinliyorlar. Kervancıbaşıyahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Veysel'ehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif daha öteki gençlere: "Dönelim!" diye yalvarıyorlar.. Kervancıbaşı da genç.. Veysel'in yüreğindeki aşk da gittikçe ateş alıyor.


Veyselhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif arkadaşlarına yıldızı gösterip: "Hepiniz bilirsiniz ki yıldız doğduktan sonra gün ışır..."

suzim
16-12-2009, 00:43
Arkadaşları ne desinler!.. Bu yıldız doğduktan sonra gün ışır. Ama yıldız ne zamandan beri orada öylecene duruyor... Ne gün ışıyor ne bir şey.. Bir kaç kere dönecek oluyorlar dönseler nereye dönecekler.. Çarnaçar gidiyorlar... En sonunda gide gide şimdiki "Kervankıran" dedikleri yere varıyorlar. Ve orada bir tipi başlıyor; görülmedik. Kar tepeden tepeye savuruyor. Sarı yıldız tipinin arkasında.. Ve neden sonra gün usuldan usuldan karşı dağın arkasından gözüküyor. Kervan nerede? Kervanı koydunsa bul!


Bahar geliyor.. Bahar gelip toprak kabarıyor.. Çimenler yeşerip karlar eriyor.. Kervan kırandan geçen ilk yolcu atı eşeği katırı develerihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif insanları ile bir kervanı oradahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kara toprağa üst üste yığılmış buluyor... Bütün kervan üst üste yığılmış.. Yalnız beş yüz metre ileridehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif toprağa boylu boyunca uzanmışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif atın dizginleri elindehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ileri doğru uçar gibi yatıyor... Üstüne de yeşil sinekler inip kalkıyor... Ve onları yerlerinden bir santim bile ayırmadan oldukları yere atıylahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif katırıylahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif eşeğiyle gömüyorlar.. Kervankıran dedikleri yerden geçersenizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif mezarları görürsünüz.. Veysel'in topluluktan ayrılmış mezarıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif daha ileri doğru uçar gibidir..


Ve bu olay üstüne Anadolu insanlarıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif türlü türlü türküler çıkarmışlardır. Bu türküleri şairlerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif şair olmayanlarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif olayı kim duyup ta yüreği yandıysa ver yansın etmiş Kervankıran üstüne.. Az daha unutuyordum.. O yere Kervankıran dedikleri gibihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif o yıldıza da "Kervankıran yıldızı" demişlerdir.. Hangi Anadolu köylüsünehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif "Bana Kervankıran yıldızını göster" dersenizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hemencecik size gösterir...


Arkasından da bu olayı anlatır.

suzim
16-12-2009, 00:44
Gelin Gelir Karşıya

Gelin baba evinden çıkıp oğlan evine geldiği zaman bu türkü ile karşılanır.


Aşık Şeref Taşlıova - Çıldır Gelin Gelir Karşıya

Gelin gelin gelin gelir karşıya
Gelinin çeyizini nöker taşıya
Sizin kızı aldım bizi paşaya

(Bağlantı)
Deyirem abey toyun mübarek olsun
Sağdıcı solducu mirim var olsun
Deyirem ay kız toyun mübarek olsun
Sağdıcı solducu mirim var olsun

Gelin gelin gelin çıkar oyuna
Kurban olam göğsündeki nişana
Her tarafa düzülüptü bir bana

Bağlantı

Aşık Şeref Taşlıova - Çıldır

suzim
16-12-2009, 00:44
Esen Yel Gocalttı Beni

Sabri Şimşekoğlu Kars-Arpaçay’dan İstanbul’a göç eder. Yanında yetiştirdiği Turan Araboğluhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Kars-Arpaçay’da kalır. Yıllar sonra usta çırak karşılaşırlar. İşte bu karşılaşma anındahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif usta ile çırağın sohbetini dinliyoruz.

Turan Araboğluhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Aşık Sabri Şimşekoğlu’nun çırağıdır. Çırak usta arası bir sohbet olaydır. Halk yazınında böylesi söyleşiler de vardır.


Sabri Şimşekoğlu - Arpaçay Esen Yel Gocalttı Beni

(Turan Araboğlu)
...

(Aldı Sabri Şimşekoğlu)
Dinle beni Arapoğlu
Gurbet el gocalttı beni
Artık gidip gele gele
Bitmez yol gocalttı beni

(Aldı Turan Araboğlu)
Usta senden ayrılalı
Gözyaşlarım nehir oldu
Haram oldu yemek içmek
Bal kaymağım zehir oldu

(Aldı Sabri Şimşekoğlu)
Yeşerdimi sıla dağı
Ecep soldumu yaprağı
Bizim elden bana doğru
Esen yel gocalttı beni

(Aldı Turan Araboğlu)
Bir müşküle döndü halım
Gurbet elde soldu gülüm
Yirmide büküldü belim
Beni yıkan kahır oldu

(Aldı Sabri Şimşekoğlu)
Şimşekoğlu usandığım
Sıla aşkına yandığım
Kenarında yıkandığım
Goca göl gocalttı beni

(Aldı Turan Araboğlu)
Turan ağlar yana yana
Hasretlik kar etti cana
İstedim gidem vatana
Günü günden tehir oldu

Sabri Şimşekoğlu - Arpaçay

suzim
16-12-2009, 00:46
Erisin De Dağların Karı Erisin


Erisin ya! Erisin de sular düz ovayı bürüsün. Cümle alem de baharı geçip yaza ulaşsın... Yaylaya yürüsün. Eee n'olacak cümle alem yaylaya yürürse? Hüseyin de Emine'yi alıp kaçacak. Yani eskilerin deyişiyle ölme eşeğim yaz gelsin!...


Emine bir köy kızı... Ama köyün varsıllarından. Hüseyin de aynı köyden... Ama yoksul. Aynı havayı soluyorlar. Aynı pınardan su içiyorlar. Ama biri varsıl. Öteki yoksul. Ne ki Hüseyin'le Emine birbirine vurgun. Emine için ya Hüseyin olur; ya da hiç kimse. Hüseyin için de varsa yoksa Emine. Neden derseniz diyelim! Bir gün sığır sürerken köy meydanında göz göze gelmişler. Bakışmışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gülüşmüşler. Sonra da ıpılık bir dostluk başlamış. Arada bir buluşup kavilleşmişler. Hüseyin yüzünü kızartıp Emine'yi babasından istetecek. Olursa olur; olmazsa Emine'nin bohçası hazır olacak. Yani ki kaçacaklar. Köyden hatırlı üçbeş emmi dayı. Köyün imamı öğretmeni muhtarı... Herkes Hüseyin'i seviyor. Emine'yle evliliğine yardımcı olmak istiyor. Ama ne mümkün? Emine'nin babası: "Yahu gerçekten Hüseyin efendi çocukturhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif çalışkandırhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif dürüsttür. Verdim gitti!" der mi ki!. Demez. İlkin hoşgeldinizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif beşgittiniz. Sonra da: "Ey imam efendihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ey öğretmenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ey benim güzel muhtarımhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bu işin oluru var mı? Ne zahmet edip geldiniz. Hüseyin kimhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ben kim? Sizin bu iş için gelmeniz bile benim kredimi düşürür. Davul dengi dengine vurur... herkes yoluna gitsin" der.


Emine derseniz telaşlı... Babası yok dersehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bohçası hazır. Anasına demiş zaten. "Ölürüm de Hüseyin'den başkasına varmam. Ya Hüseyin; ya hiç kimse!" Gözü kulağı da babasının vereceği yanıtta. Bir yandan kahve cezvesini sürmüş ateşe; öte yandan gözü kulağı içerde konuşulanlarda... Kahve tepsisi titriyor elinde. Ya babası yok derse. Vermem derse. Giriyor içeri... Sırayla kahve sunuyor konuklara. Ama durum iyi değil. Babasında surat bir karış. Emine içeri girincehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif konuşmalar kesiliyor. Bir şey duymuyor. Ama durumun iyi olmadığı da açık.


Çok geçmedenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif konuklar ayaklanmış. El sıkışıp gitmişler. Babası cin atında. Açıyor ağzını yumuyor gözünü. "Köyde örf kalmadı. Düşünce sıfır! Ulan Hüseyin kim oluyor da benim kızımı istiyor. Hüseyin kendi karnını doyursun ilkin. Tövbe tövbe!" deyip dolanıyor evin içinde.


Hüseyin sonucu duyuncahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif deli koyunlara dönmüş. N'apsa ki! Emine'yi kaçırsa nereye gider ki! Kışın ortası. Yol-bel kar altında. Hele bir yaz olsun. Karlar erisin. Akan sular düz ovayı bürüsün. Cümle alem yaylasına yürüsün. Koyunlar koça karışsın. Ak kuzular melesin de ondan sonra gidelim. Nedeni de sığınak meselesi... Hiç değilse birkaç ay sığınacak yer gerek. Bu kışın ayazında kime sığınırlar ki... Yaz olsahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bir tarlaya ırgat olurlar. Bir sürüye çoban. Kafalarını sokacak bir yer bulurlar. Sabır gerekli. Şunun şurasında ne kaldı ki kışın bitmesinehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif karların erimesine.

suzim
16-12-2009, 00:48
İyihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hoş ama Emine'nin babasının kulağına da kar suyu kaçmış bir kez. "Kızın vakti geldi. Hayırlı bir kısmet çıksa da başını bağlasak... Al duvağıyla gelin etsek" diyor Emine'nin anasına... Ne desin anası... "Aman ha herif... Kızın kanlısı olma. O Hüseyin'den başkasına varmam diyor" diyemez ki. Derse dayak hazır. "Demek öyle hal. Deyip değneği almaz mı eline". Hem de nasıl... Ana suspus! Sanki o kızı o doğurmamış. Hiç söz hakkı yok... Onun için bir yabancı sanki. Susup dilini yutuyor. Emine telaşlı. Durmadan haber salıyor Hüseyin'e. "Karı kışı bıraksın götürsün beni. Yoksa geç kalacak" diyor. Korkusu da gelip gidenlerin çokluğu. Ya bunlardan birisi kendisini istemeye geldiyse. Ya babası "Verdim gitti" derse. Sanki içine doğmuş Emine'nin. Iraklardan bir atlı gelmiş. Atın terkisindeki heybe armağan dolu. Anasına ayrıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif babasına kendisine ayrı armağanlar. Belli ki varsıl. Atı da bakımlı. İlkin atın sırtındaki heybeyi omuzlamış konukhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sonra da atı ahıra çekmişler.. Selam verip selam almışlar. Bir yorgunluk kahvesi içilmiş. Tabakalar açılıp tütünler sarılmış. Laf lafı açmış gelip Emine'ye dayanmış. "Bak değerli ağam... Bunca yolu bu karda kışta tepip neden buralara geldin diyeceksin. Elini öper bir oğlum var bilirsin. Gözümün nuru tek oğlum.


İyi çocuktur. Hatırlıdır. Yol yolak bilir. Yakışığı yerinde gücü kuvveti iyidir. Ehh mal mülk dersen şükür Allaha kimseye muhtaçlığımız yok. Tarla takım koyun sığır... Çok şükür! Ne var ki zamane bozuk... Şöyle temiz süt emmiş biriyle başgöz edelim dehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif gözümüz arkada kalmasın dedik. Varıp kapına geldik. "Hee" dersen gerisini düşünme... Başlıkmışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif takıymış düğün dernekmiş... Ne derseniz o olur"


Emine'nin babası içten içe seviniyor. Gönlüne göre bir dünür çıktı diye... Hatırlı insan. Mal mülk de yerinde. Ee... üç köy uzaktaymışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ne çıkar. Kız dediğin nasıl olsa yabana gidecek.. Ha bu köyhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ha o köy! Bunları geçirmiş içinden. Ama renk vermemiş.. "Ağam sağolasınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif var olasın. Bizi belleyiphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kapımıza gelmişsin. İyi. Hoş. Ama bi yol düşünelim de haber salalım sana.." demiş. Yenmişhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif içilmiş.. Baş köşeye serilen yatakta geceyi geçiren konukhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ertesi gün geldiği gibi atına atlayıp yola düşmüş. Emine'de yürek selanik. Alıyorhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif veriyor; veriyor alıyor. Varıp anasına: "Ana bak ben sana demiştim. Hüseyin'den başkasına varmam. Sakın ola bu işe he demiyesin" diyor. Diyor dahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif anasını dinleyen kim. Babadan söz düşer mi. "Tam da bize layık bir aile. Malı mülkü yerinde. Başlığı dahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ne istersen veririm dedi. Gerisi can sağlığı.. İşi uzatmaya gerek yok... Haftaya haber salalım.. İstemeye gelsinler."

suzim
16-12-2009, 00:48
Anonim - Beypazarı

Erisin De Dağların Karı Erisin

Erisin de dağların karı erisin
Akan sular düz ovayı bürüsün
Cümle alem yaylasına yürüsün
Ak kuzular melesin de gidelim

Aman da Eminem nasıl ettin bu işi
Bitmedi ki dağ yolların kışı

Pazarcılar gelir pazardan düzden
Sırtındaki gömlek ketenden bezden
Nasıl ayrılırım sen gibi kızdan

Aman da Eminem nasıl ettin bu işi
Bitmedi ki dağ yolların kışı

Yazı yazdım ottan pınar başına
Neler geldi şu gençlikte başıma
Felek zehir kattı tatlı aşıma

İfaden de doğru söyle Emine
Mahkemede kurtar beni Emine

Anonim - Beypazarı

suzim
16-12-2009, 01:01
Kozanoğlu Avdan Gelir

Türkülere kahraman olan Kozanoğluhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Afşar’ların Kozanlı oymağının reisi olan bir ailedendir. Bu oymak önceleri Karamanoğulları’nınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif sonradan da Osmanlı Devleti’nin maiyetinde bulunuphttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Kozan havalisinin idaresini yürütüyordu. Kozan dağlarındaki Varşak’lar (Varşak aşiretinden olanlar) bunların piyadesihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Çukurova’daki Avşar’ lar ise süvarileri idiler. Kozanoğulları bu havalide uzun müddet hüküm sürdülerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifhalkın hak ve hukukunu iç ve dıştaki saldırganlara karşı korudular. Orta Anadolu derebeylerinden Çapanoğlu Süleyman Bey’ in Kozan bölgesini istila için gönderdiği askerler Yusuf Ağa tarafından perişan edildiği gibihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifbir müddet sonra Mısırlı İbrahim Paşa’ nın Kozan’ı almak için gönderdiği askerler de dağlarda Kozanoğlu Mehmet Bey’ in kuvvetleri tarafından yenilgiye uğratıldı. Yusuf Ağa’ dan sonra Ali Bey’ in oğlu Mehmet Bey Kozan Beyliğine geçtiler. Kozan Beyliği gittikçe kuvvetleniyordu.
1882 senesinde Sultan Aziz zamanında Sadrazam Ali Paşa’nın Kozan Beyliği’ni ortadan kaldırmaya karar vermesi üzerine Derviş Paşa kumandasında “İslâhiye Fırkası” adı altında bir kuvvet teşkil edip Kozan’a gönderildi. Ahmet Bey ile Yusuf Bey ve Kozan hanedanına mensup diğer beylerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Halil Beyhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ali Bey ve Hüseyin Bey’ler devlete bağlılıklarını hemen bildirdiler. Ahmet Bey’ e Kütahya Valiliğihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif diğer beylere de birer memurluk veya maaş verilerek dağıtıldı. Kozan bir sancak haline getirildi. Kozanoğlu Yusuf Ağa Sivas’ta oturmaya memur edildiğinden muhafız askerleri himayesinde yola çıktı. Fakat aşiretlerinden bir kaçı yolunu kesip onu muhafız askerleri elinden aldılar. Yusuf Ağa durumu değerlendirmek istedi. Kozan’a gelerek bütün aşiretleri isyana kaldırdı. Bunun üzerine Müşir Derviş Paşahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif İsmail Paşa kumandasındaki bir müfrezeyi Yusuf Ağa üzerine gönderdi. Kısa bir çatışmadan sonra Yusuf Ağa esir düştü ve astırıldıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif taraftarları da dağıtıldı.

suzim
16-12-2009, 01:01
Küçükten Görmedim Ana Kucağı
Ali Ercanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Kara Kaş Gözlerin Elmas ve Niğde Türküleri adlı kitabında “Mustafa Songur” isminde bir kişiden dinlediği bu türkünün hikayesini aynen şöyle anlatmaktadır:
“Bir buçuk asır evvelden beri Niğde’nin Dikilitaşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ferhenkhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Kavlaktepehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Badamderesi ve Çamardı köyleri arasından Ulu yol diye bir yol geçer. O tarihlerde Erzurum’dan hareket eden kervancı bu yolu takiben Suriye’ye kadar giderhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifSuriye’den kalkan bir kervancı http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifİstanbul’a kadar yine bu yoldan geçermiş. Kervancıların dinlenme yeri ise Adanahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifPozantı’yı geçtikten sonra Ferhenk köyündehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifşimdiki içmecenin bulunduğu muhitte öz dedemin yaptırmış olduğu handa konaklarlarmışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif veyahutta aynı muhite bir saat mesafede bulunan eski ismi Enehilhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif şimdiki ismi Dikilitaş olan köyde konaklarlarmış. O zamanda Kanlı Bulduruç diye anılan semtte her iki yönden gelen kervancı kış mevsiminde birkaç ölü verirlermiş. Şiddetli bir kış mevsiminde zengin iki kervancı kardeşhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifSuriye’den hareket ederek Bulduruc’a gelir ve orada şiddetli bir tipiye tutulurlar. Kardeşlerden biri tipide boğulur ve ölür. Kardeşini kaybeden diğer kervancı ölen kardeşinin üzerine kapanır ve bu türküyü yakar.”

suzim
16-12-2009, 01:04
Zeynebim Oturmuş Taşın Üstüne

Bu havalarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif "kadınlar çapa çapalarken veya afyon sakızı alırkenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif söylemek için kadınların kendi aralarında ibda ettikleri" havalardır.


Fethiye Korkmaz - Ilgın


Zeynebim Oturmuş Taşın Üstüne

Zeynebim oturmuş taşın üstüne
Taramış zülfini kaşın üstüne
Sen neler söylersen başın üstüne

Zeynebim Zeynebim allı Zeynebim
Üç köyün içinde namlı Zeynebim

Zeynebim oturmuş ayna dizinde
Sevdalar okunur ela gözünde
Zeynep bu güzellik var mı soyunda

Zeynebim Zeynebim allı Zeynebim
Üç köyün içinde namlı Zeynebim

Zeynebim oturmuş gül ile oynar
Taramış kakülü telile oynar
Seher uykusunda yel ile oynar

Zeynebim Zeynebim allı Zeynebim
Üç köyün içinde namlı Zeynebim

Zeynebin evinde taş ben olaydım
Ela gözün üstünde kaş ben olaydım
Zeynebim yalnızdı eş ben olaydım

Zeynebim Zeynebim allı Zeynebim
Üç köyün içinde namlı Zeynebim

Fethiye Korkmaz - Ilgın

suzim
16-12-2009, 01:04
Oy Benim Sevdiceğim

Son kıtadaki üçüncü mısra:

Bu mısranın aslında "Emir ver İsmet Paşa" şeklinde olduğuhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ancak derleme esnasında (yasaklandığından veya çekinildiğinden) bu şekilde söylendiğihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif M. Sırrı Öztürk tarafından belirtiliyor.

Bağlantınnı ilk dizesi:

M. Sırrı Öztürkhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif "Leoza meldamiye" ifadesininhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif "Seni seviyorum" demek olduğunu ifade etmekle birliktehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Kuzguncuk Rum Kilisesi'nin zangocunun oğlu Bilego Beyhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif böyle bir tabire rastlamadığını söylemiştir.

Bağlantının ikinci dizesi:

Bilego Beyhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif "Ela ela" ifadesinin "Gel gel" demek olduğunu belirtmiştir.

Bağlantının son dizesi:

İskefiyehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Trabzon Çarşıbaşı'nın eski adıdır. M. Sırrı Öztürk'e göre o yıllarda İskefiye'de o kadar güzel Rum kızları varmış ki güzellikleri başa bela imiş.

Kaynak: Kemençenin Ordinaryüsü Picoğlu Osman - Sey¤¤¤¤ah Çiçek


Bicoğlu Osman - Giresun
Oy Benim Sevdiceğim

(ey) Oy benim sevdiceğim
Balınan karışığım
Böyle mi sevdiceğim (de)
Seninle konuşuğum

Leoza meldamiye
Ela ela Magdalena
İskefiye yedi bela

(ey) Gökte yıldızları
Sayalım elli elli
Şerefli Tirabzon’u (da)
Tapuladık besbelli

Leoza meldamiye
Ela ela Magdalena
İskefiye yedi bela

(Ey) Birazacık dar oldu
Zıpkamın bacakları
Sebep olanın bize (de)
Yıkılsın ocakları

Leoza meldamiye
Ela ela Magdalena
İskefiye yedi bela

(ey) Yükledim sandalımı
Taktım küreklerini
Yakar mısın bayanım (da)
Yanmış yüreklerimi

Leoza meldamiye
Ela ela Magdalena
İskefiye yedi bela

(ey) Diman diman üstüne
Ben de diman olayım
Aç da gel kollarını (da)
Bayanım dolanayım

Leoza meldamiye
Ela ela Magdalena
İskefiye yedi bela

(ey) Kalk gidelim gidelim
Aldı duman dağları
Kurudu dudaklarım (da)
Ben yalvarı yalvarı

Leoza meldamiye
Ela ela Magdalena
İskefiye yedi bela

(ey) Oy duman kara duman
Yol ver güneşi yansın
Hop hop hop
Seven seveni alsın

Leoza meldamiye
Ela ela Magdalena
İskefiye yedi bela

Bicoğlu Osman - Giresun

suzim
16-12-2009, 01:05
Zehle Gelin

Afyonkarahisar’ın söz ve ezgi yönünden etkileyici ve duygulandırıcı türkülerinden biri de Zehle Gelin Türküsüdür.

Yaklaşık elli yıl önce yaşlı kadınlarımızın öyküsünü anlattığı ve ezgisini seslendirdiğihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yıllarca dilde dile dolaşmış bu türkühttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yöre halkını hüzüne boğan acıklı bir olay sonrası yakılmıştır.

Afyonkarahisar’ın eski gelenek ve göreneklerine göre iki gencin evlenmeleri görücü usulüyle yapılmaktaydı. Yeni evlenen gelin evde bulunan eşinihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif anne ve babasının tutum ve davranışını haliyle bilemez.

Evlenen yeni bir gelin hamile kalınca aşerme devresine girer. Kendisinde bazı yiyeceklere karşı aşırı istek belirirhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif canı çeker. Hatta bu arzusu mevsiminde bulunmayan yiyecekleri dahi içerir ve onu yiyemediği sürece huzursuz olur. Bu durumu bilen etrafındakilerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif hamile olanın hemen isteğini yerine getirmeye özen gösterirler.

Bundan tahminen doksan yıl önce ilimizde Zeliha adındaki bir kız davranışlarıyla çevresine kendini sevdirmiş. Halk ağzıyla Zehle diye hitap edilirmiş kendisine.

Evlenme çağına gelen Zehle’yi anne ve babası görücü usulüyle evlendirirler. Dediğimiz gibi gelin evdekileri kısa sürede tanıyamaz. Disiplinlihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif asabi bir kayınvalidesi olduğunun farkında değildir gelin.

Bir gün kaynanası kendilerine ait bağlarından asma yaprağı getirerek büyük bir ustalıkla sardığı ve pişirdiği yaprak sarmasını dolaba koyar ve bağa gider. Yaprak sarması akşam olunca birlikte yenilecektir.

Aşerme devresinde olan Zehle gelin çok lezzetli olan yaprak dolmasını evin içerisinde gide gele akşama varmadan bitirir. Tencerenin içinde birkaç tane daha kalmış dolmayı yerken üzerine kaynanası geliverir. Mutfakta gelinin dolmayı yediğini ve bitirdiğini görünce aniden sinirlenirhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif eline geçirdiği mısır sopası ile Zehle gelini dövmeye başlar.

Kaynana sopasına dayanamayan gelinin acıyla bağırmasına komşuları koşup geldiklerinde gelin kız bayılmış ve kanlar içinde yerde yatmaktadır.

Kaynanasının elinden gelini kurtarırlar ve yakınlarının yardımıyla odasına götürürler. Gerekli ilkyardım için kocakarı ilaçlarıyla tedaviye girişirler ama iş işten geçmişhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Zehle aldığı sopa bereleriyle düşük yapmış ve aşırı kan kaybından ötürü de ölmüştür.

Bu acıklı olay karşısında genç geline bu ağıt yakılmıştır.

Kaynak: Nazım Bursalıoğlu – Afyonkarahisar Yöresi Türküleri (Genişletilmiş ikinci baskı)http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Antakyahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif 1993http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Kültür Ofset

suzim
16-12-2009, 01:06
Alaaddin Anbanazlı - Afyon


Zehle Gelin

Biricik biricik tükenmez sandım
Anama babama duyulmaz sandım
Üç günlük gelini dövülmez sandım

Hep mi yedin Zehle gelin dolmayı
Bir incecik mayhoş ile sarmayı

Kapının önünde hasır yayılı
Hasırın üstünde Zehle’m bayılı
Arkasından kaynanası bağırı

Hep mi yedin Zehle gelin dolmayı
Bir incecik mayhoş ile sarmayı

Kaynatası almış keçi budunu
Kaynanası almış mısır odunu
Duymadın mı kaynananın adını

Hep mi yedin Zehle gelin dolmayı
Bir incecik mayhoş ile sarmayı

Yoğurdu var al mavili çanakta
Benleri var al kırmızı yanakta
Anam babam mahkemede konakta

Hep mi yedin Zehle gelin dolmayı
Bir incecik mayhoş ile sarmayı

Bağımızın yaprakları göğ idi
Zehle gelin bu vakitler sağ idi
Evimizde bir topacık gül idi

Hep mi yedin Zehle gelin dolmayı
Bir incecik mayhoş ile sarmayı

Dolma kazanında elim kırıldı
Duyan duydu duymayanlar inandı
Arzuhalim İstanbul’a dayandı

Hep mi yedin Zehle gelin dolmayı
Bir incecik mayhoş ile sarmayı

Alaaddin Anbanazlı - Afyon

suzim
16-12-2009, 01:06
Mehriban (Dost Bağında)

Türkünün bir çeşitlemesi (büyük bir olasılıkla aslı) Ermenice olarak söylenmektedir. "Armenak Shahmuradian" adlı Ermeni müzisyenin sesinden 1912 yılında Paris'te kaydedilen aynı ezgili bir halk şarkısı bulunmaktadır.


Kamil Çiftçi - Iğdır Mehriban (Dost Bağında)

Mehribanım mehriban
Gel oyna çal oyna
Gözel oğlan gözel gız sen oyna

Dost bağında açılıp gül
Güle sarılıpdı bülbül
Gızları tahıp teline gül
Gelir sallana sallana

Mehribanım mehriban
Gel oyna çal oyna
Gözel oğlan gözel gız sen oyna

Dost bağında var alçalar
Tez çiçeklener alçalar
Toylarmızda gaydalar
Oğlan çalar kızlar oynar

Mehribanım mehriban
Gel oyna çal oyna
Gözel oğlan gözel gız sen oyna

Kamil Çiftçi - Iğdır

suzim
16-12-2009, 01:07
Koca Mustafa Türküleri 1


Koca Mustafa türküleri kimi zaman "Buhurcular" veya "Ince Memed" türküleri olarak da anılabiliyor. Çünkü Buhurcular Koca Mustafa'nın öldürülmesinde etkili olmuş bir Yörük aşireti. İnce Memed de Koca Mustafa'nın arkadaşlarından. Ancak vurulmasına yakın Koca Mustafa'dan ayrılmış birisi.


Cumhuriyetten önce Dinar'a bağlı Kırıklar (şimdiki adı Gökçek) köyünde şimdi Dazkırı'ya bağlı bir olaydan dolayı Koca Mustafa'nın anasını zaptiyeler önce Başmakçı daha sonra Dinar'a getirmişler. Götürürken de eziyet etmişler kadına Bunun üstüne gerek köydeki hasımları ve gerekse güvenlik güçlerine kin bağlamış ve dağa çıkmış Koca Mustafa. Yıllarca eşkiyalık yapmış. Sadece Dinar çevresinde değil Isparta-Burdur-Antalya-Denizli-Uşak çevresinde zaman zaman kırk atlıya varan bir grupla dolaşmış. Yanındaki adamları üstüne kendisi üstüne hikayelerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif olaylar anlatılır o yörelerde. İnce Memed Kareyserli (dayısı)http://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Şakir Efe en yakın adamlarından. Vurulduktan sonra bile bu yakın adamları hakkında değişik söylentiler dolaşmış durmuş.


Önceleri Buhurcular adlı Yörüklerle iyimiş araları. Sonradan bozulmuş. Kurtuluş Savaşı'nda da bazı Ege zeybekleri gibi katılmamış orduya. Güvenmemiş. Düşman kovulup da içteki pürüzlerin üstüne gidilince Koca Mustafa zorlanır olmuş. Ayrıca jandarmahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Buhurcularla işbirliği yapmış. Çevresindeki adamaları da yavaş yavaş bu işten soğumaya başlayıncahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif (bu konuda İnce Memed'le ilgili değerlendirmemize bakılmalı M.B.) zayıflamış koca Mustafa. Hatta İnce Memed'in: "Ayrılalımhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif herkes bir tarafa dağılsınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bu işin sonu yokhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif böyle giderse çabuk vuruluruz" diye arkadaşlarına öneride bulunduğu söylenir. Koca Mustafa'nın da bunu kabul etmediği söylenir. Bu görüş ayrılığı yüzünden İnce Memedhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Koca Mustafa'dan ayrılmış.


Koca Mustafahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bu arada Dinar'ın Karataş köyünden evlenmiş. O yöreye geldiği haber alınıncahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif jandarma ve Buhurcu yörükleri Dinar'ın Karataş köyü çevresinde kıstırmışlar kendisini. Sabahtan akşama kadar çarpışma olmuş. Koca Mustafa'yı bir çayın kenarında vurmuşlar. Koca Mustafa vurulunca çevresindekiler dağılmışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif kimisi yakalanmış. Vurulduğu tarih kesinlikle bilinmemekle birliktehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif 1925-26'larda olması mümkündür."


Koca Mustafahttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif halk arasında yaygın bir üne kavuştuğu için adına yakılan türküler de çoğalmış. İnce Memed türküleriyle bu türküler arasında bazı geçişmeler de olmuş. Koca Mustafa'nınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif İnce Memed'in kendisinden ayrılmasını sindiremediğihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif halkın da İnce Memed'in yenilgisini buna bağladığı anlaşılıyor.

suzim
16-12-2009, 01:08
Kaynak: Öyküleriyle Halk Türküleri (Notalı) - Hamdi Tanses (Saffet Uysal)


Nedret Gürcan - AfyonKoca Mustafa Türküleri 1

Virandır bahçenin gülleri viran
Ölür mü dünyada dengini bulan
Önünü koyup da sonunu sayan
Ölür de bir murada eremez
Beyler aman gidelim

Keklik öter yükseğinde kayanın
Gelin gider gölgesinde mayanın
Bu dünyada sevdiğini saranın
Gündüzü arife gecesi bayram
Beyler aman gidelim

Atımın başında püsküllü koza
Kanlarım karıştı toprağa toza
Elin nişanlısı yar m'olur bize
Ver elini kömür gözlüm gidelim
Beyler aman gidelim

Er sabahtan mavzerler takladı
Berberoğlu cenazemi bekledi
Mayser gelin kır atımı örkledi
Verin benim filintamı sırata
Beyler aman gidelim

Erenlerin türbesini taşladım
Bilmem sevap bilmem günah işledim
Öpim derken al yanaktan dişledim
Affetsinler benim suçumu
Beyler aman gidelim

Kır atıma bindim Çerkeş'ten geçtim
Kayalar dağında al kanlar saçtım
Elimde mavzer Dinar'ı bastım
Duymadın mı Kaymakam bey şanımı
Beyler aman gidelim

Nedret Gürcan - Afyon

suzim
16-12-2009, 01:08
Kesin Şu Fırat'ı

Zamanın birinde Hamo Dayıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Fırat Nehrini geçerek Urfa’da askerliğini yapmakta olan oğlunu ziyaret etmek ister. Fırathttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif insan ve hayvanların birlikte bindirileceği ilkel bir sal ile geçilecektir. Sala sabahın erken saatlerinde binilir. Ama nehrin tam ortasına gelindiğindehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif salda bulunan bir atın ürkmesi ile sal devrilir ve içindekilerle birlikte Hamo Dayı da boğulur. Ailesihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif olaydan habersizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif günlerce onun yolunu gözler. Ama bir gün kara haber köye ulaşır. Dövülmelerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ağıtlar başlar. Fırathttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Hamo Dayı gibi çok canlar yakmıştır.


Anonim - AdıyamanKesin Şu Fırat'ı

Kesin şu Fırat’ı bu yıl akmasın
Etrafına taşıt yakıp yıkmasın
Talihsiz babamı alıp gitmesin
Biricik yavruları yetim etmesin
Oy aman Fırathttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif zalimsin Fırat

Hainsin Fırathttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifdertliyim Fırat
Talihsiz babamı suda yitirdim
Zalim Fırathttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Bize ölüm getirdin
Taşındı Toprağımı Alıp götürdün
Biricik Yavrularımı Yetim Ettin

Yanar ataş oldun dert yüreğimde
Söyleyin siz bari dağlar ne deyim
Gönlüm gamda kaldı gözlerim yolda
Kederim kederime nasıl boyun eğeyim

Anonim - Adıyaman

suzim
16-12-2009, 01:09
[quote=suzim;569443]
Kesin Şu Fırat'ı



Zamanın birinde Hamo Dayıhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Fırat Nehrini geçerek Urfa’da askerliğini yapmakta olan oğlunu ziyaret etmek ister. Fırathttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif insan ve hayvanların birlikte bindirileceği ilkel bir sal ile geçilecektir. Sala sabahın erken saatlerinde binilir. Ama nehrin tam ortasına gelindiğindehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif salda bulunan bir atın ürkmesi ile sal devrilir ve içindekilerle birlikte Hamo Dayı da boğulur. Ailesihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif olaydan habersizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif günlerce onun yolunu gözler. Ama bir gün kara haber köye ulaşır. Dövülmelerhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ağıtlar başlar. Fırathttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Hamo Dayı gibi çok canlar yakmıştır.



Anonim - AdıyamanKesin Şu Fırat'ı


Kesin şu Fırat’ı bu yıl akmasın
Etrafına taşıt yakıp yıkmasın
Talihsiz babamı alıp gitmesin
Biricik yavruları yetim etmesin
Oy aman Fırathttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif zalimsin Fırat


Hainsin Fırathttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gifdertliyim Fırat
Talihsiz babamı suda yitirdim
Zalim Fırathttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Bize ölüm getirdin
Taşındı Toprağımı Alıp götürdün
Biricik Yavrularımı Yetim Ettin


Yanar ataş oldun dert yüreğimde
Söyleyin siz bari dağlar ne deyim
Gönlüm gamda kaldı gözlerim yolda
Kederim kederime nasıl boyun eğeyim



Anonim - Adıyaman




alıntı